T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1261 - 2026/364 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1261 KARAR NO : 2026/364 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece …
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1261 - 2026/364 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1261 KARAR NO : 2026/364 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Kurumun, 233 sayılı KHK uyarınca kurulmuş bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanması işini ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden aldığını, özel güvenlik hizmetinde ihale edilen her bir yüklenici firmanın ihale konusu hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri kendilerinin belirlemekte olduğunu, söz konusu firmalarla yapılan sözleşmeler gereği işe alma ve işten çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun bu firmalara ait bulunduğunu, zaten işin doğası gereği de; ihale makamı olan müvekkili Kurumun, hizmet alımı için ihaleye çıkarak, söz konusu güvenlik işini ihale usulü gereği en uygun teklifi veren firmaya bırakmakta olduğunu ve bu firma da kendi çalıştırdığı işçileri ile bu hizmeti verdiğini, kendi işçileri açısından doğacak sorumlulukların da bu firma tarafından yerine getirilmesi gerektiğinin açık olduğunu, dava dışı .....ı'nın Diyarbakır 5. İş Mahkemesi'nin 2020/49 E. sayılı dosyasıyla açılan işe iade davasında verilen işe iade kararının Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2020/1029 E. sayılı dosyasında verilen istinaf kararı ile kesinleştiğini, kesinleşen işe iade kararına istinaden dava dışı işçinin davalı alt işveren firmaya yapmış olduğu başvuruya rağmen dava dışı işçinin işe başlatılmaması üzerine işe iade kararında hüküm altına alınan boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı toplamı olan brüt 31.433,44 TL'nin (nrt 29.110,10 TL) dava dışı işçinin vekiline 04/03/2021 tarihinde ödendiğini, yargılamada hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2021/1871 E. sayılı dosyasıyla ilamlı icra takibine konulduğunu ve müvekkili kurumca da ilgili icra dosyasına 26/01/2021 tarihinde ödendiğini, dava dışı işçi .....ı'nın en son sözleşmesel çalışma döneminin 01/10/2019-06/02/2020 tarihleri arasında olduğunu, dava dışı işçi ...'nın ...Koruma Güvenlik Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. bünyesinde müvekkili İdare ile firma arasında imzalanan sözleşmeye istinaden çalıştığını, verilen işe iade kararına istinaden davalı şirkete yapılan işe iade başvurusunun davalı işveren tarafından kabul edilmemesi üzerine hükümde belirtilen boşta geçen süre ücretini ve işe başlatmama tazminatını müvekkili kurumun ödemek zorunda kaldığını, işe iadenin davalı şirket tarafından yapılmaması nedeniyle müvekkili kurum tarafından ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretlerinden davalının sorumlu olduğunu, iş mahkemesinde yapılan yargılamada hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinden de dava dışı işçiyi işten geçerli bir sebep olmaksızın çıkartmış olması ve verilen işe iade kararına rağmen işe başlatmamış olmasından dolayı davalı şirketin sorumluluğu söz konusu olduğunu belirterek dava dışı işçiye ödenen tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava dışı işçinin ödemeye esas tüm çalışmasının farklı alt işverenler nezdinde geçtiğini ve müvekkili şirkette 01/10/2019-06/02/2020 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, davacı şirketin talebi ve isteği doğrultusunda tasfiye nedeni ile çıkışı yapıldığını, dava dışı işçinin farklı işverenler nezdindeki tüm çalışmasının davacı kamu kurumunda geçmiş olduğundan sorumluluğun da kamu kurumu olan davacının üzerinde olduğunu, 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatı ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğunun kalmadığını, tüm tazminat ve ücret alacaklarından ilgili kamu kurum ve kuruluşunun tek başına sorumlu olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, davanın Kamu İhale Kurumuna ihbarının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; rücuen tazminat istemiyle açılan davalarda mahkemenin iş mahkemesinde verilen karar ile bağlı olduğu, işçilik alacaklarının brüt, net olarak yeniden değerlendirilmesi yapılamayacağı, davacının dava dışı işçiye ödediği miktarın karar altına alınması gerektiği, iş mahkemesi kararını ortadan kaldıracak şekilde karar verilemeyeceğinden davacının SGK payı ve vergi ödemesi başlığı altında yaptığı ödemeler, dava dışı işçiye yapılmamış olduğundan rücuya da konu olamayacağı, hükmün net ödenen tutar üzerinden kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava dilekçesinde işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti olarak ödendiği ve