İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının ... numaralı "..." markasının 29, 30 ve 42. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı tarafların bu markayı lokumlar üzerinde kullandıklarını, davalı ... A.Ş.'nin bu lokumları .... A.Ş.'ne ürettirdiğini, ... A.Ş.'ne ait iş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/65 Esas KARAR NO : 2026/336 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2023 NUMARASI : 2016/208 E. - 2023/31 K. DAVACI/BİRLEŞEN İST. ANADOLU 2. FSHHM 2022/224 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi Tazminat BİRLEŞEN DAVA: Marka Hakkına Tecavüzün Men ve Ref'i ile Maddi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının ... numaralı "..." markasının 29, 30 ve 42. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı tarafların bu markayı lokumlar üzerinde kullandıklarını, davalı ... A.Ş.'nin bu lokumları .... A.Ş.'ne ürettirdiğini, ... A.Ş.'ne ait işletmede ise satışını yaptığını, İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2016/87 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, davalı ... şirketine Beşiktaş 11. Noterliği'nin 19/08/2010 tarihli ihtarnamesi ile markayı kullanmamasının ihtar edildiğini, davalı ... adına tescil başvurusu yapılan 2001 ... numaralı "...'..." markasının ve ... numaralı "...'..." markasının tescil başvurusunda ... emtiası da bulunmasına rağmen her iki markanın da lokumlar dışında tescil edildiğini, davalının ... numaralı "...'..." markasını lokumlar için tescil ettirmek istediğini, davacı tarafça yapılan itiraz üzerine verilen YİDK kararının iptali için davalının açtığı davanın Ankara FSHHM'nin 2015/241 Esas, 2015/317 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, dosyanın halen Yargıtay'da olduğunu, davalının ... numaralı "...'..." markasını lokumlar için tescil ettirmek istediğini, itiraz üzerine verilen karara karşı açılan Ankara 3. FSHHM'nin 2012/57 Esas sayılı davasının reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, lokumların www...com alan adlı internet sitesinde satışa sunulduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ve marka haklarına tecavüz ettiğini beyan ederek, müvekkilinin uğradığı zararın önlenmesi için davalı tarafın satışa sunduğu "..." markalı tüm ürünlere el konulmasını, "..." ibaresini taşıyan tüm tanıtım evraklarına el konulmasını, tüm poşet, çanta, promosyon malzemesi v.s. malzemelere el konulmasını, davalılara ait www...com adresli internet sitesinde dava konusu "..." markasını ihtiva eden içeriklerin bulunması sebebiyle belirtilen "..." ibaresini ihtiva eden içeriklerin geçtiği sayfalara erişimin engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 556 sayılı KHK'nın 65. uyarınca markanın kullanımını gösteren belgelerin sunulmasını, davalı yanın fiillerinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitini, müvekkilinin 19/08/2010 tarihinden (Beşiktaş 11. Noterliği marifetiyle keşide edilen ihtarname tarihi) bu yana fiilen maruz bırakıldığı zarara karşılık olarak fazlaya ve manevi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK‘nın 64. maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin 19/08/2010 tarihinden (Beşiktaş 11. Noterliği marifetiyle keşide edilen ihtarname tarihi) bu yana davalının fiilleri nedeniyle yoksun kaldığı kâra karşılık fazlaya ve manevi tazminata ilişkin haklarimiz sakli kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK‘nın 66/2-b maddesi uyarınca hesaplanacak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespiti, men’ine, vaki tecavüzün ref'ine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca zarara uğrayanın zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren bir sene ve her halde zarara neden olan fiilin vukuundan itibaren on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde ise 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği marka tecavüzünü Beşiktaş 11. Noterliği’nin 19/08/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname tarihinde iddia ettiği marka tecavüzünü, zararını ve faili öğrenmiş olduğun, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının her halükarda TBK'nun 72. maddesi uyarınca 19/10/2010 tarihinden itibaren değil, ancak dava tarihinden geriye dönük iki yıllık zararını tazmini talep edebileceğini, esasa ilişkin olarak ise, müvekkilinin 2001 ... sayılı "...'..." ve ... sayılı "...'..." markalarının sahibi olduğunu, 21/03/2001 tarihinden itibaren "...'..." markalı lokumların satışını yaptığını, müvekkilinin bu markaları ile davacı markaları arasında uzun süren bir hukuki ihtilaf olduğunu, ihtilafın merkez noktasında “...” ürünlerinin yer aldığını, müvekkilinin TPMK'ya başvurarak markalarının koruma kapsamında "..." ürününün yer alıp almadığını sorduğunu, TPMK'nın cevabında 30. sınıfta ilgili grupların bulunması sebebiyle "..." ürününün de marka koruma kapsamında olduğu şeklinde cevap verildiğini, müvekkilinin ... ürününün de tescili için TPMK'ya başvurduğunu, davacının itirazı üzerine başvurularının reddedildiğini, TPMK YİDK kararını Ankara FSHHM'ye taşıdıklarını, red kararı üzerine temyize gittiklerini, kararın kesinleşmesi üzerine "...'