İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ham deri işleyip satan ... unvanlı işyerinde kar ortağı olarak çalıştığı 2000-2007 yılları arasında davalı ...’nın ortağı olduğu ...’ye yüklü miktarda mal satışı yaptığını, 2006 yılında kendi özel ihtiyacı için davalının bi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/275 KARAR NO:2026/543 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/12/2023 NUMARASI:2018/623 E. - 2023/992 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ham deri işleyip satan ... unvanlı işyerinde kar ortağı olarak çalıştığı 2000-2007 yılları arasında davalı ...’nın ortağı olduğu ...’ye yüklü miktarda mal satışı yaptığını, 2006 yılında kendi özel ihtiyacı için davalının bir dahaki sezonda iade etmek üzere 1500 $ borç istediğini, müvekkiline borç veren davalının 4000 $ faiz ekleyerek, teminat olarak sadece miktar kısmına 19000 $ yazan vade tarihi ve diğer kısımları boş bırakılan senedi imzaladığını, 2007 yılı Mayıs ayında davalıya 5500 $ ödediğini, geri kalan 13500 $ karşılığında 1000 adet kuzu derisini istemesi üzerine teklifi kabul eden ve kalan 13500 $ karşılığı 01/06/2007 tarihinde 1000 adet kuzu derisini teslim edeceğini belirterek imzalı yazı verdiğini, davalıdan senedi iade etmesini istediğini fakat davalının kuzu derilerini teslim edilmesinden sonra iade edeceğini söylediğini, müvekkilinin, yıllardır tanıdığı davalıya güvendiğini ve bu duruma itiraz etmediğini , müvekkilinin söz verdiği kuzu derilerini götürdüğünde davalının beğenmeyerek bedelin ödenmesini istediğini, müvekkilinin derileri satıp parasını ödeyebileceğini belirtmesi üzerine davalının baskı yaparak hemen ödenmesini istediğini, müvekkilinin bu baskı karşısında neden acele ettiğini, tefeci olarak 4000 $ faiz aldığını söylemesi üzerine aralarında tartışma yaşandığını, müvekkiline kızan davalının bu senedin ödenen kısmını dikkate almayarak ve boş bırakılan yerleri doldurarak senedi İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosya ile işleme koyduğunu, kalan kısım için 13500 $ karşılığı ... 1000 adet kuzu derisi teslim edeceğim teslim tarihi 01/06/2007 diyerek yazıp imzaladığı yazıya dayanarak kötü niyetli olarak İstanbul 13 icra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile müvekkile karşı takip başlattığını, müvekkilinin elinde belge olmaması nedeniyle ... sayılı dosyaya itiraz edemediğini ancak ... sayılı dosyaya itiraz ettiğini, müvekkilinin davalının avukatı ile anlaşarak eline para geçtikçe elden ödeme yaptığını, müvekkilinin ödeme yapamayınca davalı vekili müvekkilinin evini satış işlemlerine tekrar başlattığını ve müvekkilinin tekrar davalının Avukatı ile konuşup anlaşarak ödemeler yaptığını, yapılan tüm ödemelere rağmen borcun kapanmamasından duyduğu bıkkınlık ve işlerinin kötüye gitmesi nedeniyle alacaklıya ödeme yapamadığını, yıllar sonra evininin satışa çıkarıldığını duyan müvekkilinin görüşmek için birkaç alacaklıyı aradığını, alacaklının buna yanaşmaması nedeniyle avukatı ile görüşmek zorunda kaldığını, müvekkilinin evindeki hissesinin satışa çıkarıldığını taşınmazın davalının eşi tarafından satın alındığını duyan müvekkilinin bu duruma çok üzüldüğünü, davalının eşi ...’nın biraz fark verirseniz size iade ederim dediğini ancak ertesi gün apartmana gelerek evi boşaltmasını aski takdirde ortaklığın giderilmesi için dava açacağını söyleyerek göz dağı verdiğini, davalının avukatına yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmediğini öğrenen müvekkilinin Bakırköy 5 icra Hukuk Mahkemesinin 2017/429 E sayılı dosyası ile ihalenin feshi davası açtığını ve akabinde de işbu borçlu olmadığının tespiti davası açmak zorunda kaldığını bildirerek, müvekkilinin İstanbul 13 İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin borçlu olmadığı halde evinin satışı sureti ile mağdur edilmesinin önlenmesi için icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/04/2018 tarih ve 2017/207 E. 2018/157 K.sayılı kararı ile davanın temelinin bonoya (kambiyo senedine) dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkemesine göndermiştir.Davalı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin gerçek olmayıp davanın reddinin gerektiğini, borçlu aleyhine iki icra takibi yapıldığını, 18/11/2014 vade tarihli 19000 USD bedelli bononun ödenmemesi üzerine 20/09/2007 tarihinde kambiyo senetlerine dayalı olarak İstanbul 13 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya ile takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, ayrıca, borçlu aleyhine İstanbul 13 İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından 13500 USD bedelli belgeye dayalı olarak 