İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “... TV”nin yayıncısı olduğunu ve yayın hakkını davalılar ile müvekkilleri arasında imzalanan 01.03.2011 tarihli Lisans Devir Sözleşmesi ile devraldığını, sözleşme kapsamında 30.12.2011 düzenleme tarihli 300.000 TL bedelli çekin teminat olarak ver…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO:2026/57 Esas KARAR NO:2026/350 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ:05/01/2023 NUMARASI:2021/24 2023/2 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “... TV”nin yayıncısı olduğunu ve yayın hakkını davalılar ile müvekkilleri arasında imzalanan 01.03.2011 tarihli Lisans Devir Sözleşmesi ile devraldığını, sözleşme kapsamında 30.12.2011 düzenleme tarihli 300.000 TL bedelli çekin teminat olarak verildiği ve 30.12.2011 tarihinde 100.000 TL ödenmesi durumunda çekin iade edileceğinin kararlaştırıldığı, aynca yine teminat amacıyla 31.03.2011 düzenleme tarihli 500.000 TL bedelli senet düzenlendiği, iadesi gereken teminat amaçlı çek ile senedin 200.000 TL’lik kısımları için icra takibine girişildiğini müvekkilleri tarafından çek ve senedin bedelsizliğinin tespiti için dava açılıp ihtiyati tedbir kararı alındığı, 16.11.2012 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokol ile yeni bir ödeme planı çıkarılarak senetlerin iadesinin ve müvekkillerinin ibrasının ayrıca açılan menfi tespit davalarından feragat edilmesinin kararlaştırıldığı, müvekkillerinin protokol gereğim yerine getirmelerine rağmen senedin iade edilmediğini, ayrıca çekin icra müdürlüğü kasasından iade edilmek üzere teslim alındığını, protokolün yerine getirilmesi talebiyle 20.03.2013 tarihinde müvekkilleri tarafından davalılara ihtar keşide edildiğini, iddia ederek, ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve çek ile senedin bedelsizliğinin tespitini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötüniyetli bir şekilde mal kaçırmak amacıyla ihtiyati tedbir istemli, tarafları ve konusu olan birçok dava açtığını, dava konusu çekin davacılara iadesi amacıyla davalılar tarafından icra müdürlüğünden teslim alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin lisans devir sözleşmesinin tarafi olmadıklarını, bu nedenle davanın kendilerine karşı açılamayacağını, 16.11.2012 tarihli protokol çerçevesinde kararlaştırılan ödemelerin davacı tarafça zamanında yapılmadığını, 95.500 TL ödenmesi gerekirken 45.500 TL ödendiğini,söz konusu protokole aykırı olarak müvekkillerine karşı açılan ceza davalarında davacıların şikayetlerini geri almadıklarını çıkan beraat kararını temyiz ettiklerini, dava konusu senet ve çekin teminat senedi olmadığını zira bu yönde herhangi bir belge veya sözleşme de bulunmadığını, senetlerin alacak karşılığında verildiğini, kaldı ki 16.11.2012 tarihli protokolde senetlerin teminat için verildiğine dair bir ibare bulunmadığını, ve söz konusu protokolün bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu, protokole göre davacıların ödemesi gereken harçları ödemediklerini, ödenen 45.500 TL’nin protokolde öngörülen tarihten sonra ödendiğini, kalan 50.000 TL’nin ise...’ya ödenmesi gerekirken bir üçüncü kişiye ödendiğinin iddia edildiğini, davacı tarafin ödendiği iddia edilen 50.000 TL’lik kısım için protokolün tarafı olmayan ... isimli şahıstan ibraname aldıklarını ve bu ibranameyi delil olarak sunduklarını, yapıldığı iddia edilen ödemenin davalıların rızası ve bilgisi dışında yapıldığını beyan ederek, tedbir talepleri ve davanın reddine karar verilmesini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesince;Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller 20/07/2016 tarihli bilirkişi raporu ile 24/04/2018 tarihli bilirkişi raporu arasında oluşan çelişkiyi giderir mahiyette alınan 22/04/2022 tarihli rapor hükme esas alınmış, asıl dava ve birleşen davaların AYRI AYRI REDDİNE, karar verilmiştir.Davacı Kapatılan ... A,ş’nin yerine ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 8. ve 29. Asliye Ticaret Mahkemelerinde daha önce görülen davalardaki feragatlerin kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle yerel mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin tarafların ve uyuşmazlık konusunun tamamen aynı olmaması nedeniyle hatalı olduğunu, yargılama sırasında alınan çelişkili bilirkişi raporları arasından neden son rapora üstünlük tanındığının kararda açıklanmadığını, eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, asıl önemlisi ... kapsamında 668 sayılı KHK ile kapatılan ... A.Ş.'nin yerine ...'nin durumunun tefrik edilmesi gerektiğini, 675 sayılı KHK’nın 16. maddesi uyarınca kapatılan kurumlar aleyhine başlatılan takipler hakkında düşme kararı verilmesi ve açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi zorunluluğu bulunduğunu, borcun sorumlusu Hazine'imiş gibi esas incelemesine girilerek hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, Hazine'nin önceki feragat süreçlerinde hiçbir dahli bulunmadığını, ayrıca yargılama gideri, harç ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve müvekkili kurum açısından 675 sayılı KHK hükümleri uyarınca davanın reddine veya dosyanın tefrikine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar /birl.Davacılar ... ... A.