İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ...A.Ş, 2000'li yılların başından itibaren Mangal Kömürü ve ...paketlemeleri alanında faaliyet gösterirken, 2017 yılından itibaren Dilovası ... OSB'de paketlemesini yaptığı birçok ürününü üretmeye başladığını, çok uzun yıllardır ticaret ile uğraşan... tarafından …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1699 KARAR NO : 2026/142 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 16/05/2023 NUMARASI : 2020/165 E. - 2023/103 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ...A.Ş, 2000'li yılların başından itibaren Mangal Kömürü ve ...paketlemeleri alanında faaliyet gösterirken, 2017 yılından itibaren Dilovası ... OSB'de paketlemesini yaptığı birçok ürününü üretmeye başladığını, çok uzun yıllardır ticaret ile uğraşan... tarafından kurulan ... ...A.Ş'de, ikinci kuşak bayrağı devralmış ve kendi alanında etkin ve yetkin, başarıya inanmış profesyonel kadrolar ile şirketi daha ileriye taşıdığını, 30.000 m2 alan üzerinde kurulu 25.000 m2 kapalı alanda yaklaşık 150 kişilik çalışanıyla üretim yapan ... ... Ürünl. Ş, 200'ü aşkın ürün ile pazarda yer aldığını, ... ...A.Ş, ... ... Zincirlerden, en ücra köşedeki marketlere kadar geniş yelpazede satış noktasında, ürünlerini tüketici ile buluşturduğunu, ... ...A.Ş. Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihracat gerçekleştirdiğini, Tüketici tarafından da büyük bir ilgi ve beğeni ile tercih edilen ... ürünleri haklı bir marka değerine ulaştığını, davalının farklı farklı sınıflarda “...” ibareli marka tescilleri olmasına rağmen tescilli markalarının tümünü yoğun ve ciddi olarak kullanmadığını, davalının ... nolu ... , ... NOLU ... ... ŞEKİL, ... NOLU ... GRUP ŞEKİL, ... NOLU ... ŞEKİL , ... NOLU ... ... ŞEKİL, ... NOLU ... HOLDİNG , ... SAYILI ... .NOLU ... ... ... , ... NOLU ... ... , ... NOLU ... ... markalarının kullanılmayan sınıflarda Sınai Mülkiyet Kanunu 9. maddesi gereğince iptalinin gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 9/1 fıkrası : "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." Hükmünü amir olduğunu, kanun koyucunun marka çöplüğüne dönüşmesini önlemeyi hedeflediğini, davalı tarafın ... nolu ... , ... nolu ... ... şekil , ... nolu ... grup şekil, ... olu ... şekil , ... nolu ... ... şekil, ... nolu ... holding , ... sayılı ... abs ... 'nolu ... ... ... , ... nolu ... ... , ... nolu ... ... by ... markalarını tescil ettirdiğini, ancak davalı yanın işbu markalarının tamamını yoğun ve ciddi olarak tescil olan tüm sınıflarda kullanmadığını, hayatın olağan akışında davalının aynı sınıflarda birden fazla markayı yoğun ve ciddi olarak kullanması söz konusu olamayacağını, zaten davalı tarafın marka tescilden beri yoğun ve ciddi olarak kullanmadığını, davalı yanın davalı şirket "..." ibaresi ile marka başvurusu yaptığında davalı yan müvekkilin tescil başvurusuna itirazda bulunarak kötü niyetli davrandığını, davalının kullanmadığı markaları nedeni ile müvekkilinin marka tescili elde edemediğini, bir hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağını, Sınai Mülkiyet Kanunun 25. Maddesine göre menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurüm ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü veya iptalini mahkemeden isteyebildiğini, Müvekkilinde davalının kötü niyetli bir şekilde tescil ettirip, yenilemek sureti ile koruma süresini uzatıp gerçekte kullanmadığı ... nolu ... ... ... , ... nolu ... ... , ... nolu ... ... by ... markaları nedeni ile marka tescili elde edemediği için kanunun aradığı “menfaati olanlar” grubuna dahil olduğunu, Sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere ispat yükü Sınai Mülkiyet Kanunu 19. Madde de belirlendiği üzere davalıya ait olduğunu, davalının markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar/mal ve hizmetler bakımından kullanmadığını belirterek ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu markaların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ihtiyati tedbir talebi hem haksız hem de kapsamı itibarı ile yargılamayı gerektirmekte olduğunu. İşin esasına girilmeden, savunma ve karşı davamız dinlenmeden ve davacı lehine dava sonucunu sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu. Öncelikle ihtiyati tedbir kararının sayın mahkemece kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Davacı vekil aracılığıyla açmış olduğu davada haksız olması hasebiyle açılan davanın reddi gerekmekte olduğunu. Dava dilekçesinde bahsedilen hususlar gerçeği yansıtmadığını, Davalı taraf kötüniyetli olarak bahse konu Tanınmış Markalarının bazı kısımlarını kullanmadıkları iddiasıyla iptalini talep etmiş olduğunu, Bu durum kabul edilemez. Davalı Müvekkil şirket adına tescil ettirdiği markanın her bir ürününü kullanmaktadır. Bu husus daha önce de şirketler arasında çekilen ihtarlarla da davacı tarafa belirtilmiştir. Davalı şirket ... ismi ve ekleriyle uzun yıllardan bu yana ticari faaliyetlere başlamış ve halen de ticari hayatına başarılarla devam etmekte olduğunu. Davalı ... ismi yıllardır müvekkillerime ait olup yıllardır onlar tarafından kullanılmakta olduğunu. ... ... Gereçleri dünyada vitrifiye de ilklerde yer almakta olduğunu. Markanın tanınmışlığı davalı şirket tarafından sağlanmış olduğunu ve tanınmış marka siciline tescil edilmiş olduğunu. Yurt dışında da aynı tescil işlemi yapılmış olduğunu. Davalı şirket Ürettiği her üründe dünya markası olacak şekilde çalışmalar yapmış olduğunu. Kaldı ki ekte sundukları belgede de görüleceği üzere markalarının ... Numaralı başvurusu ile tanınmış marka siciline tescil edilmiş olduğunu, Tanınmış markanın aynısının yahut benzerinin herhangi bir başka sınıfta tescil edilmesi söz konusu olamaz olduğunu. Marka sahibinin böyle bir marka başvurusuna itirazda bulunmasına gerek kalmadan, Türk Patent Enstitüsü resen (kendiliğinden) tanınmış markanın aynısı yahut benzeri olan bir markayı red etmekte olduğunu, Tanınmış marka hakkı sahiplerinin muhtemel bir davada marka haklarına tecavüz iddiasını ispat edebilmeleri, markalarını taklit girişiminde bulunan bir kimsenin kötü niyetini kanıtlamaları daha kolay olduğunu, ... ismi ve logosu davalı şirkete ait olduğunu. Davacı tarafın iddia ettiği ve davalının kullanmadığını belirttiği bazı sınıflardaki isim ve logolar davalıca kullanılmakta olduğunu. Kullanılmamış olması söz konusu olmadığını. Kaldı ki davalı tanınmış marka olup davacı firma tarafından davalı şirketin isminin ve logosunun marka tecavüzü kapsamında kullanıldığı kanaatinde bilirkişi incelemesi, keşif ve delil listesinde belirtilen ve belirtilecek delillerle ispat edilecek olduğunu, neticeten davalı şirkete ait Türk Patent Nezdinde kayıtlı dava dilekçesinde belirtilen ... tescil numarası ile kayıtlı ... Markasının 19. sınıfta, ... tescil numarası le kayıtlı ... Markasının 21. sınıfta, ... tescil numarası kayıtlı ... ... plastik şekil Markasının 17. sınıfta, ... tescil numarası ile kayıtlı ... kiremit şekil Markasının 19. Sınıfta, ... tescil numarası ile kayıtlı ... ... Şekil Markasının 19. sınıfta, ... tescil 'numarası ilen kayıtlı ... Şekil Markasının 21. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... ... Şekil Markasının 19. sınıfta, ... tescil numarası ile kayıtlı ... Grup Şekil Markasının 1. Sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Holding Markasının 01. sınıfta, ...nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Mermer şekil Markasının 19. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Boru Şekil Markasının 17. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Granit Markasının 19. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Fayans şekil Markasının 19. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... ... şekil Markasının 19. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... ... Markasının 20. sınıfta,... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... Mutfak Markasının 20. sınıfta, ... nolu tescil numarası ile kayıtlı ... karo Markasının 19. sınıfta, kullanıldığı tartışmasız olduğunu, davacı tarafça belirtilen ve davalı tarafından kullanılmayan herhangi bir terkine maruz kalacak ürün markası bulunmamakta olduğunu, açılı davanın reddi gerektiği aşikar olduğunu belirtmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "...davalının davaya konu markası ile ilgili kullanımının tespit edilemediği her ne kadar davalı tarafından davalıya ait ... markasının tanınmış marka olduğu yönünde savunmada bulunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin sürekli kararlarında da belirtildiği üzere, tanınmış markaların da kullanılma zorunluluğu olduğu her markanın