İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılı Mart ayında yayın hayatına başlaşan bir yayınevi olduğunu, müvekkilinin, yazar ...'un vefatı sonrası sahibi olduğu eserlerin miras yolu ile mirasçılara intikal ettiğini, müvekkilinin de y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1103 Esas KARAR NO : 2025/1290 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/06/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2021/271 E. DAVANIN KONUSU : FSEK Kapsamında Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılı Mart ayında yayın hayatına başlaşan bir yayınevi olduğunu, müvekkilinin, yazar ...'un vefatı sonrası sahibi olduğu eserlerin miras yolu ile mirasçılara intikal ettiğini, müvekkilinin de yasal mirasçı ... Ajans ile sözleşme imzaladığını, bu sözleşme müvekkilinin dava konusu eserlerin Türkçeye tercüme ettirilmesi, çoğaltılması, kopyalarının reklam ve diğer pazarlama amaçları için dağıtılması haklarını devren edindiğini, hal böyle iken davalının Türkiye'deki hakları müvekkiline ait olan dava konusu kitapların müvekkilinden ve eser sahibinin mirasçısından izin alınmaksızın Türkçeye çevrilip çoğaltıldığını ve tanıtıldığını, davalının bu şekilde haksız kazanç sağladığını, davalıların bu eylemleri neticesinde müvekkilinin eserden kaynaklanan haklarının ciddi anlamda ihlal edildiğini iddia ederek, davalının, dava konusu kitapların Türkçe tercümelerini çoğaltıp yaymasının, tanıtmasının önlenmesini, ihlal konusu kitapların fiziki ve dijital nüshaları ile üretim araçlarına bulundukları her yerde el konularak yed-i emine teslimine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu eserlerin 1990-1995 yılları arasında yayınlandığını, bu dönemde yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 28. maddesi hükmüne göre ; “ ilk defa türkçeden başka bir dilde yayınlanmış olan bir ilim ve edebiyat eseri, yayımlandığı tarihten itibaren 10 yıl içinde eser sahibi veya onun müsaadesi ile başka bir kimse tarafından türkçe tercümesi yapılarak yayımlanmamış ise 10 yılın geçmesiyle bu eserin türkçeye tercümesi serbesttir” dendiğini, 4110 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden evvel bir eseri 28. Maddenin o tarihteki düzenlemesinde öngören şartlarda tercüme edip yayımlayan ve dağıtımını yapan kimse, o eser üzerindeki bu hakları kanundan dolayı iktisap ettiğini, Dava konusu eser sahibi ..., müvekkili yayınevi tarafından eserlerinin tercüme edilerek yayımlandığı 1990 yılı itibarı ile SSCB vatandaşı olup, Sovyetler Birliği de yukarıda zikredilen Bern sözleşmesine taraf olmadığından, 10 yıllık koruma süresinden dahi istifade etmek imkanı bulunmadığını, Müvekkili yayınevi dava konusu eserleri 1995 yılından önce yayınladığını, yayınladığı tarihte yürürlükteki mevzuata aykırı hiçbir basım faaliyeti söz konusu olmadığını, 1995 yılında yapılan değişiklikle ilgili davacı vekilinin yaptığı zorlama yorumların, müvekkilinin müktesep hakkını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/271 esas, 24/06/2025 tarihli ara kararı ile; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eserler yönünden davalıların herhangi bir kazanılmış hakları bulunmadığını, buna rağmen davalıların söz konusu eserleri basıp piyasaya sürmeye ve gelir elde etmeye devam ettiklerini ve her geçen gün müvekkilinin zarara uğradığını, beyan ederek, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/271 Esas sayılı dosyasından verilen 24.06.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve 11.03.2025 tarihli ek rapordaki tespitler gereğince ... isimli eserler yönünden müvekkili şirketin eserlerden doğan haklarına tecavüz ile haksız rekabet yaratan davalı eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve ref'i yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; tedbir talebinin reddi kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ve davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/271 Esas sayılı ve 24.06.2025 tarihli ihtiyatî tedbir ret kararına karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin 12/04/2022 tarihli ara kararı ile; "Hak sahipliği ve ihlal konusu ancak yargılama sonucunda belirleneceğinden ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verildiği, Dairemizin 2022/796 esas, 2022/924 karar sayılı kararı ile somut olayda, davacı tarafça ileri sürülen hususların yargılamayı gerektirdiği ve tedbir koşullarının mevcut durumda oluşmadığı yönündeki mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ilerde değişen koşullara göre yeniden tedbir talebinin değerlendirilebileceği anlaşılmış olmakla, tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Tahkikatın gelinen aşamasında davacı vekilinin bu kez 24/06/2025 tarihli duruşmadaki beyanları ile son bilirkişi raporunda üç eser yönünden lehlerine değerlendirme yapıldığını, bu eserlere ilişkin davalı taraf çoğaltıp, yayma hakkını kullandığından tecavüz söz konusu olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerini tekrar ettiklerini talep ve beyan etmiş olup ilk derece mahkemesinin 24/06/2025 tarihli ara kararı ile; ''Dosya kapsamı deliller, aldırılan bilirkişi raporları ile taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; daha önce davacının tedbir talebi değerlendirildiğinden ve bu aşamada bilirkişi raporları arasında kısmi çelişkiler bulunduğundan önceki tarihli kanaatinde değişiklik oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine'' karar verildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlık yönünden ihtiyati tedbir kurumuna ilişkin yasal düzenleme 5846 sayılı FSEK'in 77. maddesinde yer almakta olup; esaslı bir zararın veya ani bir tehlikenin yahut emrivakilerin önlenmesi için veya diğer herhangi bir sebepten dolayı zaruri ve bu hususta ileri sürülen iddialar kuvvetle muhtemel görülürse hukuk mahkemesi, bu Kanunla tanınmış olan hakları ihlal veya tehdide maruz kalanların ya da meslek birliklerinin talebi üzerine, davanın açılmasından önce veya sonra diğer tarafa bir işin yapılmasını veya yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını veya açılmasını emredebileceği gibi, bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile muhafaza altına alınmasına karar verebilecektir. Ayrıca ihtiyati tedbir kurumu ile ilgili genel yasal çerçeve HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde belirtilmiş olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkündür. Ayrıca ihtiyati tedbir talep eden taraf, dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlık kapsamında dayanılan FSEK (Mülga) 28. maddesinin ( 07.06.1995 gün ve 4110 sayılı Yasanın 11. Madde değişikliğinden önce) “İlk defa Türkçe'den başka bir dilde yayımlanmış olan bir ilim ve edebiyat eseri yayımlandığı tarihten itibaren 10 yıl içinde eser sahibi veya onun müsaadesi ile başka bir kimse Türkçe tercümesi yapılarak yayımlanmamış ise 10 yılın geçmesiyle bu eserin Türkçeye tercümesi serbesttir. Bu hüküm diğer işlemeler hakkında uygulanmaz. ” hükmü ile "Müktesep Hakların Korunması " başlıklı geçici 2. maddesinin; "Eski Kanundaki süreler daha uzunsa bu kanunun yayımlanmasından önce yayımlanan eserler hakkında o süreler cereyan eder." düzenlemesini içerdiği ve 2. fıkrasının "Bu Kanunun yayımlanmasından önce bir eserin haklı olarak yapılan bir tercüme ve işlenmesi yayımlanmış ise tercüme eden veya işleyenin eski kanun hükümlerine göre iktisap ettiği hak ve salahiyetlere halel gelmez" şeklinde düzenlendiği görülmüştür. FSEK 28. madde hükmüne göre, ilk defa Türkiye dışında Türkçe'den başka bir dilde yayımlanmış "ilim ve edebiyat eserlerinin" eser veya hak sahipleri tarafından, 10 yıl süreyle Türkçe'ye tercümesi ve "yayımlanması sağlanmamış ise", Türkçe'ye tercüme edilerek işlenmesinin serbest bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından davaya konu eserlerin FSEK 28. madde kapsamında değerlendirmesinin yapılamayacağının iddia edildiği görülmüş ve bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar ile farklı mahkeme dosyalarına ait evrakların dosyada mübrez olduğu, İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/98 esas, 2020/298 karar sayılı dosyası tetkik edildiğinde ise; işbu eserler yönünden ("...ı" isimli eserler, "..." isimli eserler," ..." isimli eserler) yayımlanma tarihlerinden 7.6.1995 tarihine kadarki dönem için on yıllık çeviri istisnasına tâbi olmaksızın tanınan koruma sürelerinin geçmiş olduğu, bu sürenin dolduğu tarihten sonra Türkçe'ye tercümelerinin mülga FSEK 28. madde uyarınca Türkçe'ye tercüme ve yayınının serbest hale geldiği, bir başka ifadeyle kamuya malolduğu, dava dışı ... tarafından tercümelerinin bu istisna hükmü kapsamında ve yasal olarak yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.Her ne kadar davacı vekili tarafından “...” adlı eserler yönünden davalının Türkçe tercümelerini çoğaltıp yayması, tanıtması eylemlerinin önlenmesi (men), ihlal konusu kitapların fiziki ve dijital nüshaları ile üretim araçlarına bulundukları her yerde el konulması (ref) yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de mevcut dosya ve delil durumu itibari ile davacının tecavüz iddiasına yönelik men taleplerine dayalı olarak davacı lehine yaklaşık ispat durumunun oluşmadığı anlaşılmıştır. Ref taleplerine yönelik ihtiyati tedbir talebi yönünden ise FSEK 68. maddesi kapsamında tazminat istemi mevcut olduğundan farazi sözleşme ilişkisine dayanılmakla birlikte dava tarihinden sonra oluşan yeni bir ihlalin mevcudiyetini gösterir somut bir delilin de bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına ve düzeltilmiş gerekçeyle "ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/06/2025 tarih, 2021/271 E. sayılı ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile; "ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair yeniden karar verilmesine,3-Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025