İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1962 yılında oyuncak toptancılığı amacıyla kurulmuş olduğunu ve sonraki yıllarda hedeflerini büyüterek plastik oyuncak imalatına başladığını, Başta Türkiye olmak üzere faaliyette bulunan müvekkilin 40 farklı ülkeye ihracat yaptığını…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1352 KARAR NO : 2025/1726 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 05/07/2023 NUMARASI : 2022/118 E. - 2023/199 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1962 yılında oyuncak toptancılığı amacıyla kurulmuş olduğunu ve sonraki yıllarda hedeflerini büyüterek plastik oyuncak imalatına başladığını, Başta Türkiye olmak üzere faaliyette bulunan müvekkilin 40 farklı ülkeye ihracat yaptığını, artan talep doğrultusunda ürün çeşitliliğini geliştirmekte olduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu 2018 07317, 2017 95905, 2017 33147, 2017 33135, 2017 05021, 2013 53895 numaralı markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde müvekkili adına tescil edilmiş olduğunu, davalı adına tescilli olan 2020/ 104486 no.lu "..." markasının müvekkili markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasında "..." ibaresinin önüne getirilen "..." ibaresinin arkaya ayırt edicilik getirmediğini aksine müvekkile ait "..." ibareli markaların serisi izlenimi yarattığını, bir markanın diğer markanın içinde entegre olması yani birebir yer alması durumunda karıştırılma ihtimalinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı adına tescilli olan 2020/ 104484 numaralı "... ..." markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından "... ..." adı altında 2017'den beri gıda maddeleri alanında (yoğunluk olarak da ekmek mayaları) faaliyet göstermekte olup kurulduğu tarihten beri işini titizlikle yürüttüğünü, müvekkilinin ata tohumlarından üretim yapması nedeniyle markasına ek olarak "..." ibaresini kullanmakta olduğunu, aynı zamanda pasta ve unlu mamuller üzerine üretim sağladığından "..." ibaresini kullanmakta olup "... ..." markasını Türk patent ve Marka Kurumu nezdinde ... no ile tescil ettirdiğini, müvekkiline ait marka ile davacı markası arasında herhangi bir iltibas bulunmadığını, taraf markalarının tamamıyla birbirinden farklı olup ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığını, davacı markalarında genel ibare olan ayırt ediciliği zayıf olan "..." ibaresi ön planda, müvekkili markasında ise "..." ibaresinin öne çıktığını, müvekkiline ait tescilli marka "..." ifadesiyle başlamakta olup müşteri nezdinde ilk olarak markanın ilk kelimesi yer edineceğinden, aynı zamanda "... ..." ifadesi bir sıfat tamlaması olup ayrı düşünülemeyeceğinden davacıya ait "..." markası bakımından iltibas oluşturmadığını, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/118 esas, 2023/199 karar sayılı, 05/07/2023 tarihli kararı ile; "Davacının davasının KABULÜ ile; davalıya ait 2020/104486 tescil numaralı "... ..." markasının 35. sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması hizmetlerinde tescilli olduğu; "Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları", "Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları" hizmetleri yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın SMK hükümlerine uygun olarak TPMK nezdinde tescillendiğini ve koruma altında olduğunu, dava konusu marka bakımından markanın hükümsüzlüğünü gerektiren şartların oluşmadığını, müvekkili markası ile iltibasa mesnet gösterilen davacı markalarının farklı olduğunu, markaların benzerlik değerlendirmesinde markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin bütünsel inceleme yapmadan karar verdiğini, müvekkili markasının davacı markasından tamamen farklı olduğunu, markaların barındırdıkları ibareler, oluşturuluş biçimleri, görselleri birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen mahkemece hukuka aykırı olarak yalnızca "..." ibaresi var olduğundan markaların benzer olduğuna ve müvekkili markasının hükümsüz kılınmasına karar verildiğini, davacı markasının ayırt ediciliği zayıf olan "..." ibaresinden oluştuğunu, "... ..." ifadesinin bir sıfat tamlaması olup ayrı düşünülemeyeceğinden "..." markası bakımından iltibas oluşturmadığını, dava konusu markanın bütün olarak değerlendirildiğinde ve bakıldığında birbirlerinden tamamen farklı olduklarının görüleceğini, ortalama bir tüketicinin markalar arasında benzerlik bulabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait davaya konu markayı ve redde mesnet gösterilen davacıya ait markaları bütünsel olarak incelemeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin satış ve pazarlama yaptığından markasını 35.sınıfta tescillediğini, "..." ifadesinin yaygın kullanılan bir ifade olup ayırt ediciliğinden bahsedilemeyeceğini, tek başına marka olarak kullanılmış olmasının iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, davacı tarafından müvekkilinin