..." markalı ürünlerin satışına ve bu markayı ... ürünü için kullanmaya son verdiklerini, 556 sayılı KHK'nın 64. maddesindeki maddi tazminata hükmedilmesi için eylem, zarara, uygun illiyet bağı ve kusur şartının birlikte mevcut olması gerektiğini, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını, davacının zararının söz konusu olmadığını, aleyhlerine tazminata hükmedilmesi halinde TPMK'ya rücu edeceklerini, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini ve HMK'nın 61. ve devamı maddeleri gereğince TPMK'ya ihbar edilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin ticari merkezinin bulunduğu İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava konusu ürünleri davalı... şirketinden satın aldığını, olayda sorumluluğunun bulunmadığını, "...’..." ve "...’..." markalarının ...A.Ş. adına tescilli olduklarını, markanın yasal olarak kullanıldığını, müvekkilinin uzun süredir "..." markalı ... satışı yapmadığını, 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca zarara uğrayanın zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren bir sene ve her halde zarara neden olan fiilin vukuundan itibaren on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde ise 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği marka tecavüzünü Beşiktaş 11. Noterliği’nin 19/08/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname tarihinde iddia ettiği marka tecavüzünü, zararını ve faili öğrenmiş olduğun, davanın , zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu “...’...” markalı ürünlerin diğer davalı ...A.Ş. tarafından müvekkiline ürettirildiğini ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından satıldığını, müvekkilinin söz konusu üretimi gerçekleştirdiği sırada ilgili markayı araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davanin müvekkil açisindan husumet yönünden reddi gerektiğini, delillerin kendilerine tebliğ edilmediğini, 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca zarara uğrayanın zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren bir sene ve her halde zarara neden olan fiilin vukuundan itibaren on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği marka tecavüzünü Beşiktaş 11. Noterliği’nin 19/08/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile diğer davalı ...A.Ş.’ye bildirmekle, iddia ettiği marka tecavüzünü, zararını ve faili bu tarihte öğrenmiş olduğunu ikrar ettiğini, davanın , zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, dolayısıyla davacının davasının zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin www...com uzantılı internet sitesinde, kendisine ait "..." ve "...+Şekil" markalı ürünleri ile iltibas teşkil eden "... ..." ibareli ürünlerin yer almadığını, davacının zarara uğramadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/208 esas sayılı dava dosyasında belirtilen vakılara atıfta bulunduklarını, bu dosyadaki taleplerin İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi‘nin 2016/208 E. sayılı dosyası ile aynı olup, anılan dosyada ıslah talebi kabul edilmediğinden kısmi alacak davası şeklinde işbu davanın açıldığını, İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/208 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 05/05/2022 tarihli raporda davacı müvekkilinin alabileceği tazminat tutarının davalı ... A.Ş.’ den 28.683,44 TL, davalı ATÜ A.Ş. den ise 178.570,11 TL olmak üzere toplamda 207.253,55 TL olduğunun hesaplandığını ve taraflarınca bu rapor doğrultusunda ıslah ve bedel arttırım talep edildiğini, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla açmış oldukları kısmi alacak davası olan İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2016/208 Esas sayılı dosyası kapsamında bilirkişi tarafından davacı müvekkilinin markasının uğradığı zararın toplamda 207.253,55 TL olarak hesaplandığını, bu rapora karşı taraflarınca yapılan itirazlarının baki olduğunu, akabinde aynı dosyanın 31/10/2022 tarihli ara kararı gereğince ıslah taleplerinin reddedildiğini, ancak bedel artırım taleplerine ilişkin herhangi bir karara varılmadığının görüldüğünü ve müvekkilinin bilirkişi raporunca sabit kılınan (alınan rapora itirazlarını aynen tekrarlanmak kaydıyla) zararının tazmini için HMK 105-109. maddeleri uyarınca işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutarak; öncelikle dosyanın İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2016/208 Esas sayılı dosyası ile bu dosyada sözlü yargılamanın 15/11/2022 tarihinde yapılacak olması nedeniyle usul ekonomisi bakımından bu tarihten önce birleştirilmesine, haklı davalarının ve taleplerinin kabulüyle davacı müvekkilinin uğradığı zarara karşılık olarak 05/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen müvekkilinin 19/08/2010 tarihinden (Beşiktaş 11. Noterliği marifetiyle keşide edilen ihtarname tarihi) bu yana fiilen maruz bırakıldığı zarara karşılık olarak fazlaya ve manevi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 207.253,55 TL zararın 19/08/2010 tarihinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ...A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açılmış olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının marka tecavüzünün tespiti, meni ve refi talebiyle açtığı davanın asıl davada da bu talepler ileri sürüldüğünden deredestlik nedeniyle reddi gerektiğini, yaklaşık 6 yıl sonra sona eren fiille ilgili tazminat