İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin "..." isimli markanın mülkiyet hakkını, Büyükçekmece ...Noterliği 28/04/2016 tarih ve ... …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1498 Esas KARAR NO: 2026/334 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 03/02/2021 NUMARASI: 2021/24 E. - 2021/8 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin "..." isimli markanın mülkiyet hakkını, Büyükçekmece ...Noterliği 28/04/2016 tarih ve ... yevmiye nolu belgesinde düzenlenen ... A.Ş.'den devir aldığını, başta Beylikdüzü olmak üzere İstanbul ve civar şehirlerde "..." olarak isim yaptığını, adı geçen markanın 29/05/2002 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin, "..." markasını, ortağı olduğu ... Şirketi unvanlı ve meslek grubu" ..." olarak tescil edilmiş olan firmaya ait işyerinde unvan olarak kullanmaya devam ettiğini, ... ve ...'un ortak ve yetkilisi oldukları davalı ... Şti. Unvanlı firmanın da, "... ..." unvanını aynı hizmet kolunda hizmet veren işyerinde, keza... isimli internet sitelerinde vb. Halka açık yerlerde hiç bir hakka dayanmaksızın kullandığını, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini ancak davalı şirket ve yetkililerinin halen müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimali çok yüksek olan "... ..." işaretini işyerinde ve tüm ticari faaliyetlerinde kullanmayı sürdürdüğünü beyanla marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, marka hakkına tecavüz eden davalı tarafın, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazanç için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve HMK madde 107 bağlamında şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yurt çapında yayın yapan günlük gazetelerde ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ...'un 1996 yılında "..." isimli restoranı tek başına açtığını, 2000 yılında ... Şti.'ne ortak olduğunu, ortak olduktan sonra ... adına "... ..." markasının ... tescil numarası ve "..." ... tescil numaralı markalarından, ... tescil numaralı markanın 07/01/2004 tarihinde ... Şti. adına kayıtlı iken 25/02/2016 tarihinde ... A.Ş.'ne devredildiğini, akabinde 29/04/2016 tarihinde ... A.Ş.'nden davacı ...'e devredildiğini, davacının marka hakkında tecavüz teşkil edebilecek ve haksız rekabet oluşturacak bir durumun olmadığını, kaldı ki; müvekkili şirketin kullanımıyla davacının markasının şeklinin birbirinden tamamen farklı olduğundan dolayı; hem tescil yönünden hem de şekil yönünden iltibas yaratacak herhangi bir durumun bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirketin markası olan "... ...'in kendi marka haklarına tecavüz oluşturduğunu iddia etse de; müvekkilinin " ..." markasının TPE nezdinde tescilli olup, 35.ve 43. Sınıflarda "..." markasının tescil edilmesine karar verildiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların ortak birleşimi sonucunda müvekkilinin "... ..." olarak bilinmesinin olağan hayat akışına uygun olduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; " 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalının davacıya ait ... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bu tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluştuğu belirtilen ve 20/03/2019 tarihli ek rapora görsellerine yer verilen kullanımları içeren afiş, tabela, basılı evrakların toplatılmasına, bu kullanımların ... adresinden kaldırılmasına, B.K. 50-51 maddeleri de nazara alınarak 50.000,00 TL maddi tazminata davacı hak kazandığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 10/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilanına, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayla ilgili olarak, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 2018/302 E., 2019/497 K. Sayılı kararı ile müvekkilinin beraat ettiğini, yargılama konusu suçun işlenmediğinin sabit olduğundan bu kararın hukuk hakimi açısından bağlayıcı olduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslahın HMK'nun 181'inci maddesine göre süresinde olmadığını, manevi tazminatın ıslah dilekçesi ile yükseltilemeyeceğini , davalının kendi markalarını kullandığını davacının marka hakkına herhangi bir tecavüz olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'un "..." ibaresini marka haline getirip yıllardır kullandığını, asıl marka sahibi olduğunu, ...'un ...’ya ortak olduktan sonra- ... adına “... ...” ve “...” markalarının tescilleri için TPE’ye başvurduklarını, davacı tarafın markasını devraldığı şirket olan .... A.