İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, uzun yıllardır Telekomünikasyon alanında faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden oyun ve uygulama coin ile dijital e pinsatımı amacı ile alan adını 03/05/2021 tarihinde satın alarak bir internet sitesi kurduğunu, davalı tarafından 13/09/…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1220 Esas KARAR NO: 2025/1655 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/04/2023 NUMARASI : 2022/159 E. - 2023/122 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, uzun yıllardır Telekomünikasyon alanında faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden oyun ve uygulama coin ile dijital e pinsatımı amacı ile alan adını 03/05/2021 tarihinde satın alarak bir internet sitesi kurduğunu, davalı tarafından 13/09/2021 tarihinde bu işlemi vekil olarak yapamayacağı açık olmasına karşın müvekkilinin bilgisizliğinden faydalanarak tescil başvurusunda bulunulduğunu, bu uğurdaki masrafların davalı yana ödendiğini, ödemelerin tamamı müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve asıl talepte müvekkili şirketin olmasına karşın davalı yan tarafından yetkisiz ve haksız şekilde markanın kendi adına tescilini sağlandığını, tescilin kötüniyetli olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğünü ve davalarının kabulünü, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olmadığını, bunun davalı tarafça ispatlanması gerektiğini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın beyan ve iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi tacir olması nedeniyle davacının, bilgisizlik ve tecrübesizlik iddiasına dayanamayacağını, taraflar arasında "adi ortaklık ilişkisinin" söz konusu olduğunu, davalı tarafın daha öncesinde içinde bulunmadığı sektörde faaliyet göstermeye başladığını, iş konusunda bilgi sahibi olduktan sonra müvekkiline karşı dürüst davranmayarak onu ortaklık dışına itmeye çalıştığını, ortaklık faaliyetinden elde edilen kârdan anlaştıkları payı vermek istemediğini, davacı tarafın işbu davayı açmış olmakla fiilen adi ortaklığın tasfiyesini talep ettiğini belirterek davanın görevsizlik nedeniyle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davaya konu olayda davacının dava dilekçesinde tarif edildiği haliyle bir vekalet ilişkisine delalet edebilecek bir delil dosyada yer almadığı gibi, davaya konu marka üzerinde gerçek hak sahibinin davacı olduğuna dair de bir delil sunulamamıştır. Bu hali ile davacının iddialarını ispatlayamadığı kanaatine ulaşılmıştır. Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede; Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine" karar verilmiştir Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkeme kararın hatalı olduğunu, davalarının dayanağının SMK 6/2 olmayıp, SMK md.6/9' olduğunu, kötüniyetin ispat edilmediği iddia olunmuşsa da bu hususun gerçeği yansıtmadığını, ... markasının müvekkili tarafından bulunduğunu, www...com internet sitesi marka tescil başvurusundan önceki tarih olan 03.05.2021 tarihinde alınarak faaliyete geçtiğini, marka tescil başvurusunun ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, ..., gibi pazar yerlerinde müvekkilinin marka adı altında satışının tescil tarihinden evvel başladığını, Davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça bütün iş ve işlemlerin müvekkili şirket üzerinden yapılacağını açıkça ikrar ettiğini, Davalı tarafın müvekkili firmanın faaliyet alanında yer alan oyun kredi marka ve firmasının sahibi olduğunu, müvekkilinin rakibi konumunda olduğunu, Davalı tarafça www...com.tr adresinin kendi adına alınarak dava açıldıktan sonra internet sitesi kullanıma açıldığını, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi için davalının daha ne kadar kötüniyetli olması gerektiğinin de anlaşılamadığını, -Müvekkili davacı tarafça marka isminin 30.04.2021 tarihinde bulunduğunu, buna ilişkin olarak müvekkilinin yapmış olduğu whatsapp konuşmalarına ilişkin görsellerin dava dosyasında ve dilekçe ekinde mevcut olduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmadığını,-Müvekkili davacı şirket tarafından www...com alan adı marka başvuru ve tescil tarihinden önceki bir tarih olan 03/05/2021 tarihinden evvel alındığını ve faaliyete başlandığını, markanın tescil tarihi 18/11/2021 olduğunu, müvekkili davacının faaliyet tarihinden sonra başvuru yapıldığının da dava dosyası ve dilekçe ekinde yer alan faturada da açıkça göründüğünü, -Davalı tarafça marka başvurusu ve tesciline ilişkin olarak ödenecek olan tüm bedellerin tahsilinin müvekkilinden sağlandığını, Davalı tarafın açıkça Whatsapp görüşmelerinden de görüleceği üzere tescil için gerekli olan bedelin ödenmesi yönünde müvekkili şirket yetkilisinden para istediğini ve bu ödemenin de yapıldığını, -Müvekkili tarafından koruma altında olduğu düşünülen markası ile kendi internet sitesi haricinde ..., gibi online satış siteleri ile tescilden önce anlaşmalar yapıldığını ve bu siteler üzerinden de satışlar yine markanın tescil tarihinden önce yapılmış olup, satışlara ait bir takım faturaların sunulduğunu, Müvekkili şirket tarafından markanın tanınması ve güvenirliliğin sağlanması için uzunca müddet uğraşıldığını ve bunun sonucunda firmanın markası oyun çevreleri tarafından markasını ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline getirdiğini, fatura adetlerinin fazla olması sebebi ile söz konusu deliller ek olarak USB bellek içerisinde sunulduğunu, -Davalı tarafça 04/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde adi ortaklık ilişkisinden bahsedilmişse de bunu ispata yarar herhangi bir delil