talep edilmiş olduğundan, davanın zamanaşımına uğradığını, ek davada davacının hangi davalıdan hangi tutarı talep ettiği açıklanmadığı gibi, asıl davada talep edilen 10.000,00 TL tazminat mevcut olmasına rağmen bilirkişi raporunda belirlenen 207.253,55 TL'nin tamamının yeniden talep edilmiş olduğunu, talep edilen tazminat tutarı ile talebin 217.253,55 TL'ye ulaştığını, 10/10/2010 tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, markaya tecavüzün söz konusu olmadığını, maddi tazminatın koşullarının oluşmadığını beyan ederek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını, talep edilen tazminat tutarının hatalı olduğunu, ilk davada 10.000,00 TL tazminat talep edilmişken, bu davada da bilirkişi raporunda belirlenen 207.253,55 TL tazminatın tamamı talep edilerek tazminat tutarının 217.253,55 TL'ye çıkartıldığını, müvekkilinin iyi niyetli olarak dava konusu ürünleri sattığını, davacının "...'S" markalarının kullanımına 19/08/2016 tarihinden asıl dava tarihi olan 07/12/2016 tarihine kadar sessiz kalmakla hak kaybına uğradığını, nitelikleri bakımından "..." ürününün "şekerleme" ürünü kapsamında kaldığını, davalı ... A.Ş. adına tescilli markaların ... ürününde kullanılmasının markaya tecavüz oluşturmayacağını, davanın arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılması nedeniyle usulden reddi gerektiğini beyan ederek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın TBK'nun 72. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, dava konusu marka ile diğer davalıların kazancı arasında illiyet bağı bulunmadığından davacının zarara uğramadığını, müvekkilinin fason ... üreticisi olup, marka ismi gözetilmeksizin üretim yaptığını belirterek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2016/208 esas, 2023/31 karar sayılı, 28/02/2023 tarihli kararı ile; "Davalıların "...'..." ve ...'..." markalı ... ürünlerinin üretimini, pazarlanmasını ve satışını yaptıkları kendi beyanları ile sabittir. Davacının "..." emtiasında tescilli "..." markası ile davalıların kullandıkları markalar karşılaştırıldığında, her iki tarafın markasında da esas unsurun "..." ibaresi olduğu, davalıların markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin "Gizli" ve "..." anlamına gelen İngilizce kelimeler oldukları, tanımlayıcı nitelikteki bu kelimelerin markaları farklılaştırmaya yetmediği, ... alıcısı olan tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olup, davalıların markalarını gördüklerinde, davacının seri markaları olduklarını düşünebilecekleri, bu şekilde ürünler ve taraflara ait işletmeler arasında bağlantı kurabilecekleri, bu durumun davalıların kullandıkları markalar ile davacının markası arasında iltibasa neden olabileceği, davalı ...A.Ş.'nin markalarının "..." emtiası için tescilli olmadıkları, markaların tescil başvuru tarihinde 22 Ağustos 2000 tarihli ve 30 Aralık 2001 tarihli Resmi Gazete' de yayınlanan Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ kapsamındaki 30. sınıfın içerisinde “Lokumlar” emtiasının mevcut olmasına rağmen, davalının marka tescillerinin kapsamına ... ürününü dahil etmediği, kesinleşen Ankara 3. FSHHM'nin 2012/57 Esas, 2014/64 Karar sayılı kararı ile davalının markalarının "şekerlemeler ve şeker ve çikolata ile kaplı ürünler" için tescilli olmasının davalıya markalarını ... ürününde de kullanma hakkını vermeyeceği, tüm bu nedenlerle davalıların eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalılar "..." esas unsurlu markaları ... ürününde 2001 yılından bu yana kullandıklarını ve davacının dava tarihine kadar sessiz kalmakla hak kaybına uğradığını savunmuşlarsa da, davacının cevaba cevap dilekçesinde; davacının davalıların marka kullanımlarını Beşiktaş 11. Noterliği'nin 19/08/2010 tarihli ve ... Yevmiye numaralı ihtarname tarihinde öğrendiğini beyan etmiş, davalıların ürünlerinin havaalanlarında gümrüksüz bölgede satışa sunulmaları nedeniyle davacının marka kullanımından haberdar olmayabileceği, davacının bu iddiasının aksine daha önce davalıların marka kullanımından haberdar olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davalıların markalarının "..." emtiası için tescilsiz olarak kullanıldığı, davalı ...A.Ş.'nin 2010 yılında ... emtiasında kapsayacak şekilde marka tescil başvurusu yapması üzerine davacının bu başvurulara itiraz ettiği, davalı tarafça kendisine karşı açılan davaları sonuçlanana kadar takip ettiği, ayrıca davalıya ihtarname göndererek ... ürününde markaları kullanmamalarını ihtar ettiği, bu nedenle davalının marka tescişl başvurusu yaptığı 2010 yılından bu davanın açıldığı tarihe kadar sessiz kalmadığı, bu nedenle de hak kaybına uğramadığı sonucuna varılmıştır. Davacının dava tarihinde yalnızca tek bir işletmede ürün satışı yapması ve ticari hacmi dikkate alındığında, tazminat hesabı yapılırken davacıların gümrüksüz bölgede satışını yaptıkları ... ürünlerinin satışında davacının "..." markasının çok fazla etkili olmayacağı, nitekim alınan bilirkişi raporları ile de bu hususun tespit edildiği, markanın satışlara etkisinin ancak %2 olacağına dair bilirkişi tespitinin oluşa uygun olduğu, buna göre her üç davalının "..." markalı ... ticaretleri nedeniyle toplam 207.253,55 TL tazminat ödemeleri gerektiği, ancak asıl davada davacı tarafça