İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 18.12.2025 YAZILDIĞI TARİH: 18.12.2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/694 Esas, 2024/497 Karar sayılı kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan...'in işleteni ve maliki olduğu ... plakalı aracın ... gün…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1964 KARAR NO : 2025/2076 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2024 NUMARASI: 2022/694 Esas, 2024/497 Karar DAVANIN KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ: 05.08.2022 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 18.12.2025 YAZILDIĞI TARİH: 18.12.2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/694 Esas, 2024/497 Karar sayılı kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan...'in işleteni ve maliki olduğu ... plakalı aracın ... günü saat 19,00 sıralarında diğer davalı ...'in sevk ve idaresinde Kayseri İli,... İlçesi, ..., ...mevkii istikametinden... istikametine doğru seyir halinde iken, davalı ...alkollü bir vaziyette ve aşırı süratlı bir şekilde emniyet şeridindeki bisiklet sürücüsü müteveffaya çarparak müteveffayı 45 metre ileri savurup olay yerinden firar etmesi sonucu, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müteveffa ... 'ın olay yerinde vefat ettiği, olay yerinden kaçan davalı ..., olaydan yaklaşık 2-3 saat sonra yine olay yerine gelmesi üzerine kolluk kuvvetlerince yakalandığını, kaza sonrasında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın birleşen 2022/30053 ve 2022/30043 Hz. sayılı dosyası ile ceza soruşturması başlatıldığını, akabinde düzenlenen 2022/7445 numaralı savcılık iddianamesi neticesinde davalı sürücü ... aleyhine kamu davası açıldığını, davanın derdest olarak 2022/509 Esas üzerinden Kayseri 7. Asliye Mahkemesinde görüldüğünü, işbu dosya kapsamında alınan adli belge uzman mütalaasına göre sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak seviyede alkollü bir vaziyette ve aşırı süratli şekilde direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, 2918 sayılı Kanunun 47/d, 48/5, 51/c, 52/1-a,b ve 81/d hükümlerini ihlal eden davalı ...'in kazanın oluşumunda ağır kusurlu olduğu, müteveffanın ölümü sonrasında geride bıraktığı ebeveynleri ... ile ... sırasıyla 01/07/1956 ve 01/07/1955 doğumlu olup fiilen bir işle meşgul olmadığını, müteveffanın eşi ... ise 17/01/2002 doğumlu ev hanımı olduğunu, tarafların müşterek çocuğu ...ise 13/09/2019 doğumlu olup 3 yaşını doldurmadığını, müteveffanın annesi, babası, eşi ve çocuğu eylemli ve düzenli desteklerinden yoksun kaldığını, 2918 sayılı yasanın 85. md. gereği davalı sürücü ...'in kazaya ilişkin kusurundan, diğer davalı araç maliki...'in kendi kusuru gibi sorumlu olduğunu, yine her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında kazaya karışan ... plakalı aracın ZMSS sigortası olduğu belirtilse de yapılan araştırma ve tramer sorgusu neticesinde aracın kaza anında sigortasız olduğunun tespit edildiği, Sigortacılık Kanunu m. 14 Güvence Hesabı Yönetmeliği m. 9 ve ilgili sair mevzuat gereğince, kazaya karışan sigortasız araçların yol açtığı bedensel zararın tazmini açısından Sigorta Güvence Hesabı Genel Müdürlüğü Poliçe limitleri dahilinde karşılamakla sorumlu olduğunu, Sigorta Güvence Hesabı Genel Müdürlüğü'ne destekten yoksun kalma tazminatı istemli olarak posta yoluyla 01/06/2022 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu, bugüne kadar başvuruya cevap verilmediğini, 18/05/2022 tarihinde arabuluculuk sonucunda davacılar ve davalılar arasında anlaşmaya varılamadığını, davacı baba ve anne için ayrı ayrı 35.000,00 'şer TL, davacı eş ve çocuk için ayrı ayrı 50.000,00'şer TL ve davacı kardeşler için ayrı ayrı 20.000,00'şer TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte müştereken ve mütselsilen davalı işleten ve sürücüden (SİGORTA ŞİRKETİ HARİÇ) alınarak davacılara ödenilmesini talep ettiği, cenaze, defin, gömme, vs. giderlerini 1.000,00 TL(baba için talep edilmekte olup) talep ettiği, davalılardan...'in maliki olduğu kazaya karışan ... plakalı aracın işleten ve sürücü adına kayıtlı olduğunun tespiti ile diğer taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına ihtiyati haciz ve ihtayati tebdir konulması talebinde bulunduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının şimdilik davacı anne, baba, eş ve çocuğun her biri için ayrı ayrı 500,00'şer TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL davalı işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, Sigorta Güvence Hesabı yönünden ise başvuru sonrası 8 günlük sürenin geçmesiyle oluşan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ...Cevabı: davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiller aleyhine açılan davayı kabul etmediğini, haksız ve hukuka aykırı şekilde ikame edilen davanın reddini talep ettiği, ... günü saat 19,15 sıralarında müvekkil...'in işleteni ve maliki olduğu müvekkili ...'in yönetimindeki ... plakalı araç ile...Bulvarı üzerinde ... Caddesi yönünden seyri sırasında olay yeri kavşağa geldiğinde, seyir yönüne göre yolun sağından karşısına binili vaziyetteki bisikleti ile geçmek isteyen sürücü ... yönetimindeki bisikletin sol yanı kısmından çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, olayla ilgili Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2022/509 E sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, kazaya ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın ...tarih ...