İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının uzun süredir taşımacılık ve antrepo faaliyetleri başta olmak üzere ticaretin farklı alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, davalının ne iş yaptığını ve geçim kaynağının…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1491 KARAR NO : 2025/1829 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 06/10/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/887 E. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının uzun süredir taşımacılık ve antrepo faaliyetleri başta olmak üzere ticaretin farklı alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, davalının ne iş yaptığını ve geçim kaynağının ne olduğunu bilmediğini, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari veya hukuki ilişki bulunmadığını, davacı firmanın eski müdürü ...'ın, kumar borçları nedeniyle tefecilerden şahsi olarak 18.000.000-TL borç aldığını, bu borçlarını da Kadıköy'deki taşınmazlarını tefecilere devrederek ödediğini, diğer paydaşların durumdan haberdar olması ile, 22/10/2024 tarihinde ...'ın yöneticiliğine son verilip şirketteki tüm bağının koparıldığını, bu olayın ardından, tefecilerin müvekkiline ulaşarak ellerinde şirkete ait bonoların olduğunu ve ödenmesi gerektiğini bildirdiğini, davacı şirket yetkilisinin şirket kayıtlarında borç, mal teslimi veya para transferi görünmediğini belirterek talebi reddettiğini, bu ret üzerine, içinde davalının da bulunduğu tefecilerin, müvekkil şirket hakkında icra takipleri yapmaya başladığını, tefecilik örgütü hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 2025/159355 S. sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, tefecilik örgütünün diğer üyeleri ve dava dışı kişiler tarafından davacıya karşı toplamda 50.000.000-TL'yi aşkın kambiyo senedine özgü icra takibi başlatıldığını, devam eden icra takipleri nedeniyle davacı firmanın şu anda işleyemez vaziyette olduğunu, banka hesapları blokeli ve kullanılamaz durumda, araçları hacizli, kiracılarına ve ticaret yaptığı kişilerin tamamına 89/1 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bu durum yüzünden davacının herhangi bir gelir elde edemeyip ticari faaliyet gerçekleştirememekte olduğunu ve 100'ü aşkın çalışanını kaybettiğini, şirketin iflasın eşiğinde olduğunu, dava konusu senetlerdeki yazı veya imzanın temsilciye ait olup olmadığının bilinemediğini, HMK m. 209/1 kapsamında senetlerin grafoloji incelemesine tabi tutulmasını ve takiplerin davacı yönünden durdurulmasını, bu talebin kabul görmemesi halinde ise, HMK m. 389 kapsamında dava sonuçlanıncaya kadar icra takiplerinin teminatsız aksi halde teminatlı biçimde durdurulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 06/10/2025 tarihli ara kararı ile; " Somut olayda ise davacı yan dayandığı sahtelik iddiası yönünden dosyaya hiçbir delil sunmamıştır. Davacının HMK 209 ve 389 maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığının kabulü ile Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın taşımacılık ve antrepo faaliyetleri gösteren bir şirket olduğunu, dava dışı eski Müdür ...'ın kumar borçları nedeniyle tefecilerden borç aldığını ve Kadıköy'deki taşınmazlarını devrederek borcunu ödediğini, ...'ın tefecilerle ilişkisinin öğrenilmesinin ardından yöneticiliğine son verildiğini, tefecilerin müvekkil firmaya ulaşarak ellerindeki bonoların ödenmesini istediklerini ancak şirket kayıtlarında borç görülmemesi sebebiyle bu talebin reddedildiğini, bu durumun ardından davalının da içinde bulunduğu tefecilerin müvekkil şirket hakkında icra takipleri başlattıklarını, tefecilik örgütü hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma safhasının devam ettiğini, davalı ile müvekkil şirket arasında bir bağ bulunmaması ve borçsuzluk sebebiyle menfi tespit davası açıldığını, sunulan delillere rağmen ilk derece mahkemesinin "yeterli delil" bulunmadığı gerekçesiyle 07/10/2025 tarihli ara kararında ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, zira 119 sayfalık delil ekinde yer alan grafoloji raporunun, daha önce davalıdan sulh protokolü karşılığında iade alınan 8 adet çekteki imzaların eski yönetici ...'a ait olmadığını ve sahte olduğunu tespit ettiğini, bu tespit nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, icra takiplerine konu senetler hakkında da grafoloji incelemesi yapılması gerektiğini, inceleme süresi ve istinaf süresi dikkate alındığında müvekkilinin telafisi imkânsız zararlara uğrayacağını, davalının resmi gelirinin asgari ücret seviyesinde olması nedeniyle davanın müvekkil lehine sonuçlanması halinde dahi ödemelerin tahsil imkânının bulunmadığını belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile 07/10/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasını, HMK m. 209/1 kapsamında dava konusu icra takiplerinin durdurulmasını, bu talebin kabul görmemesi halinde HMK m. 389 vd. hükümleri kapsamında teminatsız, kabul görmemesi halinde ise teminat karşılığı tahsilatların Davalıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde ise İİK m. 72 hükümleri gereği teminat karşılığı icra veznesindeki paranın borçluya ödenmemesi yönünde karar kurulmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu, talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, usul yönünden itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, davacının sahtelik iddiası ile dayandığı uzman raporuna konu çeklerin müvekkiline ait olmayıp müvekkili tarafın dahi olmadığını, çeklerin müvekkilinden alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkiliyle davacı arasında imzaya ilişkin davaların ekseriyetinin feragat ile sonuçlanırken feragat edilmeyen icra hukuk dosyasında alınan bilirkişi raporunda imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, davacının haklılığının yaklaşık ispatı sağlayamamış olup ancak yargılama sonucunda bir neticeye varılabileceğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takiplerine dayanak bonolara yönelik bedelsizlik ve sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından HMK'nın 209 ve 389. maddeleri uyarınca davacının, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığından icra takiplerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. İİK'nın 72/3 maddesi gereğince ise icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. İİK'nın 72. maddesinde sahteliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de HMK'nın 209. maddesinde, ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.'' şeklinde sahtelik iddiası açısından özel bir düzenleme getirilmekle menfaat dengesi gözetilerek, HMK'nın 389. maddesinin; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindeki düzenlemesinin nazara alınması mümkün olup HMK'nın 390/3. maddesi gereğince tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bununla birlikte davacı şirket tarafından bonolardaki imzanın temsilcisine ait olup olmadığının bilinemediğinin beyan edildiği ve ayrıca bedelsiz olduğunun ileri sürüldüğü, delil olarak İstanbul Anadolu CB. soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi mütalaası ile sulh protokolüne dayandığı, mütalaanın tetkikinde bir kısım çekler üzerinde imza incelemesinin yapıldığı ancak huzurdaki davanın bonolara dayalı olduğu, bonolar yönünden sahtelik iddiasını destekleyen ispata elverişli delillerin bulunmadığı, sulh protokolüne konu borçların ifa edilip edilmediğinin ispata muhtaç olduğu, dolayısıyla talep tarihi itibari ile mevcut delil durumu kapsamında takiplerin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı anlaşılmakla; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/10/2025 tarih ve 2025/887 E. sayılı ara kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025