İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 19.02.2026 YAZILDIĞI TARİH: 19.02.2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/826 Esas, 2024/796 Karar sayılı kararı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın murisi ... ve ...'a çarptığın…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2529 KARAR NO : 2026/302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/09/2024 NUMARASI : 2022/826 Esas, 2024/796 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 16.09.2022 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 19.02.2026 YAZILDIĞI TARİH: 19.02.2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/826 Esas, 2024/796 Karar sayılı kararı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın murisi ... ve ...'a çarptığından bahisle davacı ... için ve Çocuk ... ve ... için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve her bir davacı için vefat nedeni ile şimdilik 500,00 TL'lik manevi tazminat, ...'ın yaralanması için 500,00 TL efor kaybı tazminatı, 500,00 TL'lik belirsiz manevi tazminat, 500,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik nedeni ile tazminat, 500,00 TL tedavi giderinin tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili süresinde olmayan cevap dilekçesi ile; manevi tazminat bölünemediği için bedel artırım ve ıslah yapamayacağını ZMSS poliçesinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını, 410.000,00 TL limitleri bulunduğunu, kusura itiraz ettiğini, teknik faiz ve TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini belirterek, ... için rapor alınması gerektiğini kaza tarihindeki maluliyet yönetmeliklerinin uygulanması gerektiğini, tedavi masraflarının teminat dışı olduğunu, faiz itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; açılan manevi tazminat kısmını kabul ettiklerini, trafik kazası öncesinde müvekkilinin önünde seyreden aracın müvekkilinin önünde trafiği tehlikeye düşürücü manevra yapmasının kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin vicdan azabı çektiğini, müvekkilinin ZMMS şirketi olan ... A.Ş.'nin sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi ile; aracı kaza tarihinden sonra üçüncü kişiden satın aldığını, herhangi bir araçla kaza tarihinde bağı olmadığını savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında uyuşmazlık noktalarını destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik nedeni ile tazminat, davalı ...'nin işleten olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Sigorta poliçesinin ve dosyadaki soruşturma evraklarının Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkeme'sinin 2021/554 esas sayılı dosyası incelenmesinde; kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin ... olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememiz ceza dosyasını dosyamız arasına almış, kaza tespit tutanağını incelenmiş olup, ...tarihinde saat 21:15 sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... istikametinden ...istikameti yönüne seyir halinde iken ...caddesi ile ... caddesi trafik ışıklarının bulunduğu kontrollü kavşağı geçtikten sonra, aracının kontrolünü kaybederek gidiş yönünün sağ tarafında yoldan yol kenarındaki bordür taşlarına çarpması sonrasında bisiklet yolu ile yaya yolunun üzerine çıkıp, burada ... istikametinden ... istikametine yürümekte olan yaya şahıs ... ile bebek arabasında bulunan çocuğu ... isimli şahıslara aracının sol ön kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen tek araçlı, ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir. Olayda davacıdan ...'ın eşi ... ölmüş, çocuk ... yaralanmıştır. ... plakalı araç sürücüsü ... aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 56, 84/b-f, 94-c ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde 101 ve 157/2-6 maddelerindeki asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş, sürüş esnasında dengesini kaybederek bisiklet ve yaya yolu üzerine çıkarak hatalı bir davranış sergilemiş, sürüş esnasında aracını kullanırken yol ve trafik durumuna dikkat etmemiş, kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamış, yerleşim yeri içerisinde hız limitlerinin üzerinde bir hızla araç kullanmış, yolda aracı ile giderken şerit takibine dikkat etmeyerek şeridi dışına çıkmış, aracı ile çıkmış olduğu yaya kaldırımı üzerinde 45 metre kadar tehlikeli bir şekilde yol almış, araç kullanımı esnasında başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini yeterince sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle sürücü ...' ın meydana gelen olayda %100 oranında kusurludur. -Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede; Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı). Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır. -Davalı ...'nin sorumluluğuna dair değerlendirmde; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... kaza tarihinde malik olmadığı makin kaza tarihi itibariyle malikinin ... olduğundan ilgiliye husumet düşmediğinden ilgili yönünden dava reddedilmiştir. - Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde; Mahkememiz ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan rapor almıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3153 E,2021/2473 sayılı ilamı doğrultusunda) Anılan düzenlenme uyarınca mahkememizce rapor almıştır. Anılan raporların incelenmesinde ATK tarafından sunulan raporda, 4 ay geçici iş göremez olduğu, %0 oranında sürekli iş göremez olduğu, 2 ay bakıcıya muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Anılan rapor yöntemine uygun olduğundan esas alınmıştır. -Aktüerya hesabına ve kaçınılmaz tedavi giderine ilişkin dair değerlendirmede; HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması ve Adli Tıp Uzmanından SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belirlenmesi hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan raporların değerlendirilmesinde; davaya konu kazada yaralanan ...’ın; geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı, davaya konu kazada desteğini yitiren; davacı eş ...’ın destek zararının 4.683,93 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garameten hesaplama sonucu sorumluluğunun 755,38 TL ile sınırlı olduğu, davacı çocuk ...’ın destek zararının 486.364,21 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garamaten hesaplama sonucu sorumluluğunun 78.436,09 TL ile sınırlı olduğu, davacı çocuk ...’ın destek zararının 787.046,70 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin garameten hesaplama sonucu sorumluluğunun 126.927,24 TL, yine ...'ın SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 10.000,00 TL tespit edilmiştir.. Alınan raporun yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas kabul edilmiştir. Anılan miktarlar uygun görüldüğünden kabul edilmiştir. Davacı ...'