T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/282 KARAR NO:2026/412 KARAR TARİHİ:26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 NUMARASI: 2025/323 Esas, 2025/874 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali ( Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde ver…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/282 KARAR NO:2026/412 KARAR TARİHİ:26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 NUMARASI: 2025/323 Esas, 2025/874 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali ( Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 2006 yılında aldığı aracın ekspertiz işlemlerini davalı şirkette yaptırdığını, aracın kilometresi düşülmüş olduğu halde orjinalmiş gibi ekspertiz yapıldığını, daha sonra aracın arıza yapması üzerine davalı şirkete götürdüğünü, yapıldığını sonrasında tekrar arızalandığını, bu sefer başka bir servise götürülerek aracın yaptırıldığını, davacı tarafça km hatası, motor yanması, turbonun rektefiye olması vs için araca yapmak zorunda olduğu masrafların tazmini için davalı tarafa İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E, 2015/560 K sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu mahkemece davanın karara bağlandığını, bu dava ile o davada talep edilmeyen alacağın talep edildiğini, belirterek alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ile tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından İstanbul 36.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, takipte yetkiye ve borca itiraz edildiğini, davacı takip talebinde 6.193,95 TL araç onarım bedeli ile 550 TL mahrumiyet kaybı olmak üzere 6.743,95 TL diğer ve 9.546,19 TL faiz talep ettiğini, mahkemece araç değer kaybından kaynaklanan 1.500 TL ile araç onarım bedelinden kaynaklanan 4.500,00 TL olmak üzere toplam 6.000 TL davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına, araç mahrumiyet kaybı (kira) bedelinden kaynaklanan 500,00 TL‘nin tahsiline karar verildiğini, davacı tarafından iş bu ilam Denizli 7.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından icraya konulduğunu, davalının .... Şti. ile birlikte müteselsilen sorumlu olmasına karşın haciz tehdidi ile karşı karşıya kalmamak için dosya borcunun tamamını tehiri icra talepli olarak dosyaya yatırdığını, şirket tarafından 24.200,00 TL bedelli teminat mektubu ibraz edildiğini, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E. 2015/650 K. Sayılı kararına tehiri icra talepli olarak temyiz edildiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, ... şirketine atfedilecek bir kusur bulunmadığını, ticaret mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere aracın km’si ....Şti tarafından düşürüldüğünü, bu hususun... Sistemleri tarafından kabul edildiğini, dava konusu aracın şirketten satın alınmadığını, .... Şti tarafından da kabul ve beyan edildiği ve bilirkişi raporu ile de tespit olunduğu gibi dava konusu araç .... Şti’den ikinci el olarak ve garanti süresi sona ermiş bir şekilde satın alındığını, aracın geçmişte 242.648 km olduğunu görme imkanı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 20/03/2025 T. - 2023/1560 E.- 2025/411 K.- sayılı;"Dava; İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Somut davaya bakıldığında; dosyada mübrez dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, her ne kadar davacı yanca dava açılırken "Dava Esas Değeri" olarak 6.743,95-TL asıl alacak gösterilmiş ve bu değer üzerinden de maktu başvuru harcı ile peşin harç yatırılmak suretiyle, İstinaf incelemesine konu eldeki iş bu itirazın iptali davası açılmış ise de; davacı yanın mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesi incelendiğinde ise; dava dilekçesinin; "Talep" kısmının aynen; "1-İtirazın iptali ile takibin devamına, 2-Davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesine..." şeklinde olduğu;Dava konusu icra takip dosyası incelendiğinde ise; davacı- alacaklı yanca davalı- borçlu ile dava dışı borçlu hakkında, 6.743,95-TL asıl alacak ve 9.546,19-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun yasal süresi içerisinde borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm fer'ilere itiraz ettiği;Bu haliyle de, gerek icra takip dosyası mündericatı, gerek davalı- borçlunun itirazının mahiyeti ve gerek se davacı yanca dava dilekçesinde "itirazın iptaline" şeklindeki beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı yanca takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığına dair izlenim yaratıldığı anlaşılmış, ancak dava değeri olarak 6.743,95-TL asıl alacak gösterilmiş ve bu değer üzerinden de maktu başvuru harcı ile peşin harç yatırılmak suretiyle dava açılmıştır.Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde ise; davanın, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine olduğu, az yukarıda da açıkça izah edildiği üzere; davacı yanın dava dilekçesindeki talebi ile dava esas değeri olarak gösterilen miktar arasında çelişki oluştuğu; bu durumda somut olay bakımından sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle davacının talebinin açıklığa kavuşturulması gerektiği;Bu minvalde de yerel mahkemece; 6100 sayılı HMK'nın "Hakimin aydınlatma ödevi" madde başlıklı 31 nci maddesi kapsamında davacıya davası açıklattırılarak davanın, harca esas değer bölümünde belirtilen 6.743,95-TL'lik asıl alacağa mı yoksa; "İtirazın İptaline" şeklindeki talebi kapsamında ve davalı- borçlunun da tüm alacağa (asıl alacak ve işlemiş faiz) itiraz ettiği de değerlendirilerek, takip konusu yapılan alacağın tamamına mı ilişkin olduğu hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek; davanın takipte talep edilen ve davalı- borçlu yanca itiraz edilen tüm alacağa yönelik olduğunun belirlenmesi halinde; 492 sayılı Harçlar Kanunun 32. maddesi uyarınca eksik peşin harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin ve davacı- alacaklı yana dava dilekçesindeki alacağın miktarına ilişkin talebi açıklattırılmaksızın, takip çıkışı miktarın tamamı üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulmasının (Bknz. Yargıtay 19. H.D.'nin, 17/06/2016 Tarih ve 2015/12127 Esas-2016/10940 Karar ve 30.11.2015 Tarih ve 2015/2140 Esas-2015/15752 Karar sayılı kararları) isabetli ve yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davalı yanın İstinaf isteminin az yukarıda yazılı gerekçelerle kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ncı maddesi gereği kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesi ile; yerel Mahkemece, az yukarıda açıklandığı şekilde davacı yana İhtaratlı kesin süre verilip, 6100 sayılı HMK'nın 31 nci maddesine göre talep sonucu açıklattırılarak, davacı yanın beyanına göre eksik harç doğması halinde de, eksik harç da ikame ettirilerek yargılamaya devam olunup, hasıl olacak sonuca göre ve yeniden verilecek hükümde, HMK 297 inci maddesindeki ilke ve kurallara da riayet edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği görüş ve Kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki kararı sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce;"İstinaf ilamı doğrultusunda davacı yana süre verilmiş, davacı yanca tüm takip çıkışı üzerinden itirazın iptali istendiği bildirilerek eksik harç ikmal edilmiştir. İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E, 2015/560 K sayılı hükmü dışında kalan 550 TL mahrumiyet 6.193,95 TL araç onarım bedeli için yapılan takibin ve işletilen faizin yerinde olduğu değerlendirilerek, davacı tarafça yapılan takibe davalının itirazın iptaline, dava konusu bedel, yargılama soncu tespit edilmiş olmakla alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebi yönünden ise reddine" gerekçesi ile,"Davanın kabulü ile; Davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına , Alacak likit olmadğından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece öncelikle istinaf mahkemesince yapılan fahiş hatanın düzeltilmesi gerekli iken inceleme yapılmayıp gerekçesiz olarak karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup mutlak bozma sebebi teşkil ettiğini, dava konusu aracın, davacı tarafından 22.09.2006 tarihinde müvekkil şirkete getirilerek mekanik ve kaporta durumuna ilişkin bir ekspertiz raporu istendiğini, müvekkili şirketin ise bu doğrultuda müşteri isteklerine istinaden elindeki tüm imkanları kullanarak bir inceleme yapmış olup araca dair mekanik yönden ve kaporta yönünden bir rapor hazırladığını, aracın kilometre bilgisine ise teknik açıdan aracın gerçek kilometresini tespit etmeye yarayan herhangi bir araç bulunmaması nedeniyle dava konusu araç çalıştırıldığında km göstergesinde görünen rakamı araç kilometresi olarak yazdığını, davacının, müvekkili şirketçe işbu aracın ekspertizi yapılırken aracın kilometresi düşürüldüğü halde orjinalmiş gibi gösterildiğini iddia ettiğini, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine haksız olarak icra takibi başlattığını, araç kilometresinin .... ŞTİ. tarafından düşürülmüş olup bu durum söz konusu şirket tarafından da kabul edilmekteyken davacı tarafın müvekkilini kusurlu atfetmesinin ve hakkında takip yapmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, ekspertiz raporunun hazırlandığı günün koşullarında değerlendirme yapılması gerekmekle birlikte günün şartlarında müvekkili şirket nezdinde aracın km'sinin düşürüldüğünü tespit etmek için yeterli teknik ekipmanın olmadığının ve bu durumun karşı tarafça açıkça bilinebilir olduğunun ortada olduğunu, taraflar arasında araç hasarına dayalı onarım ilişkisinin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, bu sözleşmeye kuruluş tarihinde geçerli olan ve bu nedenle sözleşmenin bağlı olduğu 818 sayılı borçlar kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu kanuna göre zamanaşımı süresinin 5 yıl olup davacı tarafından açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bu hususun sistematik olarak hem istinaf hem de yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, sözleşmenin, sözleşmenin kurulduğu zaman yürürlükte olan kanuna bağlı olarak kurulduğu ve her türlü uyuşmazlıkta işbu kanun hükümlerinin esas alınacağının açık olduğunu, bu doğrultuda sözleşmenin kuruluş tarihinin 2006 yılında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dolayısıyla