İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1351 D. İş ve 2016/1360 K. Sayılı kararı ile 31/03/2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli bonoya dayanarak 113.246,00 TL (1 USD=5,6623 01/10/2019 tarihli dolar kuru) alacak …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/191 Esas KARAR NO:2026/436 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/11/2025 NUMARASI:2025/380 E. - 2025/790 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1351 D. İş ve 2016/1360 K. Sayılı kararı ile 31/03/2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli bonoya dayanarak 113.246,00 TL (1 USD=5,6623 01/10/2019 tarihli dolar kuru) alacak miktarı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile iddia edilen alacak esasa geçilmiş olup takip konusunu müvekkili ... tarafından borçlu sıfatı ile düzenlenip diğer müvekkili ... tarafından kefil sıfatı ile imza edildiği iddia olunan;30.12.2018 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli 26.01.2019 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli 28.02.2019 vade tarihli 15.000,00 USD bedelli 31.03.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.04.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 31.05.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.06.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.07.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.08.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli olmak üzere 9 adet bono ihtiva eder bir ticari ilişki mevcut olmadığını, takip konusu senetler üzerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin davalıya karşı hiçbir borcu olmamasına rağmen ihtiyati haciz kararı alındığını ve başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı ... tarafından İstanbul 3. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosya ile başlatılan takibe dayanak oluşturan senetlerin ön yüzünde borçlu sıfatıyla müvekkili ...'nun kefil sıfatı ile de müvekkili ...'nun isimleri ve imzaların kendilerine ait olmadığını, senet metinleri üzerinde müvekkillerin isimlerinin "..." ve "..." olarak görüldüğünü , halbuki müvekkillerinin soy isimlerinin "..." değil "..."' olduğunu, belirterek ;Davanın kabulü ile müvekkilleri ... ve ...'nun davalı yana borcu olmadığının tespitine, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü .... icra takibinin iptaline, ve icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 03/10/2019 tarih, 2019/1351 D.iş ve 2019/1360 Karar No kapsamında %15 teminat miktarı olan 113.246,00 TL yatırılmak suretiyle takip borçluları ... ile ... aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığını, Akabinde İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası kapsamında senetlerden kaynaklı olarak 04/10/2019 tarihinde kambiyo takibine geçildiğini, İhtiyati haciz mahkeme kararı alınmasını takiben, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından borçluların malvarlıkları sorgulanarak, aktif menkul, gayrimenkul ve 3. Şahıstaki alacakları gibi malvarlıkları üzerine ihtiyati hacizler uygulandığını, davacı/borçlular aleyhindeki icra takibi kesinleşmesine mütakiben kesin haciz işlemlerine başlanıldığını, Borçlu ... adına kayıtlı 35 adet aktif taşınmazlarına kayden haciz şerhleri işlendığını, tapu takyidatları incelendiğinde taşınmazların kaydında ipotek şerhleri ile diğer haciz alacaklılarının toplam 27.000.000,00 TL’ye yakın borç kaydı olduğunun görüldüğünü, ipotekli taşınmazlar cebri icra yolu ile ipotek alacaklıları tarafından hemen hepsi satışa çıkarıldığını,bu taşınmazlar kaydında haciz şerhi olmasına rağmen ipotek borcunu karşılanmadığından müvekkili alacaklıya herhangi bir ödeme gelmediğini, diğer borçlu ... adına sorgu yapıldığında ise bu kişiye ait herhangi bir menkul, gayrimenkul,3. Kişilerde hak ve alacağa rastlanılmadığını,tasarrufun iptali davasının açılmasının üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçmesi ve davacı ... vekili tarafından tasarrufun iptali davasına da süresinde cevap verilmesine rağmen ve tüm haciz işlemlerine hiçbir şekilde itiraz edilmediğinden, davacıların menfi tespit davası açmakta kötü niyetli olduklarını bildirmiştir .Davalı vekili ayrıca; İstanbul 3. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası kambiyo takiplerine mahsus haciz yolu olduğu, icra takibine geçildikten sonra 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu gereği senetteki borçlu ve kefillerin tamamının icra dosyasında müteselsil ve müştereken borçlu konumuna geçtiğini, söz konusu icra dosyasına konu 9 adet bono, kambiyo senetleri mahiyeti gereği şekil ve kurucu unsurlarına sahip olup, kambiyo senetlerinden olduğunu, işbu senetlere esas gerek mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınmış gerekse icra müdürlüğü tarafından icra takibine geçilmiş olduğunu, somut olayda taraflar arasında ticari ilişki olup olmaması kambiyo takiplerine mahsus haciz yoluna engel olmadığını, davacılar vekili dava dilekçesinde değindiği diğer bir konu icraya konu bonolardaki soyadı yazımında "..." yerine "..." yazıldığı, bu sebeple senetlerdeki el yazısının borçlulara ait olmadığını beyan etmiş ise de ...’nun vekili tarafından tasarrufun iptali davasına sunulan cevap dilekçesinde bile müvekkilinin soyadını "..." şeklinde yazdığını, bu şekilde kayıtlara geçtiğini ve davacılar tarafından açılmış veya yürütülen herhangi bir Cumhuriyet Savcılığı dosyası bulunmadığını belirterek; Davacı taraftan eksik alınan harç bedelinin yasal sürede tamamlattırılmasını, yasal sürede davacılar tarafından eksik harç mahkeme veznesine depo edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini,Usul ve esasa uygun yürütülen İstanbul 3. