İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğu iddiası ile müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, icra takip dayanağı senedin bir protokole istinaden verilmiş teminat senedi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/204 KARAR NO:2026/576 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:11/11/2025 NUMARASI:2025/303 E. - 2025/852 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğu iddiası ile müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, icra takip dayanağı senedin bir protokole istinaden verilmiş teminat senedi olduğunu, senedin amacı dışında sonradan kötü niyetli olarak doldurulmak sureti ile kullanılarak müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, hukuka aykırı başlatılmış olan icra takibinin iptali için yasal süre içerisinde İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinde 2021/462 Esas sayılı dosyasından takibin iptaline ilişkin dava ikame edildiğini, dilekçe ekinde sunulan 10.02.2017 tarihli protokol itibari ile “ İstanbul İli, Kadıköy İlçesi ... Mahallesi 3392 ada 3 parsel numarasında kayıtlı ... Zemin No’lu taşınmaza ilişkin 03.06.2014 tarihinde kat karşılığı sözleşme yapıldığını, bu sözleşmede müteahhid sıfatıyla ... ..., ... .... Şti. adına yetkili ... ve ... ... Şirketi adına yetkili ... ... satış vaadini kabul eden müteahhitler olarak düzenleme şeklinde kat karşılığı sözleşmesinde ortaklık yapıldığını, maliklerden birinin imzası eksik olunca ... .... Şti. ve ... ... Şirketi bu hisselerini ... ve ...’a devir etmek üzere protokol imzalandığını, müvekkili ...'ın buna karşılık 40.000 TL peşin ödeme yaptığını, sözleşmede açıkça noterde resmi devir yapılmaz veya yapılamaz ise müvekkili ...’a 40.000 TL iade edileceğinin belirtilmiş olmasına rağmen müvekkiline iade yapılmadığını, kalan bakiyeye ilişkin olarak ise 8200 ABD doları senet olarak verileceği tarihin devir günü olarak kabul edileceği açıkça belirtildiğini, takip dayanağı senedin düzenleme tarihine bakıldığında sözleşme ile aynı tarih olan 10.02.2017 tarihi olduğunun görüleceğini, protokolde taraf olan ... ... 10.02.2017 tarihli protokol uyarınca müvekkili ile birlikte 8.200 ABD Doları bedelli düzenlenmiş olan teminat senedini kefil sıfatı ile imzaladığını, takip dayanağı senet üzerine kefil bilgilerinde T.C. kısmında ... ...’ın T.C. Kimlik numarası yazılı olmakla birlikte, borçlu bilgileri kısmında da müvekkilinin isminin hemen altında kendi ismi de yazılı olduğunu, kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, ancak davalı ve birlikte hareket ettiği kişilerden olan ... ... sanki senette kefil değilmiş gibi sonradan kefil kısmının karşısına “yok” yazıldığını ve ... ...’ın kefil olarak yazılı bulunan isminin devamına "ın adresine elden veya havale ile” şeklinde bir ibare eklenerek ödeme yeri olduğunu, ... ... ve müvekkilinin protokole istinaden düzenlemiş oldukları teminat senedinden başka bir senetmiş algısı yaratılıp adresine elden veya havale ile” şeklinde bir ibare eklenerek ödeme yeri olduğu ... ... ve müvekkilin protokole istinaden düzenlemiş oldukları teminat senedinden başka bir senetmiş algısı yaratılmaya çalışıldığını, takip dayanağı senedin protokole istinaden verilmiş teminat senedi olduğunu beyanla davanın kabulü ile borçlu bulunmadığının tespitine, kötü niyetli olduğu sabit olan davalının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, takip konusu senedin teminat senedi olduğundan bahisle İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nde .... dosya ile başlattıkları icra takibine itiraz ederek, müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk Mahkemesinde 2021/462 E. sayılı dosya ile takibin iptaline ilişkin dava ikame ettiğini, davanın devam ettiğini, derdest bir dava var iken davacının aynı konuya ilişkin yeni bir dava açması usulen mümkün olmadığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın tüm beyan ve iddiaları müvekkili alacaklı ile ilgili olmayıp, müvekkili alacaklı dışındaki üçüncü kişilere yönelik iddialar olduğunu, alacağın dayanağı ve takip konusu kambiyo senedi, lehtarı ...'den müvekkili tarafından ciro ve teslim yoluyla alındığını, müvekkilinin meşru hamil olduğunu, her ne kadar davacı taraf, takip konusu senedin 10.02.2017 tarihli protokol gereği düzenlenen bir teminat senedi olduğunu iddia etse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, söz konusu senedin ön ya da arka yüzünde teminat amaçlı verildiğine ilişkin herhangi bir açıklama, kayıt, ibare bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları protokolde "Kırk bin Türk lirası peşinat havale yapılamadığından senet teminat