Ş nin ise, 13.11.2008 tarihinde kurulduğunu, davacının markayı 14-15 yıl boyunca kullandığı iddialarının asılsız olduğunu, ... tescil numaralı marka ile müvekkili şirket yetkilisi ... adına kayıtlı olan ... tescil numaralı marka, ... ve ... Şirketi adına kayıtlı iken 25.02.2016 tarihinde ... Şirketi’ne devredildiğini, “...” markasının 29.04.2016 tarihinde ... Şirketi’nden davacı ...’e devredildiğini, davalıya ait “... ...”, “...” ve “...” markalarının kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini , denetime elverişsiz bir raporla karar verildiğini, lisans bedeli hesabını da kabul etmediklerini, fahiş olarak hesaplandığını, beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat isteminin HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, ıslah işleminde, Yargıtay'ın genel uygulamasına uygun şekilde, marka hakkına tecavüz nedeniyle zararın hesaplanmasına ilişkin seçimlik hak değiştirildiğinden, davanın belirsiz alacak niteliği devam ettiğini, 10.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda 924.755,79 TL maddi tazminat hesaplandığını, 22.07.2020 tarihinde HMK m.107/2 düzenlemesinin değiştirildiğini ve yürürlüğe girdiğini, tahkikat devam ettiğinden taraflarına "talep arttırımı" için süre verilmesi, gerekirken, hukuka aykırı bir şekilde karar verildiğini, 924.755,79 TL maddi tazminat hesaplanmış olmasına karşın, mahkeme kararında hesaplanan miktara göre %94,6 (yüzde DoksanDört virgül Altı) oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının usulsüz olduğunu, hakkaniyet indiriminin hiç yapılmamasını, aksi halde makul ve az oranda yapılmasını, hükmedilen manevi tazminatın da az olduğunu, maddi tazminat isteminin belirsiz alacak davası olduğu ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak, tahkikata devam kararı ile HMK m.107/2 doğrultusunda talep arttırımı için taraflarına süre verilmesini maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmamasını, aksinin kabulü halinde ise makul (az) oranda indirim yapılmasını, indirim nedeniyle reddedilmesi olası miktar yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmemesini, somut olayın özelliğine uygun olan manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından öne sürülen iddialar gerçeği yansıtmadığını, mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın yargılama aşamasında, tahkikat süresince, davacı tarafça talep artırım işlemi yapılmadığını, davacı yanın 22/07/2020 tarihli HMK değişikliğinden sonra da tahkikatın devam ettiği, fakat talep artırım için süre verilmediği yönündeki iddialarının taleple bağlılık ilkesi gereğince dikkate alınmaması gerektiğini, ıslah için mahkeme 2 haftalık süre verdiğini, yapılan ıslahın süresinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça öne sürülen, hakkaniyet indiriminin hakkın özünü etkileyecek ve hatta hakkı işlevsizleştirecek oranda uygulandığı yönündeki , manevi tazminatın az olduğu yönündeki iddiasını kabul etmediklerini, esasa yönelik beyanlarını kabul etmediklerini, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF KARAR;Dairemizin 12.12.2024 tarihli 2022/1032 Esas, 2024/2068 Karar sayılı kararı ile;" Dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli ... "...+şekil " markasının 29,30, 43. Sınıfta... tarihinde tescil edildiği, davalı şirket ortağı ... adına ... numaralı " ... ..." (29,30,43 sınıf) markasının tescilli olduğu, ... numaralı " ..." (35,43 sınıf) ve ... numaralı "..."(29,43 sınıf) markalarının davalı şirket adına tescilli olduğu, davalının işyerinde ve internet sitesinde fiili markasal kullanımının ise , "... ... " şeklinde olduğu, iş yeri içindeki kullanımların ise "..." şeklinde olduğu, internet alan adının ... olduğu, site içeriğinde ... ... ibaresine yer verildiği görülmekle aynı ihlal iddiası nedeniyle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu kullanımların iltibas oluşturmadığı gerekçesi ile davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verildiği, her ne kadar beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de tespit edilen somut olguların bağlayıcı olduğu, bu kararda davalı kullanımlarının suç teşkil etmediği, suçun unsurlarının bulunmadığı, gerekçesine yer verildiği ve karara karşı istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği görülmekle markaya tecavüz, ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. YARGITAY BOZMA KARARI;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2025 tarih 2025/318 Esas 2025/5229 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda ceza mahkemesi beraat gerekçesi oluştururken davacının markasını kullanım şeklini ispatlayamadığı, iltibas oluşturuyor olsa idi ilgili Kurum tarafından markanın tescil edilmeyeceği şeklindeki somut vakıada tartışılması gerekmeyen bir değerlendirmeye dayandığı, ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında da davalı kullanımlarının davacının markasına iltibas oluşturuğunun tespit edildiği, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da yine davalı kullanımlarının kendi markasından uzaklaşarak davacı markası ile iltibasa neden olacak nitelikte olduğunun belirlendiği, o halde, dosya kapsamında aldırılan ve ceza mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporları da dikkate alınarak davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince somut vakıada tartışılması gerekmeyen hususlarda değerlendirme yapılarak hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde görülmediği" gerekçesiyle; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise Dairemizin önceki kararında direnilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Davacı vekilinin davada; müvekkilinin "..." isimli markayı Büyükçekmece ...Noterliği 28/04/2016 tarih ve ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesi ile ... A.