yalnızca 10.000,00 TL tazminat talep edildiği, her ne kadar bilirkişi raporlarında davacının 556 sayılı KHK'nin 64. maddesi uyarınca talep ettiği fiili zararını ispatlayamadığına dair görüş bildirilmişse de, talep edilen tazminatın miktarı ve davalıların "..." markasını kullandıkları süre ve ürün satış miktarları dikkate alındığında davacının her halükarda 5.000,00 TL fiili zararının mevcut olacağı, yoksun kaldığı karın ise talep edilen 5.000,00 TL'den fazla olduğu anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak asıl davanın kabulüne, yargılama sırasında davalıların ... ürünleri üzerinde "..." esas unsurlu markaları kullanmaya son verdiklerinden, tecavüzün ref'i talebi konusuz kalmakla bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ancak davacı dava açmakta haklı olduğundan, bu taleple ilgili yapılan yargılama giderlerinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili birleşen davayla ilgili dosyaya sunduğu ıslah dilekçesi ile 207.253,55TL maddi tazminatın asıl davayla mükerrer tahsilat olmamak kaydıyla ödenmesini talep ettiğini bildirmişse de, talebin azaltılması ve daraltılması niteliğindeki bu beyanın ıslah niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı birleşen davada asıl davada alınan bilirkişi raporuna atıf yaparak 207.253,55 TL maddi tazminat talep etmişse de, asıl davada bu tutarın zaten 10.000,00 TL'lik kısmı için talepte bulunmuş olduğundan, 10.000,00 TL'lik tazminat talebinin derdestlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Yine davacı birleşen davada Marka hakkına tecavüzün meni ve ref'ine karar verilmesini talep etmişse de, birleşen davanın asıl davaya ek dava olarak açıldığı, asıl davanın açıldığı tarihten sonraki bir marka tecavüzü iddiasında bulunulmadığı, bu nedenle bu talebin de derdestlik nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmıştır.Alınan bilirkişi raporu ile davalıların "..." markasını kullanmak suretiyle elde ettikleri gelirin 207.253,55 TL olduğu, davacının bu kadar tazminat ödenmesini talep etmekte haklı olduğu, asıl davada kabul edilen 10.000,00 TL maddi tazminat mahsup edildikten sonra 197.253,55 TL tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak; Asıl davanın Kabulüne, davalıların "..." markasını ... ürünlerinde kullanmak suretiyle davacının 2003 02125 tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiklerinin tespitine, Marka haklarına tecavüzün menine, Marka hakkına tecavüzün refi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Marka hakkına tecavüzün meni ve refi davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine, 10.000,00 TL maddi tazminat talebinin derdestlik nedeniyle usulden reddine, 197.253,55 TL maddi tazminatın 19/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin marka ihlali tespitine bir itirazları olmadığını, maddi tazminatın 556 sayılı KHK’nın 66/2-b maddesi uyarınca davalıların ... markalı ürünlerde elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanması gerektiğini, davalıların ticari faaliyetinin pek çok ürünü ve hizmeti kapsadığını, bilirkişi raporlarında yer alan “markanın satışlara etkisi” şeklindeki %2’lik oranın bilimsel dayanaktan yoksun ve sübjektif olduğunu, davalıların sadece ... değil çikolata gibi diğer emtialardan elde ettiği kârların ve basın yayın organlarında beyan ettikleri yüksek satış rakamlarının hesaplamaya dahil edilmediğini, davalıların kazancı 12.09.2021 ve 10.05.2022 tarihli raporlarda belirtilen miktardan çok daha yüksek olduğunu, 10.05.2022 tarihli rapordaki çelişki ve eksiklikler giderilmediğini, davalıların ihtarnameye rağmen haksız kullanıma devam ederek fahiş kazanç sağladıklarını ve hükmedilen düşük tazminat miktarının marka tecavüzünü meşrulaştırarak hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdüğünü, KHK 66/b hükmüne göre tazminat talebinde net kar ölçütü kabul edilmesi gerektiğini, mahkemenin tazminat hesaplaması ve düşürülen tazminat miktarı davacı müvekkilinin marka haklarının ihlaline meşruiyet kazandırdığını, mahkemece verilen kararının asıl ve birleşen davalar yönünden verilen tazminat kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... A.Ş (Yeni unvan: ... ... A.Ş) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müvekkil şirket yönünden husumet nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu “...’...” markalı ürünlerin diğer davalı ...A.Ş. tarafından müvekkile ürettirildiğini ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından satıldığını, müvekkilinin söz konusu üretimi gerçekleştirdiği sırada ilgili markayı araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının zarara uğramadığını, bu nedenlerle ve resen gözetilecek sebeplerle davanın reddine karar verilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararı ile; davalı/ birleşen davalı .... A.Ş'nin (Yeni unvan: ... A.Ş) birleşen dava yönünden bir haftalık kesin süre içinde istinaf harcının tamamlanmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 344.maddesi uyarınca birleşen dava yönünden mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu kez işbu karara karşı, davalı ... A.Ş (Yeni unvan: ... A.