T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/969 KARAR NO : 2026/369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/791 KARAR NO : 2022/1000 ASIL DAVA TARİHİ : 12.07.2017 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:16.10.2017 KARAR TARİHİ : 03.11.2022 ASIL DAVA : Menfi Tespit BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/1151 ESAS - 2017/1106 KARAR SAYILI DOSYASI: BİRLEŞE…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/969 KARAR NO : 2026/369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/791 KARAR NO : 2022/1000 ASIL DAVA TARİHİ : 12.07.2017 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:16.10.2017 KARAR TARİHİ : 03.11.2022 ASIL DAVA : Menfi Tespit BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/1151 ESAS - 2017/1106 KARAR SAYILI DOSYASI: BİRLEŞEN DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 13.03.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.11.2022 tarih ve 2017/791 Esas, 2022/1000 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 04.05.2023 tarih ve 2023/847 Esas, 2023/890 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVA İSTEM: Davacı vekili 12.07.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirket ile Çeşme'de bulunan otel işlerinin bir kısım inşaat yapım işlerinin yapılması için sözleşme yapıldığı, sözleşme kapsamında müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, eksik ve ayıplı ifanın söz konusu olmadığını, sözleşme kapsamında 190.000,00 TL bedelli teminat çekinin verildiğini belirterek çek sebebiyle borçlu bulunmadıklarını tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında Çeşme'de bulunan davalıya ait otelin bir kısım inşaat işlerinin yapılması için sözleşme yapıldığını, sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığında ödemenin yapıldığını, üzerine düşen yükümlülüğünün yerine getirildiğini, çekin teminat olarak verilmediğini, sözleşme kapsamında işin protokole uygun şekilde süresinde yerine getirilmediğini, bu hususta değişik iş dosyası ile tespit yapıldığını, eksik ve ayıplı ve hatalı imalatlardan kaynaklanan alacak haklarının saklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA İSTEM: Birleşen İzmir 2. ATM'nin 2017/1151 Esas - 2017/1106 Karar sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların aynı sözleşmeye dayanarak yapılan işler kapsamında bakiye alacaklarının ve sözleşme dışı yapılan işler sebebiyle oluşan alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Birleşen İzmir 2. ATM'nin 2017/1151 Esas - 2017/1106 Karar sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 25/09/2017 tarihli dosya kapsamına göre davacı şirkete yapmış olduğu işler karşılığının eksiksiz bir şekilde ödendiğini, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işlerini eksik, ayıplı ve hatalı yaptığını,davacının sözleşme dışı yaptığını iddia ettiği işlere ilişkin olarak hakedişinin hazırlamış, faturasını keşide etmiş ise bu sebeple alacaklı olduğunu tespit edebilecek durumda olduğunu, bu iddiasının afaki değerler ile hesaplanarak tespit edilmeye çalışıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 03.11.2022 tarih ve 2017/791 Esas, 2022/1000 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı şirketin, davalı şirket ile Çeşme'de bulunan otelin bir kısım inşaat yapım işlerinin yapılması için sözleşme yapıldığı, sözleşme kapsamında müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, eksik ve ayıplı ifanın söz konusu olmadığını, sözleşme kapsamında 190.000,00 TL bedelli teminat çekinin verildiğini belirterek çek sebebiyle borçlu bulunmadıklarının tespitinin talep edildiği, Tarafların aynı sözleşmeye dayanarak yapılan işler kapsamında bakiye alacaklarının ve sözleşme dışı yapılan işler sebebiyle oluşan alacaklarının tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre dosyamız ve birleşen dosya davacısının yapmış olduğu iş sebebiyle alacak miktarının 247.444,00 TL olduğu, davacı dava dilekçesinde sözleşme kapsamında yapmış olduğu iş bedeli olarak 300.000,00 TL talep ettiği, sözleşme dışı yapmış olduğu işler sebebiyle 50.000,00 TL talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre sözleşme dışı yapılan iş bedelinin 197.615,00 TL olduğu, HMK'nın 26. Maddesine göre taleple bağlı kalınarak sözleşme dışı yapılan iş bakımından 50.000,00 TL üzerinden karar verilmesi gerektiği, sözleşme kapsamında yapılan iş bedelinin 1.614.830 TL olduğu, davalı şirketin yapmış olduğu, 1.565.001 TL 'nin mahsubu ile bakiye iş bedelinin 49.829 TL olduğu, bu miktarın da davalıdan tahsili gerektiği anlaşıldığından taleple bağlılık da değerlendirildiğinde toplam 99.829,00 TL 'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacının iş yapım anlaşması kapsamında dosyamız davacısının teminat olarak vermiş olduğu 190.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız kaldığı, teminat fonksiyonunun sona erdiği anlaşıldığından; 2017/791 Esas sayılı dosyamız yönünden davanın kabulü ile, dosyamızda dava konusu edilen... Bankası ...