İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucusu ...'ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. Tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi Beşiktaş .... Noterliği'nin 29.07.1997 tarih ve...yevmiye numaralı sözleşmesi ile ...A.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/300 Esas KARAR NO:2026/503 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/11/2023 NUMARASI:2021/122 E. - 2023/94 K. DAVANIN KONUSU:Markanın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucusu ...'ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. Tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi Beşiktaş .... Noterliği'nin 29.07.1997 tarih ve...yevmiye numaralı sözleşmesi ile ...A.Ş.'den devir aldığını, 1997 yılında ... tarafından alındığında İstanbul Beşiktaş'ta tek şube olarak faaliyet göstermekte iken, 1999 yılında ... şubesi, 2000 yılında ... şubesi, 2002'de Kadıköy'de ikinci şube açıldığını, gün geçtikçe şube sayısını artıran ... Merkezi'nin günümüz itibari ile Türkiye genelinde 140 şubeye ulaştığını, ...'ın, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında .... A.ş.'yi, 2005 yılında ise müvekkili .... A.ş.'yi kurduğunu, Müvekkili şirketin, ... numaralı , ... numaralı, ... numaralı , ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı , ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı ibareli markaların sahibi olduğunu, işbu markaların Kadıköy ...Noterliğinin 28.10.2020 tarihli ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ... A.ş. tarafından müvekkili şirkete devredildiğini ve TÜRKPATENT'te de devir-tescil işlemleri tamamlandığını, müvekkili şirketin, markaları ve kullanımlarını... alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıttığını, müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markaları, 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline geldiğini ve tanınmışlık vasfı kazandığını, davalı ...'un ..., ..., ... numaralı markaları müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğinden hükümsüz kılınması şartları oluştuğunu, müvekkilinin markalarıyla davalı markalarında, asıl ve ayırt edici unsurların her birinin aynı şekilde göründüğünü ve kavramsal olarak aynı algıyı yarattığını, müvekkilinin markasıyla davalının markasının, münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin aynı olduğunu, öncelik hakkına sahip olan tescilli müvekkili markaları ile davalının markaları arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek derecede görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin açık olduğunu, bu karışıklıklar nedeniyle müvekkilin ciddi biçimde zarar göreceğini, çünkü eser ve markaların aynı olması sebebiyle zamanla müşteri çevresinin yanılarak kendisi yerine davalı taraftan hizmet alabileceğinin açık olduğunu, zaten davalı tarafın amacının da bu olduğunu belirterek müvekkilinin eser ile marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, kötüniyetli tescil ürünü davalıya ait 13.01.2021 tescil tarihli ... başvuru numaralı "... ... " ibareli, 22.02.2019 tescil ... başvuru numaralı "..." ibareli, 05.10.2018 tescil tarihli ... başvuru numaralı "özel ... daha iyisini isteyenlere" + ŞEKİL ibareli 16 ve 41.sınıf ürün ve hizmetleri içeren markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının 16. ve 41. sınıf ürün ve hizmetlerin içeren markaların sahibi olduğunu belirterek birlikte salt tek başına “...” ibaresinin işaretle birlikte tek başına tescil edilmiş bir marka olmadığını, “...” ifadesini genel marka niteliği taşımayacak bir sözcük, söz öbeği veya tanım olduğunu, bunun tek başına SMK 5/1-b.madde kapsamında ayırt ediciliği sağlamadığını ve SMK m.4 kapsamında tek başına bu ifadenin bir marka olamayacağını, davacının bu dava yolu ile ... terimi üzerinde kendisine münhasır ve mutlak bir hak sağlama peşine düştüğünü, “...” ibaresinin tek başına marka olmadığını, ona ayırt edicilik sağlayarak marka olmasını sağlayan unsurların ek olarak kullanılan logo, işaret, kelime ve bilim adamları olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun, yanında ayırt edici herhangi bir işaret ya da bütünleyici farklı bir kelime olmaksızın “...” ibaresini tek başına 41. sınıfta tescil etmediğini, TPMK'da sadece 41.sınıfta “...” unsurunu içeren 160 civarı marka ilanı açıldığını, bu sebeple yargı ve TPMK uygulaması tutarlılığı açısından davacının davasının reddinin gerektiğini, Türkiye'de “...” ibareli ilk markanın farklı bir gerçek kişi karşısında 1997 yılında yapıldığını, ... markasının 2010 yılından itibaren farklı gerçek ve tüzel