Ş) vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından gönderilen muhtıranın Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda geçerliliği bulunmadığını, tebligatın anılan Kanun hükmüne uygun olmadığından, buna dayanılarak birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete karşı ikame edilen marka tecavüzü davasında mahkemenin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek davada arabuluculuk şartının gerçekleşmediğini, davacının haksız fiilin sona ermesinden altı yıl sonra dava açması nedeniyle taleplerin zamanaşımına uğradığını, asıl davada KHK 64. madde hükmü uyarınca talep edilen tazminat ile ilgili bir karar verilmediğini, ceza zamanaşımı uygulanmasının hatalı olduğunu, aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağı kuralının ihlal edildiğini, mahkemenin davacının tazminat taleplerini ayrıştırmaksızın talep aşımı yaparak karar verdiğini, faiz başlangıç tarihinin zararın doğmadığı ihtarname tarihine çekilmesinin hatalı olduğunu, hükmün infazda tereddüt yaratacak şekilde kurulduğunu, müvekkilinin davacıdan önceki tarihlerde markayı şekerleme ürünlerinde tescilli ve fiili olarak kullandığını, lokumun şekerleme cinsi olması sebebiyle tescil kapsamının bu ürünleri de koruduğunu, müvekkilinin tescilli marka kullanımı marka ihlali ve haksız rekabet yaratmadığını, davacının müvekkilinin on dört yıla varan kullanımlarına sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, ihtarname çekilmesinin davanın açılmadığı sürece sessiz kalma ilkesini kesmeyeceğini ve gümrüksüz satış mağazalarındaki faaliyetin davacının müşteri portföyü ile çakışmaması nedeniyle yoksun kalınan kazanç şartlarının oluşmadığını, tazminat koşulları oluşmadığını, müvekkilinin ...'S markalı ... satışı, davacının herhangi bir kar/kazanç kaybına sebep olmadığını, mahkemece hükmedilen tazminatın davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket davaya konu markalı ürünleri davalı Unifree’den satınalarak satışını yaptığını, davacı 7,5 yılı aşkın süre içinde ...’S markasının ... mallarında kullanılmasına itiraz etmeyip sessiz kaldığını, davacının 14 yıl sonra huzurdaki davayı açmısı kötüniyetli olduğunun ve kazanç elde etme gayesi ile hareket ettiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, bu husus mahkemece dikkate alınmadığını ve hatalı olarak değerlendirildiğini, müvekkilinin dava konusu markaya ilişkin kullanımı davacı tarafından davanın ikame edilmesinden önce son bulduğunu, mahkemece zamanaşımı itirazlarının, ceza zamanaşımının 8 yıl olması gerekçesi ile reddedildiğini, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemece faiz başlangıç tarihi hatalı olarak belirlendiğini, davacının iddialarının aksine diğer davalı adına tescilli markanın kullanımı hukuka aykırılık teşkil etmediğini, bilirkişilerin önceki 23.03.2021 tebliğ tarihli Kök Rapordaki görüşlerinde yer alan marka kullanımının faaliyet karlarına olan katkısının %25 olan tespiti kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, önceki raporlarda yer verilen hesaplamalarda %20 kurumlar vergisi değeri kârdan düşüldüğünü, ilgili raporda yapılan hesaplamada kurumlar vergisi hesaplanan kâr rakamından düşülmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın müvekkili aleyhine olan kısmı bakımından istinaf ettiklerini, davacının haksız ve mesnetsiz itirazlarını reddettiğini, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf isteminin hukuk aykırı olduğunu, davacının markasının davalılar tarafından kullanımı sebebiyle uğramış olduğu herhangi bir zarar bulunmadığını, davacının bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediği yönündeki istinaf sebebi asılsız olduğunu, davacı yargılamanın hiçbir aşamasında bu yönde bir talepte bulunmadığını, ıslah talebinin reddi üzerine davacı ek dava ikame ettiğini belirterek davacının istinaf isteminin reddini, mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davacıya ait ... tescil numarası ile tescilli "..." markasının davalılar tarafından iltibas oluşturacak şekilde ... ürününde kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i ile 10.000-TL maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Birleşen İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/224 esas sayılı davası ise davacıya ... tescil numarası ile tescilli "..." markasının davalılar tarafından iltibas oluşturacak şekilde ... ürününde kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen marka hakkına tecavüzün men ve ref'i ile 207.253,55-TL maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı/ birleşen dosya davacı vekili tarafından tarafların tüm ticari faaliyetleri üzerinden tazminat hesaplamasının yapılması gerektiğinden bahisle tazminat miktarının düşük hesaplandığı iddiası ile yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı/ birleşen dosya davalı ... A.Ş (Yeni unvan: ... A.Ş) vekili tarafından davanın zamanaşımına uğradığı, husumet itirazı kapsamında sorumluluğunun bulunmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ayrıca birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesinin HMK'nın 344.maddesi uyarınca istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına yönelik kararının usule aykırı olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı ... A.Ş vekili tarafından ve davalı ... A.