İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı ... ... tarafından, İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo takip başlatıldığını, takipten 02.04.2018 tarihi itibariyle haricen haberdar olunduğunu, müvekkili adına İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/370 E…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1605 KARAR NO : 2026/48 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2023 NUMARASI : 2022/148 E. - 2023/41 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı ... ... tarafından, İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo takip başlatıldığını, takipten 02.04.2018 tarihi itibariyle haricen haberdar olunduğunu, müvekkili adına İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/370 E. sayılı dosyası ile şikayet yoluna gidildiğini, yerel Mahkemece taleplerinin kabul edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2020/1242 E. ve 2020/1242 K. sayılı, 16.09.2020 tarihli kararı ile, Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak şikayetin süre aşımından reddine karar verildiğini, davalı tarafından müvekkiline ait "İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, Hoşdere Mahallesi, ... Mevkii, ... Ada, 1 Parsel, B25/9 Nolu Bağımsız Bölüm" olan taşınmaza haciz konulduğunu; kıymet takdiri yaptırıldığını, taraflarınca kıymet takdirine itiraz edildiğini, somut olayda, davalı tarafından, müvekkilince keşide edilen senetler nedeni ile 70.539,56 TL için takip başlatıldığını, ibraz edilen ödeme belgeleri ile de sabit olduğu üzere takibi konu senetler nedeni ile müvekkili tarafından davalıya bugüne kadar 10.11.2017 tarihinde 5.000.-TL, 11.12.2017 tarihinde 15.000.-TL, 14.12.2017 tarihinde 5.000.-TL ve 20.12.2017 tarihinde 2.000.-TL olmak üzere toplada 27.000.-TL ödemeler yapıldığını, davalının bu ödemeleri dikkate almadığı gibi, kötüniyetli şekilde hareket ederek icra dosyasına da bildirmediğini, müvekkili yönünden haciz işlemi uygulandığını, kendisine kısmi ödeme yapıldığı halde, taşınmazın yaklaşık 1/20’sine denk gelen bor için müvekkile ait 1.400.000.-TL kıymet takdir edilen taşınmaza ilişkin olarak satışa hazırlık işlemlerine başlandığını, bu nedenlerle taleplerinin kabulü ile müvekkili tarafından İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına konu borç nedeni ile davalıya 27.000.-TL ödeme yapıldığı hususunun dikkate alınarak, müvekkilinin davalıya fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 27.000.-TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, yapılan ödeme makbuzları dikkate alınarak öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaat hasıl olması halinde uygun görülecek teminat karşılığında İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin 27.000.-TL tutara ilişkin kısmı yönünden takibin tedbiren durdurulmasına, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise, ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paradan 27.000.-TL’nin davalıya ödenmemesine, davalı aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı ve davalının sahibi bulunduğu ... ünvanlı şirkete uzun yıllara sari Yeminli Mali Müşavirlik hizmeti verdiğini, davalı taraflar arasındaki sözleşme gereği aylık olarak ödemesi gereken YMM ücretlerini ödemediği gibi müvekkilinin cebinden yaptığı defter tasdik giderlerini dahi ödemediğini, daha sonra biriken borçlarının tasfiyesi amacıyla, gerek şirketi adına, gerek kendi adına ve gerekse müşterilerinden aldığı kambiyo evraklarını müvekkiline teslim ettiğini, biriken borçların tasfiyesi amacıyla verilen kambiyo evrakı da vadelerinde ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin bir kısım alacaklarının tahsili amacıyla 30.10.2017 tarihinde İstanbul 26.