İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafından gerçekleştirilen marka ve eser hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, dava sırasında tecavüzün tedbiren önlenmesi ve bu bağlamda netice ve talep bölümünde ayrıntılı olarak yer alan tal…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/222 KARAR NO:2026/441 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:11/12/2025 (Ara Karar) NUMARASI:2025/159 E. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafından gerçekleştirilen marka ve eser hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, dava sırasında tecavüzün tedbiren önlenmesi ve bu bağlamda netice ve talep bölümünde ayrıntılı olarak yer alan taleplerimiz çerçevesinde davalıya herhangi bir tebligat ve duruşma yapılmaksızın İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 20/11/2025 tarihli ara kararı gereğince ;"...1-İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından karar tebliğ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 100.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; 2- Davalının “...” ve “...” isimli dava konusu taklit ürünleri üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin, internet ortamında kullanmasının dava sonuna kadar tedbiren yasaklanmasına, davalı yanca üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen “...” ve “...” isimli taklit ürünlere ve ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine (katalog, broşürvs.) Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dâhil bulundukları her yerde tedbiren el konulmasına ve saklanmasına" karar verilmiştir.Davalı vekili 28/11/2025 tarihli talep dilekçesi ile mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 11/12/2025 tarihinde yapılan yargılama sonunda; "...Tedbire itirazın reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu (“TürkPatent”) nezdinde 10 yılı aşkın süreden bu yana davacının tecavüze konu ettiği “...” ibareli tescilli markaları bulunmakta olup alanında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, şirketin 1997 yılından bu yana aktif faaliyet göstermekte olup müvekkili şirket tarafından TürkPatent nezdinde tescilli ... ibareli markalar uzun yıllardır tescilli olduğu şekilde ve tescilli olduğu sınıflarda basiretli bir tacire uygun şekilde kullanılmakta olup ortaya koyduğu emek ve sermaye ile sektöründe işbu markaları ile tanınırlık kazandığını, davacının 2016 yılından bu yana müvekkili şirketin söz konuşu ürünlerine ilişkin hiçbir hukuki aksiyon almadığını, 10 seneyi aşkın bir sürede işbu davayı açmamasının kötü niyetli olduğunu, hak sahibinin hakkını uzun süre kullanmamasının, dürüstlük kuralı gereği hakkın düşmesine yol açabileceğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi gereğince Davacı, iddia edilen marka hakkına tecavüz fiiline karşı uzun bir süre boyunca sessiz kaldığını, -1960 yılında kurulan ... Şirketinin yaklaşık yarım asırdır şekerleme ve çikolata sektöründe faaliyet gösterdiğini, dünya genelinde 50 farklı ülkeye ihraç ettiğini, uluslararası pazarda da güvenilir ve bilinen bir marka haline geldiğini, tanınır olduğunu, basiretli bir tacir olarak sınai haklarına da önem verdiğini, TÜRKPATENT nezdinde tescilli 191 adet tescilli/başvuru aşamasında markası, ve 279 adet tescilli tasarımı bulunduğunu, -itirazları değerlendirilmeden tedbire karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu; maddi vakıaların eksik ve hatalı değerlendirilmesi, teknik ve hukuki tespitler bakımından çelişkiler içermesi ve somut olayın özelliklerine uygun olmayan varsayımlara dayanılması sebebiyle hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, raporlarda; görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik incelemesi yapıldığı belirtilmiş ise de , bu incelemenin hangi kriterlere göre, hangi yöntem izlenerek ve hangi somut unsurlar esas alınarak gerçekleştirildiğinin açıkça ortaya konulmadığını, görsel benzerlik bakımından markaların hangi harf, kelime, şekil, logo veya kompozisyon unsurları hangi yönünden örtüştüğü, işitsel benzerlik bakımından telaffuz, hece yapısı, vurgu ve ses ritmi açısından ne şekilde bir yakınlık bulunduğu, kavramsal benzerlik yönünden ise markaların hangi anlam dünyasına hitap ettiği ve bu anlamların tüketici algısında nasıl örtüştüğü açıklanmadığını, müvekkilinin "..." ve "..." ibarelerini içeren .../1,2,3 ve 4 numaralı tescilli tasarımları halihazırda mevcut olduğunu, ancak bilirkişilerce, müvekkilinin alınan tasarımlarının önceliği, kapsamı ve ayırt edici unsurları dikkate alınmaksızın; bu tasarımlar ile dava konusu işaretler arasında karşılaştırmalı ve teknik bir inceleme yapılmadan, eksik ve hatalı değerlendirmeler üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesi, hukuki ve teknik değerlendirme gereklerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kullandığı grafik