-...-... sayılı Adli Tıp Raporunda; müteveffanın kazanın oluşumunda asli kusurlu olup, müvekkilinin tali kusurlu olduğu tespitine yer verildiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, hukuki sorumluluğunun da olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı hukuken ölen kimsenin maddi anlamda desteği olan kişiler tarafından istendiğini, davacı müteveffanın annesi ve babası maddi destek talebinde bulunmuş ise de ölen kimsenin maddi anlamda desteğinden faydalandığını ispatlayamadığını, asgari ücret düzeyinde maaş ile geçinen kimsenin evli ve çocuğu olduğu da göz önüne alındığında annesi ve babasına maddi olarak destekte bulunamayacağını, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda bir kusurunun olmadığını, kendi kusuruyla kazanın oluşuna sebebiyet veren müteveffanın davacı akrabalarının manevi tazminat talep etmelerinde hukuki bir dayanak bulunmadığını, toplamda 250.000,00 TL gibi yüksek bir tazminat talebinin kabulü halinde davacı tarafın zenginleşmesine ve müvekkillerinin fakirleşmesine sebebiyet vereceğinden bu sebeple davacıların manevi tazminat taleplerinin reddini talep ettiği, meydana gelen kazada müteveffanın trafik kurallarına uygun davranmamasından kaynaklandığını yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Cevabı; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ...tarihini de kapsar şekilde ... poliçe numarası ile ...A.Ş. tarafından sigortalandığını, kazaya ilişkin olarak sigorta şirketi tarafından da ...numaralı hasar dosyasının açıldığını, iş bu davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacılar yabancı uyruklu olup, Türkiye vatandaşı olmadığından ve Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti arasında da teminattan muafiyete yönelik herhangi bir yürürlükte anlaşma olmadığı da dikkate alınarak davacılara mahkeme tarafından uygun görülecek bir teminatı yatırması için kesin süre verilmesi gerektiğini, kesin süreye uyulmadığı takdirde 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ğ., 88/1 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceğinin hususununda davacı tarafa ihtar edilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın kaza tarihi olan ... tarihinde davalı... adına değil ... LTD. ŞTİ. (vergi kimlik no ...) adına tescilli olduğunu, 6704 sayılı kanunun 5'nci md. tazminat talebinde bulunacak zarar görenlerin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapması şartını getirdiğini, buna göre zarar görenler sigorta kuruluşu 15 gün içerisinde bir yanıt vermez veya karşılıklı anlaşma sağlanamaz ise dava açma veya Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru hakkına sahip olacağını, ayrıca 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarından değişiklik yapılmasına dair genel şartların 3. Maddesi ile genel şartların B.2'nci maddesinde sigortacı hak sahibine ait hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir neticede davacı tarafından başvuru şartı tam olarak yerine getirilemediğinden 67045 sayılı kanun gereği başvuru şartı tam olarak yerine getirilmeksizin açılan davanın başvuru şartı eksikliği nedeniyle reddinin gerektiğini, kazanın oluşumundaki kusur oranı yönünden ise kaza tespit tutanağında müteveffanın 1. derece kusurlu olduğunun tespit edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan araç maliki ve araç sürücüsü yönünden kaza nedeniyle davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığını, yapılmış ise yapılan ödeme türü ve miktarını sorulmasını talep ettiği, müvekkili kurumun sorumluluğu teminat limitleri dahilinde olup, sorumluluğu aşar nitelikte karar verilmemesi gerektiği, kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli olan sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti zarar gören kişi başına geçerli olup tüm hak sahipleri için tek teminat ile sınırlı olarak karar verilmesi gerektiği, müvekkili kurumun temerrüdü dava tarihi itibariyle oluşmuş olup, müvekkil kurum ticari şirket olmadığından yasal faize hükmedilmesi gerektiği, davanın ... plakalı aracın sigorta şirketine ve kaza tarihinde aracın tescilli olduğu ... Ltd. Şti. (vergi Kimlik No ...) ve aracın sigorta şirketi olan ...A.