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü yolla takip başlattığını, borçlunun önce geçersiz tebligat nedeniyle İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/370 E.sayılı dosyası ile memur muamelesini şikayet ettiğini, yapılan yargılama neticesinde bu talebi reddedildiğini, daha sonra İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/371 E. Sayılı dosyası ile meskeniyet iddiasında bulunmuş bu talep yerel mahkeme tarafından süresinde olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Somut olayda; davalının ticari kayıtlarında yapılan ödemelerin işlendiği ve yapılan ödemeyi bilmemesi mümkün olmadığından borçlu olmadığını bildiği kimse hakkında bilerek icra takibi başlatan davalı mahkemece açıkça kötü niyetli olarak görüldüğü gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ ile; Davacının İstanbul 26.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasında 27.000,00TL yönünden davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, başlatılan takibin bakiye tutardan devamına,2-Davalının kötüniyeti sabit olduğundan %20 oranında hesaplanan 5.400,00TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 tarih ve 2022/148 E. 2023/41 K. sayılı kararıyla davanın kabul edilerek, davacının İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasında 27.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine ve takibin bakiye tutardan devamına karar verildiğini belirttikten sonra, bu kararın eksik, hatalı değerlendirme ve usul ile yasaya aykırılık içerdiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunduğunu açıkladı, hükme esas alınan 01.09.2022 tarihli kök ve 21.12.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, mahkemenin itirazları değerlendirmeksizin bu rapora göre hüküm tesis etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve raporda bilirkişinin dayandığı tek somut verinin davacının davasını dayandırdığı dekontlardaki ödemenin, davaya konu kambiyo senetleri için yapıldığına dair somut bilgi olmadığı yönünde olduğunu belirtti, bu somut bilgi doğrultusunda, bedelinin ödendiği kesin olarak ispatlanamayan kambiyo senetleri nedeniyle açılan işbu davanın, kambiyo senetlerinin temel ilişkiden mücerret olması kuralı kapsamında başkaca bir inceleme yapılmadan reddini talep ettiğini bildirdi, eğer bu talep kabul görmezse, müvekkili ile davacı arasında doğrudan bir hizmet ilişkisi olmadığını, müvekkilinin 2011'den itibaren ... A.Ş.'nin Yeminli Mali Müşavirliği görevini üstlendiğini, şirketin banka hesaplarındaki kısıtlamalar üzerine şirketin en büyük ortağı ve yetkilisi durumuna gelen davacının, şahsi ve müşteri çek/senet hesaplarından gönderdiği paralarla ... şirketinin müvekkiline olan müşavirlik borçlarını ödediğini ileri sürdüğünü ifade etti, ilk derece mahkemesinin, bu ödemelerin görüleceği belirtilen davalı banka hesap dökümlerinin celbi taleplerini dikkate almadığını iddia etti, bilirkişinin raporda, davacının beyanı olan, dekontların daha önceki tarihli Ece Basım keşideli, lehdarı ... olan toplam 28.000 TL tutarındaki senetlerin ödemesi olduğu yönündeki açıklamayı, bu senetlerin arkasının görüntüsü olmadığından müvekkile ciro edilip edilmediğinin tespit edilemediği gerekçesiyle kabul etmediğini, oysa bu senetlerin bedeli tahsil edildiği için hizmet ilişkisi devam eden ... şirketine iade edildiğini ve ciro görüntüsünün bu yüzden olmadığını belirterek, bilirkişinin "ödenen senedin geri verilmesi gibi ticari olarak sıradan bir konuyu gizemli bir durummuş gibi raporuna yansıttığını" öne sürdüğünü kaydetti, ayrıca 23.07.2019 tarihli devir teslim tutanağı ile ...'