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasının devamına, ihtiyati tedbir talebinin reddine, eğer ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilecek ise, dava değerinin icra dosyasının 26/06/2021 tarihli dosya alacağının değerinin tespiti ile bu bedel üzerinden hesap edilerek vezneye davacılar tarafından depo edilmesine, davacılar aleyhine ayrı ayrı %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; ... ile davacıların belirtilen açıklamalar doğrultusunda fiili ve ekonomik birliktelik içinde oluşu karşısında, ... tarafından ödenen sıralı senetlerin dışında kalan senetlere karşı davacılar tarafından imza itirazında bulunulması çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil edeceğinden, davaya konu senetlerdeki imzaların davacılara ait olmamasının bu aşamada bir öneminin bulunmayacağının da anlaşılması karşısında DAVANIN REDDİNE ve de teminat yatırılarak takip durdurulmadığı için davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibine konu senetlerin hiçbir ticari ilişkiye dayanmadığını, senetler üzerinde borçlu ve kefil olarak gösterilen kişilerin soyadlarının "..." yerine hatalı bir şekilde "..." olarak yazıldığını ve kötüniyetli borçlandırma işlemi yapılmak istendiğini, Adli Tıp Kurumu raporuyla da senetlerdeki imzaların müvekkillerine ait olmadığının kesin olarak saptandığını, yerel mahkemenin ispat yükünün alacaklıda olduğuna dair yerleşik Yargıtay içtihatlarını göz ardı ederek davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri ile hiçbir organik bağı bulunmayan üçüncü bir şahsın başka senetleri ödemiş olmasının veya aynı avukat tarafından temsil edilmelerinin müvekkillerini imzası bulunmayan senetlerden sorumlu kılmayacağını, bu durumun müvekkillerini sürekli bir borç tehdidi altında bırakacağını ve mahkeme gerekçesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı borçluların takibe konu sıralı senetlerden üç adedini icra takibinden önce banka aracılığıyla ödeyerek borcu ve imzasını fiilen kabul ettiklerini, buna rağmen takibin kesinleşmesini bekleyip tahsil aşamasında imza inkârına dayalı menfi tespit davası açmalarının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, İcra ve İflas Kanunu’nun 170/a maddesi uyarınca borcun kısmen kabulü halinde artık imza inkârına dayanılamayacağını, senetlerdeki soyadı farklılığının basit bir harf değişikliğinden ibaret olup davacıların kimlik tespitine engel teşkil etmediğini, senetleri teslim alan üçüncü kişi ile davacılar arasında ortak iş adresi, aynı avukatla temsil edilme ve ticari iş birliği gibi somut verilerle ispatlanmış güçlü bir organik bağ bulunduğunu, borçlu olunmadığının ispat yükünün davacılarda olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli açılan bu dava sebebiyle müvekkilinin alacağına geç kavuştuğunu belirterek davacıların istinaf başvurusunun reddi ile davacı taraflardan ayrı ayrı %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf başvurusunun haksız ve hukuksuz olduğunu, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatının yalnızca borçlu lehine düzenlendiğini ve davalının bu yöndeki talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibine konu senetlerdeki imzaların Adli Tıp Kurumu raporuyla kesin olarak müvekkillerine ait olmadığının saptandığını, senet metinlerinde müvekkillerin soyadının "..." yerine "..." olarak yanlış yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının iddia ettiği borç kabulü veya senet ödemesi beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve bu hususta somut bir delil sunulamadığını, yerel mahkemenin müvekkilleri ile üçüncü kişi arasında aynı avukat tarafından temsil edilme veya aynı icra dosyasında yer alma gibi olgulara dayanarak kurduğu organik bağ varsayımının ve davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, sahteliği ispatlanmış senetlerden dolayı müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davalının istinaf başvurusunun reddi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava İİK 72 gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece, İstanbul 3 İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe konan 9 adet bono nedeniyle davalı takip alacaklısı ...' e borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, 