T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1242 - 2025/1006 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1242 KARAR NO : 2025/1006 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine d…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1242 - 2025/1006 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1242 KARAR NO : 2025/1006 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ....ı'nın, .. Ltd. Şti.'nin... son tasfiye memuru olduğunu, bahse konu şirketin Diyarbakır Ticaret Sicili'ne .... sicil numarası ile kayıtlı iken uzun süredir faaliyette bulunmamakla birlikte, aktif bir şekilde çalışmaması nedeniyle 24/05/2022 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, ancak şirketin geçmiş faaliyetlerine ve ticari ilişkilerine dayalı olarak halen devam eden yargılamalar bulunduğunu, bu yargılamalar nedeniyle ilgili dosyalarda davacılara ihya davası açılması için mahkemeler tarafından süre verildiğini ve şirket hakkında ihya davaları açıldığını, ancak bu şekilde yapılan ihya işlemleri yalnızca dosya bazında etki doğurduğundan, yapılan işlemlerin gerek kamu gerekse de son tasfiye memuru açısından maddi külfete, zaman kaybına ve ayrıca hem taraflar hem de mahkemeler için gereksiz iş yüküne neden olduğunu, ayrıca son tasfiye memuru müvekkili olduğundan, açılan her davadaki vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin de müvekkiline yükletildiğini, şirketin halen derdest olan dosyalarının bir bölümünü dava dilekçesinde sunduklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince bir şirketin hukuki varlığının, özellikle devam eden davalar nedeniyle ihya edilmesinin mümkün olduğunu beyan ederek; ticaret sicilinden terkin edilen ... Ltd. Şti.'nin ihyasına, şirketin yeniden ticaret siciline tesciline, ihya ve tescil işlemlerinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın 6102 sayılı TTK'nun 547/1. maddesine dayalı şirketin ihyası istemine ilişkin olduğu, ihyası talep edilen.... Ltd. Şti.'nin 24/05/2022 tarihinde tasfiyesinin sonlandırılarak ticaret sicilinden terkin edildiği, Kanun metninde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa ... bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar" ihyanın istenebileceğinin düzenlendiği, genel olarak şirketin yeniden faal hale gelmesini sağlayacak şekilde kanun maddesinin geniş olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı, davacının belirsiz davalar için ihya talep etmekte güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, 6102 sayılı TTK'nun 547. maddesi dar yorumlanarak, şirketin yeniden faal hale getirilmesini amaçlayan ihya taleplerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedildiğini, söz konusu maddenin, lafzı ve amacı itibariyle geniş yorumlanmaya elverişli olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yorumun hatalı olduğunu, ilgili maddenin "ek tasfiye işlemlerinin zorunlu hale gelmesi" halinde şirketin yeniden tesciline imkân tanıdığını, davanın tüm dayanağının yalnızca 6102 sayılı TTK'nun 547. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin de hatalı olduğunu, davanın konusu bahse konu maddenin doğrudan karşılığı olmamakla birlikte, bu hususta kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı halde dahi hakimin kanun boşluğunu doldurma yönündeki kanundan doğan yetkisi göz önünde tutulduğunda, talebin yine hukuki bir kaşılık bulabileceğini, somut olayda usule uygun olmadan yapılmış bir tasfiye de söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkilinin son tasfiye memuru olduğu şirketin dosyalarının UYAP sisteminden sorgulanabileceğini, nitekim bu davaların bir bölümüne dava dilekçesinde yer verildiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, ortaklar kurulu kararı ile tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilen limited şirketin, dava ehliyetini sağlamak amacıyla şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasıdır. Dosya kapsamından, Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı dava dışı ... Şti.'nin 27/01/2022 tarihinde genel kurul kararı ile tasfiyesine karar verildiği, verilen bu kararın 02/02/2022 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ... sayılı nüshasında ilan edildiği, birinci, ikinci ve üçüncü ilanların ardından tasfiye süresi tamamlanan şirketin 24/05/2022 tarihli sayılı genel kurul kararı ile terkin edilmesine karar verildiği, işbu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 24/05/2022 tarihli ve ... sayılı nüshasında yayımlandığı, davacı vekilince eldeki dava ile şirketin ihyasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın m. 643(1) hükmündeki atıfla limited şirketler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanunun ''Şirket unvanının sicilden silinmesi'' başlıklı 545. maddesine göre, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. Bu istem üzerine silinme tescil ve ilan edilir. Yine 6102 sayılı TTK'nın ''Ek tasfiye'' başlıklı m. 547 hükmüne göre ise, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme, bu istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Pulaşlı Hasan; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket, ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122). 6100 sayılı HMK'nın m. 114(1)-d hükmünde açıkça düzenlendiği üzere, dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava şartları davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken şartlarıdır. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her gerçek ya da tüzel kişi bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 588. maddesine göre limited şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline tescil edilmiş olmaları şartına bağlıdır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde: Ek tasfiye geçici bir önlemdir ve yapılması gereken işlem sonuçlandırılıncaya kadar devam eder. Bu kural 6102 sayılı TTK m. 547(1) hükmünde açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle, söz konusu hüküm kapsamında genel ihya kararı verilmesi mümkün değildir. Ne var ki, davacı taraf dava dilekçesinde bir kısım somut dosya numaraları bildirmiştir. Davacı tarafın genel ihya talep etmesi mümkün değil ise de, son tasfiye memuru olduğu şirketin taraf olduğu somut derdest dosyalar bakımından ihya talep etmesinde hukukî yararı bulunmaktadır. Bu nedenle, davacı tarafın, dava dışı AB Sosyal Hizmetler İnş. Dan. Tic. Ltd. Şti.'nin son tasfiye memuru olması ve 6102 sayılı TTK m. 547/1 hükmü uyarınca ek tasfiye talep edebilecek kişilerden olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK m. 31 hükmündeki hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı taraftan dava dilekçesinde bildirdiği ve talebin çekişmesiz yargı işine ilişkin olması nedeniyle bildireceği somut dava dosya numaraları bakımından ihya talep edip etmediğinin sorulması, davacı tarafça somut dosyalar bakımından ihya talep edildiğinin beyan edilmesi hâlinde, söz konusu dava dosyalarının ilgili mahkemelerinden getirtilerek her bir dosya bakımından ihya şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm oluşturulması isabetsiz olmuştur. Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, davacı taraftan peşin alınan 615,40 TL istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davacıya istem hâlinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/10/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.