ş'ye ihbarını talep ettiği, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, davacılara 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanun gereğince teminat yatırmak üzere kesin süre verilmesini aksi halde davanın usulden reddini, haksız, yersiz ve kötü niyetli açılmış iş bu davanın reddini talep ettiğini belirterek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın trafik kazasındaki kusur durumu, ... plakalı aracın kaza tarihinde ZMSS olup olmadığı, KTK'nun 97 uyarınca başvuru şartı, destekten yoksun kalma, manevi tazminat, cenaze ve defin gideri noktasında toplandığı görülmüştür. Kazaya karışan ... plakalı kaza tarihi itibariyle SBGM yazı cevabı ve ihbar olunan ... yazı cevapları uyarınca herhangi bir ZMSS'sinin olmadığı görülmüştür. Tescil kayıtlarına göre ... aracın malikinin davalı... ve kaza tespit tutanağı uyarınca sürücünün davalı ... olduğu görülmüştür. -Güvence Hesabının sorumluğuna dair değerlendirmede; 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla güvence hesabı oluşturulacağı; Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar ...ndan talep edilebilir. -Teminata ilişkin değerlendirmede; Davacıların ...uykulu olduğu görülmüştür. 1989 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti arasında hukuki ve adli iş birliği sözleşmesinin 1. Maddesinin 2.fıkrasına göre Irak Cumhuriyeti vatandaşlarının teminattan muaf olduğu olduğundan teminat alınmamıştır. -KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep Ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya kapsamındaki delillere göre, davacıların davalı...na başvurusu olduğu anlaşılmakla davalıların KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartı yokluğu itirazının reddine karar verilmiştir. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememizce sürücünün tespiti amacıyla Karayolları Fen Heyeti'nden rapor alınmıştır. Olayla ilgili Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/509 E sayılı dosyası kapsamında yargılama yapıldığı görülmüştür. Olayla ilgili trafik görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağının incelenmesinde kazanın oluşumunda bisiklet sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu ...'in ise tali kusurlu olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilirkişi ...'nun sunmuş olduğu bilirkişi raporunda bisiklet sürücüsünün taşıt giremez bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yola girme, bisiklet sürücülerinin taşıt yolu üzerindeki bisiklet ve motorsiklet yolu var ise bunlardan bisiklet sürücülerinin en az bir el ile manevra yapmadıkları sürece iki elleri ile birlikte bisiklet sürmeleri yönetmelikte belirtilen güvenlik şartlarına uymayarak dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde bisiklet kullandığı ve asli kusurlu olduğu sürücü ...'in ise 181.2 promil alkollü araç kullandığından dolayı tali kusurlu olduğu tespitlerine yer verdiği yine Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'ne Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın ...tarihinde sunmuş olduğu raporda bisiklet sürücüsünün asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise tali kusurlu olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Yine trafik bilirkişisi...tarafından sunulan uzman mütalaasında bisiklet sürücüsünün kazanın oluşunda etken olduğu değerlendirilmelerine yer verilmiştir. Olayla ilgili dosyamız arasında kamera kaydının bulunduğu görülmüş, bu kayıt mahkememizce izlenmiştir. Bisiklet sürücüsü ... sevk ve idaresindeki bisikleti ile ...Bulvarı ... Caddesi kavşağı yaya kaldırımı istikametinden trafiğin içinde 38 metre ilerisinde yaya trafiği ışığı olmasına rağmen yaya geçidini kullanmadın ...istikametine bisikletini sürerek karşıdan karşıya geçmek istediği sırada kendisine ve bisikletine...Bulvarı ... caddesi istikametinden gelip ... bulvarı istikametine iki şeritli yolda sol şeritte seyreden kaza sonrası aracı ile kaza mahallinden firar eden sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımları ile çarpıp, çarpma noktasından 45 metre sonra sol şeritte bisiklet sürücüsü ...'ın savrulup düşmesi ve kaza mahalinde ölmüş olması, ...'in aracının sol tekeri ile asfalt zeminde 70 metre fren izi bırakıp, kaza mahallinden firar ettiği anlaşılmıştır. ...'in KTK'nun 48. Md . Uyarınca alkollü araç kullanmak , 47. Md. Uyarınca trafik işaretlerine uyma ve dikkatsiz tedbirsiz araç kullanma, 51. Md. uyarınca hız sınırlarına uymama, 52. Md. Uyarınca hızını gerekli şartlara uymama kuralını ihlal ettiği 100-150 metre aralıklarla tali yol kavşakları ve geçitleri olduğu bulvarı takiben... bulvarına yaklaştığında hızını azaltması ve diğer kavşak yollarından seyirle kavşağa girmiş ve girecek olan araçların veya yayaların davranışlarına odaklanması gerektiği, hızını düşürmemesi sebebiyle tali kusurlu olduğu yine bisiklet sürücüsünün md. 47 uyarınca trafik işaretlerine uymadığı 66. Md. Bisiklet sürücülerinin uyması gereken kurallara uymadığı, yine 84. Md uyarınca asli kusurlarının o taşıt giremez , o trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiği kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme kuralını ihlal ettiği, bisiklet sürücüsünün mahalli kavşakta yolun karşısına geçerken bisikleti eline alması, yolu kontrol etmesi, geçişin güvenli bir ortam oluşturması , 38 metre ilerdeki trafik ışıklarını kullanmaması, dikkate alınarak krayolları trafik heyeti tarafından sunulan rapor uyarınca ...'