Ş.'den devir aldığını, ortağı olduğu firmaya ait işyerinde unvan olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı... Şti.nin "... ..." unvanını aynı hizmet kolunda hizmet veren işyerinde, ... internet sitelerinde kullandığını, belirterek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına 1.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın karar verilmesini talep etmiştir. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/7098 soruşturma sayılı dosyasında Müştekinin ..., Şüphelilerin ..., ..., .... Şti. olduğu, Marka Hakkına Tecavüz suçundan soruşturma yürütüldüğü bu kapsamda alınan bilirkişi raporlarında davalı yanın kullanımlarının görsel tespitlerine yer verildiği, 06.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu belirtilmiş, 25.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise , davalı yanın kullanımlarının marka ihlali oluşturmadığının belirtildiği, şüpheliler hakkında markaya tecavüz suçundan Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/302 esas sayılı dosyasında ceva davası açıldığı, mahkemece alınan 10/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise " şüphelinin ... ... şeklindeki kullanımının müştekinin ... markası ile iltibasa neden olacağı, ... markası tescilli olduğundan kullanımının marka ihlali oluşturmayacağı " belirtilmiştir. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/302 esas, 2019/497 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; katılan ...'in 02/01/2017 tarihli şikayeti üzerine ceza davasının açıldığı, iddianamede Bakırköy C. Başsavcılığınca alınan 06/02/2017 tarihli bilirkişi raporu ve 25/10/2017 tarihli bilirkişi raporlarına yer verildiği anlaşılmıştır. İstinaf başvurusuna konu davanın ise 05/07/2017 tarihinde davalının aynı kullanımlarına dayalı olarak açıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Somut uyuşmazlık, aynı markasal kullanımdan kaynaklı olarak , Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu beraat kararlarının, hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olup olmadığının tespitinden kaynaklanmıştır. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/302 esas, 2019/497 karar sayılı kararında; "sanıkların kullanımının, katılanın markası ile iltibas oluşturmadığı, katılan adına tescilli markanın ... ibaresi bulunan Ağaç Şekilli Daire İçinde Logolu olduğu, marka hakkının ihlali bulunmadığı kanaatine varıldığı" açıklanmış, karar gerekçesinin devamında; 556 Sayılı KHK 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun unsurlarını oluşturacak şekilde, sanıkların taklit ürünleri iç pazarda sattıklarına, satışa arz ettiklerine veya ürettiklerine dair yani suçun unsurlarını oluşturacak şekilde herhangi bir eylemlerinin bulunmadığı, böylelikle sanıkların suç işleme kastı ile hareket ederek, yüklenen suçu işlediklerine dair, her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" ve 5237 sayılı TCK'nın 2. Maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi gereği sanıkların ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın istinaf edilmek suretiyle 23.01.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde de "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" düzenlemesine yer verilmiştir.Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Maddi olayları ve hukuka aykırı eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (bkz Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2018 tarihli ve 2017/15-248 Esas 2018/1175 Karar sayılı kararı)Dairemizin 12.12.2024 tarihli 2022/1032 Esas, 2024/2068 Karar sayılı kararında da, emsal olarak dayanılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2024 tarihli 2023/2819 Esas-2024/5046 Karar sayılı kararında; "Olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesine göre ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakalar ile maddi vakayı belirleyen beraat kararı hukuk hakimini bağlar. Bu hükmün amacı adalete güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemektir. ... marka hakkına tecavüz ettiği iddiası ile hakkında görülen Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 06.11.2015 tarih, 2014/295 E. ve 2015/625 K. sayılı dava dosyasında,.. atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ve bu karar Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 30.01.2020 tarih, 2019/33197 E. ve 2020/660 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. İşbu ceza mahkemesinin