verildi. Pazartesi 13.02.2017'de havale EFT yapılacaktır. Senet geri alınacaktır. Kalan bakiye 8.200 ABD Doları senet olarak verileceği tarih devir günü olarak kabul edilir." ibareleri yer aldığını, takip dayanağı senet ile sözleşmede bahsi geçen senedin aynı senet olup olmadığına dair açık bir atıf da bulunmadığını, davacı tarafın, senedin tahrif edildiği yönündeki iddiasının da gerçek dışı olduğunu, söz konusu kambiyo senedinin üzerine herhangi bir değişiklik, tahrifat yapıldığına dair hiç bir belirti bulunmadığını beyanla derdestlik itirazı nedeni ile davanın usulden reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesinin 07/06/2022 gün ve 2021/513 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararı ile;" Her ne kadar davacı taraf davaya konu senedin kefil kısmına 'yok ' ibaresi ve kefilin adresine "ın elden veya havale ile" kelimelerinin eklenmesi ile senet üzerinde tahrifat yapıldığını ve senedin kambiyo vasfını yitirdiği iddia edilmiş ise de senet üzerindeki imza inkar edilmediği, kefilin senedin esaslı unsurlarından olmadığı, davacının sorumluluğunu etkileyecek bir sonucu doğurmayacağı ve davacı tarafından yapılan şikayet ile açılan ceza dosyasının da takipsizlikle sonuçlandığı anlaşıldığından davacı tarafın bu yöndeki itirazları kabul görmemiştir. Davalı taraf da İcra Hukuk Mahkemesindeki takibin iptali için açılan davayı derdestlik itirazına konu etmiş ise de takibin iptali talebinin eldeki davaya derdestlik oluşturmayacağı görüldüğünden davalının derdestlik itirazı da reddedilmiştir. "gerekçeleri ile Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.Dairemizin 13/03/2025 gün ve 2022/1628 Esas, 2025/463 Karar sayılı bozma kararı ile; Somut olayda, protokol ve senet tanzim tarihinin aynı olduğu, protokol içeriğinde 8.200 ABD doları bedelinde senet verileceğinin kararlaştırıldığı ve senedin verilme sebebinin düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemece öncelikle ifadeler ve protokol koşullarının incelenerek, protokol gereğince noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devredilmediği davacı tarafın kabulünde olmakla birlikte devrin "... İnşaat ve ... İnşaat'ın vazgeçmesi nedeniyle yapılıp yapılamadığını" ispat yükü davacıda olduğundan, davacı tarafa ispat hakkı tanınması, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının protokol ve devirden bilgisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 11/11/2025 gün ve 2025/303 Esas, 2025/852 Karar sayılı kararı ile; Bozma ilamı doğrultusunda davacı tarafa protokol gereğince ... İnşaat ve ... İnşaat'ın vazgeçmesi nedeniyle devrin yapılıp yapılamadığı hususunda ispat hakkı tanınmış ise de davacı taraf bu hususta bir delil sunamamıştır. Davacının devirden bilgisi olup olmadığı hususunda da davacı vekilinin 2. celsedeki beyanlarında notardeki devre müvekkilinin davet edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna yönelik olduğu görülmüştür. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzerinde olan davacının protokole konu inşaatın ...İnşaat ve... İnşaat vazgeçtiği için yapılamadığı, senedin hükümsüz kaldığı hususlarını ispat edemediğine kanaat getirilerek davacıya dava dilekçesinde yemin deliline dayanması sebebiyle yemin delili hatırlatılmışsa da davacı tarafça yemin metni de sunulmadığı görüldüğünden ispat edilemeyen davanın REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu senedin aslında bir gayrimenkul protokolüne istinaden verilmiş bir teminat senedi olduğunu, mahkemenin dosyaya sundukları yazılı protokolü ve içindeki açık delilleri görmezden gelerek hiçbir inceleme yapmadan davanın reddine karar verdiğini, senet üzerinde çıplak gözle bile belli olan tahrifatlar yapıldığını, kefil kısmındaki ... ... isminin yanına sonradan "yok" yazılıp ödeme yeri ibarelerinin eklenerek senedin kambiyo vasfının yok edildiğini, davalının babası olan ... ...'ın savcılık ifadesinde bu senedin açıkça bir teminat senedi olduğunu ikrar etmesine rağmen yerel mahkemenin bu önemli beyanı dikkate almadığını, mahkemenin ne senedi bilirkişiye gönderdiğini ne de taşınmazla ilgili belediye ve noter kayıtlarını sorguladığını, Yargıtay'ın teminat senetleriyle icra takibi yapılamayacağına dair çok net kararları bulunmasına rağmen müvekkilinin mağdur edildiğini, senedin düzenleme tarihi ile protokol tarihinin aynı olmasının bile senedin amacını kanıtladığını belirterek hatalı mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesindeki iddialarının zaten yerel mahkemece incelenip reddedildiğini ve hiçbirinin geçerli bir istinaf sebebi olmadığını, davacı borçlunun asıl borç ilişkisine dair iddialarının