kişiler tarafından marka başvurularına konu edildiği ve bu markaların büyük kısmının tescil edildiği dikkate alındığında davalının bir bütün olarak marka kullanımının haksız fiil sayılmayacağını, ... ibaresi üzerine inhisar hakkı tesis edilmeyeceğini, bu ibarenin ticaret ve tescil alanına ilk kez davacı tarafça sokulmadığını, dikkate alındığında davalı tarafın kendi tescilli markasını kullanmasının haksız rekabet yaratmayacağının hukuki gerçeklik olarak ortada olduğunu, ihtilafın esasının da ... olduğunu, “...” ibaresinin ancak zayıf marka olarak değerlendirilebileceğini belirterek davacının davasının reddine, mahkemece verilen 12/04/2021 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına, devamı halinde uygun bir teminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/122 esas, 2023/94 karar sayılı, 21/11/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ... olarak TPMK nezdinde 333 adet marka kaydının bulunduğu, ... ibaresinin fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı olduğu, ... ibaresinin kelime unsuru olarak tek başına zayıf marka niteliğinde olduğu, hem davacı hem de davalı tarafça ... ibaresinin kullanıldığı, davacının markalarının davalının markasından ayrı olacak şekilde şekil unsurunu da barındırdığı, davacının markalarının tescil ve başvuru tarihleri göz önüne alınarak önceliğe sahip olduğu ve tarafların markalarının aynı hizmet sınıflarında tescilli olduğu ve davalı adına tescilli markaların tüketici nezdinde karışıklık ve iltibasa sebebiyet vermesi nedeniyle hükümsüz kılınabileceğine ilişkin rapor tanzim edilmiş ise de dosyanın niteliği gereği dosya arasına alınan bilirkişi raporundan yola çıkarak rapor doğrultusunda tarafların kullanımlarının ve marka haklarının net olarak tespit edildiği, her ne kadar raporda hükümsüzlük yönünden kanaat bildirilmiş ise de ... ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğunun bilirkişi raporunda da belirtildiği, davacının öncelik hakkına dayanarak ... ibaresi üzerinde hak talep edemeyeceği, markaların görsel ve işitsel durumları dikkate alındığında aralarında fark olduğu ve bilirkişi raporunun aksine tüketici nezdinde karışıklık ve iltibasa sebebiyet vermeyeceği kanaatine varılmakla davanın Reddine " karar vermiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece haksız ve marka hukuku ilkelerine aykırı gerekçelerle davanın reddine karar verildiğini, mahkemece üç akademisyen marka vekilinden oluşan heyet tarafından tanzim edilen denetime elverişli, kapsamlı bilirkişi heyeti raporu göz ardı edilerek usulsüz şekilde davanın reddine karar verdiğini, müvekkili ... okulları, ... dershaneli ve diğer ... ibaresini içeren markalarını 1997 yılından bu yana tescilli marka, ticaret unvanı ve işletme adı olarak yoğun ve yaygın biçimde kullandığını, müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markaları, 1997 yılından bu yana eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı bir marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfı kazandığını, 2010 yılında Kültür Üniversitesi tarafından, 2015 yılında Nişantaşı Üniversitesi tarafından ve 2020 yılında Beykoz Üniversitesi tarafından yapılan "Marka Bilinirlik Araştırma Raporları" da müvekkili markalarının tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğunu, müvekkilin markasının sadece ... ibaresi bakımından dahi ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka olarak da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve 6100 sayılı TTK hükümleri uyarınca koruma altında olduğunu, müvekkili “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı olan "..." markaları benzer isimleriyle veya aynen İstanbul ve Türkiye çapında haksız olarak başkaları tarafından kullanıldığını, ... arandığında ilk olarak davacı müvekkili akla geldiğini, müvekkilinin markası TPMK tarafından kabul edildiğini, emsal istinaf mahkemesi kararları ile de müvekkili markalarının esas ve ayırt edici unsuru olarak ... ibaresinin kabul edildiğini, davalının ..., ..., ... numaralı " ... ..." ibare ve biçimli davalının ..., ..., ... numaralı "..." ibare ve biçimli, .. " biçimli markaları müvekkilin tescilli markaları ve tescilli ticaret unvanı ile kesinlikle iltibas oluşturduğundan hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, davalının markalarının müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu durumun markalar arası karışıklığa yol açacağını, davalının markalarında müvekkili markalarından ayırt edilebilmesi için hiçbir ayırt edici unsur bulunmadığını, mahkemenin bu hususu göz ardı ederek davanın