T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1171 - 2026/123 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1171 KARAR NO : 2026/123 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece da…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1171 - 2026/123 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1171 KARAR NO : 2026/123 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili idare tarafından Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/241 Esas sayılı dosyasında ......... Şirketi aleyhine açılan davada Mahkemece davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere mehil verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; dava dışı şirketin, tasfiye sonucunda ticaret sicilden terkin edilmiş olduğu, şirkete karşı derdest dava bulunduğu, şirketin tasfiye işlemlerinin tam olarak sona ermediği, ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının gerektiği, bu nedenlerle TTK'nın 547/1. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle dava konusu olan şirketin ihyasına, ek tasfiye işlemleri için önceki tasfiye memuru davalı .......r'in tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı tasfiye memurunun usulüne uygun olarak tasfiyeyi gerçekleştirmediği, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu anlaşılmakla, ilgili davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan, aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; şirketin ihyası için davacının açık ve somut bir hukuki yararının bulunmadığını, şirketin feshi ve tasfiyesi süreci usulüne uygun olarak yürütüldüğünü, ileri sürülen alacakların tasfiye sürecinde henüz açılmamış ve kesinleşmemiş davalara dayandırıldığını, şirketin faaliyet konusunun kalmadığını, ihya kararı verilmesi halinde kapanmış defterlerin yeniden açılması, vergi, SGK, muhasebe, aidat ve benzeri mali yükümlülükler doğacağını, ortak sıfatı olmayan kişiler tarafından ek tasfiye talep edilmesi hâlinde yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğini ancak basit yargılama usulü ile yargılama yapıldığını, aynı dava konusu ve aynı taraflar arasında birden fazla davanın mevcut olduğunu, şirkete dava dilekçesinin tebliğ edilmediği halde davaya cevap vermediği belirtilerek aleyhlerine hüküm kurulduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, anonim şirketin tasfiyesi sonucu sicilden kaydının silinmesinden sonra, davacının mahkemece verilen mehil gereğince açmış olduğu şirket tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. Dosya kapsamından ..........Şirketi'nin 14/12/2023 tarihli genel kurul kararı ve 14/12/2023 tarihli 2023/004 sayılı yönetim kurul kararı ile tasfiye kararı alındığı, 21/12/2023, 29/12/2023, 08/01/2024 tarihlerinde alacaklılara 3 ayrı kez ticaret sicil gazetesinde ilan yaptırılmak suretiyle çağrı yapıldığı, ilan üzerine 25/04/2024 tarihli genel kurul kararı ile 25/04/2024 tarihinde terkininin yapıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın ''Şirket unvanının sicilden silinmesi'' başlıklı 545. maddesine göre, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. Bu istem üzerine silinme tescil ve ilan edilir. Yine 6102 sayılı TTK'nın ''Ek tasfiye'' başlıklı m. 547 hükmüne göre ise, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme, bu istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. TTK'nın 547. maddesinde ek tasfiyeye ilişkin herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Pulaşlı Hasan; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122). 6100 sayılı HMK'nın m. 114(1)-d hükmünde açıkça düzenlendiği üzere, dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava şartları davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken şartlarıdır. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her gerçek ya da tüzel kişi bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 588. maddesine göre limited şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline tescil edilmiş olmaları şartına bağlıdır. Mahkemelerde açılan davalarda şirketin temsili ve verilecek kararın infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescili zorunludur. Şirketlerin tasfiye kapanışı yapılarak sicildeki kaydı silinmiş olsa bile tüzel kişiliğinin sona erdiğinin hukuki açıdan kabul edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmış olması gerekmekte olup derdest dava mevcut iken şirketin terkin edilmesi halinde tasfiye işlemlerinin eksiksiz bir şekilde tamamlandığından söz edilemeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2015 tarih ve 2015/1277 E., 2015/1886 K. sayılı ilamı). Somut olayda; Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/241 Esas sayılı dosyasından açılan davada, Ankara 39. İş Mahkemesinin 2018/413 Esas 2020/161 Karar sayılı dosyasında hüküm altına alınan işçilik alacağının konu edildiği Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/247689 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin rücuen tahsilinin talep edildiği, yargılama devam ederken şirketin tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilmiş olması ve dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle, ilgili şirketin ihya edilerek yeniden sicile kaydının ve bu şekilde usulünce taraf teşkilinin sağlanması bir zorunluluktur. Bu nedenle davacının, şirketin ihyasını istemesinde hukuki yararının bulunduğu, ihyası istenilen şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 545 ve 547. maddeleri uyarınca şirketin genel kurulu tarafından alınan tasfiye kararı sonrasındaki tasfiye sürecinin tamamlanmasından sonra terkin edildiği hallerde, tasfiye sürecinde tasfiyenin gereği gibi yapılıp yapılmamasından tasfiye memuru sorumlu olduğundan, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de kural olarak tasfiye memuru sorumlu olup, yasal hasım konumunda bulunan ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ticaret sicili müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilemez. Ankara 39. İş Mahkemesinin 2018/413 Esas 2020/161 Karar sayılı dosyasından hüküm altına alınan işçilik alacağına ilişkin dava açıldıktan sonra tasfiyenin tamamlandığı dikkate alındığında tasfiyenin usulüne uygun yapıldığından söz edilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin yargılama giderinden ve vekalet ücretinden tasfiye memurunu sorumlu tutması isabetlidir. Davalı vekili, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden karar verildiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuşsa da dava dilekçesi ve tensip zaptının davalının çarşıda olduğunu beyan eden ve isim vermeyen no:4/1 adresindeki komşusuna bilgi verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince mahalle muhtarına tebliğ edildiği, tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu anlaşılmakla davalının istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Öte yandan, Yargıtay'ın güncel kararlarında, gerek 6102 sayılı TTK m. 547 ve gerekse Geçici 7. madde hükümleri kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin ihyası isteminin çekişmesiz yargı işine ilişkin olması nedeniyle, bu konuda bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı 6100 sayılı HMK'nun m. 362(1)-ç hükmü uyarınca temyiz yolunun kapalı ve istinaf kararının kesin olduğu kabul edildiğinden, Dairemiz kararı kesin olarak verilmiştir (Bkz. Yargıtay HGK'nun 14/07/2025 tarih ve 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı; 14/07/2025 tarih ve 2024/11-416 E., 2025/475 K. sayılı kararları). H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDEDİLMESİNE 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-ç maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2026