T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/661 KARAR NO : 2026/101 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/481 KARAR NO : 2022/947 DAVA TARİHİ : 11/08/2021 KARAR TARİHİ : 24/11/2022 DAVA : Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Komisyon Bedelinin Tahsili KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.11.20…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/661 KARAR NO : 2026/101 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/481 KARAR NO : 2022/947 DAVA TARİHİ : 11/08/2021 KARAR TARİHİ : 24/11/2022 DAVA : Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Komisyon Bedelinin Tahsili KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.11.2022 tarih ve 2021/481 Esas, 2022/947 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket tarafından AG-YG (OG) Elektrik Dağıtım Şebekelerinde arıza onarım ve bakım işleri için teklif birim fiyatlı hizmet alım s0özleşmesi ile 2011/134423 ihale kayıt numaralı mal ve hizmet alım sözleşmesinin 02.02.2012 tarihinde akdedildiğini, ilgili sözleşme kapsamında davalı şirkete ....A.Ş.’nin 01.02.2012 tarih 047-VT-1061178 numaralı 165.312-TL (yüzaltmışbeşbinüçyüzonikitürklirası) bedelli teminat mektubu verildiğini, devam eden süreçte davalı firma tarafından davacının teminat mektubu iade edilmediği gibi süresinin bitmesini müteakip teminat mektubunun yenilenmesi istendiğini ve müvekkil şirket tarafından da banka kayıtlarında kırmızı listeye düşmemek için teminat mektubunun yenilenmesi işleminin zoraki olarak gerçekleştirilerek 18.03.2021 tarihli .... A.Ş.’nin 67898 numaralı 165.312-TL bedelli teminat mektubunun davalı şirkete verildiğini, davacının ihale konusu işi sorunsuz ve eksiksiz bir şekilde tamamladığını, herhangi bir vergi borcu ve SGK borcu olmadığına dair evrakları davalı şirkete sunduğunu, ihale kapsamında tüm işlerin davacı şirketçe tamamlanmış olmasına rağmen teminat mektubunun iadesinin davalı şirket tarafından davacı şirkete gerçekleştirilmediğini, davacı şirketçe dava konusu şirkete ihale konusu işin bitirilerek teminat mektubunun kendisine iade edilmesi talebinde sözlü ve yazılı defalarca talepte bulunulmuşsa da, davalı şirketçe teminat mektubu taraflar arasındaki ihale sözleşmesi hükümlerine aykırı bir şekilde iade edilmediğini belirterek 18.03.2021 tarihli ....A.Ş.’nin 67898 numaralı 165.312-TL bedelli kati teminat mektubunun davacı şirkete iadesine, yargılama süresince teminat mektubunun nakde çevrilmemesi için 18.03.2021 tarihli .... A.Ş.’nin 67898 numaralı 165.312-TL bedelli banka teminat mektubu üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, teminat mektubunun sebepsiz yere iade edilmediği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik kısmi 100 TL teminat mektubu komisyonunun ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı tarafın, özelleştirme öncesi '2011/26-HA Torbalı-Selçuk Arıza, Onarım ve Bakım İşi' ihalesi kapsamında hizmet alım işi ile iş yapmış olup davaya konu teminat mektubu da söz konusu iş kapsamında verildiğini, teminat mektubunun iadesi koşullarının sözleşmenin 12.4 maddesinde düzenlendiğini, davacının çalıştırmış olduğu personellerin açmış olduğu davalar nedeniyle davalı şirketin davacıya ödediği ihale bedelini mükerrer olarak bu kere de personellere ödemek zorunda kaldığını, nitekim davaların bir kısmında davacı şirketin de davalı konumunda olduğunu, diğer yandan davacının söz konusu ihale kapsamında çalıştırmış olduğu personellerden dava açmayanların da davalı şirket açısından risk teşkil ettiğini, zira davacı taraf söz konusu personellere ilişkin davacı şirkete kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarına ilişkin hususlarda ibraname, dekont vb. çalıştırılan personellerin davalı şirket açısından dava riski oluşturmadığına dair bir belge de sunulmadığından söz konusu personellerle ilgili de risk devam etmekte olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 24.11.2022 tarih ve 2021/481 Esas, 2022/947 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasındaki sözleşmenin 12.4.1 maddesinde; taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine üygun olarak yerine getirildiği, yüklenicinin bu işten dolayı İdareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra; alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların yarısının,garanti süresi dolduktan sonra kalanının yükleniciye iade edileceği belirlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme maddeleri karşısında ve bu sözleşmeyi imzalayan davacının basiretli bir tacir olduğu ve sözleşme maddelerinin içeriğini bilerek imzaladığı, dava tarihi itibari ile davacı şirketin bünyesinde sözleşme konusu işte çalıştırılan kimi tazminat konulu davaların kabullerine karar verildiği, bir kısım işçi davalarının ise derdest olduğu, davalının bu davalarda asıl işveren sıfatı ile davalı olduğu, davaların sonucuna göre davacıya rücu hakkını kullanabileceği, bu nedenlerle sözleşmenin 12.4.1 maddesinde öngörülen davalıya borçlu olmama şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 18.