tescilli olduğu sınıflar bakımından kullanılması gerekmekte olduğunun belirtildiği, davalının ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu fakat davamıza konu 11. Sınıf bakımından markanın tescilli hali ile olduğu gibi kullanılmadığı hususunun bilirkişi raporları ile de tespit edildiği dikkate alınarak kullanım ispat edilemediğinden, davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın tescilli olduğu 11. Sınıflardaki emtialar bakımından iptaline," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilinin "..." markasını hem internet sitesinde hem de faturalarında kullandığının tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesinin bu raporla çelişir şekilde hatalı karar verdiğini, markanın faturalardaki görsel biçimine ilişkin değerlendirmenin teknik değil hukuki bir nitelendirme olup hakimin takdirinde bulunması gerektiğini, HMK 266 uyarınca bilirkişinin uzmanlık alanı dışına çıkarak hakimin yerine geçip hukuki yorum yapmasının usule aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları gereğince kullanmama nedeniyle iptal davalarında ticari defter ve kayıtların titizlikle incelenmesi gerektiğini, mahkemenin 08.06.2020 tarihli tefrik kararının usul ekonomisine aykırı olduğunu ve bilirkişilerin her dosya için ayrı inceleme yapmaksızın kopyala-yapıştır raporlar tanzim etmesine sebebiyet vererek süreci zorlaştırdığını, davacı tarafın faaliyet gösterdiği hijyen ve mutfak yardımcıları gibi alanlar ile müvekkilinin tescilli olduğu vitrifiye ve tesisat malzemeleri sektörlerinin tamamen farklı olması sebebiyle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkiline ait "... ..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "tanınmış marka" statüsünde olduğunu ve bir markanın kullanılmadan tanınmışlık kazanamayacağının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı tefrik kararının kaldırılmasını, ayrılan dosyaların birleştirilmesini ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tanınmış markaların da kullanılma zorunluluğu olduğu her markanın tescilli olduğu sınıflar bakımından kullanılması gerekmekte olduğunun belirtildiğini, davalının ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu fakat davamıza konu 11. Sınıf bakımından markanın tescilli hali ile olduğu gibi kullanılmadığı hususunun bilirkişi raporları ile de tespit edildiği dikkate alınarak kullanım ispat edilemediğinden, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğunu belirterek davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkeme 2020/115 esas sayılı dava dosyasında, 08/06/2022 tarihli ara karar ile: Davacı tarafından açılan hükümsüzlük ve kullanmama nedeni ile iptal davasına konu markaların her birinin bağımsızlığını koruması ve her marka yönünden iddia ve ispatların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği ayrı ayrı dava konusu olması nedeni ile tefrik edilmelerine, karar verildiği ,yeni esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptal davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 24/05/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Dosya kapsamında yer alan fatura örneklerindeki satışı yapılan ürünlerin dava konusu ... nolu “...” ibareli markanın tescilli olduğu uluslararası 11. Sınıfa dahil emtialar olmadığı, dava konusu markanın ciddi bir şekilde dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl içerisinde tescilli olduğu alanlarda kullanıldığına ilişkin dosya kapsamında belge ve doküman olmadığı, sadece lisans sözleşmesinin markanın ciddi kullanıldığını göstermediğini, bu nedenle dava konusu ... nolu “...” ibareli markanın iptali koşulunun gerçekleştiği' belirtilmiştir. 21/02/2023 tarihli başka bilirkişi heyetine ait raporda özetle;" Davalı ... . A.