İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2019/48202 başvuru numarasıyla 29. ve 35. sınıflarda tescil ettirdiği "..." ibareli markasıyla ilgili sektörde hizmet verdiğini, davalının, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1027 KARAR NO : 2025/1532 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 24/03/2023 NUMARASI : 2022/127 E. - 2023/98 K. DAVANIN KONUSU: Haksız İhtiyati Tedbire Dayalı Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2019/48202 başvuru numarasıyla 29. ve 35. sınıflarda tescil ettirdiği "..." ibareli markasıyla ilgili sektörde hizmet verdiğini, davalının, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü nezdinde "..." başlığı ile bir telif hakkı müracaatında bulunduğunu, ilgili kurum nezdinde yapılan başvurunun dayanağının Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu olduğunu, ilgili ürünün bir eser niteliği taşımadığını, hak kurucu niteliği haiz olmadığını, davalının, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak elde ettiği ilim edebiyat eserlerine ilişkin kayıt-tescil belgesine dayanarak müvekkilinin aleyhine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/507 D.İş sayılı dosyası ile tespit davası ikame ettiğini, anılan dava neticesinde yenilik unsuru söz konusu olmamasına rağmen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporu doğrultusunda tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin anılan tedbir kararı nedeniyle müşterileri ve tedarikçileri nezdinde itibar kaybına uğradığını, büyük çaplı iş yaptığı kimselerin müvekkiliyle alışverişini durduğunu, bu durum neticesinde müvekkilinin çok ciddi maddi ve manevi zararlara uğradığını, müvekkilinin işyerinde gerçekleştirilen tespit işleminde ve akabinde İcra Dairesi kanalıyla tedbir kararının uygulanması için işyerine gelinmesiyle müvekkilinin itibar kaybına uğradığını, bu durumun müvekkilinin komşuları ve müşterileri nezdinde müvekkilini rencide ettiğini, bunun sonucu olarak müvekkilinin elem ve ızdırap duyduğunu beyan ederek, davalının, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "..." adlı ürünün piyasaya ilk kez müvekkili tarafından sürüldüğünü, davacının müvekkiline ait eser sahipliğinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, müvekkili tarafından, müvekkiline ait ürün konseptinin aynısının davacı tarafından izinsiz bir şekilde kullanıldığı ve piyasaya sunulduğu gerekçesiyle 2020/507 D.İş sayılı dosyası ile davacının, müvekkilinin şirketinin telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlarına ilişkin delillerin tespiti ve bu tespitin müspet sonuçlanması halinde üretip satışa sunduğu bu ürünlere el konulması amacıyla tedbir istemli bilirkişi marifetiyle tespit talep edildiğini, davalının müvekkilinin telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan haksız kullanımları keşif sonucunda mahkemeye sunulan bilirkişi raporu ile açıkça tevsik edildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda ihtiyati tedbir taleplerinin Mahkemece kabul edildiğini, davalı işyerine ihtiyati tedbir kararı uygulanmak üzere gidildiğini ancak işyerinde ürün bulunamadığını, davacının ürünlerin tüketiciye sunuş tarzı, paket tasarımı ve marka logosunu taklit ettiğini, müvekkili tarafından davacının haksız ve kötüniyetli kullanımlarından dolayı Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/462 esas sayılı dosyası ile davacının, müvekkiline ait eser sahipliğinden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi talepli dava ikame edildiğini, davacının, müvekkiline ait ürünün eser niteliğinde olmadığı yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iş yerinde ürün bulunamadığından, davacının iddia ettiği üzere herhangi bir maddi zarar ve manevi zarara uğramadığını, zararın dayanağı olarak sunulabilen tek bir delilin olmadığını, davacının fiillerinin TTK m.55'te düzenlenen haksız rekabet hükümleri çerçevesinde "dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulama" kapsamında olduğunu beyan ederek, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, aksi takdirde Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/462 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/127 esas, 2023/98 karar sayılı, 24/03/2023 tarihli kararı ile; "Somut olayda 09/03/2021 tarihinde, tedbir kendiliğinden kalktığından madde kapsamında davacının haksız ihtiyati tedbirden doğan zararının tazminini talep hakkı bulunmaktadır. Davalı tedbirin uygulanmasından sonra esas hakkındaki davasını yasal sürede açmamış ve tedbire dayanak yaptığı ürünün eser vasfında olmadığı sunulan rapor ile anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının tedbir talep ettiği anda hukuken FSEK çerçevesinde korunacak bir hakkının bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Her ne kadar HMK 399/son maddesine göre bir yıllık zamanaşımı geçtikten sonra huzurdaki dava açılmış ise de, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmadığı, mahkememizce süresinden sonra yapılan zamanaşımı itirazının