ın %70 oranında davalı ...'in ise %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. -Müterafik kusura ilişkin değerlendirmede; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. (Bakınız Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/4497 E., 2023/8942 K. Sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Kamera kayıtları uyarınca davacının bisiklette seyahat etmesine rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmiş ve takdiren %20 oranında indirim yapılmıştır. -Davalı ... ve ...'in sorumluluğuna dair değerlendirmde; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. -Destekten yoksun kalma tazminatına ve cenaze defin giderine dair değerlendirmede; Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı). Somut olayda davalı ...kusur oranında destekten yoksun kalma tazminatından ve cenaze defin giderinden sorumludur, davalı... işleten olması sebebi ile ve ... ise haksız fiil hükümleri çerçevesinde kusur oranında sorumludur. - Aktüerya hesabına dair değerlendirmede; Mahkememiz dosya kapsamında göç idaresinden murisin anne , babası, eşi, çocuklarının sayısı yaşayıp yaşayamadıkları noktasında araştırma istenmiş, yine aynı husus kolluk birimlerinden araştırma yapılması istenmiş ve mirasçılık hususu tespit edilmiştir. Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacıların ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporunda bu yöntem uyarınca 06/02/2024 tarihli bilirkişi raporu uyarınca davacı eş olan ...'ın bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 745.847,92 TL , çocuk ...'ın bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 153.514,42 TL , baba ...'ın bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 96.999,56 TL , davacı anne ...'nun bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 123.182,82 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişice teminat limitinin 500.000,00 TL olması dikkate alınarak yapmış olduğu proporsiyon hesabının doğru olduğu ancak sehven davacı baba yerine davacı anne yazdığı , davacı anne yerine davacı baba yazdığı ve bir maddi hata olduğu görülmüş ve buna ilişkin olarak hüküm tesis edilmiştir. Davacı ... tarafından talep edilen 1.000,00 TL cenaze defin gideri takdiren uygun görülmüştür. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, kusur durumu, çekilen ızdırap yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı ... için 35.000,00-TL, davacı ... için 35.000,00-TL, davacı ...' için 50.000,00-TL, davacı ...için 50.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL davacı ... için 20.000,00-TL, manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. - Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Somut olayda davacılar ...na 03/06/2022 tarihli başvuru dikkate alınara temerrüde 16/06/2022 tarihnde düşüldüğü kabul edilmiştir. Diğer davalılar yönünden ise hksız fiil hükümleri çerçevesinde vefat tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. -Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07/05/2018 tarihli 2015/10278 Esas ve 2018/4704 Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle ret edilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı red edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden, mütefarik kusur nedeni ile yapılan indirimden dolayı red edilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmeyerek; Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; 1-Davacı ... davalılar ..., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 06/02/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan 96.999,56-TL destekten yoksun kalma zararından destek sürücünün kask takmaması nedeni ile TBK'nun 52. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmasına ve bu indirimden sonra kalan 77.599,64-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan ve takdiren 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere 78.599,64 TL'nin davalı ...'nın sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 43.320,99-TL'lık kısmından davacıların başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 16/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar... ve ...'in ise 78.599,64-TL'nın tamamından trafik kaza/ vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 2-Davacı ... davalılar ..., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile 06/02/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi hesaplanan 123.182,82-TL destekten yoksun kalma zararından destek sürücünün kask takmaması nedeni ile TBK'nun 52. