İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 13 yıl öncesine dayalı bir ilişkinin bulunduğunu, taraflar arasında 12/11/2009 ve daha sonra 13/01/2011 tarihli edisyon/ yayım sözleşmeleri imzalandığını, davalı tarafın Beyoğlu 57. Noterliği vasıtası ile cayma ihbarı gönderildiğini, cay…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/1002 KARAR NO:2025/1073 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:30.01.2025 ara karar NUMARASI:2022/178 E. DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 13 yıl öncesine dayalı bir ilişkinin bulunduğunu, taraflar arasında 12/11/2009 ve daha sonra 13/01/2011 tarihli edisyon/ yayım sözleşmeleri imzalandığını, davalı tarafın Beyoğlu 57. Noterliği vasıtası ile cayma ihbarı gönderildiğini, caymanın geçersiz olduğunu ve davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında bu süreçte hiçbir ihtilafın ya da hukuka aykırılık iddiasının olmamasının davalının iddialarının asılsız olduğunun başlıca kanıtı olduğunu, cayma koşullarının oluşmadığını, mali hakkı iktisap eden müvekkilinin hak ve salahiyetlerden maksimum seviyede faydalandığını ve davalının da aralarındaki hukuki ilişki sayesinde maksimum seviyede istifadesi sağlandığını, davalı eser sahibinin menfaatleri müvekkili tarafından hiçbir şekilde ihlal edilmediğini, davalının her zaman hukuki ilişki sayesinde büyük gelirler elde ettiğini, müvekkilinin dijital alan telif ücretleri ile ilgili olarak davalıya karşı bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı cayma ihbarında bir mehil tayini de yapmadığını belirterek, özgün müzik eserlerinin üçüncü kişilerce kullanılmasının müvekkilinin sorumluluğu doğuracak olması sebebi ile önlenmesi yönünde ve müvekkilinin davalının edisyon şirketi olması sebebi ile tüm eserleri üzerindeki gelir paylaşımına ilişkin tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. MAHKEME KARARI;İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/11/2022 tarihli 2022/178 E sayılı kararıyla; "...tüm dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan 12/11/2009 tarihli Edisyon Sözleşmesi, yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak talebe konu tedbir yönünden yasal şartların kısmen oluştuğu" gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 30.000,00 TL (otuzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KISMEN KABULÜ İLE,Taraflar arasında akdedilen 12/11/2009 tarihli Edisyon Sözleşmesinde davacıya ait olarak belirtilen %30'luk telif gelirleri kısmına ilişkin dava tarihine kadar üretilmiş tüm müzik eserlerine, aranjelerine ilişkin kısmın taraflara ödenmeyecek şekilde ... uhdesinde tutulmasına dair tedbir kararı verilmesine, fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine,( Bu hususta ...'a müzekkere yazılmasına ),karar verilmiştir. Davalı vekili ihtiyati tedbirin kaldırılması talepli cevap dilekçesinde özetle, ... telif gelirlerinin %30'luk kısmına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Edisyon sözleşmesinin mali hak devri olmadığını belirterek mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacı vekili 05/10/2023 tarihli duruşmadaki beyanlarında;taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ... gelirlerinden müvekkiline düşen %30'luk kısmın müvekkiline ödenmesini veya hiçbir tarafa ödeme yapılmamasını talep ettiği anlaşılmıştır. MAHKEME KARARI;İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2023 tarihli 2022/178 E sayılı kararıyla; davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin tedbirin genişletilmesine ilişkin 10/12/2024 tarihli dilekçesinde; Gelinen noktada müvekkilin haklılığının anlaşıldığını,müvekkilinin haklılığının yaklaşık ispat sınırlarını aştığını,18/12/2022 tarihinde verilen tedbir kararının davacı müvekkilin haklarına ulaşmasını engellediğini, tedbir kararında caymaya konu edilen iki sözleşmeden sadece 12/11/2009 tarihli sözleşemeye yer verildiğini, dava konusu sözleşmelerin 2 tane olduğunu, tedbir kararında 13/01/2011 tarihli sözleşmeden bahsedilmediğini, tedbirin her iki sözleşmeyi kapsayacak şekilde değiştirilmesini, tedbir kararının müvekkilin hak edişlerinin meslek birliği uhdesinde saklanması yönündeki kararın müvekkili cezalandırdığını,bu sebeple hem 12/11/2009 hem de 13/11/2011 tarihli sözleşmeler için müvekkilin meslek birliğinden olan hak edişlerinin gecikmesizin ticari faizi ile beraber müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, taraflar arasında akdedilen önceki tedbir kararına konu edilmeyen 13/11/2011 tarihli Edisyon sözleşmesi gereğince davacı müvekkiline ait olarak belirtilen %30'luk telif gelirleri kısmına ilişkin dava tarihine kadar üretilmiş tüm müzik eserleri