ın sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığından reddedilmiştir. - Mahkememizin tedavi giderinin teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- ... barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: ...) Bu halde tedavi giderleri zararı tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir. Mahkememiz ise ilgili istemin kabulüne karar vermiştir. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden başvuru tarihi dikkate alınarak temerrüt tarihi 09/08/2021 olarak belirlenmiş, gerçek kişi yönünden ise vefat tarihi olan 05/06/2021 temerrüt tarihi olarak belirlenmiştir. Davacı ...'ın kendi yaralanmasına dair kısımda ise taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. Kazaya karışan araç ticari olmadığından yasal faiz uygulanmıştır. -Bakıcı giderine dair değerlendirmede; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK mad.83, HMK mad.176) (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001,s 3965). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534.) Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK'nun 26.09.2011 tarih, 2011/1-364 E.- 2011/453 K.sayılı ilamı) Bu durumda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu, önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Dolayısıyla ıslahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Açıklanan gerekçeler ile davacı dava dilekçesinde yer almayan bakıcı gideri masrafı istemini ıslah ile eklemek suretiyle dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmeye çalıştığından ve ilgili talebe kanun cevaz vermediğinden ıslah istemi reddedilmiş ve geçersiz bir ıslah olarak değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, ıslah işlemi geçersiz olup, hiç yapılmamış sayılacağından, ıslah ile artırılan tutar dava değerine dahil olmamıştır. Bu halde, gerek vekalet ücretinin belirlenmesi gerekse de taraflarca yapılan yargılama giderlerinin paylaştırılması açısından, ıslah ile artırılan tutarın dikkate alınmadan hüküm sonucu tesis edilmesi gereklidir. (Benzer mahiyette Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/7348 E. 2018/22253 K. Sayılı ilamı bulunmaktadır.) Anılan kıstaslar çerçevesinde yargılama gideri hesaplanmıştır. - Davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine dair kısım yönünden; AAÜT 7/1: "Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez." demekle vekalet ücretinin nisbi takdir edilmiştir. İlgili yönünden talep arttırım olmadığından dava dilekçesindeki talep sonu esas olarak değerlendirilerek; 1-Davacılar ... ... ve ...'ın davalı ...'ye karşı ikame etmiş olduğu tüm davaların ayrı ayrı reddine, 2-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 755,38 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 4.683,93 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 126.927,24 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 787.046,70 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 17/01/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan ... AŞ'nin sakatlık/ölüm ölüm teminat limiti üzerinde yapılan garame hesabına göre 78.436,09 TL 'lik kısmından davacının başvurusu dikkate alınarak temerrüd tarihi olan 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'ın ise 486.369,21 TL 'nin tamamından trafik kaza/vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Davacılar ..., ... ve ...'ın davalı sigorta şirketi yönünden tazminata ticari avans faizi uygulanması talebinin reddine, 6-Davacı ...'ın davalılar ... AŞ ve ... hakkındaki sürekli iş göremezlik zararına ilişkin davasının reddine, 7-Davacı ...'ın davalılar ... AŞ ve ... hakkındaki SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri davasının kabulü ile 10.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan kaçınılmaz tedavi gideri zararının davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sağlık / tedavi giderleri teminatından karşılanması ve ... AŞ ve ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı ...'ın bakıcı giderine ilişkin ıslah istemi hakkında bu konuda açılmış usule uygun bir dava bulunmadığından, bu talebin usulden reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince tazminat hesabı alınması halinde TRH-2010 Hayat Tablosu ve 1,8 oranında teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müteveffa açısından destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacıların müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesi gerektiğini, yine aktüerya hesaplamasında dikkat edilmesi gereken hususun ölüm tarihi itibariyle müteveffanın yaşı olduğunu, müteveffanın gelir durumunun ispatının ise davacı tarafa düşeceğini, yerleşik yargıtay içtihatlarına göre tazminat hesabı yapılırken nüfus kayıt örneğinde de müteveffanın ölüm tarihi itibarı ile anne ve babanın varsa payı ayrılması gerektiğini, müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılası gerektiğini, davacı yanın müteveffanın gelir durumunu somut belgelerle ispat etmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı ve tedavi gideri bakımından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmamasına rağmen geçici iş göremezlik zararı açısından da davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan prim aktarımı neticesinde müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede; Dava, destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı sürücü ...'ın %100 kusuruyla sebebiyet verdiği trafik kazasında davacıların murisi ...'ın öldüğü, küçük davacı ...'ın yaralandığı, destek tazminatlarına ilişkin aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen raporun Yargıtay kararlarına uygun şekilde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre hazırlandığı, toplam tazminat miktarlarının poliçe limitinin üzerinde kalması nedeniyle davalı ... A.Ş.'nin her bir davacıya karşı sorumlu olduğu miktarın garamet hesabı yapılmak suretiyle yöntemine uygun olarak belirlendiği, rapor doğrultusunda ilk derece mahkemesince destek tazminatlarının kabul edildiği, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin usulüne uygun olarak bilirkişi raporuyla belirlendiği anlaşılmakla verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş. vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-) Davalı ... A.Ş. istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 14.763,06 TL istinaf karar harcından davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 3.887,95 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.875,11 TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-) Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı ... A.Ş. tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 6-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/02/2026