Ş vekili tarafından birleşen davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, davaların zamanaşımına uğradığı, davada iki kez ıslah yapılamayacağına yönelik düzenlemenin ihlal edildiği, sessiz kalma sureti ile davacının hak kaybının olduğu, infazda tereddüt olduğu ve tazminat koşullarının oluşmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Bu kapsamda öncelikle usuli itirazların tetkik edilmesi gerekmiş olup birleşen dava yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de somut olayda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesi ile düzenleme altına alınan “Davaların yığılması” durumu söz konusu olup davanın; tecavüzün tespiti men ve refi istemleri ile maddi tazminat olmak üzere birden fazla asli talebi içerdiği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat davası arabuluculuğa tâbi ise de tecavüzün tespiti, men ve refi istemlerine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tâbi olmadığı, bu hâli ile arabuluculuğa tâbi olmayan bir talep ile birlikteki tazmin istemi yönünden de davanın arabuluculuk zorunlu dava şartına tâbi tutulamayacağı anlaşılmakla; usuli itirazın yerinde olmadığı saptanmıştır.Davalı/ birleşen dosyada davalı ... A.Ş (Yeni unvan: ... A.Ş) vekili tarafından birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesinin HMK'nın 344.maddesi uyarınca istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına yönelik kararının usule aykırı olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup davalı vekiline gönderilen harç tamamlama muhtırasında eksik harcın bir haftalık süre içinde dosyaya yatırılmasının istendiği, harcın dosyaya yatırılması mümkün olmayıp, harcın mahkeme veznesine yatırılmasının gerektiği, harcın yatırılması gereken yerin doğru gösterilmesinin, geçerli bir muhtıranın varlığının ve harcın süresinde yatırılmadığının kabulü için zorunlu olduğu, harç muhtırasının usulüne uygun olmadığı, bu nedenle harçların süresinden sonra yatırıldığından söz edilemeyeceği kanaatine varıldığından, davalı /birleşen dosyada davalı vekilinin süresinde ek karara yönelttiği istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 14.12.2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Davalılar tarafından asıl ve birleşen davayla ilgili zamanaşımı def'i ileri sürülmüş ise de asıl davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 70. maddesi ile birleşen davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan SMK'nın 157/1. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi için Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, buna göre tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerekeceği, davacıya ait markaya tecavüz eylemleri aynı zamanda suç teşkil ettiğinden, ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu, asıl dava yönünden zamanaşımının sona ermediği ancak birleşen dava tarihi (31.10.2022) yönünden geriye doğru 8 yıllık süre nazara alındığında 31.10.2014 tarihinden öncesine ilişkin eylemler yönünden zamanaşımının sona erdiği tespit edilmiştir. Marka tescil kayıtları kapsamında görüldüğü üzere; davacının 29/01/2003 başvuru tarihli, ... tescil tarihli, 2003/02125 numaralı "..." markasının 29, 30, 42. sınıflarda "Şekerlemeler, lokumlar, helvalar, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolatalar, çikolata ürünleri, çikolata veya şekerle kaplanmış ürünler" emtiasında tescilli olduğu, 29/01/2013 tarihinde 10 yıllığına yenilendiği tespit edilmiştir. ... tescil numaralı "...'..." markasının "şekerlemeler, çikolatalar çikolatalı ürünler, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler" emtiası da dahil 29 ve 30. sınıflarda, ... tescil numaralı "...'..." markasının 29 ve 30. sınıflarda 18/07/2002 tarihinde davalı ... A.Ş adına tescil edildiği, işbu markaların kapsamında "..." emtiasının yer almadığı, davalının 2010/15772 ve ... numaralı "...'...", “...'...” markalarının "..." emtiası için tescil başvurularının davacının itirazı neticesinde reddedildiği görülmüştür. Ankara 1. FSHHM'nin 2012/78 esas, 2013/57 karar sayılı dosyası kapsamında; davalı ... A.Ş. tarafından davacı Belgin Karaağaç ve TPE aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/18536 esas, 2014/10294 karar sayılı kararı ile bozulduğu, yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesinin 2015/241 esas, 2015/317 karar sayılı kararla davanın reddine karar verdiği, Yargıtay 11. HD'nin 2016/4064 esas, 2017/5979 karar sayılı ilamı ile Ankara 1. FSHHM'nin 2015/241 esas, 2015/317 karar sayılı bozma sonrası davanın reddine ilişkin kararının onandığı, Yargıtay 11. HD'nin 2018/576 esas, 2019/5731 karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddi ile 24/09/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Yine Yargıtay 11. HD'nin 2015/8503 esas, 2016/2233 karar sayılı ilamı ile Ankara 3. FSHHM'nin 2012/57 esas, 2014/64 karar sayılı davanın reddine ilişkin kararın onandığı ve karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek 01.03.2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dolayısıyla kesinleşen işbu hükümler ile dosya kapsamındaki deliller ışığında; ... sayılı "...'..." ve... sayılı "...'..." markalarının sahibi olan davalı ...A.Ş. tarafından dava konusu markayı içerir ... ürünlerinin davalı..... A.