kesinleşmiş beraat kararında yer alan taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığına ilişkin tespitin hukuk hakimi açısından da bağlayıcı olacağı gözetilerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir." denilerek, ceza mahkemesinin beraat kararında yer alan taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığına ilişkin tespitin hukuk hakimi açısından da bağlayıcı olacağının gözetilmesi gerektiğine işaret edilerek Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yukarıda aktarılan Yargıtay ilamında da işaret edildiği üzere, (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi) 6098 Sayılı TBK 74. Madde uygulamasında, ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakalar ile maddi vakayı belirleyen beraat kararının hukuk hakimini bağlayacağına ilişkin hükmün amacı adalete güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemektir. Aksi durumda somut olaydaki gibi, aynı fiil nedeniyle ceza mahkemesinin sanığın (davalının) markasal kullanımı ile davacı markası arasında iltibas bulunmadığı ve marka ihlalinin bulunmadığı tespiti ile beraat kararı verilmesine rağmen, hukuk mahkemesince alınan raporlara dayanarak davalı markasal kullanımının davacı markası ile iltibas yarattığı ve marka ihlali bulunduğu gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refine karar vermek gerekecek, bu durumda da aynı fiilden ötürü iki ayrı mahkemenin kararları arasında çelişki doğmuş olacak ve hukuk güvenliği ilkesi zedelenecektir. Yargıtay bozma ilamında, ceza mahkemesinin kararında beraat kararı verilirken ".. davacının markasını kullanım şeklini ispatlayamadığı, iltibas oluşturuyor olsa idi ilgili Kurum tarafından markanın tescil edilmeyeceği..." şeklindeki somut vakıada tartışılması gerekmeyen bir değerlendirmeye dayanıldığına işaret edilmişse de; ceza mahkemesinin kararında açıkça davalı markasal kullanımının, davacı markası ile iltibas yaratmadığı, marka ihlalinin bulunmadığı tespitine yer verildiğinden, maddi vakıa tespitine ilişkin bu kısımın hukuk mahkemesince bağlayıcı olduğunun kabulü gerektiği, ceza mahkemesinin fazladan yazdığı gerekçelerin sonuca etkisi bulunmadığından dikkate alınmasına da gerek olmadığı, aksinin kabulü halinde, hukuk hakimince ceza mahkemesi kararının gerekçesinin yerinde olup olmadığının ve kesinleşmiş kararın tartışılması sonucuna götüreceği, TBK 74. Madde düzenlemesinin ise buna cevaz vermediği kanaatine varılarak, Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeye ve ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olmadığı tespitine iştirak edilmemiştir.Bu açıklamalar doğrultusunda; davacı adına tescilli ... "...+şekil " markasının 29,30, 43. Sınıfta... tarihinde tescil edildiği, davalı şirket ortağı ... adına ... numaralı " ... ..." (29,30,43 sınıf) markasının tescilli olduğu, ... numaralı " ..." (35,43 sınıf) ve ... numaralı "..."(29,43 sınıf) markalarının davalı şirket adına tescilli olduğu, davalının işyerinde ve internet sitesinde fiili markasal kullanımının ise , "... ... " şeklinde olduğu, iş yeri içindeki kullanımların ise "..." şeklinde olduğu, internet alan adının ... olduğu, site içeriğinde ... ... ibaresine yer verildiği görülmekle aynı ihlal iddiası nedeniyle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu kullanımların iltibas ve marka ihlali oluşturmadığı gerekçesi ile davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verildiği, her ne kadar beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de tespit edilen somut olguların bağlayıcı olduğu, bu kararda davalı kullanımlarının suç teşkil etmediği, suçun unsurlarının bulunmadığı, gerekçesine yer verildiği ve karara karşı istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği görülmekle markaya tecavüz, ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatiyle, Dairemizin önceki kararında direnilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dairemizin 12/12/2024 tarihli 2022/1032 Esas- 2024/2068 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 4- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2021 tarih, 2021/24 E., 2021/8 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, - Davanın REDDİNE 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (maddi tazminat, manevi tazminat ve tecavüz davası için) 2.196,00 TL karar harcından peşin alınan 870,96 TL'nin mahsubu ile 1.325,04 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(4). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.ve 10/(3). maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 98,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 319,30 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf incelemesi bir duruşmalı yapıldığından 22.000,00 vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/e-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan temyiz giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2026