5300 USD üzerinden genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini, davacının ... sayılı dosyaya haciz konulana kadar ödeme yapmadığını, borçlunun ödeme yapacağını bildirmesi üzerine satış işleminin durdurulduğunu, bir müddet sonra ödemelerin kesilmesi üzerine tekrar satış işlemlerine geçildiğini, kendisine defalarca süre verildiğini, borçlunun sözünde durmadığını, icra dosyasında birden fazla satış ilanlarının ve masrafların yapıldığını, yapılan ödemelerin BK 100 maddesi gereğince mahsup edildiğini, 21/10/2009 tarihli 500 TL lik dekontu kabul etmediklerini, bu ödemelerin kendilerine yapılmadığını, davacı tarafından ibraz edilmeyen makbuzların da bulunduğunu, kalan dosya borcunun 58.000-TL olduğu ve bu miktardan başka bir alacağın kalmayacağı konuşumda tarafların anlaştıklarını, daha sonra davacı vekilinin arandıklarını ödeme yapılacağını beyan edilmesi üzerine davacı vekilinin bürosuna gidildiğini, ödeme yapılmayacağının anlaşılması üzerine satış işlemlerine kaldığı yerden devam edildiğini, taşınmazın başka bir alıcıya ihale olunduğunu, davacının açılan davada hukuksal yararının olmadığını, kalan borç miktarı daima davacı borçlu tarafa makbuz ile bildirildiğini belirtilerek açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; dava tarihinden sonra davacıya ait taşınmazın icra müdürlüğünde ihale ile satışından elde edilen ihale bedelinin (69.000 TL) icra dosyasına yapılan bir ödeme/tahsilat olması sebebiyle menfi tespit davasına konu olamaz. Dava tarihi 15/05/2017 olup ihalenin kesinleşmesi dava tarihinden sonra 15/01/2019'dur. Buradaki ihale bedelinin takibe konu borçtan mahsubu icra müdürlüğünün görevidir. Hesap hatası yapılırsa şikayet mercii de İcra Hukuk Mahkemeleridir. Mahkememizin icra müdürlüğünün yerine geçerek, dava tarihinden sonra yapılan ödemeleri hesaplayarak kapak hesabı yapması doğru değildir. Bu nedenle son alınan rapordaki verilerden bu miktar ( çıkartılarak yukarıdaki hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu şekilde ek rapor alınmasına yönelik talep, hukuki bir tartışma içerdiğinden ek rapor alınması talebi uygun bulunmamış, 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek başka bir rapor almaya gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibinin kesinleşmesinden sonra ekonomik zorluklar nedeniyle davalı vekiline haricen birçok ödeme yapılmasına rağmen bu ödemelerin takip dosyasına bildirilmediğini ve fahiş faiz oranları ile artan döviz kuru sebebiyle borcun kapatılamaz hale geldiğini, takipten sonra işleyecek faiz oranlarının kademeli olarak ve kamu bankalarının döviz tevdiat hesaplarına uyguladığı azami oranlar dikkate alınarak hesaplanması gerekirken bilirkişinin sabit ve hatalı bir oran baz aldığını, ayrıca davalı vekilinin bizzat sunduğu ve tahsil edildiğini ikrar ettiği dört adet ödeme makbuzunun hesaplamada göz ardı edildiğini, kötü niyetli olarak bildirilmeyen tahsilatlar nedeniyle haksız yere yürütülen satış ve takip işlemlerine ait masrafların müvekkiline yüklenemeyeceğini, yerel mahkemenin ise bilirkişi raporundaki eksik ve hatalı hesaplamalar sonucunda dahi borç miktarının takip talebindeki rakamın altında kaldığı sabitken davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, istinaf başvurusunun kabulü ile menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin ...nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır. İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... (Eski:...) sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine, dava konusu 18/10/2004 düzenleme, 18/11/2004 vade tarihli, 19.000,00.-USD bedelli bonoya dayanarak, 19.000,00.-USD asıl alacak, 4.044,65.-USD işlemiş faiz, 57,00.-USD Komisyon, 136,00.-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 23.101,65 USD ve 136,00.-TL.nin tahsili amacı ile,le 21/09/2007 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Davacıya ait taşınmaz hissesinin Bakırköy 18. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında ihale edildiği, davalı alacaklının alacağına mahsuben hisseyi satın aldığı, Bakırköy 5. İcra hukuk Mahkemesinde açılan ihalenin feshi davasında davanın kabulüne karar verildiği, istinaf üzerine İstanbul BAM 22.HD.nin 16/01/2018 tarih ve 2017/1881 E. 2018/64 K.sayılı kararı ile mahkemenin kararı kaldırılarak ihalenin feshi davasının reddine karar verildiği ve hükmün Yargıtay 12.HD.nin 15/01/2019 tarih ve 2018/8937 E. 2019/215 K.sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde icra takibinde uygulanacak faizinde yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, faize yönelik itirazın dava dilekçesinde ileri sürülmediği, mali