İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 18/02/2026 YAZILDIĞI TARİH: 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi asıl dosyada davacılar vekili, birleşen dosyada davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, lay…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2623 KARAR NO : 2026/306 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2024 NUMARASI : 2023/559 Esas 2024/882 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 24/03/2021 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 18/02/2026 YAZILDIĞI TARİH: 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi asıl dosyada davacılar vekili, birleşen dosyada davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl dava dosyasında davacılar vekili; davalılardan ...A.Ş'nin zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan ...plakalı aracın davalının sevk ve idaresinde iken ... tarihinde yaya olan ...’a çarpması ile trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza nedeni ile davacıların babası ...’ın iki hafta sonra 28/12/2020 tarihinde vefat ettiğini, kaza nedeni ile davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, olay nedeni ile Kayseri C.Başsavcılığı tarafından 2020/53211 soruşturma numaralı dosya ile soruşturma başlatıldığını, soruşturma sonucu alınan rapor ile de davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/31 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, davalı sigorta şirketine 18/01/2021 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ancak ödeme olmadığını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/8 E, 2021/13/K sayılı ilamına göre davacıların ölenin yasal mirasçıları olduğunu, davacıların ölen babalarının desteğinden yoksun kaldıklarını ve yapmış oldukları masraflar nedeni ile maddi tazminat talepleri olduğunu, yine babalarının kaybı nedeni ile manevi tazminat talepleri olduğunu belirterek tedbir talebi ile davacıların her biri için ayrı ayrı 100,00-TL destekten yoksun kalma ile 100.000,00-TL manevi tazminat ile 100,00-TL maddi tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyasında davacı vekili; ... tarihinde davalı ...'ın, ...A.Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigotası ile sigortalı bulunan ...plakalı aracı ile yaya geçidinde yaya olarak geçen müvekkili ...'in müteveffa babası ...'a çarptığını ve ...'ın iki hafta yoğun bakımda yattıktan sonra 28/12/2020 tarihinde öldüğünü, davalı ...'ın tam kusurlu olduğunu dosyada bulunan trafik kazası tespit tutanağında belirtildiğini, Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2020/460 esas sayılı dosyasında davalı ...'ın "Yaşamı Tehlikeye Sokacak Şekilde Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçundan "Yurt dışına çıkışının yasaklanması "yönünden adli kontrole karar verildiğini, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/53211 Soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasında hazırlanan iddianamede Kayseri 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/31 Esas numarasında kayıtlı dosyasıyla davalı ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığını ve söz konusu ceza dosyasının derdest olduğunu, müteveffa ...'ın 60 yaşında olduğunu ve her zaman kızı ...'e maddi ve manevi destekte bulunduğunu belirterek önceden açmış oldukları Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/212 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 23/06/2022 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunarak talebini ... için 12.508,39-TL, ... için 286.074,66-TL, defin ve sair masrafları 3.000,00-TL olarak belirlemiştir. Asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili; dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların ölenin kendilerinin desteği olduğunu ispatlamaları gerektiğini, meydana gelen olayda davalının kusuru olmadığını, ölenin genel adli muayene raporu ile alkollü olduğunun tespit edildiğini, ölenin trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu, olayın yaya geçidinde meydana geldiği iddiasının yerinde olmadığını, kazanın yolun ortasında meydana geldiğini, ölenin yaya geçidini kullanmadığını, kusurlunun ölen olduğunu, Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alınan raporun doğru olmadığını, ölenin %46 engelli olduğunu, bir gözünün görmediğini, bu hususlarında dikkate alınması gerektiğini, zarar ile illiyet bağının doğru şekilde tespit edilmesi gerektiğini, ölüme neyin sebebiyet verdiğinin tespiti gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte olduğundan kabulünün mümkün olmadığını, davalının ölenin ailesinin acısını paylaşma çabalarının ölenin ailesi tarafından olumlu karşılanmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ...A.