unsurlar, fontlar ve şekil özellikleri, davacı tarafın markalarından tamamen farklı olduğunu, davaya konu markalar aynı veya benzer sınıflarda tescilli olsa da, bu durum tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığını kabul etmek için yeterli olmadığını, bilirkişi raporunun tedbir kararı vermek için yeterli olmadığını, -Davacının, müvekkilinin 30.11.2023 tarihinde ... ibaresini içerir ...sayılı tasarım başvurularına itiraz ettiğini, itirazları reddedildiğini, Müvekkili tarafından 14.06.2023 tarihinde, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru numarası ile “...” ibaresini de içeren tasarım başvurusu yapıldığını, YİDK tarafından verilen bu kararın iptali istemiyle Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde, 2024/502 E. sayılı dosya kapsamında kurum kararının iptali davası ikame ettiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü için aranan yaklaşık ispat koşulunu somut olayda sağlayamadığını, -Müvekkil markası olan “...” ve davacı taraf markası olan “...” bir bütün olarak birlikte incelendiği zaman görüleceği üzere hiçbir şekilde benzerlik teşkil etmediğini, davacıya ait “... ...” ibareli ürün ambalajında, “...” ana markasının üst kısımda baskın şekilde konumlandırıldığını, “...” ibaresinin ise bu ana marka altında, yardımcı ve ikincil nitelikte sunulduğunu; ambalaj genelinde tek tip renk kullanımı, sade bir grafik düzen ve sınırlı sayıda görsel unsurun tercih edildiğini, müvekkili şirkete ait “...” ibareli ürün ambalajı, davacıya ait “... ...” markalı ürün ambalajından tamamen farklı bir yerleşim, tasarım dili ve görsel kimlik anlayışıyla sunulduğunu, ambalajında, “...” ibaresi özgün yazı karakteri ve konumlandırmasıyla ön plana çıkmakta, ambalajın genelinde kullanılan renk paleti, grafik kompozisyon ve ikonografik unsurlar, davacı ambalajında yer alan tasarım anlayışından açıkça ayrıştığını,Davacı ambalajında “...” ana markasının üst baskın unsur olarak konumlandırıldığı, marka algısının esasen ... çatısı altında şekillendiği görülmekte iken; müvekkili ambalajında bağımsız bir marka algısı yaratan “...” ibaresi esas ayırt edici unsur olarak sunulduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibareli ambalajlarda, marka ibaresi ambalajın merkezinde, özgün yazı karakteri ve belirgin puntolarla konumlandırılmış olup; ambalaj genelinde kullanılan grafik desenler, ikonografik unsurlar ve renk geçişleri, ürünün görsel kimliğini belirleyen baskın ve ayırt edici unsurlar niteliğinde olduğunu, davacıya ait “... ...” ibareli ambalajlarda ise “...” ana markası üst kısımda baskın şekilde yer almakta, “...” ibaresi ikincil konumda sunulmakta; ambalaj tasarımı daha sade, ve metin ağırlıklı bir kompozisyon anlayışıyla oluşturulduğunu, “...” ibaresi, çift “£” harfinin yarattığı sert ve kısa bitişli fonetik yapı nedeniyle, daha keskin ve ürün tanımı çağrışımı yapan bir algı oluşturmakta; özellikle gıda sektöründe ürün türünü tanımlar nitelikte bir kullanım izlenimi verdiğini, “...” ibaresi ise “-...” hecesi ile sona eren yumuşak ve akıcı bir fonetik yapıya sahip olup, telaffuzda daha uzun ve ayırt edilebilir bir ses dizilimi sunmakta; bu yönüyle bağımsız ve özgün bir marka algısı oluşturduğunu, markalar arası benzerlik bulunmadığından yaklaşık ispat oluşmadığını, -“...” ibaresi, İngilizcede “...” kelimesinden türemiş olup, sözlük anlamı itibarıyla şekerleme, özellikle karamelli şekerleme türü bir gıda ürününü ifade eden genel bir terim olduğunu, bu ibarenin, ilgili sektör bakımından belirli bir ticari kaynağı işaret etmeyip, doğrudan ürün türünü ve içeriğini tanımlayan, bu yönüyle ayırt edicilikten uzak ve jenerik nitelikte bir unsur olduğunu, “... / ...” ibarelerinin, davacıdan tamamen bağımsız üçüncü kişiler tarafından ilgili sektörde yaygın ve serbest biçimde kullanıldığını, -6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği, bu suretle tedbir kararının hukuki dayanağının ortadan kalktığı açıkça görüldüğünü, -Tedbir kararının, müvekkili şirketin piyasadaki faaliyetlerini tamamen durdurmaya yönelik olması, kanunda yer alan 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca, tedbir kararlarının gerekçeli olarak verilmesi, taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi ve aşırı müdahaleye yol açacak nitelikte olmaması gerektiğini, ancak, somut olayda bu hususların göz ardı edilerek, müvekkilinin ticari faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına yol açacak bir karar verildiğini, tedbir kararı uyarınca ürünlerin piyasadan toplatılması kararının, müvekkili şirketin marka imajını ve ticari itibarını ciddi şekilde sarsacağını, piyasadan toplatılan ürünlerin yerine yenilerinin konulması süreçleri, tüketici algısında olumsuz etkiler yaratacak ve yıllardır yapılan yatırımlarla oluşturulan marka güvenilirliğini geri dönülmez bir şekilde tahrip