İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; davacı vakfın Kartal 7. Noterliği’nin 31/10/1994 tarihli, ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi ile kurulduğunu, Vakıf Senedi’nin 2. maddesinde davacı vakfın “...” olarak anılacağının kararlaştırıldığını, Pendik 1. Asliye Hukuk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1439 Esas KARAR NO: 2025/1738 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/01/2023 NUMARASI: 2021/125 E. - 2023/15 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; davacı vakfın Kartal 7. Noterliği’nin 31/10/1994 tarihli, ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi ile kurulduğunu, Vakıf Senedi’nin 2. maddesinde davacı vakfın “...” olarak anılacağının kararlaştırıldığını, Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1994/637 Esas, 1994/541 Karar sayılı ve 17/11/1994 tarihli kararı ile vakfın tesciline karar verildiğini, o tarihten bu yana davacı vakfın "..." adıyla kuruluş amacına uygun bir çok iş yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, markasının Türkiye çapında tanınır ve bilinir hale geldiğini, internet ortamında yapılan aramalarda "..." yazıldığında davalı vakfın da adının çıkması üzerine bu kullanımdan vazgeçmeleri için kendilerine bildirim yapılmışa da olumsuz cevap verdiklerini, davalı Vakfın 2011 yılında kurulduğunu, aynı kısaltma adını kullanmasının karışıklığa ve davacının hak kaybına neden olduğunu belirterek; davanın kabulü ile, davalı tarafça kullanılan “...” markasının/isminin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, “...” markasının/isiminin davacı vakıf adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Ancak davacı vakfın unvanı yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nin 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmektedir. Sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip, hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.Bu yasal düzenlemeler ve yerleşmiş yargı kararları uyarınca, davalı tarafından internet üzerinde de kullanıldığı anlaşılan "..." markasının tescil tarihinden bu yana 5 yıldan fazla zaman geçtiği, davalının markasını kötü niyetle tescil ettirdiğinin iddia ve ispat edilmediği, bu nedenle davacının davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü SMK'nun 26/6. maddesindeki hak düşürücü süre ve sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğramasından dolayı talep edemeyeceği anlaşılmakla," Davanın REDDİNE karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı Müvekkili ... ... KÜLTÜR VE EĞİTİM VAKFI'nın, Kartal 7. Noterliği' nin 31.10.1994 Tarihli ve ... Yevmiye Nolu Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi ile kurulduğunu, kurulduktan sonra kısaltma olarak "..." adını kullandığını, ... ismi ile internet ortamında yapılan araştırmalarda davalı tarafın bilgilerinin çıktığının görülmesi üzerine hemen davalı tarafa bu konuda yazı gönderildiğini, Davalı tarafın gerekli düzeltmeleri yapmaması nedeniyle ayrıca müvekkilinin vakıf sorgulanınca ayrı karaşıklığın devam etmesi nedeniyle İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi' nin 2021/125 Esas sayılı dosyası ile İstinafa konu dava açıldığını, TMK nın 2. Maddesine aykırı bir durum olmadığı gibi süre geçtikten sonra dava açılmasının da söz konusu olmadığını, Mahkemenin sürenin başlangıcını hatalı hesapladığı gibi Müvekkilinin hakkını aramasının dürüstlük kuralına aykırı bularak, hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğine ilişkin kanaatinin hatalı olduğunu, Müvekkilinin bu kullanımdan haberdar olur olmaz ihtar gönderdiğini, ihtardan sonra düzeltim yapılmayınca da hemen istinafa konu davayı açtığını, sessiz kalınmasının söz konusu olmadığını, -Dosyadaki tüm evraklar, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen bilirkişi raporu, dinlenilen tanık beyanları bir bütün incelendiğinden Davacı Müvekkilinin, davalı taraftan uzun yıllar önce kurulduğu ve ... ismini kullandığı açık ve net bir şekilde tespit edildiğini, 25.07.2022 tarihli Raporunda bu tespitlerin yapıldığını, Müvekkilinin kurulduğu tarihten iş bu tarihe kadar tüm faaliyetlerini ... adı altında yaptığını, davalı tarafın da bu kullanımının "orta seviyedeki tüketici” tarafından karışıklığa neden olduğunu, davalı taraftan çok uzun yıllar önce ... ismini kullanan Müvekkilinin bu kullanım ve öncelik hakkının korunması gerekirken , aksi yöndeki hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin yanlış olduğunu, -29.11.2022 tarihli duruşmada dinlenilen tanık ...in beyanının; " Ben 1994 yılında davacı vakfın kurucularından biriyim. O tarihten bu yana vakıfta çeşitli görevler aldım. Halen de yönetim kurulu üyesiyim. Vakıf kuruluşundan bu yana ... adını kullanmaktadır. Makbuzlarımızı bu isimle keseriz. Tabelamızda ... yazılıdır. Ayrıca tüm faaliyetlerimizi, ibadetlerimizi ... adı altında yapmaktayız. Ben davalı vakıftan daha önce haberdar olmadım. Dava açıldıktan sonra bu markadan ve vakıftan haberdar oldum. Davacı vakfın yöneticileri markanın tescil edildiğini öğrenir öğrenmez bu davayı açmışlar. Ben bu durumdan daha sonra haberdar oldum dedi. " davanın hemen açıldığının, sessiz kalınmadığını ispatlandığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili, davacı derneğin ismi ve davacı derneğin önceki tarihli kullanımlarına dayanarak, davalı adına tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 07/10/2011 başvuru, 06/02/2013 tescil tarihli, 2011 79637 tescil numaralı “... ... ... Eğitim ve Kültür Yardımlaşma Vakfı+Şekil” markasının 41. sınıfta davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden taraflara ait vakıf senetleri istenilmiş ve dosya içerisine konulmuştur. Davacı vakfın Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1994/637 Esas, 1994/541 Karar sayılı kararıyla tescil edildiği, davalı vakfın ise Sultanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/65 Esas, 2011/196 Karar sayılı kararı ile tescil edildiği tespit edilmiştir.Dava konusu hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, "..." ibaresini davacının vakıf ismi ve markasal olarak kullanıp kullanmadıkları, davalının markasının tescil başvuru tarihinden önce bu marka üzerinde hak elde edip etmedikleri, davalı adına tescilli ... tescil numaralı marka ile davacının isminin kısaltması olarak ve markasal olarak kullandığı "..." ibaresi ile iltibas yaratacak derecede benzer olup olmadığı konusunda marka uzmanı ...ve muhasip bilirkişi ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden rapor istenilmiş, 25/07/2022 tarihli heyet raporunda; davacının ’... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı" şeklinde kurulduğu, vakfın Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 1994/637 sayılı Vakfın tescili davası açığı, yargılama neticesinde 17/11/1994 tarihli ve 1994/541 Karar sayılı ilam ile "... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı (...)"in tesciline karar verildiğine, davacının Vakıf olması nedeniyle gelirlerinin tamamı için bağış makbuzu düzenlediğini, farklı yıllarda düzenledikleri ve taraflarına ibraz edilen bağış makbuzlarındaki "..." ibaresinin markasal kullanım sayılabileceğine, davalının marka başvurusunu yaptığı ve kurulduğu 2011 yılından öncesine dayanan 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 yıllarına ait makbuzlarda, davacı vakfın "..." markasını fasılasız kullanımı tespit edildiğinden, "..." markası üzerinde davacının üstün ve öncelikli hak sahipliği bulunduğuna, taraf markalarının kısmi görsel benzerliği, kısmi işitsel benzerliği, kavramsal benzerliği, verilen hizmetlerin aynı/benzer olması, davacı tarafın faaliyet alanlarına bakıldığında, davalı markasının kapsamındaki “tercüme hizmetleri” hariç diğer hizmetlerde faaliyet yetkisinin bulunduğu, bu sebeple davalı markasının tescili kapsamındaki “tercüme hizmetleri” hariç diğer hizmetlerde, davacı markasıyla iltibas yaratacağına dair görüş bildirmişlerdir. Mahkeme huzurunda dinlenen davacı tanığı İbrahim ...; emekli öğretmen olduğunu, davacı vakfın bulunduğu yere yakın oturduğundan vakıfla ilişkisinin olduğunu, cenazeler olduğunda kendilerine bu konuda mesaj gönderdiğini, bu mesajların "..." adıyla kendilerine geldiğini, kendilerinin de vakfın adını "..." olarak bildiğini, davalı vakıfla ilgili bilgisinin olmadığını, sadece davacı vakıftan sonra kurulduğunu bildiğini beyan etmiştir. Davacı tanığı ...; 1994 yılında davacı vakfın kurucularından birisi olduğunu, o tarihten bu yana vakıfta çeşitli görevler aldığını, halen de yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacı vakfın kuruluşundan bu yana "..." adını kullandığını, makbuzlarını bu isimle kestiklerini, tabelalarında "..." yazıldığını, ayrıca tüm faaliyetlerini, ibadetlerini "..." adı altında yaptıklarını, kendisinin davalı vakıftan daha önce haberdar olmadığını, dava açıldıktan sonra bu markadan ve vakıftan haberdar olduğunu, davacı vakfın yöneticilerinin markanın tescil edildiğini öğrenir öğrenmez bu davayı açtıklarını, kendisinin bu durumdan daha sonra haberdar olduğunu beyan etmiştir. 