T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/947 - 2026/370 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/947 KARAR NO : 2026/370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Kambiyo Senedinden Kaynaklanan Menfi Tespit BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Taraflar arasında g…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/947 - 2026/370 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/947 KARAR NO : 2026/370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Kambiyo Senedinden Kaynaklanan Menfi Tespit BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında müvekkili şirkete ait fabrika çatısının, üstüne kurulacak olan güneş enerjisi panellerine dayanıklı olmamasından dolayı çatı yenilemesinin yapılması için 29.06.2022 tarihinde çatı malzemesi alımı ve montaj sözleşmesi imzalandığını, söz konusu işin bitirme karşılığı olarak; ....... tarih, .....TL bedelli, ..... sayılı, ..... tarih, ...... TL bedelli, 9398834 sayılı, ..... tarih, .....TL bedelli, .....sayılı,..... tarih, ....TL bedelli,.... sayılı, ve .... tarih, 194.262,28 TL bedelli, ... sayılı .......adet çekin müvekkili tarafından ciro edilerek davalıya teslim edildiğini, ancak davalı şirketin 30 gün içerisinde montaj dahil işi bitirme taahhüdünde bulunmasına karşılık sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediği gibi bu edimleri yerine getirmek için herhangi bir çalışma içerisinde olmadığını, davalı şirket yetkililerinin sözleşmenin imzalanmasından sonra sürekli olarak müvekkili şirketi oyalama ve zaman kazanma gayreti içine girdiklerini, davalı şirket tarafından herhangi bir edim yerine getirilmediği halde.... tarihli, ......TL bedelli ve ..... sayılı çekin ...... tarihinde bankaya ibraz edilerek bedelinin tahsil edildiğini, kalan ..... adet çekin vadelerinin ise yakın tarihlerde bulunduğunu, müvekkilinin çevreden aldığı duyumlarda davalı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcunun bulunduğunu, müvekkili tarafından ciro edilen çeklerin davalı şirket tarafından önceki borçlarına karşılık mal alımı yaptıkları fabrikaya teslim ettiklerini öğrendiğini, müvekkili şirketin artan elektrik ve enerji ihtiyacının tamamını karşılayabilmek için davalı ile sözleşme imzalanmasına karşın davalı tarafından taahhütlerin yerine getirilmemesinden dolayı müvekkilinin her ay çok ciddi elektrik faturası ödemekte olduğunu, bu durumun müvekkilini maddi açıdan oldukça etkilediğini, taahhüt edilen işin zamanında yapılmamış olması nedeniyle ve işin bir an önce bitirilmesi amacıyla müvekkilinin 3. kişilerle yeniden iş görüşmeleri yapmak zorunda kaldığını belirterek müvekkilinin;..... tarihli, .... bedelli,...... sayılı, ..... tarihli, ..... TL bedelli, ......ayılı, ..... tarihli, ....... TL bedelli, ...... sayılı ve ..... tarihli, ..... TL bedelli, .....sayılı toplam tutarı ...TL olan çeklerden dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında 29.06.2022 tarihli proses sözleşme düzenlendiği, sözleşme uyarınca davalı tarafından davacıya 4.348,40 m2 çatı paneli temin edileceği, sözleşme bedeline montaj ve nakliyenin dahil olduğu, sözleşme bedelinin 89.000,00 USD olduğu, sözleşme esnasında kurun 16,50 TL'den hesaplandığı, kurun 17,00 TL'nin üzerine çıkması halinde kalan farkın davacı tarafından ödeneceği, kurun 16'nın altına düşmesi halinde kalan farkın davalı tarafından ödeneceği, sözleşme esnasında ......TL'lik çekin teslim edildiği, söz konusu çeklerin ......tarih, ..... TL bedelli, ...... tarih, ......TL bedelli, ..... tarih, ...... TL bedelli,...... tarih, ......TL bedelli, ..... tarih, ......TL bedelli çekler olduğu, ayrıca sevkiyat öncesinde ..... TL'nin nakit olarak verileceği, kalan ödemenin montaj aşamasında hesaplanıp verileceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından dava dilekçesinde 31.08.2022 tarihli çekin bankaya ibraz edilerek ödendiği, ....... keşide tarihli çeklerin henüz ödenmediği belirtilerek iş bu ödenmeyen çekler yönünden davacının borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, söz konusu çeklerin ilgili bankalardan sorulduğu, .......tarihli çekin ödendiği, banka tarafından ibraz edilen çek örneğinde çekin davacı tarafından cirolanarak davalıya verildiği, davalı tarafından da çekin cirolanarak 3. kişiye verildiği ve çekin ödendiği, diğer çeklerin halen ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, davacı tarafından taraflar arasında sözleşme imzalandığı ve bu sözleşme uyarınca çeklerin davalıya verildiği, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından sözleşmeye konu işin usulüne uygun yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile ödenen..... ödeme tarihli,...... seri numaralı çek bedeli olan ....TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ...... ödeme tarihli, ..... seri numaralı, .....TL bedelli çek, ..... ödeme tarihli, ...... seri numaralı .... TL bedelli çek ve ...... ödeme tarihli,..... seri numaralı .....TL bedelli çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; müvekkiline yapılan bir tebligat bulunmadığını, ilgili tebligatların ya usulüne uygun yapılmadığı ya da yapılan tebligatların e-tebligatlarda yaşanması muhtemel olan teknik arızalardan dolayı müvekkili şirkete ulaşmadığını, bu nedenle müvekkilinin huzurdaki davayı takip edemediğini, cevap ve delillerini bildiremediğini, sözleşme kapsamında edimlerin yerine getirildiği hususunun yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini, müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, sözleşmeye konu ürünlerin 17.09.2022 ve 18.09.2022 tarihlerinde olmak üzere ...... iline gönderildiğini, teslimatın yargılama aşamasında yapıldığını, davacı şirketin de bu teslimattan bilgisi olduğunu, ancak kötü niyetli hareket ederek bu hususu İlk Derece Mahkemesine bildirmediğini, dolayısıyla ürün teslimi ile birlikte müvekkilinin ödeme için aldığı çeklerde herhangi bir hukuki ihtilaf kalmadığını ve davanın konusuz kalması dolayısıyla reddi gerektiğini, aksi yönde kabulün davacı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, müvekkilinin teslimatı yerine getirmiş olmakla davacıya 29.11.2022 tarihinde fatura düzenlediğini, ilgili faturanın davacı şirkete ulaştığını, davacı tarafından fatura ve içeriğine itiraz edilmediğini ve ihtirazı kayıt düşülmediğini, ilgili faturanın da yargılama aşamasında düzenlendiğini, Mahkeme tarafından ticari bir davada muhasebe ve ticari defter kayıtları incelenmeden ve hiçbir hukuki delile dayanmadan karar verilmiş olmasının hukuki bir eksiklik olduğunu, davada ispat yükü davacı üzerinde olmasına rağmen Mahkemece herhangi bir hukuki araştırma yapılmadan, bilirkişi incelemesi ve ticari defterler incelemeden, kesin delil niteliği oluşturan, hukuki bir delile dayanmadan sadece ispat yükünün davalı müvekkiline ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşme nedeniyle dava konusu çeklerin teslim edildiğinin kabul edildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesinin yaptığı tek araştırmanın çeklerin ödenip ödenmediğine ilişkin bankalara müzekkere yazmak olduğunu, davacı tarafından dosyaya yalnızca taraflar arasında imzalanan sözleşme sunulduğunu, bunun dışında herhangi belge sunulmadığını, sadece sözleşme ediminin yerine getirilmediği iddiası ile davacının soyut beyanından başkaca herhangi bir delil bulunmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 72. maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında 29.06.2022 tarihli çatı paneli satış ve montajına ilişkin Proses Sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre davalının, davacı için 4.348,40 metre kare alan için çatı paneli satışı ve montajı işini üstlendiği, montaj dahil olacak şekilde işin bitirilme süresinin 30 gün olduğu, iş bedelinin 89.000,00 USD olarak belirlendiği, davacının iş karşılığında davalıya 0080057 sayılı, 31.08.2022 tarihli, 194.262,28 TL bedelli, 9398834 sayılı, ...... tarihli, ..... TL bedelli, ...... sayılı, ..... tarihli, ..... TL bedelli, ......sayılı, .....tarihli,...... TL bedelli ve...... sayılı, .... tarihli, ......TL