edeceğini, bu nedenle tedbir kararının tamamen kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan, ... başvuru numarası ile “...” ibaresini de içeren tasarım başvurusu yapıldığını, müvekkilinin bu tasarımların hükümsüzlüğü için açtığı davanın reddine karar verildiğini ileri sürmüş ise de kararın kesinleşmediğini, davalı tarafından bahsedilen ... nolu tasarımlar üzerinde yer alan “...” ibaresinin davalıya bu ibare üzerinde bir hak teşkil edemeyeceğini, davalının ... nolu tasarımlar nedeniyle “...” markası üzerinde bir hak sahipliği bulunmadığını, davalının huzurdaki davaya konu kullanımları, ... nolu tasarımlarından farklı olduğundan ... nolu tasarımların tescilli olması, müvekkili tarafından açılan YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlük talepli davanın reddedilmiş olması huzurdaki dosya bakımından önem arz etmediğini, Davalının bahsettiği ... nolu tasarımlar, müvekkilinin ambalajları karşısında yeni ve ayırt edici olmamakla ve müvekkilinin ambalajlarına benzemekle birlikte davalının huzurdaki dosyaya konu kullanımları ... nolu tasarımları kapsamında olmadığını, davalı, müvekkilin “...” markasına yazı karakteri, kullanılan desenler bakımından ayniyet derecesinde benzer bir ambalaj tasarlayarak “...” ve “...” markalı ürünlerini piyasa sürdüğünü, Davalı yanın Müvekkilinin ambalajlarını konsept olarak birebir kopyaladığını, Davalının ürün ambalajlarındaki “...” ve “...” ibarelerinin tıpkı müvekkilinin tescilli markalarındaki ve ürün ambalajlarındaki gibi beyaz renkli, gölgeli ve eğik şekilde yazıldığını, Davalı tarafın ambalajları üzerindeki renk kombinleri, renk tonları ve ambalajlar ve kulakçıkları üzerindeki desenlerin müvekkilinin ambalajları ile aynı olduğunu, davalı tarafın ambalajlarının müvekkilinin ambalajlarına benzerliği o kadar barizdir ki ihtisas mahkemesi olan ilk derece mahkemesi bilirkişi raporuna gerek dahi duymaksızın ambalajlar arasındaki benzerliği tespit edebileceğini, ürünler arasındaki ayniyet derecesindeki benzerlik ve bu ürünlerin satış kanallarının da aynı olduğu dikkate alındığında ortalama tüketicinin müvekkilinin ürünü ile davalı tarafın ürününü karıştıracağının bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bu ürünlerin bilhassa bayram dönemlerinde dökme olarak, marketlerde yan yana satıldığı dönemlerde hedef tüketici kitlesi ilgili ürünleri alırken yoğun bir karar verme sürecinden geçmediğini, Davalının dava sırasında taklit kullanımları engellenmediği takdirde elde etmeye çalıştığı amacı gerçekleştirmesine, hiçbir tazminat meblağı ile karşılanamayacak şekilde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına, yıllardır büyük emek ve para harcanarak belirli bir tanınmışlık seviyesine ulaştırılmış olan “...” markasının itibarının zedelenmesine yol açacağını, Davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i,ile tazminat taleplerine ilişkindir .6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Mahkemece aldırılan 04/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: Davalı taraf "...” ve “..." ibarelerini sık ve biçimde kullanmak suretiyle davacıya ait olan "...", "...", "... ..." ibareli markaların kelime unsuru benzerliği/aynılığı nedeniyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var kabulü ile bu karıştırılmanın davacı markasına zarar olduğu algısını yaratabileceği, tüketici oluşturulacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği bu durumun smk 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz oluşturduğu yönünde raporunu sunmuşlardır.Dosya kapsamına göre, davacıya ait "...", "...", "... ..." ibareli markaların, davalı tarafından benzerlerinin kullanıldığı iddiasıyla dava açıldığı, alınan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında , dava konusu ürünlerin şeker emtiası olup, benzer mallar üzerinde kullanıldığı, bu kullanımın ortalama tüketici nezdinde iltibas ve ilişkilendirme ihtimali doğurduğu, markanın ayırt edici gücünden ve tanınmışlık iddiasından haksız yararlanma sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğu, bu yönüyle SMK m.29, m.7/2-b ve m.7/2-c kapsamında marka hakkına tecavüz iddiasının yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konulduğu, SMK m.159 ve HMK m.389–390 hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir için aranan şartların mevcut olduğu , davalı adına sonraki tarihli tasarım tescili yönünden eldeki ihlal davasında SMK 155.maddesi dikkate alındığında ilk derece mahkemesince yaklaşık ispatın gerçekleştiği kabul edilerek ihtiyati tedbir talebinin kabulü ve tedbire yönelik itirazların reddi yönünde verilen kararların usul ve yasaya uygun olduğu, sessiz kalmaya ilişkin hususların yargılama gerektirdiği anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/12/2025 tarih ve 2025/159 E. Sayılı ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.