İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 25.000 TL tutarındaki bono (faiz ve masraflar hariç olmak üzere) ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibinin açılmasının hem ardından mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/690 KARAR NO : 2025/1314 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 28/02/2023 NUMARASI : 2022/711 E. - 2023/137 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 25.000 TL tutarındaki bono (faiz ve masraflar hariç olmak üzere) ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibinin açılmasının hem ardından müvekkili İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesine 2020/499 Esas ve 2021/758 Karar sayılı dosyası ile borca itiraz ettiğini, yerel mahkemenin dosya üzerinden eksik inceleme yaparak davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verdiğini, üzerinde tahrifat yapılmış olan senedin takibe konu edilmesi halinde, taraflarınca bu hususun ileri sürerek İİK'nın 168/5. maddesi hükmüne göre borçlu olmadıklarının itirazında bulunmalarına rağmen itiraz nedeninin icra mahkemesinde incelenmesi gerekirken İcra Hukuk Mahkemesi incelemeden aleyhlerine karar verildiğini, taraflarınca bu kararın istinaf edildiğini, henüz kararın çıkmadığını, müvekkilinin annesinin cezaevine girmesinden ötürü davalı avukatın yalnız 3 adet duruşmasına girmiş olup, müvekkili ile aralarında düzenlenmiş bir avukatlık sözleşmesi olmadğını ve müvekkili lehinde savunma dahi yapmamış olduğunu, 2017 yılı Avukatlık Asgari ücret tarifesine göre belirlenmiş olan Ağır Ceza davalarına ait olan tutarın, ek olarak yol masrafları ve fazlasının davalının hesabına yatırıldığını, elden verildiğini ve harici olarak farklı hesaptan da ödendiğini, müvekkilinin içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan ve avukat-müvekkil arasındaki güven ilişkisine istinaden senedi boş bir şekilde imzalayarak açık bono verdiğini, açık bono, senet tedavüle çıkarıldığı sırada tarafların arzu ve isteği ile bazı unsurları tamamlanmamış olduğunu, aradaki anlaşmaya göre sonradan doldurulması gerekmekte iken davalı avukat müvekkilinin borcu olmamasına rağmen müvekkilinin gıyabında kendinin doldurduğunu, davalının art niyetle müvekkilince imzalan açık senedin üzeri doldurularak müvekkili aleyhine fazla miktarda alacak ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden 20.01.2019 vade tarihli bonoyu asli unsurları olan vade, tanzim, tutar gibi tüm bilgileri davalının kendi doldurarak tahrifat yaptığını, senet üzerinde çıplak gözle bakıldığında tek bir kalem ile senedin tamamının doldurulduğu ve yazıların tamamının da aynı kişi eli ürünü olduğunu, sadece imzanın farklı renkte ki müvekkiline ait kalemle atıldığının açık olduğunu, senet üzerinde gerekli araştırmaların bilirkişi incelemeleri yapıldığı takdirde müvekkilinin yazısı olmadığının anlaşılacağını belirterek, teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/299 Esas sayılı dosyası ile başladığını, müvekkilinin annesinin İzmirde tutuklandığı için oradaki cezaevinde tutuklu bulunmakta olduğunu, ...'in masraflar için kendisine 7.000-TL ödediğini, davacı ile personelinin tanıdığı diye 35.000-TL karşılığında hukuki yardımda bulunmak için anlaştığını, müştekinin annesi ...'in haksız tahrik altında adam öldürme suçlamasıyla 12 yıl 6 ay hapis cezası aldığını, kararın tarafından istinaf edildiğini, istinaf reddedilince temyiz edildiğini, vekalet ücretinin kalan kısmını alamadığını, çalışanı ...'ye ...'den alacağını istemesini ve mümkünse alıp tarafına getirmesini istediğini, ...'in ...'ye 25.000-TL tutarında bir bonoyu ödemesine güvence olarak Metin'e verdiğini, bononun bir süre çalışanı Metin'de kaldıktan sonra davacı ...'in ödemeyeceğini anlaşınca tahsil etmek maksadıyla yasal prosedürü başlattığını, İstanbul 24. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacının takip açıldıktan sonra davacının kendisine borcunu ödememek için hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ve Baro Başkanlığına şikayette bulunduğunu, savcılık tarafından hakkında takipsizlik kararı verildiğini, İstanbul 20. İcra Hukuk mahkemesinin 2020/499 Esas sayılı dosyasında dava açtığını ve bu davanın reddedildiğini, davacının iddia ettiği boş senedi doldurmadığını, davacının kendisine olan borcunu hiçbir şekilde ödemediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava konusu senet üzerinde teminat olduğuna dair bir ibarenin olmadığı, kambiyo senedi olan bononun illetten mücerret olduğu, kambiyo senedine karşı ileri sürülen iddiaların aynı nitelikte delillerle ispatı gerektiği, davacı tarafından senedin sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu, borcun ödendiği iddia edilmiş ise de ödemeye ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, davacının senetteki imzaya itirazının olmadığı, taraflarca senedin verilmesi nedeninin davacının annesi olan ...'in savunmasının yapılması olarak gösterildiği, Bakırköy 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/299 esas sayılı dosyası incelendiğinde; toplam 4 kez duruşma yapıldığı, davalının sanık ...'in vekili olarak 3 kez duruşmaya katıldığı, 1 kez ise davalının verdiği yetkisi belgesi ile başka bir avukatın duruşmaya katıldığı, mahkeme kararına karşı ayrıca istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulduğu dolaysıyla davalının senet konusu hizmeti verdiğinin de anlaşıldığı, miktar bakımından avukatlık ücretini tavan sınırının da olmadığı, anlaşmaya aykırılılığın yazılı delille ispatı gerektiği, her ne kadar davacı taraf başkasına verilen senedi davalının işleme koyamayacağı ileri sürülmüş ise de davalının, senedi borca