ve aranjeler için müvekkilin sözleşmelerdeki payı oranında davalıya yapılan ödemelerin meslek birliğinin yapacağı ilk dağıtımla beraber topluca davacı müvekkile ödenmesi yönünde tedbirin değiştirilmesini,12/11/2009 ve 13/11/2011 tarihli sözleşmelere göre dava tarihi sonrasında tahsil edilmiş olsa dahi,...tarafından yapılan tahsilatlar büyük çoğunlukla önceki yıllara ait olmakla, dava tarihi öncesindeki döneme ilişkin olarak ve fakat dava tarihinden sonra yapılan ... tahsilatlarının davacı müvekkilin dava konusu iki sözleşmedeki payı oranında müvekkiline ödenmesini, bundan sonrasında da dava tarihi öncesine ait olan ve fakat süreç içinde yapılacak tahsilatların payı oranında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, müvekkilin mağduriyetinin kısmen giderebileceğini, tedbir kararında ayrıca davalının müvekkilin siparişi üzerine oluşturduğunu kabul ve ikrar ettiği sipariş eserlere hasrederek, 13/11/2011 tarihli sözleşmenin 10/2 hükmünün açıklığı ve davalının sipariş olduğunu kabul ettiği aranjeler bakımından,müvekkilin bu aranjeler yönünden koruma süresi boyunca meslek birliğinden payına düşen geliri alabilmesi yönünde de tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, bunların yanında 18/12/2022 tarihli tedbir kararının teminat ile verildiğini, müvekkilin haklılığının yaklaşık ispat sınırlarını aştığını, mahkemenin kararını değiştirirken kararını teminatsız olarak yenilemesi ve ödenen teminatın tarafına iade edilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin 22/12/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde;bilirkişi raporuna itirazlarını ayrıntılı olarak ileri sürdüğü,dosyanın mahkemece resen belirlenecek yeni bir heyete tevdiine karar verilmesini, yargılamanın geçirmiş olduğu süre ve sözleşmelerin süreli olması ve belirlenen edisyon ilişkisinin süre yönünden de sona erdiği, davanın edisyon sözleşmenin feshine yönelik olmadığı,cayma davası olduğu müvekkil sanatçının meslek birliği gelirlerinin cayma davasında tartışılamayacağı dikkate alınarak 18.11.2022 tarihli müvekkil davalı eser sahibinin ... telif gelirlerinin %30’luk kısmına yönelik verilen haksız tedbir kararının derhal kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI;İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarihli 2022/178 E sayılı kararıyla; "...tedbir kararına karşı davalı vekilince itiraz edildiği, 05/10/2023 tarihli duruşmada davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, aynı duruşmada davacı vekilince tedbirin değiştirilmesinin ve genişletilmesi yönünde talepte bulunulduğu, bu talebin de reddine karar verildiği, dosya içerisinde iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan ikinci rapor ile ilk rapor arasında çelişki bulunmadığı, davalı vekilince bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde ve 30/01/2025 tarihli duruşmada tedbirin kaldırılmasının talep edildiği, davacı vekilince sunulan bilirkişi raporuna yönelik beyan dilekçesinde ve 30/01/2025 tarihli duruşmada tedbirin genişletilmesinin ve değiştirilmesinin, teminatın iade edilmesinin talep edildiği,davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebi yönünden 05/10/2023 tarihli duruşmada davalı vekilinin tedbire itirazlarının değerlendirildiği ve reddine karar verildiği, bu red kararına karşı davalı vekilince süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmadığı, 6100 sayılı HMK'nun 396/1 maddesinde durum ve koşulların değiştiği sabit olması halinde, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği düzenlenmekle, yukarıda belirtildiği üzere alınan raporlar arasında çelişki bulunmadığı, tedbir kararından sonra durum ve koşulların değişmediği anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nun 396/1 maddesi kapsamında davalının tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine, davacı vekilinin sözleşme kapsamında meslek birliğinden payına düşen kısmın ödenmesi yönünde tedbirin genişletilmesi ve değiştirilmesine ilişkin talebinin ise tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, bu davada caymanın geçersizliğinin tespitinin talep ediliği, davacı tarafça açılmış para alacağı talebinin bulunmadığı bu nedenle tedbirin genişletilmesi ve değiştirilmesine ilişkin talebinin reddi gerektiği, teminatın iadesi talebi yönünden ise mahkememizce verilen tedbir kararının ve yargılamanın devam ettiği, mahkememizce verilmiş ve kesinleşmiş nihai bir kararın bu aşama bulunmadığı bu nedenle 6100 sayılı HMK'nun 392.maddesi kapsamında teminatın iadesi talebinin reddi gerektiği" gerekçesiyle; Davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin ve davacı vekilinin tedbirin değiştirilmesine ve