İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye'de ve dünyada spor ayakkabılar, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal etmekte olduğunu, müvekkil şirketin dünya genelinde saygın ve köklü bir kuruluş olduğunu, müvekkili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/614 Esas KARAR NO:2026/508 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/11/2024 NUMARASI:2017/436 E. - 2024/229 K. DAVANIN KONUSU:Tasarım ve Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi , Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye'de ve dünyada spor ayakkabılar, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal etmekte olduğunu, müvekkil şirketin dünya genelinde saygın ve köklü bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin 2014 yılı eylül ayında "..." olarak adlandırdığı ayakkabı modelini dünyanın bir çok yerinde satışı sunduğunu, bu model için büyük yatırımlar yaptığını, davalı tarafın, müvekkili tarafından dünya genelinde meşhur hale gelen "... - ..." modeli olarak bilinen TPMK nezdinde ... numara ile tescilli tasarımının birebire yakınını , ayırt edilemeyecek kadar benzerini piyasaya sürüp satışa arz ettiğini, davalı eyleminin müvekkilinin tescilli tasarımına tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenlerle , davalının eyleminin müvekkilinin ... tescil numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün tespitini, davalının kendi ayakkabısının üstünde bulunan şerit şeklindeki motifin bu haliyle "..." markalarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitini, men ve refi ile şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, ayakkabı, deri, çanta terlik sektöründe yaklaşık 40 yıldan fazladır “...” markası ve işletme unvanı ile faaliyette olup, bugün gelinen noktada yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere 100’ü aşkın satış şubesi ile faaliyette bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, dava konusu ayakkabı tasarımına yönelik olarak, dürüstlük kuralını ihlal ve haksız rekabet teşkil edecek bir eylemde bulunulmadığı gibi, yan şerit markasına tecavüzde bulunulduğu iddiasının da hakikati yansıtmadığını, kamuya daha önce sunulan dava konusu tabanın yenilik arz etmediğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2024/229 E. 2017/436 K. 21/11/2024 tarihli kararı ile; "1-Davacının davasının tasarım tesciline tecavüz yönünden KABULÜNE , davalının davacı adına tescilli ... tescil nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, önlenmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerinin toplatılmasına, internet ortamında da tecavüz teşkil eden ürünlerin tanıtımının önlenmesine, 2-Takdiren 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının reddine" karar vermiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında lehine olan tüm hususlarını kabul ettiklerini, müvekkilin talebi olan aynı zamanda davalı ayakkabılarında bulunan şerit şeklinin müvekkilinin tüm ayakkabılarında kullandığı yan şerit markalarına tecavüz teşkil etmediğine dair kararın kararının hukuka ve gereceğe uygun olmadığını, bu sebepten istinaf talebinde bulunduklarını, davalı eyleminin aynı zamanda haksız rekabet olduğunu, mahkemece bu konuda da red kararı verildiğini, davalı eylemi özel kanunla haksız fiil olarak kabul edilip sonunda tazminata karar verildi ise o eylemin genel hukuk ve ticaret hukuku anlamında haksız fiil ve rekabet olarak kabul edilmemesinin hukuki mantıki bir açıklaması olmadığından lehe olan kısımların kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, lehlerine verilen hususları kabul ettiklerini, davacıya ait ayakkabı tasarımı incelendiğinde, ... model davacıya ait ayakkabı modeline taban eklenerek tasarımın oluşturulduğunu, söz konusu taban uzun süreden beridir Türkiye ve dünyada kullanıldığını ve herhangi bir yenilik unsuru içermediğini, dünyanın en büyük internet arama motorlarından biri olan GOOGLE'a "tırtıklı taban", "yüksek taban" v.s. yazılıp görsel arama yapıldığında dahi, dava konusu ayakkabı tabanı ile benzerlik arz eden çok çeşitli modeller bulunduğunu, davacının tescilli ürünleri daha önce kamuoyuna sunulan yenilik arz etmeyen tasarımlar olduğunu, aynı ürünleri üreten firmaların tasarımlarında zorunlu olarak bir takım benzerlikler olması olağan sayılması gerektiğini, bu durum yabancı hukukta “...” şeklinde ifade edilen yaratıcılıkta daralmış tasarım alanının bir sonucu olarak kaçınılmaz olduğu Yargıtay kararları gereğince de kabul gördüğünü, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 56. Maddesi gereği tasarımın korunma şartının yenilik ile ayırt edicilik vasıflarını taşıması gerektiğinin belirtildiğini, tasarım yıllar önce kamuya sunulduğundan yenilik arz etmediğini, yenilik arz etmeyen tasarım hakkında, haksız, usule ve yasaya aykırı olarak verilen mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından satışa sunulan ürünlere ilişkin taban,... A.