reddine karar vermesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının eyleminin tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin uzun zamandan bu yana kullandığı, markasının bilinirliğinden ve itibarından haksız yarar sağlama amaçlı olduğunu, davalı müvekkilinin fikri mülkiyet haklarından haberdar olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarıyla davalının markası arasında, aynı alanda faaliyet sunmaları nedeniyle karışıklık olacağını, bu karışıklıktan dolayı müvekkilinin ciddi biçimde zarar göreceğini, marka ile tanıtım işaretinin aynı olması sebebiyle zamanla müşteri çevresinin yanılarak kendisi yerine, davalı taraftan hizmet alabileceğini, davalının amacının bu olduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi hükmüne aykırı olarak tescil edilen markaların SMK’nın 25. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, 6769 sayılı SMK gerçek hak sahipliği ilkesini benimsediğini, müvekkili markalarıyla davalının markasında, asıl ve ayırt edici unsurların her biri aynı şekilde görünmekte ve kavramsal olarak aynı algıyı yarattığını, müvekkili markasıyla davalının markalarının, münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim aynı olduğunu, müvekkili ve davalı markaları arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek derecede görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, müvekkili ... ibare ve biçimli tescilli markası genel olarak 16. ve 41.sınıflarda yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünlerini içermekte ve fiilen de anılan ürün ve hizmetlerin sunumunda kullandığını, davalının markaları da 41. sınıf ürün ve hizmetleri içerdiğini, taraf markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı 16. ve 41. sınıf hizmetlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün ve hizmet alımlarında aynı markayı taşıyan ürün ve hizmetlerden yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcıların, davalı markası ve müvekkili tescilli markasının farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamaları mümkün olmadığını, davalı tescil ettirdiği markaları müvekkilin uzun yıllardır kullandığı ve kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı ve tanınmış marka haline getirdiği “...” esas unsurlu markalarına yanaştırarak, logolarını da kullanarak piyasaya sürüp kullandığını, davalının açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalının "... ..." "..." ibare ve " ..." ibareli markaları, müvekkilin 1997 yılından itibaren fiilen kullandığı, 2002 yılında ticaret unvanı ve ilki 2009 yılında olmak üzere marka olarak tescil ettirip kullanımını devam ettirdiği ve ... ibare ve biçimli marka, ticaret unvanı ve internet alan adına yönelik bilinçli, karışıklık yaratacak işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzerini ve aynısını tescil ettirmesi ve kullanması, tamamen haksız gelir elde etme ve müvekkiline zarar verme amaçlı olduğunu, davalının davranışının ticari dürüstlüğe aykırı olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, dosyadaki delilleri ve 27.10.2023 tarihli bilirkişi raporu iddiaları ispatlar nitelikte olmasına rağmen mahkemenin kararının hukuka ve hakkaniyeti aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne müvekkilin eser ile marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait 13.01.2021 tescil tarihli ... başvuru numaralı "... ... " ibareli, 22.02.2019 tescil ... başvuru numaralı "..." ibareli, 05.10.2018 tescil tarihli ... başvuru numaralı "özel ... daha iyisini isteyenlere" + ŞEKİL ibareli 16 ve 41.sınıf ürün ve hizmetleri içeren markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf sebeplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve yersiz olduğunu, dava konusu “...” ibaresi gerek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, gerekse mahkemece zayıf marka olarak değerlendirilmesine karşın, davacı taraf ... ibaresi üzerinde tanınmışlık ve ayırt ediciliğinin bulunduğunu ileri sürerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının iddialarının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ... ibaresinin; üstüne, önüne ve arkasına eklediği sözcük ve ibarelerle başlayan tescil süreçlerinde esasen ayırt edici unsur “...” ibaresi olmayıp, ek olarak kullanılan logo, işaret, kelime ve bilim adamları şekli olduğunu, TPMK önceki unvanıyla TPE, yanında ayırt edici herhangi bir işaret ya da bütünleyici farklı bir kelime olmaksızın ... ibaresini tek başına 41. sınıfta tescil etmediğini, ... ibaresinin tek başına 41. sınıfta yer alan “...” için ayırt edici bir ibare