İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti'nde mukim olup başta temizlik aletleri olmak üzere akıllı elektrikli aletlerin üretimi, pazarlaması ve satışını yaptığını, müvekkil ürettiği ve piyasaya sunduğu tüm ürünleri üzerinde, ticaret unvanınd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1120 KARAR NO : 2025/1636 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 27/04/2023 NUMARASI : 2022/112 E. - 2023/92 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti'nde mukim olup başta temizlik aletleri olmak üzere akıllı elektrikli aletlerin üretimi, pazarlaması ve satışını yaptığını, müvekkil ürettiği ve piyasaya sunduğu tüm ürünleri üzerinde, ticaret unvanında da yer alan "..." markasının ilk harfi olan "H"nin logo olarak kullanıldığını, markanın 50'den fazla ülkede satış yaptığını, tüketiciler tarafından tanındığını, markanın 2019 - 2020 yılları başında Türkiye pazarına girdiğini, markasını 7. sınıf malları tescil ettirmek için Türk Patent'e başvurduğunu ancak başvurusunun 2.11.2020 başvuru tarihli 2020/140257 numaralı şirket adına 7 ve 35.sınıflara dahil mal ve hizmetlerde tescilli marka nedeni ile 6769 sayılı SMK nun 5/1-ç hükmü uyarınca reddedildiğini, bu nedenlerle müvekkili şirketin kadim ve gerçek hak sahibi olduğu "...+şekil", "..." markası ve dahi ticaret unvanının çekirdek unsuru "..." ile benzer olan karıştırılma ihtimali bulunan davalı adına tescilli 2020/140257 numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin uzun yıllardan beri kendi markasını kullandığını, marka tescilini daha sonradan gerçekleştirdiğini, davacı markasının sınırlı ürünü ifade etmekteyken müvekkilinin markasının çeşitli sınıf ve ürünleri ifade ettiğini, daha kapsayıcı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin iç piyasada ticaretini yaptığı ürün ve ürünlerin davacının ürünleri ile herhangi bir benzerliği bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2020/140257 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili uzun yıllardır kendi markasını kullandığını ve daha sonradan tescil ettirdiğini, davacı sadece 7. Sınıf için tescil yaptırmışsa da müvekkili markasının 7,35,9,28. Sınıf mallarda da markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin markası ile davacının markasının karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkilinin tescilinden önce Türkiye pazarında yer edinmediğini, davacı tarafından sunulan çoğu linkin Türkiye pazarından olmadığını, söz konusu içeriğin Türkiye’de satış faaliyetleri kapsamında olmadığı tespiti ile birlikte, söz konusu içeriğin yayınlanma tarihi 31.07.2020 olarak tespit edildiğini, Türkiye'de tespiti yapılan ürünler müvekkilinin tescil tarihinden sonra olduğunu, davacı yan gerçek hak sahibi olmadığı gibi ayırt edici olarak da tanınmadığını, ürünün satışında yüzlerce yorumdan çok az sayıda yorum da davacıdan bahsedildiğini, davacının Türkiye pazarında yer edindiği ve bilindiği iddiasının gerçek dışı olduğunu müvekkili davacının sattığı ürünlere benzer bir ürün satmadığı gibi bir sürü sınıf ürün için markasını tescil ettirmesi kötü niyetli olmadığını, gerçek hak sahibi olduğunun ispatı olduğunu, müvekkili 28. Sınıf ürünler için de markasını tescil ettirdiğini, bu ürünlerin oyuncak, hayvan için oyuncak, oyun parkı için oyuncaklar vs olduğunu, bu ürünlere bakıldığında cam silme robotunun akla gelmeyeceğini, davacı müvekkili şirketin ... Ltd. Şti. ve ... Elektrik Elektronik işletme unvanlı gerçek kişi işletmesi her türlü elektrik ve elektronik cihazların internet ortamı dahil pazarlama, alım, satım, ithalat, ihracat konuları ile iştigal ettiğini, davacı şirket ile aynı ELEKTRİKLİ ve ELEKTRONİK ürünler sektöründe faaliyet gösterdiğinin açık olduğunu belirttiğini, müvekkili şirket iç piyasada birçok ürün çeşitliliği ile ticaret yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin iç piyasada ticaretini yaptığı ürün ve ürünlerin davacının ürünleri ile herhangi bir benzerliği bulunmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı adına tescilli 2022/140257 tescil nolu markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. avacı vekili , müvekkilinin Çin Halk Cumhuriyeti’nde yerleşik olup temizlik aletleri başta olmak üzere akıllı elektrikli cihazların üretimi, pazarlaması ve satışını gerçekleştirdiğini; müvekkilin tüm ürünlerinde, ticaret unvanında da yer alan “...” markasının ilk harfi olan “H” ibaresini logo olarak kullandığını, “...” markasının dünya genelinde 50’den fazla ülkede tanındığını, 2019-2020 yıllarında Türkiye pazarına giriş yaptığını ve markasını Türkiye’de 7. sınıf mallar için tescil ettirmek amacıyla yapılan başvurunun, davalı adına 02.11.2020 başvuru tarihli 2020/140257 sayılı marka tescili nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin “...+şekil” ve “...” markalarının kadim ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının markasının karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2020/140257 numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin uzun süredir kendi markasını fiilen kullandığını ve daha sonra yasal tescilini yaptırdığını ,davacı markasının yalnızca belirli ürünleri kapsadığını, buna karşılık müvekkilinin markasının daha geniş ürün ve hizmet sınıflarını içerdiğini ve bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kötü niyet iddiasının dayanaksız olduğunu, ayrıca müvekkilinin ticaretini yaptığı ürünlerin davacının ürünleriyle benzerlik taşımadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.12.11.2020 başvuru tarihli , 2020/140257 tescil numaralı "..." ibareli markanın 07 ve 35. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 02/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; “huttcleantech.com” alan adının 11.12.2020’da tescil edildiği, sitede ... ibareli ürün tanıtım/satışının yer aldığı ancak alan adı sahipliğine dair açık şirket bilgisinin bulunmadığı; davacının sunduğu bağlantılar incelendiğinde ... ibareli ürünlerin Türkiye’de satışına en erken 22.08.2020 tarihinde (Trendyol kullanıcı yorumu) rastlandığı ve 04.11.2020, 12.11.2020, 14.02.2021, 16.06.2021, 19.10.2021 gibi tarihlerde de satış/yorum verileri bulunduğu; bu bulgularla “...” işaretinin, davalının 12.11.2020 tarihli 2020/140257 numaralı marka başvurusundan önce Türkiye pazarında yer edinmeye ve kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmaya başladığı , SMK m.6/III kapsamında gerçek hak sahipliği şartlarının davacı lehine oluştuğu, ayrıca somut olgular itibarıyla davalının marka başvurusunun kötüniyetli sayılabileceği değerlendirilmiştir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğmakla birlikte istisnai olarak marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı ilkesi benimsenmiştir. Önceye dayalı kullanımla hak elde edilmesi gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Bu durumda marka hakkı tescilden önce doğar sonradan yapılan tescil kurucu değil açıklayıcı nitelikte olur. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. İşaret üzerinde hak elde edilmiş olması için ise ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Tescil ve korumada ise ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur.Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. İşaretin yurtdışındaki kullanımları, işareti kullanan kişiye yurtiçinde herhangi bir öncelik hakkı vermez. Somut olayda davacıya ait ...+ şekil markalı temizlik ürünlerinin bir çok satış platformunda tanıtım ve satışının yapıldığı, özellikle 07. Sınıfa dahil ... markalı cam silme robotu ürününün bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere 22.08.2020 tarihinden itibaren bir çok sitede satışının yapıldığı, davacının satışa sunduğu ... markalı ürünleri ile 07 ve 35 sınıfta Türkiye'de yoğun ticari faaliyette bulunduğu, ilgili sektörde ve hitap ettiği tüketici nezdinde bilinir hale geldiği , kullanımla ayırt edicilik kazanmaya başladığı , davalının ise davacı markasının aynısını ( üzerinde figüratif Büyük H harfi altında ... ibaresi yer alacak şekilde ) 12.11.2020 tarihli başvurusuyla adına tescil ettirdiği, ... ibaresinin Türkçe' de bir anlamı olmadığı, davacı markasının şekil unsuru ile birlikte aynısının tescil ettirilmesinin tesadüfi olamayacağı gözetildiğinde; davalının davacı markasından haberdar olduğu ve henüz Türkiye'de tescil edilmemiş olmasından istifade ile markayı adına tescil ettirdiği, davalının ayrıca dava konusu marka dışında 2022/029046 ... ibareli ve aynı şekil unsurunu içeren markayı 11ve 12. Sınıfta , yine 2021/15820 ... ibareli markayı 09 ve 28.sınıfta adına tescillere devam ederek tescil kapsamını genişlettiği, bu durumun marka yedeklemesi amacını taşıyan kötüniyetli bir başvuru olarak kabul edilmesi gerektiği, markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren , gerçek hak sahibinin davacı olduğu anlaşıldığından davalı markasının SMK 6/3, 6/9 ve 25 maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetlerde hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu , mahkemece bu gerekçeyle davanın kabulü kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu , istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1.maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih ve 2022/112 E., 2023/92 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025