İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, TPMK nezdinde "..." ibareli 2015/33364 numaralı 42. sınıfta ve 2017/47405 numaralı 10. 29. ve 44. sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, 2020/30459 numaralı 35. sınıfta yapılmış marka tescil başvurusunun tescil sürec…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1197 Esas KARAR NO: 2025/1774 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2021/363 E. - 2022/189 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, TPMK nezdinde "..." ibareli 2015/33364 numaralı 42. sınıfta ve 2017/47405 numaralı 10. 29. ve 44. sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, 2020/30459 numaralı 35. sınıfta yapılmış marka tescil başvurusunun tescil sürecinin devam ettiğini, bir markanın tescilli olmadığı ancak ticari faaliyetlerde kullanılarak hak kazanıldığı sınıfta da korunması gerektiğini, davalıların, müvekkili tarafından meşhur ve maruf hale getirilen "..." markasını kötü niyetli olarak ve herhangi bir hakkı haiz olmaksızın kullandığını, davalılara karşı başlatılmış olan İstanbul 2. FSHHM 2020/147 E. sayılı davası ve İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Cumhuriyet Savcılığının 2020/75828 sayılı dosyasının bulunduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı yanların www.....com.tr alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davalının çeşitli e-ticaret sitelerinde "..." ibareli ürünün satışını gerçekleştirdiğini, e-ticaret siteleri üzerinden gerçekleştirilen satışlarda müvekkiline ait "..." markalı kutuların kullanıldığını, davalılar tarafından ticaret unvanında, müvekkiline ait marka ile iltibas teşkil edecek ibareye yer verilmesinin de müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceğini, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre de tecavüz suçunun oluştuğunu ve markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalıların müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin hepsiburada.com, ....com isimli e-ticaret sitelerindeki hesapları aracılığı ile devam ettiğini, müvekkilinin aleyhine yaratılan haksız rekabet sebebiyle TTK 56 maddesi ve ayrıca marka tecavüzü sebebiyle SMK 151/2-b maddesi uyarınca Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre müvekkilinin davalılardan talep ve tahsile hakkı olduğu tazminat miktarının ayrı ayrı hesaplanmasını, talep sonucunun belirlenebilmesi için gereken bilgilerin davalılar bünyesinde bulunduğundan, yargılama esnasında yapılacak olan hesaplamaya göre değiştirilmek üzere HMK 107 maddesi uyarınca şimdilik 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, tazminat miktarlarına haksız fiil ve marka tecavüzünün başladığı tarihten itibaren ticari faiz yürütülmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilleri ... ve ... bakımından husumet yokluğu nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, davada husumet yöneltilenin yalnızca müvekkili ... ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ olup diğer müvekkillerinin taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkilleri tarafından marka hakkına bir tecavüzün söz konusu olmadığını, davacının iddiasının, "..." markasının yaklaşık beş yıl kadar bir süredir kullanıldığı ve müvekkili şirketin ticaret ünvanında geçen "..." ibaresinin, markanın bir kopyası olduğu yönünde olduğunu, müvekkili şirketin ticaret ünvanında kullanılan "..." ibaresinin "...+..." kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu, "..." kelimesinin, İngilizce "..." kelimesinden gelmekte olup, ... sözlük anlamı olarak "ECZANE" anlamını taşıdığını, "..." kelimesinin ise Farsça'dan gelmekte olup sözlük anlamı olarak "KADIN" anlamını taşıdığını, müvekkili ... ve eşi ...'ın, şirket ünvanını oluştururken; ...'