şubesine ait 31/08/2017 keşide tarihli, 190.000,00 TL bedelli keşidecisi davacı şirket (...)olan, lehtarı davalı şirket (... ) olan çek sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Birleşen 2 ATM'nin 2017/1151 Esas sayılı dosyası yönünden, davanın kısmen kabulü ile, 247.444,00 TL 'nin sözleşme kapsamında yapılan iş bedeli için 49.829,00 TL sözleşme dışı yapılan iş bedeli bakımından taleple bağlı kalınarak 50.000.00 TL olmak üzere toplam 99.829,00 TL 'nin 16/10/2017 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ..... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, sözleşme kapsamında yapılan iş yönünden fazlaya ait istemin reddine, sözleşme dışı yapılan işler bakımından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına" dair asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 16.02.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davacı/borçlu arasında, müvekkili ait... ili, ... ilçesi, ... Mah., ... ada, ...parselde bulunan ... “...” Otel inşaatın dış cephe aluminyum doğrama, odaların elektrikli cam vb. işlerinin imalat ve montajına dair 01/03/2016 tarihli sözleşme akdedildiğini, davacı bu sözleşmeyi “sözleşmenin konusu” başlıklı maddede belirtildiği gibi “inşaatın tüm proje, şartname ve eklerini okuyup inceleyerek, işyeri ve çevresini, ulaşım, yerleşim fiziksel ve zemin yapısı ile genel olarak sözleşme konusu imalatı etkileyebilecek tüm riskleri, ihtimal ve koşullara vakıf olarak” imzaladığını, müvekkilinin yükümlülüklerinin tamamını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini sözleşme ve projelerde belirtilen teknik koşullara uygun olarak ek protokole uygun biçimde süresinde yerine getirmediğini, davacının yaptığı tüm imalatların sözleşme ve eklerine aykırı olduğunu, imalatlarda kullanılan malzeme ve ekipmanların sözleşme ve eklerine uygun evsaf, kalitede olmadığını, davacı iddiaları, mevcut bilirkişilerce incelenmeksizin hatalı bir karar verildiğini, davacı tarafın sözleşme konusu edimlerini süresinde ve sözleşmeye uygun ifa etmemesi ve ihtarname keşidesine rağmen bu eksik, ayıp ve hataların giderilmemesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle fesh edildiğini, dava konusu çekten dolayı davacı yanın müvekkili şirkete borcunun bulunmadığı şeklindeki mahkeme kararının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Birleşen dava yönünden istinaf nedenleri; Davacının sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirdiğini, hatta sözleşme dışı bir takım işleride ifa ettiği şeklindeki iddia ve bunu destekleyen bilirkişi raporları ve buna göre hazırlandığını, mahkeme kararı hukuka uyarlı olmadığını, davacının yaptığı tüm imalatlar sözleşme ve eklerine aykırı olduğunu, imalatlarda kullanılan malzeme ve ekipmanlar sözleşme ve eklerine uygun evsaf ve kalitede olmadığını, davacının yaptığı tüm imalatların eksik hatalı ve ayıplı olduğu bilirkişi raporu ve uzman raporu ile sabit olduğunu, davacının sözleşme dışı yapılan işlerin varlığını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından yazılı belge olmaksızın sözleşme dışı işlerin varlığını kabul ettiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamına göre hesap bilirkişilerince müvekkili şirketin hesaplarının yeterince incelenmediğini belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, asıl ve birleşen davanın tümüyle reddini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın aleyhe olan kısımların istinaf yolu ile kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Asıl dava, dava konusu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, eser sözleşmesi kapsamında yapıldığı iddia edilen işler ile sözleşme dışı işlere ilişkin bakiye iş bedeli istemi ile açılmıştır. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karar davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle istinaf edilmiştir. Bilindiği üzere, davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddesinde, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HMK'nın 150/5. maddesinde gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Başvuru harcı ile karar ve ilam harcına ilişkin açıklanan hükümler, 6100 sayılı HMK'nın 114/(2). fıkrasında, "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir. Yine yukarıda da açıklandığı üzere, 492 Sayılı Harçlar Kanununda, harcın alınması veya tamamlanması tarafların isteklerine bırakılmayıp, anılan hususun (istinaf edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceği düzenlenmiş ve buyurucu nitelikteki 492 Sayılı Harçlar Kanunun 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Somut olayda, taraflar arasında, 01/03/2016 tarihinde Çeşme'de bulunan otelin bir kısım inşaat yapım işlerine ilişkin eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin birim fiyatlı olduğu, işin teslim tarihinin sözleşme tarihinden itibaren 120 gün olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. 