müvekkiliyle değil üçüncü kişilerle ilgili olduğunu, yerel mahkemenin senedin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delil yokluğu ve yemin edilmemesi nedeniyle haklı olarak kabul etmediğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin bozma kararı sonrası yapılan yargılamada da davacının sözleşmenin neden yerine getirilemediğini ispatlayamadığını ve yemin deliline de dayanmadığını, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu ve senedin temel borç ilişkisinden bağımsız bir varlık kazandığını, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının keşidecinin riskinde olduğunu ve hukuken korunmayacağını, müvekkilinin senedi lehtardan usulüne uygun ciro ile devraldığını belirterek, yerel mahkemenin davanın reddine dair verdiği kararın onanmasını ve davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava hukuki niteliği itibariyle, kambiyo senedine dayanak olarak başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının ve takibe konu senedin teminat senedi olduğunun tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır.Dairemizin 13/03/2025 tarih ve 2022/1628 Esas, 2025/463 Karar sayılı kararında;" Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından icra takibine konu bononun teminat senedi olduğunu, kefil olan kişinin isminin yanında düzeltmeler yapılarak senedin başka senet olduğu algısı yaratılmaya çalışıldığını ileri sürmüş ise de, dava konusu bono üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı,yapılan düzeltmelerin olduğu kabul edilse bile davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dava dilekçesinde senetten dolayı borçlu olmadığının tespitinin istendiği takibin iptaline karar verilmesinin menfi tespit davasının görülmesine engel olmayacağı ve protokol tarihi , senet keşide tarihi, tarafların ve senet miktarının aynı olduğu, protokolden senedin teminat amaçlı değil ifa amaçlı verildiği anlaşılmaktadır.Protokole göre ... İnşaat ve ... İnşaat kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki hisselerini ... ve ...'a devrettiği, harcadıkları masrafı aldıkları, noterde resmi devir yapılmaması halinde ...'ın ödediği 40.000 TL'nın iade edileceği, kalan bakiyenin de hükmünün kalmayacağı, devrin ... İnşaat ve ... İnşaat'ın vazgeçmesi dışındaki bir sebeple gerçekleşmemesi halinde 40.000 TL'nın ödenmeyeceği, kalan bakiye 8.200 ABD doların senet olarak, verilecek tarihin devir tarihi olarak kabul edilerek ödemenin o tarihte yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Protokolde senet lehtarı ...'nin taraf olmadığı, dosya kapsamında bulunan ifadesinde ... İnşaat-... İnşaat ve ... İnşaattan protokole konu devir karşılığında 8.200 Dolar komisyon alacağının bulunduğunu, senedin komisyon alacağı karşılığında verildiğini söylediği anlaşılmıştır.Davalı ... (isim tashihinden önce Şahadet) ...'ın, ...'ın kızı olduğu, protokolün ... İnşaat adına ... tarafından imzalandığı, davacının da imzasının bulunduğu, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, protokolün gereğinin diğer taraflarca yerine getirilmediği ve devir işlemleri yapılmadığı için teminat senedinin geçerliliğini yitirdiği, kambiyo takibine konulamayacağını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Somut olayda, protokol ve senet tanzim tarihinin aynı olduğu, protokol içeriğinde 8.200 ABD doları bedelinde senet verileceğinin kararlaştırıldığı ve senedin verilme sebebinin düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemece öncelikle ifadeler ve protokol koşullarının incelenerek, protokol gereğince noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devredilmediği davacı tarafın kabulünde olmakla birlikte devrin "... İnşaat ve ... İnşaat'ın vazgeçmesi nedeniyle yapılıp yapılamadığını" ispat yükü davacıda olduğundan, davacı tarafa ispat hakkı tanınması, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının protokol ve devirden bilgisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece davacı tarafa ispat hakkı tanıdığı, davacı tarafından iade kararımızda da belirtildiği üzere, icra takibine konu bononun, protokolden, teminat amaçlı değil ifa amaçlı verildiğinin anlaşıldığı ve devrin "... İnşaat ve ... İnşaat'ın vazgeçmesi nedeniyle yapılıp yapılamadığının, davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, Noterden devir yapılamadığı sabit ise de, kimin kusurundan dolayı devir yapılamadığı anlaşılamadığından ve davacı tarafından ispat yükümlülüğü yerine getirilemediği anlaşılmakla mahkemece sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2025 tarih ve 2025/303 E., 2025/852 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026