bedelli olmak üzere toplam ..... TL bedelli 5 adet çek verildiği, ayrıca sevkiyat öncesinde ..... TL nakit ödeme yapılacağı ve kalan bedelin ürünlerin tesliminden sonra montaj aşamasında yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının davalıya verilen çekler karşılığı işin yapılmadığı iddiasıyla eldeki borçlu olmadığının tespiti istemli davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, sözleşme gereği davalıya verilen toplam 5 adet çekten..... sayılı, .....tarihli, .....TL bedelli çekin 31.08.2022 tarihinde bankaya ibraz edilerek bedelinin tahsil edildiği belirtilerek bu çek dışında kalan ..... sayılı, 15.09.2022 tarihli, .....TL bedelli,..... sayılı, .... tarihli, ..... TL bedelli, ..... sayılı, ..... tarihli, ...... TL bedelli ve ..... sayılı, ..... tarihli, ..... TL bedelli çekler yönünden menfi tespit davası açılmış, Mahkemece bankalara yazılan yazı cevaplarına göre dava konusu olan ..... sayılı, ...... tarihli, .... TL bedelli çekin ibraz edildiği ve ödendiği bilgisinin verilmesi dolayısıyla bu çek bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer çekler yönünden ise davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde müvekkiline dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edilmediği, bu nedenle davaya cevap verilemediği iddia edilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanununun Elektronik Tebligat başlıklı 7/a-1. maddesinde "Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci fıkra kapsamı dışında gerçek ve tüzel kişilere, talepleri halinde elektronik tebligat adresi verilir. bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır." düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda; dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalı şirkete 24.09.2022 tarihinde Tebligat Kanununun 7/a-2. maddesi uyarınca elektronik tebligat yoluyla usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesine göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bununla birlikte borçlu; kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında bedelsizlik iddiasının ispatı yönünden genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı dava konusu çeklerin davalı ile davacı arasındaki satım ve montaj işi dolayısıyla verildiğini, ancak davalının edimini yerine getirmediğini, bu sebeple anılan çekler nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Davalı ise davaya cevap vermeyerek dava dilekçesinde yer alan iddiaları inkar etmiş durumdadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olayda; borçlu olmadığına dair iddiada bulunan davacının bu çekler dolayısıyla borçlu olmadığı yönündeki iddiasını, diğer bir deyişle taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya verdiği çeklerin karşılığı olan satım ve montaj işinin davalı tarafından ifa edilmediği iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince ispat yükünün davalı üzerinde olduğu şeklindeki hatalı kabul ile davalı tarafından işin yapıldığı hususu ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu halde Mahkemece davacının, davalı tarafından üstlenilen edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsiz olduğu iddiasının ispatı yönünden ilgili bankalara yazı yazılarak davaya konu çeklerin ibraz edilip edilmediği, davacının vergi dairesine bildirdiği BA formlarının istenildiği, ancak dava dilekçesinde dayanılan diğer delillerin toplanmadığı anlaşılmakla; eldeki menfi tespit davasında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözetilerek davacının iddialarını ispata yarar diğer deliller toplanılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekli iken ispat yükünün davalı üzerinde olduğu yönündeki hatalı şekilde kabul ile eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz görülmüştür. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, toplam 12.899,94 TL peşin istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesinde istinaf kanun yoluna başvuran davalıya İADESİNE, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2026