09/11/2016 tarihli ek protokolde ise teslim tarihi 12/02/2017 tarihi olarak belirlenerek gecikme yaşanması halinde gecikilen her gün için 2500 Euro cezai şart öngörülmüştür. Davacı yüklenici, sözleşme konusu işin tamamlandığını, davalının talebi üzerine sözleşme dışı işler de yaptığını ancak bakiye iş bedelinin ve ilave iş bedelinin kendilerine ödenmediğini, davalıya vermiş olduğu teminat çeki nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek asıl ve birleşen davayı açmıştır. Davalı iş sahibi ise, davacının işi zamanında teslim etmediğini, eksik ve ayıplar bulunduğunu, çekin teminat amacıyla değil eksik ve ayıplı iş bedeli olarak verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk olarak; birleşen İzmir 2. ATM'nin 2017/1151 Esas - 2017/1106 Karar sayılı dosyada dava, dava değeri 200.000,00-TL olarak gösterilerek dava açılmış olup eksik harç tamamlatılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, sözleşme ilişkisi bulunduğu ispatlanmış ise yapılan veya yapılmayan işlerin ne olduğu, fazla yapılan iş olup olmadığı; konusu hukuki işlem niteliğinde olmadığından, bu nedenle senetle ispat kuralına tâbi bulunmadığından tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Yargıtay İçtihatlarında sözleşme dışı iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 24/04/2017 tarih, 2016/1874E., 2017/1749K. sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 09/10/2015 tarih, 2015/948E.,2017/1749K. sayılı ilamı ) Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre sözleşme kapsamı dışında kalan ilâve işlerle ilgili vekâletsiz iş görme hükümlerinde, iş sahibinin yararına olan imalatların işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması, piyasa fiyatlarının içinde katma değer vergisi ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmemesi gerekir. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar sayılı ilamı, Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2017/15-2636 E., 2021/740 K. sayılı kararı). Bu durumda Mahkemece; 1-Eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/3378 Esas, 2017/2560 Karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere ayıbın ortaya çıktığı tarihe göre ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihteki mahalli piyasa rayicine göre (mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan belirlenecek miktara KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin) belirlenmesi gerekir. 2- Sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işlerin bedelinin 6098 sayılı TBK 526. ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca, imalâtın yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanan bu tutara KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan, ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin hesaplanması gerektiği dikkate alınmalıdır. 3-Sözleşme kapsamındaki işlerle birlikte ilave işler de yapıldığı açık olup, teslim süresi belirlenirken ilave işlerin yapılıp bitirileceği makul süre tespit edilmeli, bu süre ek protokol ile kararlaştırılan 12/02/2017 tarihine eklenerek teslim süresi tespit edilmelidir. 4-Asıl davada, davacı şirket, sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimini ifa ettiğini ve teminat senedinin bedelsiz kaldığını ve iadesi gerektiğini ileri sürmektedir. 09/11/2016 tarihli ek protokolün 2. maddesinde yüklenicinin işi 12/02/2017 tarihine kadar tamamlayarak teslim edeceği aksi halde gecikilen her gün için 2500 Euro cezai şart ödeyeceği hükmü mevcuttur. Menfi tespit davasına konu çek, sözleşmenin teminatı olup cezai şart alacağı da bu teminatın kapsamına girer. Ek protokolün 2. maddesinde düzenlenen cezai şart BK 158/2. maddesi uyarınca ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, davalı ihtarnamesinde bu hakkını saklı tuttuğundan, sözleşmeye göre işin teslim edilmesi gereken tarih (3 numaralı maddede belirtildiği şekilde tespit edilecek olan tarih) ile teslim edildiği tarih arasındaki cezai şart hesaplatılarak asıl davada dikkate alınması gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3586 Esas, 2022/1269 Karar sayılı ilamı) 5-Birleşen İzmir 2. ATM'nin 2017/1151 Esas - 2017/1106 Karar sayılı dosyada, dava değeri olarak belirlenecek miktar üzerinden yürürlükte olan harçlar tarifesi uyarınca hesaplanacak eksik peşin harcın ödemesi konusunda usulünce davacı tarafa süre verilmelidir. Belirtilen şekilde inceleme yapılması ve delil tespiti dosyaları ile uzman görüşü de değerlendirilip çelişkilerin giderilmesi için yeniden bilirkişi raporu alındıktan sonra, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bu aşamada davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. ve a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.11.2022 tarih ve 2017/791 Esas, 2022/1000 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından asıl ve birleşen dava için yatırılan toplam (3.244,75+1.704,85) 4.949,60-TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 6-Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yatırılan 492,00'şer TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.