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Davalı kurum ile müvekkili şirket arasında 2011/134423 ihale kayıt numaralı Elektrik Dağıtım Şebekelerinin Arıza Onarım ve Bakım İşleri İçin Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında verilmiş olan 165.312-TL bedelli 18.03.2021 tarihli ....A.Ş.'nin 67898 numaralı teminat mektubunun iadesi amacıyla açmış oldukları davanın yerel mahkeme tarafından işçilik alacaklarından kaynaklanan davaların varlığı ve bu davalar sonucunda davalının rücu hakkını kullanma hakkının var olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, yerel mahkemenin ret gerekçesinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna ve sundukları içtihatlara ve hatta taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümlerine dahi aykırı olduğunu, -Taraflar arasındaki 2011/134423 ihale kayıt numaralı hizmet alım sözleşmesinin 12.4.1. Maddesinde "Taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği, yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun kalmadığı tespit edildikten ve SGK 'dan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa ek teminatların yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı yükleniciye iade edilecektir." şeklinde belirtildiğini, anılı madde de işçilik alacaklarının idare tarafından teminattan kesilme hakkının varlığına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, oysa ki tüm sözleşme incelendiğinde sözleşmenin 23. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu işle ilgili çalıştıracağı personele ilişkin yükümlülüklerinin düzenlendiğini ve 23.3. maddesinde özellikli olarak iş kazasından doğan zararlardan doğrudan yüklenicinin sorumlu olduğu ve zararların yüklenicinin idaredeki teminatından öncelikle karşılanacağının hüküm altına alındığını, -Yargılama sırasında alınan 24.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça beyan edildiği üzere sözleşmede yalnızca iş kazalarından kaynaklanan bedellerin teminattan tahsil edilmesi yönünde hüküm bulunduğunu, oysa ki taraflar arasında işçi kazasına dayalı olarak hiçbir dava bulunmadığını, işçilik alacağına ilişkin açılmış olan davaların ise sözleşme kapsamında müvekkilinden tahsil edilecek ya da teminatın iade edilmeme gerekçesini oluşturacak alacak kalemleri olmadığını, nitekim 24.02.2022 tarihli yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda "İşçi alacakları iddiasıyla teminat senedinin davalının elinde bulundurulmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği" ve davanın kabul edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece celse arasındaki hakim değişikliği sebebiyle dosyadaki bilirkişi raporu göz ardı edilerek ve rapora aksi yönde hüküm kurulması gerekçelendirilmeksizin ve hatta raporun varlığı dahi gerekçeli kararda belirtilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, dilekçelerinde değindikleri emsal Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2018/441 E. 2020/3441 K. 04.11.220 T. içtihadında belirtildiği üzere, işçilik alacaklarının gerekçe gösterilerek teminat mektubunun iade edilmemesi hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılmasının gerektiğini, yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/788 E. 2021/1726 K. 15.04.2021 T. İçtihadında işçilik alacakları gerekçe gösterilerek teminat mektubunun davalı kurumda tutulması hukuka aykırı bulunarak teminat mektubunun iade edilmesinin gerektiğinin belirtildiğini, -Dilekçeler teatisi aşamasında yerel mahkemeye sundukları İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/837 E. 2018/275 K. sayılı kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2018/1353 E. 2020/562 K. sayılı kararı ile de davalı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini ve dosyanın kesinleştiğini, işbu dava ile aynı mahiyette olan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin gerekçeli kararı ve İzmir BAM 17. HD’nin gerekçeli kararının 25.11.2021 tarihli dilekçeleri ekinde yerel mahkemeye sunulduğunu, -Tüm bu içtihatlara rağmen ise yerel mahkeme tarafından verilen kararın emsal İzmir 3 ATM 2012/837 E. İzmir BAM 17. HD 2018/1353 E. Sayılı kesinleşmiş kararları ile de birebir zıtlık oluşturduğunu, üstelik yerel mahkemenin anılı gerekçeli kararında işçilik dosyalarının varlığını da tespit etmemiş