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmasına ve bu indirimden sonra kalan 98.546,25-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nın sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 55.014,70-TL'lık kısmından davacıların başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 16/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar... ve ...'in ise 98.546,25-TL'nın tamamından trafik kaza/ vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Davacı ...'ın davalılar ..., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile 06/02/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi hesaplanan 745.847,92-TL destekten yoksun kalma zararından destek sürücünün kask takmaması nedeni ile TBK'nun 52. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmasına ve bu indirimden sonra kalan 596.678,33-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı...'nın sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 333.103,29-TL'lık kısmından davacıların başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 16/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar... ve ...'in ise 596.678,33-TL'nın tamamından trafik kaza/ vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...''a verilmesine, 4-Davacı ...'ın davalılar ..., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile 06/02/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi hesaplanan 153.514,22-TL destekten yoksun kalma zararından destek sürücünün kask takmaması nedeni ile TBK'nun 52. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmasına ve bu indirimden sonra kalan 122.811,37-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminattan davalı ...'nın sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 68.561,02-TL'lık kısmından davacıların başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 16/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar... ve ...'in ise 122.811,37-TL'nın tamamından trafik kaza/ vefat tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Davacıların davalı... ve ... hakkındaki manevi tazminat davalarının KABULÜ ile davacı ... için 35.000,00-TL, davacı ... için 35.000,00-TL, davacı ...' için 50.000,00-TL, davacı ...için 50.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 20.000,00-TL davacı ... için 20.000,00-TL, manevi tazminatın trafik kaza/vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, dair karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen hükümde kusur tespiti yönünde usul ve yasaya aykırılıkları içinde barındıran ve hükme esas alınmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmış olduğunu, söz konusu durumdan dolayı ilk derece mahkemesince verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamına taraflarınca sunulan uzman mütalaasında kusur yönünden farklı tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, ilk derece mahkemesince bu iki rapor arasından müvekkilinin %70 ve davalı araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu olduğu şeklinde hukuka aykırı biçimde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas teşkil ettiğini, oysa ilk derece mahkemesi tarafından dosya muhteviyatında yer alan ve hükme esas teşkil edebilecek nitelikte olan uzman mütalaası hükme esas alınarak davalı sürücünün kazanın oluşmasında ve ağır sonuçlar doğmasında asli ve 1. derecede neden oluşturduğunun kabulü ile bu minvalde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmeksizin kararın bu yönüyle düzeltilerek talepleri doğrultusunda tazminata hükmedilmesinin hukuken gerekli olduğunu, bilindiği üzere trafik kazalarına karışanların kusur durumlarının tespitinde, 2918 sayılı Kanun ve Kanuna bağlı Yönetmeliklerde belirtilen kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan haller dikkate alınarak belirleme yapıldığını, buna karşın hükme esas alınan raporda davalı sürücünün sadece kavşağa girerken hızını azaltmamış olması ve kaza sonrası yetkililerin gelmesini beklemeden olay yerinden ayrılmış olması sebebiyle tali kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, halbuki sürücü 181.2 promil alkollüdür ve bu hususun raporda tamamen hiçe sayıldığını, söz konusu alkol miktarının yasal alkol sınırı olan 0.50 promilin çok çok üzerinde olduğunu, güvenli sürüş yeteneklerini fazlasıyla azaltacak miktarda olduğunu, hal böyleyken kusur hesaplamasında bu hususun dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, zira davalı sürücünün gerçek alkol değerinin tespiti ile sürücü davranışlarına (kazaya) etkisi hususunda uzman doktordan (bilirkişiden) rapor alınmadan ve de kaza anında aracın seyir ve çarpma hızı hususunda bilişim ve kaza kusur tespiti uzmanından rapor alınmadan yahut bu kıstasın zararın önlenilebilmesi ya da karşı tarafın tedbir alma olanağını üzerindeki etkisinin tartışılmaksızın, yani