nazara alınamayacağı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının kusurlu eylemi nedeniyle davacının zararına neden olduğu, ihtiyati tedbir kararının uygulandığı, bilirkişi raporunda tespit edilen 2.053,00 TL maddi tazminatın mahkememizce oluşa ve delillere uygun bulunduğu, haksız fiil nedeniyle davacının manevi zararının da oluştuğu anlaşılmakla tarafların mali durumları ile davalının kusurunun derecesi dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE,-2.053 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla ilişkin talebin REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkilin eser sahipliğinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, müvekkiline ait ürün konseptinin aynısını izinsiz piyasaya sürdüğünü, bu sebeple gönderilen ihtarnamelere rağmen eylemlerine son vermediğini, bunun üzerine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/507 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti ve tedbir talep edildiğini, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde davalının işyerinde müvekkiline ait ürünün birebir aynısının bulunduğu ve bunun bilirkişi raporu ile tevsik edildiğini, bu rapor doğrultusunda verilen 20.000 TL teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararının uygulanması için gidildiğinde davacının ürünleri ortadan kaldırması ve kaçırması nedeniyle fiilen uygulanamadığını, bu durumun dahi davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilin bu haksız kullanımlar sebebiyle Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/462 Esas sayılı dosyası ile tecavüzün tespiti ve önlenmesi talepli dava açtığını, huzurdaki davada ise bu davanın sonucunun beklenmesi gerekirken haksız bir şekilde müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, davacının müvekkilin telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerine devam edip haksız kazanç elde ederken, maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle dava açmasının kötü niyetli olduğunu ve davanın kabulünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin tedbire dayanak ürünün eser niteliğinde olmadığı yönündeki kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira müvekkiline ait "..." adlı ürünün kuru et ve eski kaşarın tek pakette bir araya getirilmesi fikrinin müvekkiline ait olduğunu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 2020/3322 Kayıt Tescil No'lu tescil belgesi aldığını, FSEK kapsamında koruma altında olduğunu, davacının sadece fikri kopyalamakla kalmayıp paket tasarımı ve marka logosuna kadar müvekkilini taklit ettiğini, bu durumun dahi ürünün eser niteliğinde olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/507 D.İş dosyası kapsamında yapılan delil tespiti ve ihtiyati tedbir kararının, davacının haksız ve hukuka aykırı eylemlerini tevsik eden bilirkişi raporu doğrultusunda hukuka uygun olduğunu, fiilen uygulanamaması nedeniyle davacının iddia ettiği herhangi bir maddi ve manevi zararının söz konusu olmadığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının manevi zarara uğradığı ve kişilik haklarının zedelendiği iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkilin anayasal hakkı olan hak arama özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini ve Yargıtay içtihatlarında delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinin bu kapsamda kabul edilerek "manevi tazminat" istenemeyeceğine hükmedildiğini, davacının ürünleri ortadan kaldırmasının ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunu göstermediğini, uygulanmayan tedbir sebebiyle zarar oluşmasının mümkün olmadığını, davacının haksız rekabet teşkil eden eylemleri ortadayken müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin haksız olduğunu, ilk derece mahkemesinin karara esas aldığı bilirkişi raporunun haksız olduğunu, raporda ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı belirtildiği halde zorlama bir değerlendirme ile ciro kaybı ve kar kaybı hesaplandığını, hesaplamaların çelişkili ve varsayımlara dayandığını, kar kaybının dava konusu ürünle bağdaştırılmasının açık olmadığını, davacının zararının dayanağı olarak somut bir delil sunulmadığını, uygulanmayan tedbirden kaynaklandığı şeklindeki değerlendirmenin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmamasına rağmen hem raporda hem de mahkeme kararında müvekkili ürününün eser niteliğinde olmadığı yönünde hukuki değerlendirme yapılmasının HMK md 279'a aykırı olduğunu, zira müvekkilin eser sahipliği davasının istinaf aşamasında olduğunu, bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılması ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; haksız ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminata ilişkin düzenleme HMK'nın 399. maddesinde; '' (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' şeklinde düzenlenmiş olup Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/507 değişik iş sayılı dosyası kapsamında; talep eden ... tarafından, karşı taraf ... Delihasan/ Asya Gıda aleyhine