6769 Sayılı SMK 6/6 maddesinde; "Tescil başvurusu yapılan markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." hükmü düzenlenmiştir.SMK mad.25/6 uyarınca marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Davacının ’... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı" şeklinde kurulduğu, vakfın Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 1994/637 sayılı Vakfın tescili davası açığı, yargılama neticesinde 17/11/1994 tarihli ve 1994/541 Karar sayılı ilam ile "... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı (...)"in tesciline karar verildiği, davalı adına 07/10/2011 tarihinde tescil başvurusu yapılarak tescil edilen 2011 79637 tescil numaralı “... ... ... Eğitim ve Kültür Yardımlaşma Vakfı+Şekil” markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacının davalının kullanımını internet araştırmasında öğrendiğine yönelik savunması bulunduğu, tanığında bu durumu beyanı ile doğruladığı, markanın bilinmesi gerektiğine ilişkin başkaca delil sunulmadığı, SMK mad.25/6 da, marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiğinin ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki deliller ile bilmesi gerektiğinin ispatlamamış olması nedeniyle sessiz kalma hükümlerinin uygulanamayacağı, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı; ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı’nın ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı’nın 25.12.2014 tarihinde 2152 sayı ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen Kartal 7.Noterliğince tasdikli 31.10.1994 tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi ile kurulduğu. ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı’nın ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı Senedinin “Vakıf Adı” başlıklı 2.maddesinde; Vakfın Adı: ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı’nın ... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı kısacası ‘’...’’ adını taşıdığı, vakfın Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 1994/637 sayılı Vakfın tescili davası açığı, yargılama neticesinde 17/11/1994 tarihli ve 1994/541 Karar sayılı ilam ile "... ... Kültür Ve Eğitim Vakfı (...)"in tesciline karar verildiği, davacı dernek isminin ... olarak geçtiği, dosyadaki sunulu makbuzlarda davacı faaliyetlerinde ... isminin logo olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.Davacı derneğin kuruluş tüzüğüne göre faaliyetleri ile, davalı tescilli markasının 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri.” nin aynı hizmet alanında olduğu, davalı markasının tercüme hizmetleri sınıfı dışında, davacı derneğin faaliyet alanı ile aynı/benzer sınıfta tescilli olduğu, davalı markası kapsamında yapılan faaliyetlerin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağı, SMK 6/6 maddesine dayanarak, davalıya karşı isim hakkının ileri sürülebileceği, (Yargıtay 11. HD. 02.07.2020 tarih, 2019/5238 E., 2020/3448 K), bu nedenle davanın SMK 6/6 md. gereğince kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi hukuka uygun olmadığından Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin kısmen kabulü ile, kararın kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/01/2023 tarih, 2021/125 E., 2023/15 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davalı adına 07/10/2011 başvuru, 06/02/2013 tescil tarihli, 2011 ... tescil numaralı “... ... ... Eğitim ve Kültür Yardımlaşma Vakfı+Şekil” markasının 41. Sınıftaki 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri.” sınıfında kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,Karar kesinleştiğinde kararın TPMK'ya bildirilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 556,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,Davacı tarafça yapılan 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 327,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.927,10 TL'nin davanın kısmen kabul edildiği göz önüne alınarak 2.560,00 TL'lık kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcnın karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 140,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 632,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025