cevap dilekçesinde gösteremediğini, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmese de 04/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde "adi ortaklı ilişkisi olduğunu ve tüm iş ve işlemlerin müvekkil firma üzerinden yapılacağını" belirtmişse de tescili kendi adına yapmış olmasının da kötüniyetin açıkça ikrarı olduğunu, -Müvekkili davacı sitede satmak için oyun kodunu toptancılardan almak için görüşmeler yaparken, davalı yanın "kaç yıldır arkadaşız, bu kodları ben sana toptancıdan aldığım fiyata satayım" beyanında bulunduğunu, Müvekkilinini davacı tarafta davalının iyi niyetinden şüphe etmeyerek uygulama coin ile digital e pinlerin alımını toptan olarak ...'den aldığını ve ödemelerini de yaptığını, Müvekkil yanın toptan bir çok oyun kredisi alımı yapmasını takiben daha sonra bu arkadaşının kendisine kar payını fahiş olarak koyup oyun kredisi sattığını farkettiğini, müvekkili davacıya, davalı tarafça 1.816.332,43 TL'lik bu şekilde oyun kredisi satışı yapıldığını, bunun üzerine tarafların arkadaşlık ilişkilerinin bittiğini, devamında yapılan incelemede oyun e pin fiyatlarının değişmesi ve bu değişikliğin müvekkili firmanın gözünden kaçarak pazar yerlerinde güncellenmemesi sebebi ile müvekkili firmadan ...'in 674,5TL'lik bir oyun e pini alımı yaptığı ve müvekkili zarara uğrattığının tespit edildiğini, -Dava dilekçesinde davalının müvekkili şirketi kandırmak suretiyle marka vekili şeklinde başvuru yaptığından bahsedilmişse de SMK md 6/2 yönünden iptal talepleri olmadığını, Davalı yanın dava konusu marka dışında oyunkredi.com.tr sitesinin sahibi olan ... Bilişim Teknoloji Lojistik Ve Ticaret Ltd. Şti. Firmasının sahibi ve yetkilisi olduğunu, dava konusu markanın da rakibi konumunda markanın sahibi olduğunu, Davalı tarafın kendisine rakip olacak firmayı kendi adına haksız şekilde kazanç sağlamak maksadı ile tescil ettirdiğinin de açık olduğunu, -Davanın açıldığı tarihte davalı tarafça www...com.tr adresi kullanımda değilken 07/07/2022 tarihinde internet adresi kullanılmaya başlanıldığını ve devamında ....com.tr adresi davalının kendi firması olan oyunkredi adresine yönlendirildiğini, -aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davanın konusu davalı yanın hileli davranışlar ile arkadaşlık ilişkisini kullanarak müvekkil davacıdan haksız kazanç sağlamak maksadı ile kendi adına tescil ettirdiği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı yan tarafından adi ortaklık ilişkisi olduğu düşünülmekteyse buna ilişkin delilleri ile ayrıca dava ikame edilebileceğini, -sadece iddia dışında bilirkişiden alınan rapor ile yetinildiğini, itirazlarının karşılanmadığını, Marka tescilinin kötüniyetli ve haksız şekilde yapıldığının fatura, domain ve whatsapp yazışmalarından da görüleceğini, Marka her ne kadar davalı adına tescil edilmişse de davalının bu marka ile hiç bir ticari faaliyeti de bulunmadığını, dava tarihi öncesinde hiçbir kullanımı bulunmadığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalıya ait markanın 6/9 maddeleri gereği hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.Dosya, davalı yana ait ... tescil numaralı markanın SMK 6/2 -9 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 02/03/2023 havale tarihli raporunda; "Dava konusu markanın, davalı adına tescil edilmiş olduğu tespit edilmekte ise de, Davalının "ticari vekil" veya "ticari temsilci" olarak değerlendirilebileceğine dair herhangi bir bilgi/belge/delil dosya kapsamında yer almadığı, dolayısıyla SMK m.6/2 kapsamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı tespit edilmekte olup, işbu tespite ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Davacı tarafça SMK 6/2'ye göre taleplerinin bulunmadığı ileri sürülmüş olup, ... markasının Davalı tarafça, ” 2021/083143” tescil no.lu 23/11/2021 tarihinde 28-35-36. Sınıfta tescil edildiği , davacı şirket tarafından www...com alan adının 03/05/2021 tarihinde alındığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça cevap dilekçesinde taraflar arasında "adi ortaklık ilişkisinin" söz konusu olduğunun ileri sürüldüğü, davacı ve davalı gerçek kişinin birlikte bir süre davaya konu “...” ibaresini ve özgün logosunu kullandığının tarafların kabulünde olduğu, www...com alan adının 03/05/2021 tarihinde alındığı, bu suretle aralarında adi ortaklık niteliğinde bir ilişki bulunduğundan dava konusu ibare ve özgün logo üzerinde birlikte hak sahibi olduklarının kabul edilmesine göre, bu manada ortaklardan herhangi birinin diğer ortaktan habersiz bir şekilde, hangi sınıfta olursa olsun, dava konusu özgün ibare ve logoyu kendi adına marka olarak tescilinin kötüniyetli bir tescil olduğu değerlendirilmesi gerekir (T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas no: 2020/1700, Karar no: 2021/1540), İlk derece Mahkemesince marka hükümsüzlüğüne ilişkin kötüniyetli olmadığı kabulüyle verilen kararın yerinde olmadığı, davalının kötü niyetli olduğunun kabulü ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında belirtilen şekilde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/04/2023 tarih, 2022/159 E., 2023/122 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davalı adına 2021/083143 tescil no.lu ... markasının 28-35-36. Sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 179,90 peşin harç+bakiye karar harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 237,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.509,60 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 129,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 621,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025