Ş.'ye, ayakkabının tümden üretimi ise ...Şti tarafından yapıldığını, ürünler bu firmadan satın alındığını, dava açıldıktan sonra söz konusu ürünlerin satışı durdurularak imha edildiğini, müvekkili dava konusu ürünler ile ilgili herhangi bir kazanç elde etmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka ve tasarım haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından tasarım hakkına tecavüz yönünden davanın kabulüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yönelik istemler yönünden reddine karar verildiği, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; ... sayılı çoklu tasarım belgesi ile 1 numaralı "Ayakkabı Tabanı" tasarımı ve 2 numaralı "Ayakkabı" ürününe ilişkin tasarım tescil belgesinin, 02/11/2016 tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/382 esas sayılı dosyası kapsamında, davalı tarafından davacı aleyhine davaya konu ... tescil nolu tasarımın hükümsüzlüğü istemiyle dava açıldığı, davanın reddine karar verildiği, işbu dosyanın kesinleşmesinin ilk derece mahkemesi tarafından bekletici mesele yapıldığı, kararın Ankara BAM 20. HD'nin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı sonrasında Yargıtay 11. HD'nin 2022/1211 esas, 2023/4878 karar sayılı onama ilamı neticesinde kesinleştiği görülmüştür. Böylece davacı tasarımı tescilli ve koruma altında olmakla, davalı vekilinin, davacı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığına ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu tasarım yönünden tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında teknik inceleme ve değerlendirme yapıldığı, davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı adına tescilli olan şekil markaları ile davalı ürünü üzerinde yer alan şekil arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde görsel bir benzerlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Aksi yönde delil bulunmadığından mevcut delil durumu itibari ile davalı eyleminin tasarım hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği ancak marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Davalı taraf, davanın açılması ile ürün satışının durdurulduğunu ve herhangi bir kazanç elde edilmediğini ileri sürmüş ise de SMK'nın 149. maddesi gereğince sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan davacının maddi ve manevi zararın tazminini istemekte haklı olduğu, davacı talebine konu olan SMK'nın 151/2-a bendi kapsamında, tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelirin tespit edilememesi karşısında ihlalin niteliği, süresi ve davacının talebi gözetilerek TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında davacı yararına hükmedilen tazminatların somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; ''Davanın kısmen kabulü ile,Davalı eyleminin davacının ... tescil nolu tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerinin toplatılmasına, internet ortamında tecavüz teşkil eden ürünlerin tanıtımının önlenmesine, marka hakkına tecavüze dayalı istemin reddine,1.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/11/2024 tarih, 2017/436 E., 2024/229 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -Davanın KISMEN KABULÜ ile, -Davalı eyleminin davacının ... tescil nolu tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerinin toplatılmasına, internet ortamında tecavüz teşkil eden ürünlerin tanıtımının önlenmesine, marka hakkına tecavüze dayalı istemin reddine, -Davacı yararına 1.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.928,00 TL karar harcından peşin alınan 219,25TL'nin mahsubu ile 2.708,75 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 31,40 TL başvurma harcı, 219,25TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 15.500,00 TL bilirkişi ücreti, 342,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 16.097,75 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tasarıma tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.928,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.312,60 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.0230 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 26/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ:Davacı taraf SMK'nın tasarım hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif uygulanması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasını talep etmiş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir.Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, tasarım hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki KHK uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile tasarımların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın tasarım hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.