198.221,40 USD karşılığı 1.131.487,40 TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacılar lehine davalıdan tahsiline" dair karar verilmiştir. İstinaf edilmesi neticesinde Dairemizin iade kararında, "Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacılar tarafından icra takibine konu senetlerdeki imzanın kendilerine ait olmadığını ileri sürdükleri, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olduğu herkese karşı ileri sürülebileceği ATK raporu ile icra takibine konu senetlerdeki imzanın davacıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de davalı tarafından taraflar arasında ki temel ilişkiye dayalı olarak sıralı çekler verildiği ve üç adetinin ödendiğini ileri sürdüğü davalı tarafından 10/02/2022 tarihli dilekçesi ile ...bank Genel Müdürlüğü'ne ve ... şubesine müzekkere yazılarak üç adet bononun ödenip ödenmediğinin sorulmasını talep ettiği mahkemece müzekkere yazılmadığı, 24/03/2022 tarihli davalı vekili dilekçe ekinde watsap yazışmalarını ve 05/11/2018 tarihli senet ödeme dekontunu ibraz ettiği mahkemece bu belgeler de değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde karar verildiği "gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.... Bankasına ait 22/02/2022 tarihli müzekkere cevabında, borçlu ... kefil ...'na ait; 31.10.2018 vadeli 10.000 USD tutarlı senet 05.11.2018 tarihinde senet şubeye ulaşmadığından ... hesabına senet karşılığı olarak havale edildiği, senet aslı teslim alınmadığı, 30.11.2018 vadeli 10,000 USD tutarlı senet 04.12.2018 tarihinde protesto edilip 07.12.2018 tarihinde protestolu olarak ... tarafından 5.600 USD nakit, 4.400 USD hesabından çekilerek ödenip senet teslim edildiği, 31.01.2019 vadeli senet 30.01.2019 tarihinde ... tarafından nakit olarak ödenerek senet teslim edildiği belirtilmiştir.Somut olayda davacılar tarafından İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takibine konu bonoların, ön yüzünde borçlu sıfatıyla ...'nun kefil sıfatı ile de ...'nun isimleri ve imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürdükleri, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde imzanın davacıların eli ürünü olmadığının tespit Bankada bulunmadığı gibi , taraflarca da dosyaya sunulamadığı, aynı imzaların atılıp atılmadığının tespit edilemediği gibi davacılar tarafından da ödendiğinin ispatlanamadığı, bu durumda davacıların aynı şekilde düzenlenen çekleri itirazsız ödeyerek davacıda güven oluşturduğu ve çelişkili davrandığı yönünde kanaat oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ödeme yapan ... ile organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, imza inkarı mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden davanın kabulüne, davacıların davaya konu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.İİK 72/5'e göre, "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz."Somut olayda, çeklerin keşidecisi ve kefilinin davacı, lehtarının davalı olduğu anlaşılıyorsa da, bu durum davalı tarafın alacaklı olmadığını bile bile icra takibi başlattığına kesin olarak karine teşkil etmediğinden , somut olayda taraf iddia ve savunmaları göz önüne alınarak davacıları menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin kötü niyetli olduğu dosya kapsamında ispat edilemediğinden davacıların kötü niyet tazminat talebinin de reddi gerekmiştir.Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde, lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davanın kabulüne karar verilmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2025 tarih, 2025/380 E., 2025/790 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜ ile, davacı ... ( TC no:...) ve davacı ... (TC no: ...) nun İstanbul 3 İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe konan 30.12.2018 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli 26.01.2019 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli 28.02.2019 vade tarihli 15.000,00 USD bedelli 31.03.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.04.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 31.05.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.06.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.07.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 30.08.2019 vade tarihli 20.000,00 USD bedelli 9 adet bono nedeniyle davalı takip alacaklısı ...' borçlu olmadığının tespitine, -Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 77.291,90 TL karar harcından peşin alınan 19.322,98 TL'nin mahsubu ile 57.968,92 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 19.322,98 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 395,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 19.815,78 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/b-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 175.723,11 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.182,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026