İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil aleyhine davalı şirket tarafından İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasından takip başlatıldığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiçbir hukuk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1387 KARAR NO : 2025/1735 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/06/2023 NUMARASI : 2023/38 E. - 2023/544 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil aleyhine davalı şirket tarafından İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasından takip başlatıldığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibi usulüne uygun olmadığını, borcu kabul etmemek şartı ile davaya konu takip miktarının döviz olarak açıldığını, Türk Lirası karşılığı takibe konu edilmediğini ayrıca davalı tarafça hiçbir yasal dayanak belirtilmeden açıldığını, takip talebinde borcun sebebi olarak 13.02.2019 düzenleme tarihli 10.000,00 $ bedelli bir senet gösterildiğini, dayanak belge olan kambiyo senedi kontrol edildiğinde müvekkilin borçlu olabileceği bir durum olmadığını, dava konusu senet mahkemece incelendiğinde görüleceği üzere senedin bedeli "..." ahz olunduğunu, müvekkilin konu edilen senedin karşılığında herhangi bir mal teslim almadığını, bu takibin müvekkile neden yönlendirildiğini anlayamadıklarını ayrıca bahse konu edilen icra takibi kabul edilmemek ile birlikte mahkemenizce incelendiğinde de görüleceği üzere takibin yetkili icra dairesinde açılmadığını, usulsüz, haksız ve hukuka aykırı icra takibine yetki itirazı olduklarını ve ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin müvekkil yönünden durdurulmasına, davanın kabulüne, müvekkilin davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile haksız ve kötüniyetli başlatılan İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkille davalı yan arasında 13.02.2019 tarihli Türk Hukukunda kıymetli evrak olarak tanımlanan bir bono düzenlendiğini, bu kıymetli evraka istinaden müvekkil şirket tarafından İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası takip başlatıldığını, davacı vekilinin iddia ettiğinin aksine bono, bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup sebepten mücerret olduğunu, taraflar arasında 31/12/2019 tarihinde imzalanan satış sözleşmesi olduğunu, söz konusu olayda satış sözleşmesi ve bono borç ilişkisinin temelini, kaynağını, oluşturduğunu, müvekkil tarafından edim konusu mallar teslim edildiğini, kambiyo senedinde ve satış sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu olayda ispat yükü davacıda olup davacı iddialarını ispatla mükellef olduğunu ayrıca davacı yan tarafından işaret edilen uyuşmazlık konusu olan bonoda "..." ibaresi yer aldığını, bu ibare malın borçlu tarafından teslim alındığını gösterdiğini, başka bir deyişle borçlu malı teslim aldığını halihazırda işbu bonoyla ikrar ettiğini, aksi bir durumu borçlu ispat etmek zorunda olduğunu, davacı yan haksız bir şekilde senette tahrifat hususunda bulunduğunu, senedin hukuka uygun bir şekilde düzenlendiğini, davacının her aşamada iyi niyetten uzak bir şekilde davrandığını, davacının haksız bir şekilde huzurdaki davayla takibin iptalini talep ettiğini, söz konusu bono ve sözleşmeden de anlaşılacağı üzere hakkaniyetten yoksun olan davanın reddi gerektiğini, açılan haksız davanın menfi tespit ve takibin iptali istemi yönünden reddine ,kötü niyetli davacının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde bonoya ... ibaresi konulduğunu ve söz konusu malların kendilerine teslim edilmediğini ve davalı alacaklının malın teslimini ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, yarleşik yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ... ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiş sayılacağından alacaklının bono bedeli olan malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlunun kanıtlama yükü altında olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda davacı dava dosyasında iddiasını kanıtlayacak her hangi bir delil sunmadığı bu hali ile davasını ispat edemediği anlaşıldığından," davanın reddine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -iddia ettikleri malın taraflarına teslim edilmemiş olmasının Mahkeme tarafından nazara alınmadığını, ticari defterler deliline dayanılmasına rağmen bilirkişi marifetiyle ticari defterler de incelenmediğini,-Yerel mahkemenin ... yazılan senetlerin karşılığında malın teslim edilip edilmediğinin ispat yükünü davacı tarafa yüklediğini, ancak sunulu Yargıtay kararlarında ispat yükünün her zaman davacı tarafta olmayacağını, ayrıca Yargıtayın ticari şirketleri ilgilendiren davalarda delil olarak ticari