hesaplama bilirkişi raporunun davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafça rapora itiraz edilmediği anlaşılmakla, HMK 357 maddeye göre davada ileri sürülmeyen hususlar istinafta ileri sürülemeyeceğinden, davacının bu istinaf sebebi değerlendirilmemiştir.Davanın 15/05/2017 tarihinde açıldığı, dosyada bulunan 15/05/2017 tarihli kapak hesabı raporundan, dava tarihi itibarıyla takipte kesinleşen miktarın 19.000 USD karşılığı 83.253,41 TL olduğu, harç, masraf , faiz ve vekalet ücreti ile yekun alacağın 153.268,40 TL olarak hesaplandığı, davalı vekilince cevap dilekçesinde kabul edilen ve makbuzları dosyada bulunan ödeme tutarlarının alacaklı vekilince icra dosyasına bildirilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafça ödenen tutarlar yönünden menfi tespit davası açılmasında hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.Mahkemece alınan 13/01/2021 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda, 27/09/2007 takip tarihi ile, 15/05/2017 dava tarihi arasında davacı tarafça yapılan ve davalı tarafça kabul edilen 17.968,57 USD ödemeler düştükten sonra, ödeme tarihlerine göre yapılan hesaplama neticesinde davacının dava tarihi itibarıyla ödediği miktarın karşılığının (17.968,57 USD X 3,5678 = 64.108,26 TL), borçlu olduğu miktarın ( 24.644,31 USD X 3,5678 = 87.925,97 TL ) olduğu hesaplanmıştır.Mahkemece alınan 25/09/2023 tarihli bilirkişi 3. Ek raporunda, taşınmaz satışından 69.000 TL tahsilat borçtan mahsup edilmişse de, taşınmaz satışı davadan sonra 2019 yılında yapıldığından bu rapora itibar edilmemiş, 2. Ek raporda yapılan hesaplamaların dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.İlk derece mahkemesince, davacının takipten sonra davadan önce yaptığı, davalı tarafça da kabul edilen, 13/01/2021 tarihli bilirkişi 2. Ek raporda tespit edilen 17.968,57 USD karşılığı 64.108,26 TL ödemenin, davalı alacaklı tarafça icra dosyasına bildirilmediği dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi, ayrıca ödemelerin davadan önce yapıldığı dikkate alınmaksızın davadan sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce yapılacak hesaplamada dikkate alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davacının dava tarihi itibarıyla İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... (Eski:...) sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafa, 17.968,57 USD ( karşılığı 64.108,26 TL) borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafça ödemeler kabul edilmekle birlikte icra dosyasına bildirilmeyerek icrai işlemlere devam ettiğinden, kabul edilen miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2023 tarih ve 2018/623 E., 2023/992 K. sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Davanın kısmen kabulü ile, -Davacının dava tarihi itibarıyla İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... (Eski:...) sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafa, 15/05/2017 dava tarihi itbarıyla 17.968,57 USD ( karşılığı 64.108,26 TL) borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davalı tarafça ödemeler kabul edilmekle birlikte icra dosyasına bildirilmeyerek icrai işlemlere devam ettiğinden, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine %20 kötüniyet tazminatına (12.821,65 TL) hükmedilmesine, -Fazlaya ilişkin borçlu bulunmadığının tespiti talebinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.379,24 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.416,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.963,12 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b- Davacı tarafça yapılan 1.416,12 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 31,10 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.451,82 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/c- Davacı tarafça yapılan 1.100,50 TL posta gider avansı ile 3.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere, toplam 4.500,50 TL yargılama giderinden, kabul ve red oranına göre 3.479,36 TL giderin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/d- Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden 45.000,00 TL vekalet ücreti taktirine, davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 4/e- Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davanın ret edilen kısmı üzerinden 18.814,74 TL vekalet ücreti taktirine, davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, 5-İstinaf yargılamasında yapılan yargılama giderleri; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 224,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.393,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026