ın firma işlerine yardımcı olduğunu ve firmanın hedef kitlesi kadınlar olduğu için müvekkillerinin faaliyet alanları ve hedef kitleleri olan kadınlara yönelik bir isim ortaya çıkarttıklarını, firmanın adının bu sebeple bu iki kelimenin birleşiminden doğan "..." olarak belirlendiğini, İTO kayıtlarında "..." ön adlı 600 tane firma bulunduğunu, müvekkili şirketin faaliyet içinde bulunduğu sektörel alanda, "..." ön ismini tescil ettirmiş yüzlerce firma olduğunu, dolayısıyla "..." kelimesinin nitelik ve nicelik belirten tanımlayıcı bir ibare olduğu için, bu ibare üzerinde tek bir firmanın mutlak hak iddia etmesinin mümkün olmayıp, müvekkili şirketin ticaret ünvanını oluştururken yaptığı ulama ile oluşan "..." ibaresinin markaları ile bu benzerliğe ilişkin dayanaksız iddialarının reddinin gerektiğini, müvekkilinin markasının nice 35 sınıfında tescilli olduğunu, müvekkiline ait ... Markasının 35.sınıfta tescilli bir marka olduğunu, davacıdan satın aldığı malları kutusunu dahi açmadan kendi müşterisine ulaştırdığını ve yaptığı bu iş karşılığı davacı şirketten komisyon aldığını, bu konuda düzenlenmiş olan 5 adet faturayı dilekçeleri ekinde sunduklarını, bu faturalardan da anlaşılacağı gibi müvekkili şirketin, davacıdan satın alıp müşteriye ulaştırdığı ürünler için davacıdan komisyon aldığını, davacının, müvekkili şirkete komisyon faturası kestiğini, davacının "..." baskılı kutuların satışını yaptığını, müvekkili firmanın ... kutuları ile ilgili husumetin oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer taraftan davacıya ait olduğu ifade edilen "....com.tr" adlı internet sitesinin müşteri kitlesinin yalnızca eczacılar olduğunu, yalnızca eczacıların bu siteye üye olarak alışveriş yapabildiğini, şirketin internet sayfasında "TÜRKİYENİN ECZACILARA ÖZEL İLK PAZAR YERİ" sloganını kullandığını, eczacıların dışında diğer kişilerin buraya üye olma ihtimali olmadığını, fakat kendi şirketleri olan ....com adlı alışveriş sitesinin Türkiye'de faaliyet gösteren ... gibi büyük alışveriş siteleri ile satış-komisyon sözleşmesi bulunduğunu, bu şirketler üzerinden de satışlar yaptığını, dolayısıyla davacının hedef kitlesi ile müvekkili şirketin hedef ve müşteri kitlesinin farklı olduğunu, açıkladıkları nedenlere fazlaya ilişkin tüm savunma hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri ... ve ... yönünden husumetin oluşmadığı gerekçesi ile husumet yönünden davanın reddini, davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Davacı şirket adına TPMK nezdinde tescilli "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde "..." ibaresinin davalılar tarafından ... ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. unvanında kullanılması, bu ticaret unvanı ve ibare ile e ticaret sitelerinde satış yapılmasının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Davalılar ... ve ... yönünden husumet itirazında bulunulmuştur. ... ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.'nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde: Dava açıldıktan sonra şirketin unvan değiştirdiği ve yeni unvanının ... KOZMETİK TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olduğu, şirket ortağının ..., şirket yetkilerinin ise ... ve ... olduğu görüldüğünden, husumet itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı maddi tazminat talebini SMK 151/2-b maddesine yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca" göre talep etmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede, maddi tazminat miktarı net tespit edilemediğinden, davalıların eyleminin; davacının marka tescillinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeniyle B.K. 50 ve 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 50.000 TL maddi tazminatın uygun olacağı, taleple bağlı kalınarak 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 16/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına karar verilmiştir. Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Türk Borçlar hukukunda objektif görüş kabul edildiğinden, şahsiyet haklarından yararlandıkları ölçüde tüzel kişilerin de TBK'nın 49 ve 58. maddeleri koşulları gerçekleştiği ölçüde manevi tazminat isteyebilecekleri bilinmekle, somut olayın özelliği, kullanımın niteliği, haksız rekabetin şumulü, manevi tazminatın amaç ve içeriği, hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddi gerekçesi ile, -DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1-Davalıların eyleminin; davacının marka tescillinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeniyle B.K. 50 ve 51.maddesi hükümlerine göre takdiren belirlenen 50.000 TL maddi tazminattan; taleple bağlı kalınarak 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 16/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına,2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, "karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." markasının, davacının "..." markasının bir kopyası olduğu iddiasına karşı savunma yapıldığını, öncelikle "..."in tescilli bir marka olduğu ve "..." (Eczane) ile "..." (Kadın) kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu, hedef kitlenin kadınlar olması nedeniyle bu ismin seçildiği, çalışma yöntemleri ve satış esasları bakımından davacı markadan farklılık taşıdığı belirtildiği; "..." kelimesinin, sektörde nitelik ve nicelik belirten tanımlayıcı bir ibare olduğu, yalnızca İstanbul Ticaret Odası'nda "..." ön adını kullanan yüzlerce firma kaydı bulunduğu, bu nedenle tek bir firmanın mutlak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, davacının bu benzerliğe ilişkin iddialarının reddi gerektiği savunulduğunu, müvekkili ... hakkında marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan ceza davasında Anadolu 1. Fikri ve Cezai Haklar Mahkemesince beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği vurgulandığını, davacının markasının dava tarihi olan 16.11.2020 itibarıyla tescilli olmadığı, tescilsiz bir marka için tecavüz ihlali oluşturulamayacağı ileri sürüldüğü müvekkil ...'a ait "..." markasının ise 35. sınıfta 27.12.2019 başvuru tarihiyle 29.07.2021 tarihinde tescil edildiği bilgisi verildiği marka mevzuatı açısından, davacı ve davalı markaların tescil edildikleri emtia/hizmet sınıflarının farklı olduğu ve faaliyet gösterdikleri alanların da farklı olduğu, salt firma adı benzerliği sebebiyle tecavüzün oluşmadığı iddia edildiği İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilin ticari unvanını ... KOZMETİK TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olarak değiştirdiği ve bu durumun 26 Ocak 2021 tarihinde ilan edildiği, zararlar için dava açma hakkının saklı tutulduğu ifade edildiğini, davacı şirketin müvekkili şirketin "..." markasına Türk Patent ve Marka Kurumu'na yaptığı itirazın, markalar benzer bulunsa da farklı mal/hizmetleri kapsadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, itiraz gerekçesi gösterilen tüm iddiaların (benzerlik/karıştırma, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, kötüniyet) haksız bulunduğu belirtildiği davacının "..." markasının yalnızca eczacılara özel B2B online pazar yeri olarak çalıştığı, oysa müvekkili firmanın (...) doğrudan nihai tüketicilere (B2C) ... gibi platformlar üzerinden satış yaptığı, hedef kitlelerinin farklı olduğunun açıklandığı müvekkili şirketin, davacı şirketin de müşterisi olduğu, ... usulüyle davacıdan aldığı ürünleri müşterilerine ulaştırdığı, bu konuda davacı tarafından müvekkiline kesilmiş komisyon faturalarının bulunduğu, bunun haksız ve hukuka aykırı kullanım iddiasını çürüttüğü ileri sürüldüğünü, son olarak, müvekkilin satış yaptığı internet platformlarında tüm ticari sicil bilgilerini açıkça paylaşarak tüketicileri yanıltma çabasına girmediğini, aksine şeffaf olduğu, dolayısıyla karıştırma ihtimali iddiasının da reddi gerektiği savunularak, tüm bu hususlar ışığında İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait markayı taklit etmek suretiyle ayırt edilemeyecek benzerini ticari faaliyetlerinde, internet ortamında alan adı olarak, ticaret unvanı olarak ve ürün dağıtımında gönderilen kutularda yer vererek kullanması SMK m. 29 kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğu ve haksız kazanç elde etmeleri sonucunu doğurduğunu, tüm hususların yerel mahkeme aşamasında bilirkişi raporlarıyla gerekse de mahkemenin kararıyla da tespit edildiğini ileri sürerek davalıların haksız ve hukuka aykırı istinaf taleplerinin esastan reddine ve usul ve yasaya uygun olan İstanbul 3. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/363 E. ve 2022/189 K. sayılı kararı doğrultusunda karar verilmesi talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalıların “... ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.” ticaret unvanını ve “...” ibaresini kullanması, bu ticaret unvanı ve ibare ile e-ticaret sitelerinde satış yapması, www.....com.tr adlı internet sitesini kullanması, davacının “...” markasının bulunduğu kutuları kullanması ve davacının markasına tecavüz teşkil edecek sair diğer fiilleri ile: Davacının uğradığı zararların tazminine yönelik olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, SMK 151/2-b uyarınca, HMK md 107 maddesine göre şimdilik 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi zarar olmak üzere toplamda 60.000 TL zararın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile tazmini talebidir.TPMK kaydına göre, 2015/33364 numaralı “...” (42), 2017/47405 numaralı “...”(10,29,44), 2020/30438 numaralı “eczane ...”, 2020/30446 numaralı “... eczanesi”, 2020/30455 numaralı “farmapay” ve 2020/30459 numaralı “...” ibareli markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 2020/169934 numaralı “... ilaç” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 03 / 05 / 09 / 10 / 21 / 35 / 44. sınıfında davacı adına başvuru konusu edildiği, tescil sürecinin sonuçlanmadığı, 2020/30451 numaralı “... ...” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 03 / 05 / 09 / 10 / 21 / 35 / 44. sınıfında davacı adına başvuru konusu edildiği, tescil sürecinin sonuçlanmadığı, 2020/46573 kod numaralı “...” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 05 / 10 / 42 / 44. sınıfında davacı yan adına başvuru konusu edildiği, tescil sürecinin sonuçlanmadığı ve 2021/030521 numaralı “...” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 03 / 05 / 08 / 09 / 10 / 16 / 21 / 35 / 38 / 39 / 41.sınıfında davacı yan adına başvuru konusu edildiği, tescil sürecinin sonuçlanmadığı anlaşılmıştır.2019/134172 numaralı “...” ibareli markanın; Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 35. sınıfında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar.İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından davalı ... adına tescilli olduğu, 2020/145374 numaralı “farmagetir” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 35. sınıfında davalı ... adına başvuru konusu edildiği, tescil sürecinin sonuçlanmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.23/11/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle:" Davalı ... ve ...'ın şahısları adına gerçekleştirdikleri, dosya münderecatından tespit edilen, herhangi bir kullanımlarının var olmadığı, bu meyanda ilgili şahısların davacı yana ait herhangi bir markasal hakkı ihlali ya da davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder herhangi bir kullanımından bahsedilemeyeceği, davalı firmanın tespit edilen eylemlerinin, davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğu, SMK 151/2-b maddesi kapsamında 2019 yılında 93.140,21 TL Ticari Kazanç, SMK 151/2-b maddesi kapsamında 2020 yılında 202.437,31 TL Ticari Zarar elde ettiği, davaya konu marka tecavüzünün aynı zamanda ünvan kök kelimesini oluşturduğu, bu nedenle hesaplamaya ürün ayrımına gitmeksizin tüm satışların dahil edildiği, tecavüz edildiği iddia edilen dönemlerin toplamına bakıldığında mali tablolar üzerinden SMK 151/2-b maddesi kapsamında tazminata baz alınacak bir kazanç olmadığı, bununla birlikte; SMK 151/4 maddesi gereğince kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesi hususundaki yetkinin Mahkemeye ait olduğu " belirtilmiştir.31/12/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle:" Esas mahiyette tarafların itirazları çerçevesinde kök raporda mahkemeye arz edilen hususları değiştirmeyi gerektirir herhangi bir durumun mevcut olmadığı, ürün ayrımına gitmeksizin tüm satışlar dahil edildiği gibi pazarlama, satış ve dağıtım giderlerinin de tazminat hesabında dikkate alınmasının gerektiği, SMK 151/2-b maddesi kapsamında mali kayıtlar üzerinden tazminat hesabında baz alınacak kazanç olmadığı, SMK 151/4 maddesi gereğince kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesi hususundaki yetkinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin aksi yönde karar vermesi halinde kazancın (giderleri dikkate almaksınız) 613.581,85 TL olduğu, manevi tazminat hususunda bilirkişi heyetine görev yüklenemeyeceği" belirtilmiştir.