defterlere dayanıldıysa ticari defterlerin incelenmesi gerektiği, eksik inceleme sonucu verilen kararın usul eksikliğinden bozulmasına karar verdiğini,-söz konusu senette tahrifat olduğu iddialarının da değerlendirilmediğini, bonodaki TL ibaresinin üzeri çizilerek USD yapıldığını, herhangi bir imza atılmadığını ve yerel mahkemece de bononun tahrif edildiğinin göz ardı edildiğini, Yerel mahkemenin yargılamayı bir an önce bitirmeye çalıştığını, bu tür dosyalarda incelemelerin sağlıklı yürümesi adına ticari defterlerin dosyaya istenmesi ve incelenmesi bilirkişi ataması yapılması gerekmesine rağmen yapılmadığını, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ve müvekkili şirket arasında, 13.02.2019 tarihinde imzalanan satış sözleşmesi istinaden ticari bir ilişki kurulduğunu, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu, sözleşme ve kıymetli evrak kapsamında teslimi gerekli edim konusu malların, müvekkili şirket tarafından davacı borçlu tarafa teslim edildiğini, kambiyo senedinden ve satış sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu olayda ispat yükünün davacı olduğunu, eğer kanunda bilirkişiye başvurulması yönünde bir zorunluluk yoksa hâkimin, bilirkişiye başvurma konusunda takdir hakkına sahip olduğunu, İcra ve İflas Kanunu Md. 72/4 gereği menfi tespit davasının kötü niyetle ikame edilmesi sonucunda %20’den aşağı olmamak üzere davacı/borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin değerlendirilmediğini ve reddedildiğini, hatta gerekçeli kararda dahi neden reddolunduğunun açıklığa kavuşturulmadığını, bu yöndeki istinaf isteminin değerlendirilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı borçlunun davalı alacaklı lehine düzenlemiş olduğu 13/02/2019 tanzim tarihli, 21/12/2020 vade tarihli 10.000,00-USD bedelli bonodan kaynaklı olarak İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takip ve bono aslı nedeniyle borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı.Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "..." kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “...” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir (YHGK 2019/(19)11-122 Esas- 2022/400 Karar- 29.03.2022 tarihli karar).Davacı taraf, davaya konu bonoda ... kaydı olduğu, ancak davalının malı teslim etmediğini iddia etmiş olup, bu yönden senet incelendiğinde, takibe konu bonoda ''...'' kaydı bulunduğu görülmektedir. Bu durumda senetle ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükü davacı borçluya ait olacak, davacı borçlu da, iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebilecektir. Davacı taraf, davalı ile ticari ilişkisi olmadığının ispatı için ticari defterlerine dayanmış olup, HMK 222.maddesine göre, ticari defterler, belirtilen şartların varlığı halinde, ticari uyuşmazlıklarda, ispat aracı (delil) olarak kullanılabilir. HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca, bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurmasının, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak bunlara dayanması halinde söz konusu olacaktır. Somut olayda, kıymetli evrakın ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığından malın teslim edilmediğine dair de ticari defter ve kayıtlar tek başına yeterli olmayacaktır. Davacı taraf, davalı ile davacı arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, ... kaydı bulunan senet kapsamında mal satışı olmadığını beyan etmiş ve davalının ispat yükü altında olduğunu iddia etmiş ve istinaf istemi olarak öne sürmüş ise de, kambiyo senedinde '...' kaydı bulunduğu, dava konusu senedin kambiyo vasfına haiz olup ... kaydı içerdiğinden mal teslim edildiğine karine teşkil etmesi nedeniyle davacının malın teslim edilmediğinin yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, ticari defter ve kayıtların incelenmesi talebine ilişkin olarak, defterlerde mal teslimi yapılmadığına ilişkin kaydın sonuca etkili olmadığı, ayrıca taraflar arasında 13/02/2019 tarihli sözleşme yapıldığı ve davalı tarafça sunulu mail kayıtlarından üretimin yapıldığının anlaşıldığı, davacı taraf her ne kadar tahrifat iddiasında bulunmuş ise de, Trük Lirası kısmının karışıklığı önlemek için çizilmiş olduğu, yazı ile de Amerikan Doları olarak bedel kaydının yer almış olması nedeniyle bu konuda da araştırılacak başkaca bir husus bulunmadığı, sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen sebeplerle dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarih ve 2023/38 E., 2023/544 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.172,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.556,60 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025