farazi dosyalar olacağı iddiasıyla ve davalı kurumun ileride rücu hakkını kullanma ihtimaline binaen teminat mektubunu iade etmediğini, -UYAP kaydından da görüleceği üzere dosya karara çıkmadan önce yerel mahkeme tarafından davalının dilekçesinde bildirdiği iş davalarının dosyaya gönderilmesinin istendiğini, ancak dosyanın karara çıktığı 24.11.2022 tarihine kadar iş dosyaları tamamlanmadan hüküm kurulduğunu, 24.11.2021 tarihinden sonra 28.11.2022 tarihinde iki farklı iş dosyasının yerel mahkemeye gönderilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından iş davalarının niteliği, niceliği ve durumu göz ardı edilerek yalnızca var olması ve rücu hakkını kullanma ihtimaline binaen davanın reddine karar verildiğini, oysa ki aynı nitelikteki emsal kararlar ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini ve rücu talebine dayanak olarak teminat mektubunu elinde tutmanın sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturacağını, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşme hükümlerin işçilik alacaklarının teminattan karşılanmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkemenin davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, -Teminat mektubunun iadesi konusunda sözleşmenin 12.4.1. Madde hükümleri kapsamında müvekkilin davalı kuruma hiçbir borcunun bulunmadığını, sözleşme kapsamında teminat mektubunun iadesi için iki koşul arandığını, bunlardan birinin kabul tutanağı, ikincisi de SGK ilişiksiz belgesinin sunulması hususunda olduğunu, müvekkili şirketin işi gereği gibi bitirdiğini gösterir 05.05.2014 tarihli "Yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığı görülmüştür. Kabul bakımından muayene ve inceleme işlemlerinin yapılması görevi komisyonumuza verilmiş bulunan söz konusu işin yukarıda belirtilen kayıtlarla ve bitim tarihi de 20.11.2013 olarak itibar edilmek üzere kabulünün yapılması komisyonunuzca uygun görülmüş" şeklindeki açıklamasıyla hizmet işleri kabul tutanağı imzalandığını ve teminat mektubunun iadesi için ilk şartın gerçekleştiğini, hizmet işleri kabul tutanağının dava açılmadan önce davalı kuruma, dava dilekçesi ekinde de yerel mahkemeye sunulduğunu, -SGK ilişiksiz belgesinin de 28.03.2022 tarihinde yerel mahkemeye dava açılmadan önce de davalı kuruma sunulduğunu, 10.05.2015 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Torbalı Sosyal Güvenlik Merkezi'nden verilen teminatın iadesi konulu ilişiksiz yazısında "...2011/134423 ihale kayıt numaralı ..işi dolayısıyla makamınıza vermiş olduğu teminatın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90 ıncı maddesi gereğince kendisine iadesinde sakınca yoktur. .... Adı geçenin bu iş dolayısıyla makamınıza verdiği teminatının başka bir sakınca yoksa kendisine iadesini arz ederim." şeklindeki yazısı da teminat mektubunun müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ve müvekkilinin işçi alacakları nedeniyle SGK'ya hiçbir borcunun bulunmadığını gösterdiğini, teminat mektubunun iadesi yönünde sözleşmede belirtilen iki koşulun da gerçekleşmiş olmasına rağmen davalı kurumun teminat mektubunu elinde tutmasının hukuka aykırı olup, yerel mahkemenin de bu şartları göz ardı ederek davanın reddine karar vermesi kararının kaldırılmasının gerektiğini, -Davalı kurumun, müvekkilinden ihale kapsamında ilk aldığı ....A.Ş.’nin 01.02.2012 tarih 047-VT-1061178 numaralı 165.312,00-TL bedelli teminat mektubunu süresi bitmesine rağmen nakde çevirme tehdidi altında bulunarak teminat mektubunun yenilenmesini sağladığını, müvekkilinin bankalar nezdinde kredi notunun olumsuz etkilenmemesi için davalının tehdit ve yazılı sözlü ihtarnamelerini neticesinde dava konusu 18.03.2021 tarihli ... A.Ş. 165.312 TL bedelli kesin teminat mektubu alınarak davalı kuruma vermek zorunda kaldığını, -Sözleşmede işçilik alacaklarının teminattan karşılanacağına ilişkin bir hüküm söz konusu olmamasına rağmen davalı kurumun işçilik alacaklarının ve rücu taleplerinin söz konusu olabileceği gerekçesiyle teminat mektubunu elinde bulundurmaya devam ettiğini, ancak davalı kurumun iddiasının sonu gelmez bir iddia olup muaccel de olmadığını, ihale konusu işin bitiminden itibaren 10 yıl geçmek üzere olduğunu, oysa ki işçilerin işçilik alacağı için dava açma zamanaşımı sürelerinin 5 yıl olduğunu, ihalenin bittiği tarihin kabul tutanağından da görüldüğü üzere 20.11.2013 tarihi olduğunu, bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği tarihin ise 20.11.2018 olduğunu, 2018 yılı itibariyle işçilerin işçilik alacağı için zamanaşımı süresi geçtiğinden davalı kurumun ileride doğması muhtemel işçilik alacakları için teminat mektubunu elinde bulundurmasının da kötüniyetten