bu sebeple davalıdan rücuen tahsili talep edilen tazminat kalemine ilişkin olarak tarafların yarı yarıya sorumlu olması gerektiği değerlendirilmekle, ödeme tarihi olan 04/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 14.555,05 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; dava dilekçesinde mahkeme vekalet ücreti ve yargılama gideri olarak ödendiği ve bu sebeple davalıdan rücuen tahsili talep edilen tazminat kalemine ilişkin olarak tarafların yarı yarıya sorumlu olması gerektiği değerlendirilmekle, ödeme tarihi olan 26/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 2.266,10 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararda işçisinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden tarafların yarı yarıya sorumlu tutularak davanın kısmen reddine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin davalının 1/2 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle vermiş olduğu kısmen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve teknik şartnamede, davalı yüklenicinin dava dışı işçiye karşı İş Kanunundan doğan bütün borç ve yükümlülüklerden ve özlük haklarından doğan sorumluluğu şartname hükmü uyarınca kabul ettiğini, Yargıtay kararlarında da asıl işverenin ödediği bedelin tamamını ferileri ile birlikte dava dışı işçiyi çalıştıran yükleniciden talep etme hakkının bulunduğunun kabul edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin kısmen ret kararının ihale dokümanlarındaki hükümlere de aykırılık teşkil ettiğini, kararın hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iş akdinin fesih sebebinin davacı kurumun işyerini tasfiye etmesinden kaynaklandığını, davacının planlama eksikliğinden dolayı oluşan zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava dışı işçinin ödemeye esas tüm çalışmasının farklı alt işverenler nezdinde geçtiğini, 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatları ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun tamamen ilgili kamu kurumuna ait olduğunu, Kamu İhale Kurumu kararı ve 4734 sayılı Kanun hükümleri gereği teklif fiyatın içerisine kıdem tazminatının konulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının hem 6552 sayılı Kanunla getirilen değişiklik başta olmak üzere tüm yasal düzenlemeler sebebiyle hem de imzalanan sözleşme ve eki ihale dokümanları gereğince kıdem tazminatı için rücu hakkı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinden; "Özel Güvenlik Hizmet Alımları" işi kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ile davalı arasında ihale sözleşmesi akdedildiği, dava dışı işçi ....i'nin 04/08/2012-06/02/2020 tarihleri arasındaki davacının asıl işverenliği altında çalıştığı, bu sürenin 01/10/2019-06/02/2020 tarihleri arasındaki döneminin davalı işverenin işçisi olarak geçtiği, dava dışı işçinin iş akdinin davalı alt işveren tarafından sonlandırılması nedeniyle Diyarbakır 5. İş Mahkemesinin 2020/49 E. sayılı dosyasında işe iade davası açtığı, Diyarbakır 5. İş Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 10/07/2020 tarih ve 2020/49 E., 2020/88 K. sayılı karar ile feshin geçersizliğine, dava dışı işçinin alt işveren ... Koruma ... Ltd. Şti.'ndeki işine iadesine, işe başlatmama tazminatına ve boşta geçen süre alacağına karar verildiği, karara yönelik istinaf istemlerinin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 17/12/2020 tarih ve 2020/1029 E., 2020/1133 K. sayılı ilamı ile esastan reddedildiği, anılan dava neticesinde iş mahkemesince hükmedilen tazminatın davacı kurum tarafından dava dışı işçinin vekiline 04/03/2021 tarihinde 29.110,10 TL olarak ödendiği, Diyarbakır 5. İş Mahkemesinin 10/07/2020 tarih ve 2020/49 E., 2020/88 K. sayılı kararında belirtilen ilam vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin ise Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/1871 E. sayılı icra takip dosyasına 26/01/2021 tarihinde 4.532,20 TL olarak ödendiği, eldeki davada davacı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından ödenen tutarların davalı ...Koruma ... Ltd. Şti.'den rücuen tazminin talep edildiği anlaşılmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatından 29/01/2026 tarih ve 33152 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7573 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici m. 12 hükmü nazara alınmak kaydıyla işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2019/378 E., 2020/1629 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/687 E., 2021/301 K. sayılı kararları da bu yöndedir). Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da; "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, SGK uzun vade hizmet dökümü incelendiğinde davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin 06/02/2020 tarihinde işten çıkarılması nedeniyle açtığı tespit istemli işe iade davası sonucunda işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminatların davacı kurum tarafından ferileriyle dava dışı işçiye ve vekiline ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir. Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır. Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin tamamının alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, iş mahkemesince feshin geçersizliği ile işçinin alt işveren .... Koruma ... Ltd. Şti.'ye ait işyerindeki işine iadesine karar verildiği, yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacakları ile iş mahkemesi ilamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri gibi fer'iler ile icra takip masraf ve fer'ilerinin tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın tam kabulüne karar verilmesin yerine, dava konusu olayda uygulanma imkanı bulunmayan yarı yarıya sorumluluk ilkesine göre davanın kısmen karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının davacı istinafına atfen kaldırılmasına, toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-2 ve 355. hükümleri uyarınca davanın tam kabulüne dair yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü'nün icranın geri bırakılması talebinin İstanbul Anadolu 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 30/05/2023 tarih ve 2023/176 D. İş, 2023/221 D. İş K. sayılı kararı ile kabul edilerek İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin 2023/575 E. sayılı dosyasındaki ilamlı icranın geri bırakılmasına karar verildiği, Dairemizce Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/06/2022 tarih ve 2021/2056 E., 2022/2036 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar karar verilmesi nedeniyle icranın geri bırakılması kararı için sunulan teminatın güvence fonksiyonu kalmadığı anlaşıldığından, davacı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü'nün İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin 2023/575 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu nakit teminatın iadesine de karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, II-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davacı tarafın istinafına atfen KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Davacı tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ ile, dava dışı işçinin vekiline brüt ödenen 31.433,44 TL'nin ödeme tarihi olan 04/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/1871 E. sayılı icra takip dosyasına ödenen 4.532,20 TL'nin ödeme tarihi olan 26/01/2021 itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.456,81 TL harçtan, peşin alınan 614,21 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.842,60 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) Davacı tarafın ödediği 59,30 TL başvurma harcı, 614,21 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı ve 45,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 727,51 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-) Davacı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan güncel Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 13(2) hükmüne göre belirlenen 35.965,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-) Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/1273 büro, 2021/120388 arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA, 6-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf eden davacıya İADESİNE, IV) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davalı istinafı yönünden alınması gereken 2.456,81 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 288,00 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 2.168,81 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, V-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, VI-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 70,50 TL posta ve tebligat ücreti toplamı olan 562,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, VII-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, VIII-) Kararın niteliğine göre, 2004 sayılı İİK’nın 36/5. maddesi uyarınca, İstanbul Anadolu 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 30/05/2023 tarih ve 2023/176 D. İş, 2023/221 D. İş K. sayılı icranın geri bırakılması kararı uyarınca teminat olarak İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin 2023/575 E. sayılı icra dosyasına davacı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yatırılan nakit teminatın icra dosyasına depo edene İADESİNE, IX-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (35.965,64 TL) davanın açıldığı 2021 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (78.630,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.