bu davadaki uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı kanun hükümlerinin esas alınması gerektiğinin ortada olduğunu, mevcut arızanın müvekkili şirketten kaynaklı olmamasıyla birlikte aksi bir durumda dahi arıza müvekkili şirketin kasten veya ağır kusurla neden olduğu veya hile ile gerçekleştirmediğinin açık olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunu, dolayısıyla bu davanın yasal süresi içinde açılmadığının aşikar olduğunu, başvuruya ilişkin gerekçesiz şekilde verilen davanın kabulu kararının hukuka aykırı olup başlı başına bozma sebebi teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen gerekçeli kararda yalnızca iddia ve savunmaların özetinin yapıldığını, eksik harcın tamamlatıldığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve bu kararın istinaf edilmesi sonucu yerel mahkeme kararının kaldırıldığının belirtilmiş olup hiçbir gerekçe gösterilmeyip hiçbir açıklama yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, oysa ki zamanaşımı def'i ve dilekçelerde belirttiği diğer hususlara dair hiçbir açıklama ve inceleme yapılmadığını, dolayısıyla bu kararın kabulünün mümkün olmadığından bu hususta kaldırılması gerektiğini talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;Dava, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ile icra inkar tazminatı talebi hakkındadır.Davalı yan istinaf başvurusunda öncelikle zamanaşımı yönünden inceleme yapılmadığını iddia etmişse de; Dairemizin 29/09/2022 tarih, 2020/2614 Esas ve 2022/2033 Karar sayılı kaldırma kararımızda da belirtildiği üzere; taraflar arasında satın alma öncesi ekspertiz hizmeti akabinde araç tamir hizmeti sözleşmesi bulunmakta olup taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin hizmet alım(temini) sözleşmesi olduğu, kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmadığı, bu doğrultuda sözleşmeden doğan alacağın TBK md. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, takip 10 yıllık süre içinde açılmakla zaman aşımının dolmadığı açıkça tespit edildiğinden davalının, zamanaşımına ilişkin istinaf talebinin dinlenmesi mümkün görülmemiştir.Sonrasında yapılan yargılama neticesinde verilen karar ise Dairemizin 20/03/2025 tarih, 2023/1560 Esas ve 2025/411 Karar sayılı kararı ile ise; dava konusu icra takip dosyası incelendiğinde ise; davacı- alacaklı yanca davalı- borçlu ile dava dışı borçlu hakkında, 6.743,95-TL asıl alacak ve 9.546,19-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun yasal süresi içerisinde borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm fer'ilere itiraz ettiği tespit edilerek; itirazın tüm alacağa yönelik olduğunun belirlenmesi halinde; 492 sayılı Harçlar Kanunun 32. maddesi uyarınca eksik peşin harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kaldırılmıştır. Tüm takip yönünden itirazın iptali talep edildiği açıklanıp eksik harç tamamlandıktan sonra Mahkemesince; davacının aynı taraflara yönelik kesinleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/308 E, 2015/560 K sayılı hükmü dışında kalan; 550 TLmahrumiyet, 6.193,95 TL araç onarım bedeli ve 9.546,19-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.290,14-TL alacağın tahsili talebinin yerinde sonucuna varılmış, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı son istinaf başvurusunda yine; aracın km tespiti için gerekli teknik ekipmana sahip olmadığını, davacı şirketin ekspertiz hizmeti yapan şirket olduğu, şirketçe işbu aracın ekspertizi yapılırken aracın kilometresi düşürüldüğü halde orjinalmiş gibi gösterildiğininden bahisle kusur verildiği halde, araç kilometresinin dava dışı....ŞTİ. tarafından düşürülmüş olduğu, davalı şirketin kusurunun bulunmadığını iddia etmiştir. Ancak benzer taleplerle açılan İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/308 E. Ve 2015/650 sayılı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26.06.2018 tarih 2015/38962 E ve 2018/7292 K sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu dosyanın kararı incelendiğinde; davacının aracı satın almadan önce diğer davalı ..A.Ş. nezdinde inceleme yaptırtıp, 22/09/2006 tarihli ekspertiz raporu aldığı, ekspertiz raporunda aracın 115.522 km olduğu ve ayrıca sol çamurluk ve arka tamponun boyalı, sağ amortisörün patlak ve fren balatalarının değişmesi gerektiğinin belirtildiği, sonrasında yine davalı ekspertiz şirketine tamir ödeme yapıldığı sonucuna varılarak tüm onarımlar dikkate alınmış ve 10.693,95 TL onarım bedeli +1.050,00 TL araç mahrumiyet bedeli +1.500,00 TL değer kaybı) olmak üzere toplam 13.243,95 TL olması gerektiği sonucuna varılmış, ayrıca davacının ihtarına karşı tanzim olunan 13/02/2007 tarihli cevabi ihtar davalı ... yönünden temerrüt kabul edilerek karar verilmiştir. Hüküm altına alınmayan bakiye zarar yönünden kesinleşmiş dosyada alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalının tüm istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla; davalının istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere HMK 361/1 maddesi gereğince temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.26/02/2026