ın tüm defter ve belgelerinin davacıya teslim edilerek hizmet ilişkisinin son bulduğunu ekledi, bilirkişinin tüm muavin kayıtları verilmiş olmasına rağmen olaya kambiyo senetleriymiş gibi yaklaştığını, oysa bu senetlerin ... şirketine verilen Yeminli Mali Müşavirlik hizmetinden kaynaklanan alacakların ödenmesi amacıyla verildiğini ve taraflar arasında başkaca bir ilişki bulunmadığını vurguladı, bilirkişinin, davacının müvekkili ile doğrudan ilişkisi olmadığını ve ödemeleri ... adına yaptığını tespit edemediğini, bu yüzden ... şirketinin defter kayıtlarının incelenmesi gerektiği öngörüsünde dahi bulunamadığını, ilk derece mahkemesinin ise itiraz dilekçelerinde belirtilen tüm bu durumları ve celbi istenen hususları dikkate almaksızın eksik ve hatalı rapora dayanarak hüküm tesis ettiğini belirterek, usule ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, öncelikle mesnetsiz davanın reddine, bu kabul görmezse eksiklikler giderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 20/06/2017 tanzim tarihli 4.200,00TL. meblağlı bono, 05/07/2017 tanzim tarihli 15.200,00TL meblağlı bono ve 15/10/2017 tanzim tarihli 50.000,00TL meblağlı bonolara istinaden toplam 69.400,00 TL., alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafından, davalıya 10.11.2017 tarihinde 5.000.-TL, 11.12.2017 tarihinde 15.000.-TL, 14.12.2017 tarihinde 5.000.-TL ve 20.12.2017 tarihinde 2.000.-TL olmak üzere toplam 27.000.-TL., ödeme yaptığını ileri sürmektedir. Davalı cevap dilekçesinde, Davacı/borçlunun sunduğu dekontlara konu alacaklar takip konusu bonolara mahsuben yapılmadığını, söz konusu ödemelerin davacı/borçlu ve şirketinin nezdindeki cari hesabına mahsuben yapıldığını ve ödemelerin cari hesaba mahsup edildiğini ileri sürmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mali Müşavir ...'e ait 22/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...davalı beyanlarının uygun görülmeyerek, davacının sunduğu ödemelerin takip konusu senetlere ilişkin olduğu kabul edilmesi durumunda ise, dekontlarda ödemenin hangi borç için yapıldığı hususunda geçerli bir açıklama yapılmadığından TBK md. 102 hükmü gereğince, senetlerden vadesi ilk muaccel olana mahsup edilmek suretiyle mahsup yapılabilecektir. Buna göre kalan borç tutar 42.400,00 TL olarak hesap ve tespit edilmiştir..... Buna göre, ödeme emrine talep edilen alacaklar yönünden, davacının 69.400,00 TL asıl alacağın 27.000,00 TL'lik kısmını ödemiş olması sebebiyle, kalan 42.400,00 TL ana para, 931,36 TL işlemiş faizin 817,24 TL'lik kısmı yönünden borçlu olduğundan, fark tutarı olan 114,12 TL yönünden borçlu olmadığı, senet komisyon tutarı yönünden ise, takip tarihinde senetler ödenmemiş olduğundan, senet komisyonuna hak kazanıldığı dikkate alınarak 208,20 TL komisyonun tamamından borçlu olduğu, buna göre; toplam takip talebi olan 70.539,56 TL alacağın (27.000,00 TL ana para + 114,12 TL )= 27.114,12 TL kısmı yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ile, kalan tutar olan; 43.425,44 TL toplam alacak yönünden takibin devam ettirilebileceğinin hesap ve tespit edildiği,..."belirtilmiştir. Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).Belge, 6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu doğrultuda belgenin sahip olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir. Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu bonolara istinaden ödeme iddiasında bulunduğu, ödeme iddiasının yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği, dava dilekçesi ekinde dekontların ibraz edildiği, dekontta, senede istinaden ödeme yapıldığının belirtildiği takibe konu senede açıkca birebir atıf bulunmamakta ise de, davalı cevap dilekçesinde ödemelerin taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin ve dekontların daha önceki tarihli Ece Basım keşideli ve lehdarı ... olan 11.11.2016 tarihli 7.000.-TL, 11.10.2016 tarihli 7.000.-TL, 19.09.2016 tarihli 7.000.-TL ve 09.06.2016 tarihli 7.000.-TL tutarlı senetlerin ödemesi olduğunu ileri sürmesi sebebi ile ispat yükünü davalının üzerine aldığı, ticaret defter ve belgelerin dava dışı ... şirketine iade edildiği, bilirkişi ön raporunda senetlerde alacaklının davalı olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 tarih ve 2022/148 E., 2023/41 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.844,37TL TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 461,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.383,27 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026