Ş.’ nin dava tarihi 03.04.2020 ‘den geriye dönük 5 yılın satış belgeleri incelendiğinde, dava konusu ... numaralı ... markasının satış faturaları üzerinde görsel olarak kullanılmadığı, satış faturaları üzerinde görsel olarak ... marka+ şeklini kullandığı, satış faturalarının ticari defterlere usulüne uygun doğru şekilde kaydedildiği, dava konusu ile ilgili incelenen fatura içeriklerinin “Yapı Kimyasalları, Seramik, Tezgah Üstü Lavabo, Cam Lavabo, Duş Sistemleri, . Dolap, Klozet, Rezervuar, Hela Taşı, Flex Yapıştırıcı, Derz Dolgu Malzemesi, Fayans Yapıştırıcı, Batarya, Taharet Musluğu ” olduğu, ilgili satışların 11. Sınıf içerisinde “Duş için küvetler, hidromasajlı küvetler, bideler, ... kabinleri, duş kabinleri, pisuarlar, klozetler, hela taşları, lavabolar, eviyeler, bunlar için bölmeler ve yapı malzemeleri.. Su ve gaz tesisatları için musluklar..” sınıfına ait mal ve hizmetlere girdiği, incelenen dönemlerdeki toplam ciro içerisindeki payının ortalama % 20 olduğu tespit edildiği " belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK 9. maddesine göre; tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde farklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından ciddi biçimde kullanılmayan, kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2019 gün, 2019/1765 E. 2019/4421 K. sayılı kararında; Dava, markanın kullanılmama sebebiyle iptaline ilişkindir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ‘nın 9/1.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır. Anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Mülga 556 sayılı Marka KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin AYM’nin 09.04.2014 ve 2013/147-2014/75 sayılı, 14.maddesinin ise 14.12.2016 tarih ve 2016/148 – 189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06.01.2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanak ortadan kalkmış ise de markanın son beş yıllık süre içerisinde kullanılmaması bu tarihten önce TBMM tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak kabul edilmiştir. Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06.01.2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22.16.2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiği (...,” 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar” İHFM,S.76(1), s.283 vd., erişim: https: //..., nitekim ilk derece mahkemesince de, 10.07.2017 tarihinde açılan davada, 6769 sayılı SMK’nın yürürlük tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde kullanmama değerlendirmesi yapılarak, markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmadığının tespitine ve markanın kullanılmama nedeniyle iptaline dair kararda ve bu karara yönelik yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin esastan reddine ilişkin kararda, saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve yapılan yargılama gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, gerekçesi ile onanmasına karar verilmiştir. ..., çok sayıda üretilen ve hızlı tüketilen ürünlerde, ciddi kullanım için genellikle yüksek miktarda ve sık satış yapılmasının gerekli olduğunu kabul etmektedir. Sözgelimi, tıraş köpüğü veya şekerleme gibi ürünlerde, bir markanın pazar payı oluşturabilmesi veya mevcut pazarını devam ettirebilmesi (ciddî kullanım), satışların yüksek olmasına ve devamlılığına bağlıdır. (...vd.)Somut olayda dava konusunun, davalı adına ... no ile tescilli" ..." ibareli markanın tescilli olduğu 11. Sınıftaki emtialar bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline ilişkin olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu, 24/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalının davaya konu markayı 11. sınıfta kullanıldığına dair tespit yapılamadığına dair görüş bildirildiği, daha sonra bir takım davalı delillerinin değerlendirilmemiş olması nedeniyle bu delillerin de değerlendirilmesi bakımından yeni bir heyetten aldırılan 21/02/2023 tarihli raporda davaya konu ... numaralı ... ibareli markanın 11. Sınıfta kullanıma ilişkin tespit yapılamadığı, buna göre davalının davaya konu markası ile ilgili kullanımının tespit edilemediği her ne kadar davalı tarafından davalıya ait ... markasının tanınmış marka olduğu yönünde savunmada bulunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin sürekli kararlarında da belirtildiği üzere, tanınmış markaların da kullanılma zorunluluğu olduğu her markanın tescilli olduğu sınıflar bakımından kullanılması gerekmekte olduğunun belirtildiği dava konusu markanın tescilli olduğu, konu 11. Sınıf bakımından kullanılmadığı bilirkişi heyet raporu ile tespit edilmiş olmakla davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu ve mahkemece davanın daha iyi yürütülmesi için HMK 167/1 maddesi gereğince verilen tefrik kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih ve 2020/165 E., 2023/103 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026