dava konusu 2020/104486 tescil numaralı marka başvurusuna itiraz edilmiş olup TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından söz konusu itirazın oybirliği ile reddedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazları doğrultusunda ek rapor alınmaksızın yalnızca tek bir bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini, davacının davasını kötü niyetle ikame ettiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının gıda sektöründe markasını kullandığı 16, 28 ve bu emtiaların yer aldığı 35. sınıfta markasını kullanmadığını dosyaya sunulan önceki dilekçelerinde açıkça belirttiğini, davalının markasını gıda sektöründe kullanmasına bir itirazları bulunmadığını, huzurdaki davanın açılma sebebinin davalının faaliyet göstermediği müvekkili marka hakkının kapsamına giren emtialarda davaya konu markanın kullanılacak olması olduğunu, hükümsüzlüğünü talep ettikleri emtiaların gıda sektörüne ait olmadığını, davalıya ait 2020/104486 sayılı ... ... markasının 35. sınıf içerisinde müvekkili markası kapsamında yer alan emtialarda tescil edilmek istendiğini, davalının dilekçelerinde belirttiği emtiaların huzurdaki davada hükümsüzlüğünü talep ettikleri emtialarla bir ilgisi bulunmadığını, davalı markasını gıda sektöründe kullanacaksa neden oyun, oyuncak, basılı yayın, dergi, kırtasiye eşyası gibi emtialarda tescil etmeyi amaçladığını, bu durumun müvekkili markalarıyla iltibasa neden olacağının aşikar olduğunu, mahkemenin de gerekçeli kararında kısmen hükümsüzlüğü talep edilen emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin aynı olması, dağıtım kanallarının aynı olması ve kullanım amaçlarının benzer olması sebebiyle sınıfsal benzerlik bulunduğunu belirttiğini, davalının markalarının görsel olarak benzer olmadığı iddiasına katılmadıklarını, müvekkiline ait markaların esas ve vurucu unsuru olan ... ibaresinin önüne getirilen ... ibaresinin markaya ayırt edicilik getirmediğini, aksine müvekkilinin ... ibareli markalarının serisi izlenimi yarattığını, kurumun sınırlı sürede yeterli inceleme yapmadan kararlar verdiğinin herkesin kabulü olduğunu, bu sebeple YİDK iptal davaları açıldığını, müvekkilinin YİDK iptal davası açma süresini kaçırdığından davalı markası tescil edildiğinde hükümsüzlük davası açtığını, yargılamada yapılan inceleme neticesinde taraf markalarının benzer olduğuna kanaat edildiğini, bu nedenle davalının bu konuda itirazlarına katılmadıklarını, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davalının zayıf markaya ilişkin itirazı değerlendirildiğinde dahi müvekkilinin markasının piyasadaki konumu, bilinirliği ve yoğun kullanımı neticesinde markasının piyasadaki konumu, bilinirliği ve yoğun kullanımı neticesinde markasına kazandırdığı güçlü ayırt ediciliğin göz ardı edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli 2020/104486 numaralı ''... ...'' ibareli markanın kısmen hükümsüzlüğü istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından markaların benzer olmadıkları gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü istemi yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Yukarıda yazılı kanuni düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; YİDK kararının idari mahiyette olup mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olmadığından iltibas değerlendirmesinin hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekmiş olup davacının “...” esas unsurlu 2018/ 07317, 2017/ 95905, 2017/ 33147, 2017/33135, 2017/05021, 2013/ 53895 nolu markalarının beyaz zemin üzerine kırmızı renkte küçük puntolu ''...'' kelimesi ile yaşlı adam karakteri bulunan şekil unsurundan oluştuğu, davalının 2020/104486 numaralı markasının ise beyaz zemin üzerine siyah karakterler ve büyük harflerle "... ..." ibareli olduğu, her iki markada ''...'' ibaresi ortak olup "..." sözcüğünün tescil edildiği sınıfta ayırt edici nitelikte olduğu, davalı markasının sonraki tarihli tescilli olmakla marka hukukunda teklik ve öncelik ilkesi geçerli olup ... sözcüğünün başına ''...'' ibaresi eklenmesinin davalı markasını davacının önceki tarihli markasından farklılaştırmaya ve iltibası önleyecek mahiyette ayırt edicilik kazandırmaya yeterli olmadığı, markaların aynı sınıfta tescilli olduğu, her iki markanın dikkat seviyesi yüksek olmayan bir ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davacının markaları ile daha önce karşılaşmış, hafızasında davacı markalarına ilişkin bir imaj bulunan ortalama tüketicinin davalı markası ile karşılaştığında, zihninde davacı markasını çağrıştıracağı yahut ilişkilendireceği, bu nedenlerle işletmeler arasında bağlantı kurma, davacının seri markası olarak algılanma ihtimali dâhil ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratacak şekilde benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/07/2023 tarih ve 2022/118 E., 2023/199 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025