Ş.'ye ürettirildiği ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından satıldığı tarafların kabulünde olmakla ihtilafsız olup tacir olan davalıların basiretli bir tacir gibi davranarak ürettiği ve sattığı ürünlerin başkasının sınai mülkiyet haklarına tecavüz edip etmediğini araştırmakla yükümlü olduğu gibi davalılar ...A.Ş. İle ... ürünlerini üreten davalı..... A.Ş.'nin yetkili/ ortakları aynı olmakla organik bağın bulunduğu, bu nedenle davalıların markaya tecavüz eyleminde müteselsilen sorumluluklarının mevcut olduğu anlaşılmakla, husumet itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Nitekim davacının "..." emtiasında tescilli "..." markası ile davalıların kullandıkları markalar karşılaştırıldığında, her iki tarafın markasında da esas unsurun "..." ibaresi olduğu, davalıların markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin "Gizli" ve "..." anlamına gelen İngilizce kelimeler oldukları, tanımlayıcı nitelikteki bu kelimelerin markaları farklılaştırmaya yetmediği, ... alıcısı olan tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olup, davalıların markalarını gördüklerinde, davacının seri markaları olduklarını düşünebilecekleri, bu şekilde ürünler ve taraflara ait işletmeler arasında bağlantı kurabilecekleri, bu durumun davalıların kullandıkları markalar ile davacının markası arasında iltibasa sebebiyet vereceği tespit edilmiştir. Davalı ...A.Ş.'nin markalarının "..." emtiası için tescilli olmadığı gibi davacı aleyhine açılan davaların reddine karar verildiği ve işbu kararların kesinleşmekle kuvvetli delil teşkil ettiği nazara alınarak davalının markalarının "şekerlemeler ve şeker ve çikolata ile kaplı ürünler" için tescilli olmasının davalıya markalarını ... ürününde de kullanma hakkını vermeyeceği anlaşılmış olup davalıların eyleminin davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalılar tarafından, "..." esas unsurlu markaları ... ürününde 2001 yılından bu yana kullandıkları ve davacının dava tarihine kadar sessiz kalmakla hak kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için öncelikle marka sahibinin, markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekmektedir. Olayın şartlarına göre markasının başkası tarafından kullanıldığını bilemeyecek durumda olanlar için sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için marka sahibinin üçüncü kişinin tescil veya kullanımına belirli süre sessiz kalmış olması gereklidir. SMK'nın m. 25/6’da hükümsüzlük davaları için 5 yıllık süre belirlenmiş ise de ihlal davaları için saptanan bir süre olmadığından her somut olayın özelliklerine göre TMK m. 2 kapsamında inceleme yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davalılar tarafından, davaya konu markasal kullanımı, davacının bildiği yahut bilmesi gerektiği tarihin tespitine olanak verecek şekilde ispata elverişli delillerin sunulmadığı, davalı tarafça ... ürünlerinin hava alanlarında gümrüksüz bölgede satışa sunulduğu, davacı tarafça sunulan faturalardan ise, davacının ürünlerini otellere sattığı, davacının davalı tarafın markasal kullanımlarını bildiği yada bilmesi gerektiğinin ispatlanamadığı, markasal kullanımı davacının öğrendiği tarihi, davacının keşide ettiği Beşiktaş 11. Noterliğinin 19/08/2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin dışında, gösterecek bir delilin bulunmadığı, davacı tarafça davalının marka başvurusuna itiraz edildiği, davalı tarafça kendisine karşı açılan davaları takip ettiği, böylece 2010 yılından, davanın açıldığı tarihe kadar davacının sessiz kalmadığı anlaşılmakla, aksi yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Dava kapsamında iki kez ıslah işleminin yapıldığı, bu durumun kanuna aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de asıl dava kapsamında tahkikatın bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildikten sonra, davacı vekilinin 27.09.2022 tarihli ıslah dilekçesini dosyaya sunarak dava değerini 207.253,55 TL olarak ıslah ettiğini beyan ettiği, ancak mahkemece tahkikat aşaması bittikten sonra ıslah yapılamayacağından, ıslah talebinin reddine karar verildiği, 31.10.2022 tarihli dilekçesi ile ıslah harcının iadesini talep ettiği ve mahkemece iade edildiği, davacının bu kez davalılara karşı birleşen davayı ikame ettiği, 207.253,55 TL maddi tazminat talep ettiği ve her iki davanın birleştirildiği, birleşen davayla ilgili dosyaya sunduğu 29.12.2022 tarihli dilekçesi ile 207.253,55 TL maddi tazminatın asıl davayla mükerrer tahsilat olmamak kaydıyla ödenmesini talep ettiği görülmekle yargılamada iki kez ıslah işlemine cevaz verildiğini gösterir bir durumun mevcut olmadığı anlaşılmıştır.Tazminat hesabına yönelik taraf vekillerinin itirazlarının tetkikinde; davacı tarafça tarafların tüm ticari faaliyetleri üzerinden tazminat hesaplamasının gerektiği ve tazminatların düşük belirlendiği ileri sürülmüş ise de davacı tarafın talebinin asıl davada kısmi olarak ileri sürülmekle birlikte ek dava açarak tazminat miktarını sınırladığı,dolayısıyla tazminatın yüksek belirlenmesinin gerektiği istemine cevaz verilemeyeceği , birleşen davada reddedilen kısmın 10.000 TL olduğu ve karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırı olan 17.830 TL'nın altında kaldığı, görülmekle, davacı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı/ birleşen dosyada davalı şirketlerin tazminat yönündeki istinaf sebepleri