İstanbul 4. FSHHM nin 23/11/2021 gün 2021/169 E. 2021/46 K. ( İstanbul 2. FSHHM' nin 2020/147 E., önceki mahkeme esas no. ) karar sayılı kararında, Davacının ... ... Vitamin Kozmetik Ve Gıda Takviyeleri Ticaret Anonim Şirketi, davalıların ..., ... Ve ... Kozmetik Ticaret Limited Şirketi, davanın; Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 16. HD., tarafından verilen kararın temyiz edilmesi neticesinde, Yargıtay 11. HD nin 2024/2705 Esas, 2025/1797 Karar sayılı ilam ile İstanbul Bam 16 HD' nin kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 1.FSHCM nin 2020/436 Esas, 2021/235 Karar sayılı ilam ile;" sanık ...'ın satışını yaptığı ürünleri, şikayetçinin internet sitesinden satın aldığı farmozon ibareleri bulunan kutu ile satışa sunması eyleminin ise marka hakkına tecavüz suçunun unsurlarını oluşturmadığı, zira marka hakkına tecavüz suçunun oluşabilmesi için 6769 sayılı kanunun 30/1 maddesinde belirtildiği üzere başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretme ve hizmet sunma unsurlarının gerçekleşmesi gerektiği, sanık tarafından kullanılan kutuların taklit olduğu konusunda herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı, Katılan adına 35. Sınıfta tescilli bulunan "eczane ..." markasının ise suç tarihinden sonra 28/04/2021 tarihinde sicile kayıt edildiği ve 31/05/2021 tarihli gazetede yayınlanmış olması nedeni ile suçun oluşumuna etki etmeyeceği, açıklanan nedenler ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı" gerekçesi ile marka hakkına tecavüz suçundan dolayı beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi neticesinde,İstanbul Bam 16 CD' nin 10/02/2022 gün, 2021/3997 Esas, 2022/859 Karar sayılı ilamı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle; ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır: Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükmü de aynı yönde bir düzenlemeyi içermektedir.). Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları).Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Borçlar Yasasının 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı; ... , Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamı).Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları). Somut olayda, davacı tarafından, davalıların, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet etmesi sebebi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davalılardan ... hakkında açılan ceza davasında, İstanbul Anadolu 1.FSHCM nin 2020/436 Esas, 2021/235 Karar sayılı ilam ile; mahkemece atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği ve ve kararın istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bam 16 CD' nin 10/02/2022 gün, 2021/3997 Esas, 2022/859 Karar sayılı ilamı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, yukarıda açıklandığı üzere ceza hakiminin maddi olgunun tespitine ilişkin karar, hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir iken kabulüne dair verilen karar yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalılar istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE ile, 2-İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarih, 2021/363 E. 2022/189 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN REDDİNE4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 426,94 TL'nin mahsubu ile 188,46-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 42,00 TL posta giderinin, davanın red edilmiş olması sebebiyle, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Maddi Tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,5/ç- Maddi Tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,5/d-Manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3, 13/2 maddesine göre, 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 188,46 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 58,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 246,46 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2022