ş. ve ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, İstanbul 8. ve 29. Asliye Ticaret Mahkemelerinde daha önce görülen davalardaki feragatlerin kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları arasındaki derin çelişkilerin giderilemediğini ve mahkemenin neden son rapora üstünlük tanıdığını açıklayamadığını, taraflar arasındaki 16.11.2012 tarihli protokolün 3-e maddesi uyarınca yapılması gereken 95.500,00 TL'lik ödemenin 45.500,00 TL'sinin vekil aracılığıyla, kalan 50.000,00 TL'sinin ise protokolde açıkça belirtildiği üzere dava dışı ...'e ödenerek edimin tam ve eksiksiz yerine getirildiğini, ancak hükme esas alınan raporun bu ödemeyi protokol dışı sayarak hataya düştüğünü, müvekkilinin hiçbir ticari bağı bulunmayan bir üçüncü kişiye protokol dışında 50.000,00 TL ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ödemeyi alan şahsın tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçilmesinin gerçeklerin ortaya çıkmasını engellediğini ve protokolün yanlış yorumlandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ..., ....Şti. vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Asıl davanın ve birleşen davanın konusu 300.000-TL bedelli çek ile 500.000-TL bedelli senedin bedelsiz kaldığının (toplam 800.000TL) tespiti istemli menfi tespit davalarının reddine karar verilmesine rağmen yerel mahkemece iki ayrı nispi vekalet ücreti yerine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi kararının yerinde olmakla birlikte davacıların 16.11.2012 tarihli sulh sözleşmesini şikayetlerinden vazgeçmeyerek ve ödemeleri eksik yaparak ihlal ettiklerini, protokolde yer almayan dava dışı ...’a yapılan ödemenin geçerli bir ifa sayılamayacağını ve bu şahsın tanık olarak dinlenilme talebinin HMK 200. maddesi ile savunmanın genişletilmesi yasağı uyarınca reddinin isabetli olduğunu, ... kapsamında kapatılan ... yerine ...'nin ve diğer davacıların istinaf iddialarının haksız ve süreci uzatmaya yönelik olduğunu belirterek katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini, davacıların istinaf başvurularının ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl ve birleşen davanın konusu, Davalılar İle İmzalanmış Olan 01.03.2011 Tarihli Lisans Devir Sözleşmesi ve 16.11.2012 Tarihli Protokole Konu Olan Ve Söz Konusu Protokole İstinaden Bedeli Ödendiği ileri sürülen 30.12.2011 Keşide Tarihli 300.000,00 TL Bedelli Çek İle 31.03.2011 tanzim Tarihli 500.000,00 TL Bedelli Senedin Bedelsiz Kaldığının Tespiti Talebidir.Dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderildiği anlaşılıyorsa da; asıl davanın daha önce İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin 05/06/2013 tarihli, 2013/151 Esas-2013/46 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, mahkemenin görevsizlik kararına karşı davalılar vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 02/04/2014 gün 2013/18064 Esas 2014/6427 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına kararı verildiği anlaşılmıştır.Birleşen davanın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin 17/07/2013 tarihli, 2013/176 Esas-2013/177 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, mahkemenin görevsizlik kararına karşı davalılar vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2014 tarihli 2014/3238 Esas-2014/6567 Karar sayılı kararı ile temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün davalılar yararına bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Bu durumda dosya ile ilgili olarak daha önce verilen kararların temyiz incelemesi Yargıtay tarafından yapılmakla, esasa ilişkin karar yönünden de başvurulacak kanun yolunun temyiz yasa yolu olduğu anlaşılmaktadır. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2024 tarihli, 2023/1989 Esas-2024/7822 Karar sayılı kararı) 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında "Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Yasa'nın 26/09/2004 tarihli ve 5326 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 İla 454 madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemeleri'ne gönderilmeyeceğinin" düzenlenmiş olduğu, dosyada Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlamadan önce verilen kararın Yargıtay denetiminden geçmiş olmasına göre, başvurulacak yasa yolu temyiz yasa yolu olacağından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerekmektedir.Tüm bu nedenlerle dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Uyuşmazlığın niteliği itibari ile kanun yolu incelemesi Yargıtay nezdinde temyiz incelemesi olduğundan, dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,Dair, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.26/02/2026