olmadığı maddi bir gerçek olduğunu, “...” ibaresi somut ayırt edicilik vasfı bulunmayan, zayıf bir marka olduğunu, ... ibaresinin özellikle eğitim hizmetleri yönünden kimsenin tekeline bırakılamayacağı, zayıf markaların ayırt ediciliği yüksek diğer markalara oranla daha düşük korumaya sahip oldukları, zayıf markaların tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimallerinin düşük olduğu, Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de kabul edildiğini, müvekkili ... markasını “...” ve “...” ibaresi ile birlikte kullandığını, davacı taraf dahi zayıf marka olduğunu bildiği ... ibaresini tek başına kullanmamakta, başına, yanına, sonuna eklediği kelime ve işaretlerle birlikte kullandığını belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli ... tescil numaralı "... ... " ibareli marka, ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile ... tescil numaralı "... Daha iyisini isteyenlere " ibareli markaların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup dosyanın tetkikinde; tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... ve ... sayılı markalarının 16. ve 41. sınıfta tescilli olduğu, "..." ibareli markalarında kırmızı yuvarlak içinde beyaz renkli “...” işaretiyle ve “bilim adamları” görselleriyle koruma altında olduğu, hükümsüzlük istemine konu davalı markalarının ... tescil numaralı "... ... " ibareli, ... tescil numaralı "Şekil+..." ibareli, ... tescil numaralı "... Daha iyisini isteyenlere " ibareli markalar olduğu ve bu markalarında 16. ve 41. sınıflarda tescilli görülmüştür Davacılar vekili, gerek ticaret ünvanı, gerekse tescilsiz markasal kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği ve tescilli markalardan kaynaklanan hak sahipliğine dayalı olarak davalı markalarının kötüniyetli tescil ve davacı markaları ile benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğü talep etmiştir.Davalı taraf ''...'' ibaresinin zayıf marka olması nedeni ile davanın reddini savunmuş ve ilk derece mahkemesi tarafından da bilirkişi raporunun aksine, ... ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davacının öncelik hakkına dayanarak ... ibaresi üzerinde hak talep edemeyeceği, markaların karışıklık ve iltibasa sebebiyet vermeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. ... ibaresinin Fizik, Kimya, Biyoloji gibi bilimlerin ortak adı olduğu, eğitim ve öğretim hizmet sınıfında kimsenin tekeline verilemeyeceği anlaşılıyorsa da, davacının tescilli markalarında ... ibaresi ile kırmızı beyaz renkli "..." işaretinin ve bilim adamlarının resimlerinin tescil edildiği, davalı markalarının tescil kayıtlarına ve kullanımlarına bakıldığında , davacının "..." şekil+ ... ve "..." şekil+ ... markalarındaki gibi aynı punto ve karakterde yazıldığı, davalının ... başvuru numaralı şekil+... markası ve ... başvuru numaralı ... markalarındaki kırmızı beyaz renk kombinasyonundaki şekil unsurları ile birlikte sözcük unsurları kullanımının davacı markaları ile iltibas yarattığı, herkesin kullanımına açık olan ve kimsenin tekeline verilemeyecek olan ... ibaresinin davalı tarafça kavramsal, görsel ve işitsel olarak karışıklık yaratmayacak şekilde kullanılması gerekirken, davacı markaları ile aynı sınıflarda ve davacı markalarına yanaştıracak, iltibas yaratacak şekil ve renk kombinasyonları ile tescilinin ve kullanılmasının kötüniyetli kanaatine varılmıştır.Davaya konu ... başvuru numaralı ... ... markasında, ... ibaresinin diğer sözcük unsurlarının kısaltması mahiyetinde bulunduğu, ... ve... ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, ... ibaresinin de yukarıda açıklandığı üzere kimsenin tekeline verilemeyecek, tanımlayıcı ibarelerden olduğu, davalının bu marka tescilinin yanına ayırt edici unsurlar getirmeden ... ibaresini tescil ettirmek amacını taşıdığı ve kötüniyetli olduğu kanaatine varılarak, kötüniyetin korunamayacağına yönelik ilke gereğince SMK'nın 6/9. maddesi gereğince tüm sınıflar yönünden davalı adına tescilli markaların hükümsüz kılınması gerektiği kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın KABULÜ ile, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/11/2023 tarih, 2021/122 E., 2023/94 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜ ile,Davalı adına tescilli ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 59,30 TL başvurma harcı, 59,30TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 5.250,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.477,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.369,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026