irdelendiğinde; asıl dava yönünden davacının 5.000-TL fiili zarar, 5.000TL yoksun kalınan kâr yönünden talepte bulunmuş ise de KHK'nın 64. maddesine göre tecavüz eylemi nedeni ile fiili zarara uğranıldığını gösterir deliller mevcut olmadığından, asıl dava yönünden 5.000-TL yoksun kalınan kârın tazminine karar verilmesi gerekirken 10.000-TL maddi tazminata hükmedilmesi isabetsiz görülmüştür. Ayrıca birleşen dava yönünden 31.10.2014 tarihinden öncesine ilişkin eylemler zamanaşımına uğradığından dolayı 31.10.2014 ilâ 07.12.2016 (asıl dava tarihi) tarihleri arasında gerçekleşen 2 yıl, 1 ay, 7 günlük ihlal süresi için tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde 207.253,55-TL maddi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu kapsamda bilirkişi raporlarında hesaplanan toplam tazminat miktarı üzerinden (1 yıllık tazminat 29.761,68-TL, 2 yıllık tazminat 59.523,37-TL, 1 aylık tazminat 2.480,14-TL, 7 günlük tazminat 578,69-TL olmak üzere) toplam 62.582,21-TL maddi tazminata karar verilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalı/ birleşen dosyada davalı şirketlerin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''1-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalıların "..." markasını ... ürünlerinde kullanmak suretiyle davacının 2003 02125 tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiklerinin tespitine, marka haklarına tecavüzün menine, marka hakkına tecavüzün refi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, -5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE, -Marka hakkına tecavüzün meni ve refi davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine, -10.000,00 TL maddi tazminat talebinin derdestlik nedeniyle usulden reddine, -62.582,21 TL maddi tazminatın 31.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı/birleşen dosyada davacı vekilinin vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı/birleşen dosyada davalı şirketlerin vekillerinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/02/2023 tarih, 2016/208 E., 2023/31 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-1-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE, 3/1-a-Davalıların "..." markasını ... ürünlerinde kullanmak suretiyle davacının 2003 02125 tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiklerinin tespitine, marka haklarına tecavüzün menine, marka hakkına tecavüzün refi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 3/1-b-5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3/2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE, 3/2-a-Marka hakkına tecavüzün meni ve refi davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine, 3/2-b-10.000,00 TL maddi tazminat talebinin derdestlik nedeniyle usulden reddine, 3/2-c-62.582,21 TL maddi tazminatın 31.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; A-Asıl davaya yönelik A/1- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 732,00TL, maddi tazminat davası yönünden 732,00 TL olmak üzere toplam 1.464,00 TL karar harcından peşin alınan 10.730,06 TL'den mahsubu ile fazla alınan 9.266,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, A/2-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 712,30 TL harç, 7.700,00 TL bilirkişi ücreti, 1.095,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 9.507,90 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 7.130,92 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, A/3-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 1.295,40TL posta gideri, 5.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.195,40'den davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.798,85 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, bakiye giderin davalılar üzerinde bırakılmasına, A/4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, A/5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, A/6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, A/7-Davacı tarafından değişik iş dosyasında yapılan 1.066,00 TL tespit giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, B-Birleşen davaya yönelik ; B/1- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.274,99 TL karar harcından peşin alınan 3.539,38 TL'nin mahsubu ile 735,61 TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, B/2-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 135,00 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 40,50 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, B/3-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, B/4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, B/5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre usulden reddine karar verilen markaya tecavüzün meni ve refi davası davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, B/6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı/birleşen dosyada davalı şirketler tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı/birleşen dosyada davalı şirketler tarafından yapılan 5.597,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 240,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.837,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı/ birleşen dosyada davalı şirketlere verilmesine, 5/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026