teminatın iadesine ilişkin talebinin bu aşamada reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSU;Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin 18/11/2022 tarihli tedbir kararına itiraz ettiklerini, tedbir kararının kaldırılmadığını, bir yandan caymaya itiraz davası açan ve kendilerince edisyon sözleşmelerinin feshine yönelik itirazlarını reddeden davacının, caymaya itiraz davasında edisyon gelirlerini sürdürmeye çalışmasının hukuken izah edilemeyeceğini, edisyon sözleşmelerinin feshedildiğini, davada edisyon gelirlerini tartışmanın karşılığının bulunmadığını, sözleşmelerin süreli olduğunu ve sürelerin dolduğunu, çekmiş oldukları fesih ihbarı ile uzamasının mümkün olmadığını,sözleşme gereğince öngörülen payların davacıya aitmiş gibi meslek birliğinde tutulmasının müvekkili sanatçıyı cezalandırmaya dönüştüğünü, tedbirin genişletilmesini talep eden davacının dilekçesinde "sözleşmenin yıldan yıla uzayarak devam ettiğini (2011 tarihli sözleşmenin 10. Maddesi ilk cümlesi)" beyan ettiğini, sundukları uzman görüşünde taraflar arasındaki sözleşmenin edisyon sözleşmesi olduğunun net bir şekilde ortaya konulduğunu, ihtisas mahkemesi hakiminin de bu tespiti yapabileceğini, edisyon sözleşmesinin feshinden caymaya itiraz davası çıkaran davacının davasında edisyon gelirlerine tedbir konulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine cevabında; davalı vekilinin istinaf başvurusunun usule aykırı olduğunu, HMK 396/2 maddesinde HMK 394. Maddesine atıf yapılmadığını, karara karşı istinaf başvuru yolunun kapalı olduğunu beyanla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilerek, HMK 351. Madde atfı ile HMK 329. Madde hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir. GEREKÇE;Davacı vekilince davanın caymaya itiraz davası olduğu açıklanarak, ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş, mahkemece 18/11/2022 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Tedbir kararına karşı davalı vekilinin itirazının reddi, davacı vekilinin tedbirin değiştirilmesine ilişkin talebi, mahkemenin 05/10/2023 tarihli ara kararıyla reddedilmiş,bu ara karara karşı taraflarca istinaf kanunyoluna başvurulmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, davalı vekilinin 22/12/2024 tarihli dilekçesi ile gelinen aşamada tedbirin kaldırılmasını talep ettiği, davacı vekilinin tedbirin genişletilmesi ve değiştirilmesini talep ettiği,mahkemece 30/01/2025 tarihli ara karar ile, taleplerin reddine karar verdiği, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Kanun koyucu ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını, HMK’nun 391’inci ve 394’üncü maddelerinde düzenlediği, hükümlerden anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunun açık olmadığı, kanun koyucu bu yöndeki iradesini hem kanun yoluna başvurulabilecek tedbir kararlarını açıkça belirterek, hem de bunların dışındaki kararlara karşı kanun yollarına başvurulmasını yasaklayarak düzenlediği anlaşılmıştır.HMK’nun 391’inci maddesinde sadece ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüşken, HMK’nun 394’üncü maddesinde ise sadece ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulacağı düzenlenmiştir.Kanun koyucunun, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunu açma gibi bir iradesinin olmadığı HMK’nun 395’inci ve 396’ncı maddelerinin gerekçesinden de açıkça anlaşılmaktadır.Özellikle HMK’nun 396’ncı maddesine karşılık gelen Hükümet Tasarısının 400’üncü maddesinin gerekçesinde bu husus çok açık ve ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir. HMK 396. Madde gereğince durum ve koşulların değişmesi halinde, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verileceği, itiraza ilişkin HMK 394/3 ve 4. Fıkrasının kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir. Madde düzenlemesi ve gerekçesine göre HMK 396. Madde gereğince verilen kararlara karşı istinaf yolunun kapalı ancak itiraz yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince daha önce tedbire itirazın reddine karar verildiği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında deliller sunulduktan ve rapor alındıktan sonra davalı vekilince, tekrar ihtiyati tedbirin kaldırılması talebi üzerine talebin reddine karar verildiği,istinaf başvurusuna konu kararın HMK 396. Madde gereğince verilen ve istinaf başvuru yolu kapalı kararlardan olduğu, itiraza tabi olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 396. Madde ve 352. Madde gereğince usulden reddi ile, itirazın değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 3- 6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5- 6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2025