ibaret olduğunu, kaldı ki yargılama sırasında hangi işçilerin çalıştığı, hangilerinin alacaklı olduğu, hangilerine ödeme yapıldığı, hangilerinin müvekkili şirketten alacaklı olup olmadığının dahi araştırılmadığını, nitekim davalı kurumun bildirdiği dosyalarda müvekkili şirketin alt işveren ya da asıl işveren sıfatıyla taraf dahi olmadığını, davalı kurumun iddiasına göre teminat mektubunun müvekkiline iade etme süresinin hiçbir zaman gelmeyecek ve süresi biten teminat mektupları nakde çevrilme tehdidi ile sürekli yenilenerek devam ettirileceğini, bu durumda şirketin ticari kaybına neden olacağını, 2011 yılında verilen 165.312-TL bedelin 2021 yılı dava açılış tarihinde ve 2023 yılı mevcut durumda aynı ekonomik değeri taşımadığının ortada olduğunu, davalı kurum haksız yere teminat mektubunu elinde bulundurarak müvekkili şirketin ticari zararına da sebep olduğunu, Yukarıda açıklanan sebeplerle, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmakla birlikte istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının tüm sonuçları ile birlikte kaldırılmasına, davanın tüm talep sonuçları ile birlikte kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, eser sözleşmesi gereğince verilen banka teminat mektubunun iadesi ile komisyon bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı vekili, taraflar arasında 02/02/2012 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalıya dava konusu 163.312,00 TL bedelli kati teminat mektubunun verildiğini, davacının sözleşmeye konu edimlerini eksiksiz ve sorunsuz şekilde ifa ettiğini, herhangi bir vergi borcu ve SGK'ya borcu olmadığına dair evrakı davalıya sunduğunu, ancak davalı tarafça teminat mektubunun iade edilmediğini, davalı tarafça teminat mektubu iade edilmediğinden davacının bankaya komisyon ücreti ödemek zorunda kaldığını belirtilerek sözkonusu kati teminat mektubunun iadesine ve teminat mektubunun sebepsiz yere iade edilmediği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte teminat mektubu komisyon bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise, davacının çalıştırmış olduğu işçilere ilişkin kıdem, ihbar, yıllık izin ve benzeri işçilik alacaklarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle davalının iş mahkemelerinde davalarla karşılaştığını ve mali yükümlülük altına girerek sözleşme bedeli kapsamında yükleniciye ödemiş olduğu bedelleri mükerrer olarak davacının çalıştırmış olduğu işçilere de ödemek zorunda kaldığını, davalının çalıştırmış olduğu işçilerden dava açmayanların da davalı açısından risk teşkil ettiğini, zira davacı tarafın söz konusu bu personellere ilişkin işçilik alacağı hususunda ibraname, dekont ve benzeri belgelerin sunulmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 02.02.2012 tarihli "Elektrik Dağıtım Şebekelerinin Arıza Onarım ve Bakım İşleri İçin Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alımı Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 12.4.1 maddesinde "Taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği, yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun kalmadığı tespit edildikten ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa ek teminatların yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı yükleniciye iade edilecektir." hükmünün düzenlendiği görülmüştür. Dosya kapsamından davacının çalıştırdığı işçiler tarafından davalıya üst işveren olarak iş mahkemelerinde işçilik alacaklarının tahsili için birçok dava açıldığı, davacı şirketin sözleşme süresi boyunca çalıştırmış olduğu işçiler için kendisinden alacağı olmadığına ilişkin ibranameleri davalıya ibraz edemediği, iş mahkemelerinde devam eden derdest davalar varken davalı şirket tarafından teminat mektubunun iade edilmemesinin sözleşmenin 12.4.1 maddesine uygun olduğu, zira sözleşmenin 12.4.maddesine göre yüklenicinin bu işten dolayı idareye hiçbir borcunun bulunmadığı takdirde teminatın iade edileceğinin belirtildiği, iş mahkemesindeki davalarının sonucuna göre davalıya borcun bulunmadığı tesbit edildikten sonra teminat mektubunun iadesinin belli olacağı, bu nedenle davalının bu aşamada teminat mektubunu iade etmemekte haklı olduğundan Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde; yine HMK’nın 282 maddesine göre hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğinden dosya kapsamında düzenlenen hukuki görüş içeren bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınmamasında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 15.HD'nin 2020/894 Esas ve 2020/2427Karar) Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.11.2022 tarih ve 2021/481 Esas, 2022/947 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.