dosya olgunlaşmadan, bilgi, belge ve deliller ifadelerle irtibatlandırılmadan eksik dosya kapsamı üzerinden yanlış ve hatalı raporun hükme esas alınması, hem maddi gerçeğin tespit edilebilmesini engellemiş, hem de mağdur olan müvekkillerinin daha da mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle herhangi bir mağduriyete mahal vermemek adına, devam etmekte olan hukuki süreçle ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilen bilgiler, belgeler, kamera kaydı ve fotoğraflara göre düzenlenen ek delil niteliğindeki ... tarihli “Adli Belge Uzman Mütalaa Raporu” dosyaya sunulduğunu, ne var ki hazırlanan raporda bu belgeden yararlanılmadığı gibi yapılan tespitlerden çelişenler bakımından da ilk derece mahkemesince bir açıklama yapılmadığını, müteveffanın bisikletin üzerinde olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte kararda atıfta bulunulan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1 maddesinde belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmalarının mecburi olduğu belirtilerek belirli sürücüler, 150/2-a maddesinde detaylandırılarak; üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takmaları gerektiğinin ifade edildiğini, görüldüğü üzere söz konusu maddede bisiklet sürücülerinin sayılmadığını, diğer bir yandan bisiklet; Karayolları Trafik Kanunu kapsamında motorlu taşıt olarak da nitelendirilemediğini, hal böyle olunca; koruyucu tertibat kullanmanın yasal zorunluluk olduğundan bahisle müteveffanın koruyucu tertibat kullanmadığı gerekçesiyle kusurlu olduğu kabul edilerek müterafik kusur indirimi yapılması hukuken kabul edilemeyeceğini, davalı ...'nın istinaf başvurusunu kabul etmediklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafa Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun gereğince teminat yatırmak üzere süre verilmediğini, davacı tarafından başvuru şartının yerine tam olarak getirilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından bu hususa dikkate edilmediğini, dosya içerisinde yer alan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kaza tespit tutanağında müteveffanın 1. Derece kusurlu olduğunun tespit edildiğini, raporda bu husus irdelenmeden dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmeden bir tespit yapıldığını, bu sebeple de raporun hükme esas alınacak nitelikte olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu sürücü ...'in aracın kaza tarihinde tescilli olduğunu ... Ltd. Şti ve davacının araç maliki olarak belirttiği ...tarafından kaza nedeniyle davacıya maddi tazminata mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmediğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun teminat limitleri dahilinde olduğunu, sorumluluğunun aşar nitelikte karar verilmemesi gerektiğini, müvekkili kurumun temerrüdünün dava tarihi itibariyle oluştuğunu, dosya kapsamında yapılan Aktüer Hesaplamalarda Trh 2010 Yaşam Tablosu ve Teknik Faiz Uygulanması gerekli iken ilk derece mahkemesi tarafından itirazlarına itibar edilmediğini, müvekkili kurumun temerrüdünün dava tarihi itibariyle oluştuğunu, dosya kapsamında yapılan aktüer hesaplamalarda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Teknik Faiz Uygulanması Gerekmekte iken ilk derece mahkemesi tarafından itirazlarına itibar edilmediğini, ayrıca davacı eşin yeniden evlenip evlenmediğinin araştırılmadığını, evlenme şansının kaza tarihindeki yaşına göre tespit edilmediğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede; Dava, trafik kazazından kaynaklı ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %30 oranında, müteveffa bisiklet sürücüsü ...'ın %70 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, davacıların destek tazminatının Yargıtay kararlarına uygun şekilde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre aktüerya bilirkişi tarafından hesaplanmış olduğu, davalı ...nın kaza tarihinde geçerli poliçe limiti dikkate alınarak her bir davacı için garameten sorumlu olduğu miktarın usulüne uygun olarak belirlendiği ve ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik olmadığı görülmüştür. Bu haliyle; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu vakıa ve hukuki değerlendirmede kanuna aykırılığın bulunmadığı, davanın kısmen kabulüne yönelik ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) A-) 1-) Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-) Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, B-) 1-) Davalı ...'nın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 34.155,00 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 9.245,35 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 24.909,65 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, C-) 1-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 2-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE, 3-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2025