karışılık çalışanın davacıdan alıp getirdiğini beyan ettiği, başkası namına düzenlenmiş bir senetten bahsetmediği, yine davalı avukatın avukatlık kanununa aykırı davranışlar sergilediği yönünde ileri sürülen sebeplerin senedin geçerliliğine etkisinin olmayacağı değerlendirilmekle, Davacının davasının reddine", karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemenin dava dilekçesindeki hususlarda araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verdiğini, her ne kadar ileri sürülen sebeplerin senedin geçerliliğine etkisinin olmayacağını söylemiş ise de, beyanlarının müvekkilin borcu olmadığını ispatladığını, davalının müvekkili ile arasında senet konusu hizmete yönelik bir avukatlık sözleşmesi olmadığı gibi taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir yazılı ücret sözleşmesi de bulunmadığını, Yerel mahkemenin sanki bir ücret sözleşmesi varmış gibi hareket etmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, Davalı avukatın müvekkilinin değil, annesinin vekilliğini üstlendiğini, davalı avukat ile müvekkili arasında senedin hizmet konusuna ilişkin bir iş ilişkisi bulunmadığını, Davalının da cevap dilekçesinde ikrar ettiği üzere müvekkilinin bu senedi davalı avukatın çalışanına sadece imza atarak boş senet halinde vermiş olup davalı avukat namına vermediğini,-Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an olsun davalı avukatın müvekkili ile aralarında bir iş ilişkisi kurduklarını kabul edilse dahi uyuşmazlığın çözümü açısından ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda Avukatlık Kanununun 164/4. Maddesi uygulanması gerektiğini, Avukatlık Kanunu m164’e göre eğer avukatlık ücreti kararlaştırılmamışsa; değeri parayla ölçülemeyen dava ve işlerde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulanması gerektiğini, -Davalı avukatın cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu 35.000-TL'lik hukuki yardımda bulunmak için anlaştık beyanının tamamen soyut olup bunu ispat edemediğini, Davalı avukat ile müvekkil arasından belirtilen tutar üzerinden anlaşılmış herhangi bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığını, Avukatlık ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda asgari tarifenin esas alınması gerektiği husus sabit olduğundan 2017 yılı A.A.Ü.T gereğince belirlenen meblağın müvekkili tarafından davalı avukatın hesabına yatırıldığını, dekontun ekte sunulduğunu, Müvekkilinin dekontta belirtilen tutarların üstünde tutarları da davalı avukata elden verdiğini, bu nedenle borcu bulunmadığının ispat edildiğini, Davalı avukat ile müvekkil arasında işbu davaya ve icra dosyasına konu senedin hizmetinin 35.000-TL olduğuna dair yazılı bir ibare bulunmadığını, 35.000-TL'ye anlaşıldığını kabul edilse bile davalı avukatın icraya 25.000-TL bedelli kambiyo senedi koymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet üzerinde tahrifat iddialarına rağmen yerel mahkemenin bilirkişi incelemesi yapmadığını, bilirkişi incelemeleri yapıldığı takdirde müvekkilinin yazısı olmadığının anlaşılacağını, -Davalının hem müvekkilinin hem de annesinin avukatı olduğunu Avukatın müvekkili aleyhine,müvekkille vekalet ilişkisi sona ermeden aleyhine icra takibi yapmasının yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, kambiyo senedi ile başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının müvekkilinin annesinin cezaevine girmesinden ötürü davalı avukatın yalnız 3 adet duruşmasına girdiğini, müvekkili ile aralarında düzenlenmiş bir avukatlık sözleşmesi olmadığını ve müvekkili lehinde savunma dahi yapmamış olduğunu, bu hizmet nedeniyle oluşan borcun fazlası ile davacıya ödendiğini, müvekkilinin borcu olmamasına rağmen verilen boş senedi davacının doldurarak işleme koyduğunu iddia etmiştir.Bakırköy 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/299 esas sayılı dosyası incelendiğinde; toplam 4 kez duruşma yapıldığı, davalının sanık ...'in vekili olarak 3 kez duruşmaya katıldığı, 1 kez ise davalının verdiği yetkisi belgesi ile başka bir avukatın duruşmaya katıldığı, ayrıca istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurduğu görülmüştür.İstanbul CBS 2021/520 Soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından şikayeti üzerinde açığa imzanın kötüye kullanılmasından dolayı kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verildiği görülmüştür. Davacı tarafça, Davalı avukat ile belirtilen tutar üzerinden anlaşılmış herhangi bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığı ve 2017 yılı A.A.Ü.T gereğince belirlenen meblağın davacı tarafından davalı avukatın hesabına yatırıldığı, dekontun ekte sunulduğu, ayrıca dekontta belirtilen tutarların üstünde tutarların da davalı avukata elden verdiği ileri sürmüş ise de, dava konusu senedin avukatlık sözleşmesi gereği düzenlendiğinin ve hizmetin verildiğinin tarafların kabulünde olduğu, ancak davacı tarafça söz konusu senedin teminat amaçlı olduğu ve vekalet ücretinin ödendiğinin savunulduğu buna göre ispat yükünün davacıda olduğu, avukatlık ücret sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerekmediği, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu gösterir yazılı belge bulunmadığı, kambiyo senedinin illetten mücerret olması nedeniyle aksinin de yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği, davacının senet bedelinden daha düşük bir bedelle anlaşıldığına ilişkin iddiasını yazılı olarak ispatla yükümlü olduğu, ödenen dekontun senet bedeline mahsuben yapılmış bir ödeme olup olmadığının da yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarih ve 2022/711 E., 2023/137 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025