Ş vekili; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, davacının davalı şirkete başvurusunun haklı nedenle reddedildiğini, davacının babasının desteğine muhtaç olmaları ihtimali hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılacak hesaplamada genel şart hükümlerinin esas alınması gerektiğini, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, sosyal güvenlik kurumu tarafından başvuru sahibine ödenmiş olan tutarların toplam tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, adli tıp kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, davalı Sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, müteveffanın dava konusu kazadaki kusuru incelenerek, müterafik kusuru olup olmadığı hususu tespit edilmesi gerektiğini, davalı şirketten olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini ancak dava tarihinden itibaren faizle sorumlu olacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ... tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının tespiti amacı ile alınan kusur raporunda ...plakalı araç sürücüsü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 20/05/2022 tarihli ek raporuna göre de, seçenekli hesap yapıldığı ve mahkemenin davacı...'ın müteveffa babasının desteğinde bulunmadığı kanaatinde olması halinde davacı ...'ın destek zararının 16.809,49 TL olduğu, davacı...'ın müteveffa babasının desteğinde bulunduğu kanaatinde olması halinde ise, davacı ...'ın destek zararının 12.608,39-TL, davacı...'ın destek zararının ise 286.074,66-TL olduğu, söz konusu zararın davalı siporta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00 TL) kapsamında kaldığı hesaplanmış olup, davacılar vekilince alınan son aktüer raporu doğrultusunda ıslah yapılarak, davacı ... için 12.608,39-TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı... için ise 286.074,66-TL destekten yoksun kalma tazminatının talep edildiği, alınan bilirkişi raporu ve davacılar vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alındığında davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin yerinde olduğu, her ne kadar davacı...'ın boşanmış olduğu ve engelli olmasından dolayı babası ... ile yaşadığı ve müteveffa ...'nün kendisine baktığı ve ölümünden dolayı desteğinden yoksun kaldığı iddia edilmiş ise de, davalı tanığı ...'ın bizzat mahkemeye verdiği beyanından ve davacı... için yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağından ve tanıkların genel beyanlarından da anlaşılacağı üzere müteveffa ...'ın ölmeden önce yalnız yaşadığı, yani... ile birlikte yaşama ve ona bakma durumu olmadığı hususları dikkate alındığında davacı...'ın müteveffa ...'ın ölümünden dolayı destekten yoksun kalma zararı oluşmadığı kanaatine varılarak davacı...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, davacılar dava dilekçesinde 100,00-TL cezane ve defin gideri talep etmiş olup, ıslah dilekçesinde bu talebini 2.900,00-TL artırarak 3.000,00-TL'ye yükseltmiş ise de, ... Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabı da dikkate alınarak her bir davacı yönünden takdiren 500,00'er TL cenaze ve defin giderine hükmedilerek fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... her ne kadar babası ...'ın ölümünden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş ise de, dosya arasına celbedilen kayıt ve belgeler ile yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması sonucu davacının 28/09/2020 tarihinde evlendiği ve kendisine yeni bir destek edindiği, ... kaza tarihinde müteveffa babası ...'ın desteğinde bulunmadığı hususları dikkate alındığında davacı ...'in müteveffa ...'ın ölümünden dolayı destekten yoksun kalma zararı oluşmadığı kanaatine varılarak davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, davacı dava dilekçesinde 100,00-TL cezane ve defin gideri talep etmiş olup, ... Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabı da dikkate alınarak cenaze ve defin gideri talebinin kabulüne, manevi tazminat yönünden mahkemece yapılan araştırma sonucu tespit edilen tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği 2020 yılında paranın alım gücü, davalı sürücünün kazaya %100 oranında kusurlu olarak sebebiyet vermiş olması, bu kaza sonucu asıl ve birleşen dosyadaki davacıların desteği olan ...'ın vefat etmesi ve bunun neticesinde davacıların ruhsal dengesinin bozulmuş olması gibi kıstaslar birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosyadaki davacıların manevi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile davacı ... için 40.000,00-TL, davacı... için 40.000,00-TL olmak üzere toplam 80.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara hak ettikleri bedelin ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, yine davalı sigorta şirketininde poliçe kapsamında manevi tazminat talebinden sorumlu olduğu anlaşılmakla onun yönünden de davanın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kabulüne, birleşen dosyadaki davacının manevi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile davacı ... için 40.000,00-TLmanevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, asıl dosyada davacılar vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili ile asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dosyada davacılar vekili; müvekkili ... lehine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ıslahı yönündeki talebinin reddedilmesinin ve müvekkili... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkilleri lehine talep edilen cenaze ve defin giderlerinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olmasının da toplanan delillere aykırı olduğunu, davalıların gerçekleşen ölüm nedeniyle meydana gelen zararlardan olan cenaze ve def'in giderlerinden de sorumlu olduklarını, dinlenen tanık beyanları ve dosya arasına sunulan müteveffaya mezar yeri alımı için ödenen 3.000,00-TL'lik tahsilat makbuzu ile müvekkillerinin ödeme yaptıklarının sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuran birleşen dosya davacısı ... vekili; müvekkilinin her ne kadar evli olsa da kazanın ve beraberinde ölüm neticesinin meydana geldiği tarih itibariyle hem fiili destek almış olduğunu, hem de yakın gelecekte müteveffa babasından maddi manevi farazi bir destek alacağı kuvvetle muhtemel olduğundan müvekkili aleyhine bilirkişi raporunda salt evlilik birliği göz önüne alınıp babasının desteğinde bulunmadığı ifadelerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin bugüne kadar kendisine maddi manevi destek olan müteveffa babasının tedavisi ve masraflarıyla vefa borcu olarak ilgilendiğini, babasının vefatının ardından derin bir sarsıntı yaşayan müvekkilinin babasından ilerde alacağı muhtemel desteğini de kaybettiğini ve bu süreçte mağdur olduğunu, mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat tutarının müvekkilinin manevi zararını karşılamayacağını belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuran asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili; davacıların müteveffanın kendilerine maddi anlamda destek olduğunu ispat edemediklerini, sadece kaymakamlıktan aldığı 530,00-TL ile geçindiğini söyleyen müteveffanın davacılara maddi anlamda destek olmasının olağan hayat şartları içerisinde mümkün olmadığını, müvekkili aleyhine tek taraflı kusur izafe edilmesini kabul etmediğini, müvekkilinin hız limitinin 50 km/h olan yolda en fazla 30 km/h hızla seyrettiğini, düşük hızda seyir halinde olan müvekkilinin solundaki araç sebebiyle müteveffanın yola fırlamasını göremediğini, gördüğü anda frene ve kornaya bastığını, direksiyonu kırdığını, her ne kadar kazanın yaya geçidinde gerçekleştiği belirtilmişse de böyle bir durumun söz konusu olmadığını, kazanın yaya geçidine gelmeden önce gerçekleşmediğini, eğer müteveffanın karşıdan karşıya geçmek için yaya geçidini kullansaydı elim kazanın gerçekleşmeyeceğini, kazanın gerçekleştiği yerde tabelanın bulunmadığını, müteveffanın kazanın yaşandığı dönemde herhangi bir işte çalışmamakta olup çevrenin yardımları ile hayatını idame ettirdiğini, yardımlarla geçinen müteveffanın asgari ücret gelirli olmasının imkanının bulunmadığını, davacıların müteveffanın kazanın gerçekleştiği dönemde hademe olarak para kazandığını iddia etse de tanıkların çelişkili beyanları dışında bu hususa ilişkin bir delil sunulamadığını, müteveffanın vefat etmeden önce çalışmadığını ve geçimini yardımlar ile sağladığını, davacı tanıklarının beyanlarının duyuma ve tahminlere dayalı olduğunu, müteveffanın %40 oranında engele sahip olduğunu, bu sebeple de bilinçsizce yoldan geçmiş olmasının mümkün olduğunu, bu durum hakkında mahkeme tarafından herhangi inceleme yapılmadığını, zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının doğru şekilde tespit edilmediğini, müteveffanın ölüm sebebinin kaza tarihi ile ölüm tarihi arasında meydana gelmesi muhtemel bir komplikasyonun ölüme sebebiyet verip vermediğinin anlaşılabilmesi için müteveffa ile ilgili müteveffanın hastaneye yatışından ölümüne kadarki süreç ile ilgili tüm kayıt ve belgelerin gönderilmesinin hastaneden istenilmesini talep ettiğini, manevi tazminat miktarının davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, haksız fiilden kaynaklı destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, ... tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın, davacıların desteği yaya ...'a çarpması neticesinde destek ...'ın vefat ettiği sabittir. Davalı ...Anonim Şirketi ...plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketidir. Davacı ...'in İstinaf Talebinin İncelenmesi; Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Birleşen dosya davacısı ... yönünden adı geçen davacının olay tarihinde 31 yaşında oluşu, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması sonucu davacının 28/09/2020 tarihinde evlendiği, sürekli ve fiili destek aldığı hususunun ispatlanamadığı görülmekle birleşen dosya davacısı ... yönünden de destek tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Desteğin iki hafta yoğun bakımda kaldığını bu süreçte tedavi için kan temin edilmesi, yol vs giderleri yapıldığını ileri sürmüş, bu hususta belge sunulmamıştır. Mahkemece 2020 yılı cenaze ve defin masrafları ... Başkanlığı'ndan sorulmuş olup 09/09/2021 tarihli cevabi yazı da mezar yeri ücretinin 180,00-TL olduğu, diğer işlemlerin ücretsiz olduğu belirtilmiş olup, mahkemece belgelendirilemeyen giderler gözetilerek birleşen dosya davacısı ... yönünden talep aşılmayarak 100,00 TL tazminat takdiri yerinde görülmüştür. Bu sebeple, Davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar ... ve...'ın İstinaf Talebinin İncelenmesi; ... yönünden; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. sayılı kararında "...30. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir." şeklinde açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması, bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölünebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, 6100 sayılı Kanun'un 109/1 maddesinde de; talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır. Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir. Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 176/2 maddesi uyarınca tarafların aynı davada yalnızca bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talep etmiş ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu açıklamıştır. Gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığının görüldüğü, bu nedenle de dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu, davacılar vekilinin 23/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırdığı, dairemizin kaldırma karar sonrası yapılan 18/10/2024 tarihli 4.celsede davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunmak üzere süre talep edildiği ve mahkemece aynı celsede ara karar ile talep reddedilerek duruşmaya devam olunup karar verildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı gözetilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve kanuna uygun olduğundan davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 3. H.D. E:2025/694, K:2025/4463 sayılı kararı da aynı doğrultudadır). ... yönünden; Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Somut olayda; davacı...'ın olay tarihinde 33 yaşında olduğu, Uyap Bilişim Sistemi üzerinden yapılan incelemede davacı... ile müteveffanın aynı adreste ikamet etmediği, her ne kadar davacı...'ın sol kulak ve sağ gözünde kısmi engel durumu var ise de davacının ölenin sağlığında sürekli ve bir fiili bakım desteğinin olduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı kanaatine ulaşıldığından davacı... yönünden destek tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, davacılar dava dilekçesinde 100,00-TL cezane ve defin gideri talep etmiş olup, ıslah dilekçesinde bu talebini 2.900,00-TL artırarak 3.000,00-TL'ye yükseltmiş ise de, ... Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabı da dikkate alınarak her bir davacı yönünden takdiren 500,00'er TL cenaze ve defin giderine hükmedilmesi yerinde olmuştur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2000 Tarih ve 2000/1294 Esas - 2000/3548 Karar sayılı kararı). Davacılı ...'ın İstinaf Talebinin İncelenmesi; Ankara ATK Trafik İhtisas Kurulu'nun ...tarihli raporuyla; davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobili ile gece vakti, aydınlatma bulunan, meskun mahalde seyri sırasında yaya geçidi levhası bulunan kavşak mahalline geldiğinde, mahal şartlarını dikkate alıp hızını her an durabilecek seviyeye düşürerek müteyakkız bir şekilde seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği mevcut hızıyla yaya geçidine gelip yayaya geçidi üzerinde geçiş yapan yayaya etkin tedbir almadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, yaya geçidi üzerinde geçiş yapan yayaya ilk geçiş hakkını vermediği, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullanarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği kazada %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Hükme esas alınan bu raporun ceza dosyası kapsamında düzenlenen ...tarihli Ankara ATK Trafik İhtisas Kurulu raporuyla, savcılık dosyasında düzenlenen 06.01.2021 tarihli trafik bilirkişisi raporuyla, kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekliyle uyumlu olduğu görüldüğünden kusura ilişkin ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Somut olayda desteğin asgari ücretin üstünde gelir elde ettiği ispatlanamadığından yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince asgari ücretin altında gelir elde edilemeyeceğinden, desteğin asgari ücret düzeyinde geliri olduğu varsayımı ile hesaplama yapılması yerinde olup aksi yöndeki davalı ... vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Taraf Vekillerinin Manevi Tazminat Yönünden İstinaf Taleplerinin İncelenmesi; 6098 sayılı TBK md. 56 ve 58 hükümlerine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda desteğin vefatı neticesinde çocuklarının duymuş olduğu üzüntü, tarafların kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik durumları, paranın alım gücü gözetilerek yapılan değerlendirmede davacılar yönünden takdir edilen manevi tazminat miktarının manevi doyum yönünden yeterli olduğu kanaatiyle asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu haliyle; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu vakıa ve hukuki değerlendirmede kanuna aykırılığın bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) A-) 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-)Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304.40-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, B-) 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 9.128,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.282,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.846,00 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, C-) 1-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 2-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE, 3-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1 -a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/02/2026