tespit ve tedbir talebinde bulunulduğu, tespit sonucu alınan bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemece 21/01/2021 tarihinde talep edenin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile "Karşı tarafın adresinde bulunan ve davacı yana ait ürünler ile benzerliği dolayısıyla haksız rekabet oluşturduğu 20/01/2021 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenip görsellerine yer verilen ürünlere el konularak yediemine teslimine, söz konusu bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına" şeklinde karar verildiği, ihtiyati tedbir kararının icrası amacı ile Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında tedbirin infazı amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüklerine talimat yazıldığı, Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası kapsamında 08/03/2021 tarihinde ... Delihasan'a ait mahalde infaz edildiği ancak Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/507 değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına konu ürünlerin mahalde bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.Bakırköy 2. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/462 E., 2021/241 K. sayılı davasının ise davalı tarafından davacı aleyhine 21/04/2021 tarihinde ikame edildiği, davaya konu ürünün, kuru et ile kaşar peynirinin aynı ambalajda satışa sunulmasına ilişkin olup davalı tarafça yapılan başvuru sonucunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilim edebiyat eseri olarak tescil edildiği, FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğunun iddia edildiği, ancak tek başına tescil belgesi alınmasının davalının fikir üzerinde hak sahibi olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, tescil edilen ürüne eser mahiyetini kazandırmadığı, davaya konu ürünün sahibinin hususiyetini taşımadığı, kanunda sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, yani FSEK kapsamında eser olarak korunamayacağı, davacının kendi markası ile aynı ürünü satışa sunması haksız rekabet teşkil etmediği gerekçeleri ile davalının davacı aleyhine açtığı davanın reddine karar verildiği, istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD'nin 2022/700 esas, 2024/484 karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunduğu ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası yönünden, yargı kararlarında ve öğretideki ağırlıklı görüş; bu davalarda kusur şartının aranmayacağı, kusursuz sorumluluk ilkesinin esas olduğu yönündedir. Bu açıklamalara göre haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat istenebilmesinin şartları; icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, tedbirin haksız olması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmesi ve haksız ihtiyati tedbirle ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Maddi tazminat isteklerinde, manevi tazminat isteklerinden farklı olarak ihtiyati tedbir kararını uygulayan tarafın kusursuz sorumluluğu kabul edilmiştir. Böylece icra edilmiş olan ihtiyati tedbirin haksız olması ve bir zarara neden olmuş olması sorumluluk için yeterlidir. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 672-673) (Yargıtay HGK 2017/4-1441 esas, 2021/1501 karar sayılı ilamı.) Dolayısıyla kanuni süre içerisinde dava açılmayarak ihtiyati tedbir kararı 06/04/2021 tarihinde kendiliğinden kalktığından yukarıda anılı madde kapsamında davacının haksız ihtiyati tedbirden doğan maddi zararını kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında, manevi zararını ise kusur sorumluluğu kapsamında talep etme hakkının mevcut olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca davalının tedbire dayanak gösterdiği ürünün eser vasfında olmadığının ilerleyen aşamada ikame edilen esas dava dosyası kapsamındaki yargılama neticesinde tespit edildiği, bu nedenle davalının ihtiyati tedbir talep ettiği sırada hukuken FSEK ve TTK çerçevesinde korunacak bir hakkının bulunmadığı da anlaşılmıştır. Davalının dilekçelerin teatisi aşamasında zamanaşımı defisine dayanmadığı sabit olmakla, her ne kadar tedbirin infazı sırasında ürün elde edilememiş ise de ''mahkeme emri ile ticari faaliyete konu etmemesi” kararlaştırılmış olan ürünler bakımından davacı yanın ticari faaliyetlerinin sekteye uğradığı, böylece davacının bilirkişi raporunda tespit edilen 2.053-TL maddi zarara uğradığı, ihtiyati tedbir kararının uygulanması kapsamında icra marifeti ile iş yerinde işlem yapılması üzerine itibar kaybı ile elem ve ızdırap kaynaklı manevi zararın tazmini için davalının kusur derecesi, tarafların mali durumları dikkate alınarak 10.000-TL manevi tazminat ile 2.053-TL maddi tazminata hükmedilmesinin somut olay adaleti ile usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/03/2023 tarih ve 2022/127 E., 2023/98 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 823,34 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 205,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 617,44 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025