İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 14/01/2026 YAZILDIĞI TARİH: 15/01/2026 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/540 Esas, 2024/504 Karar sayılı kararına davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat 21:0…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2203 KARAR NO: 2026/36 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2024 NUMARASI: 2020/540 Esas 2024/504 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 27/08/2020 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 14/01/2026 YAZILDIĞI TARİH: 15/01/2026 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/540 Esas, 2024/504 Karar sayılı kararına davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat 21:00 sıralarında ... Bulvarı,... kavşağında ... istikametinden ...Bulvarı'nı takiben ... Caddesi kavşağı yönüne seyretmekte olan mülkiyeti ...'a ait olup ...'nın kullandığı ...plakalı ve ... A.Ş. tarafından sorunlu trafik sigortası ile sigortalanan (ZMMS Poliçe No:...) ...kamyonete, ...Caddesi kavşağı istikametinden ...Bulvarı'nı takiben ... Bulvarı'na dönmek isteyen, ... A.Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan, mülkiyeti ...'ne ait olan ve sürücüsü... olan ... plakalı ... ambulansın kavşak içerisinde çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ödenmesi gereken 426.293,02-TL tutarındaki geçici ve sürekli iş göremezlik zararından, Kayseri 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 Esas 2020/52 Karar sayılı ilamında hükmedilen 1.000,00-TL'nın düşülmesi neticesinde kalan toplam 425.293,02-TL'nın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi için daha önce ... A.Ş.'ne hiç başvurulmadığından, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi gereğince başvuru yapıldığını, ancak bu başvuru nedeniyle anılan sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; müvekkili...'in davaya konu kaza nedeniyle uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 40.000,00-TL'nın davalılardan, ... ve ... açısından kaza tarihi olan ... tarihinden, davalı ... A.Ş. açısından poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 Esas 2020/52 Karar sayılı dosyasının dava tarihi olan 17/11/2017 tarihinden itibaren ve davalı ... A.Ş. açısından ise poliçe limiti dahilinde olmak üzere başvurularının tebliğ tarihi olan 24/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan bu ek davayı kabul etmediklerini, davacı tarafça 06/11/2017 tarihinde açılan aynı konu, sebep ve tarafla ilgili iddiaları kapsayan ilk dava dosyası incelendiğinde, açılan davanın belirsiz alacak davası mı, kısmi dava mı olduğunun anlaşılmadığını, mahkemenin de bu konuda yeterince inceleme yapılmadığını, açılan ilk davayı kısmi dava olarak değerlendirilecekse, açılmış olan ikinci dava için açılan ilk davada davacı tarafın, kısmi davanın sağlamış olduğu ıslah hakkını bilerek ve isteyerek kullanılmadığını, bunun iyiniyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaştırılamayacağını, asıl davada elde edebilecekleri menfaati, ek dava ile elde etmek istemelerinin karşı taraf olan müvekkili için birden fazla ve haksız yargılama gideri doğmasına sebep olacağını, bu durumun da hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturduğunu, açılan ek davanın emredici nitelikte olan ve hakimin resen nazara alması gereken T.C. Anayasa'nın 141/4 maddesinde "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." hükmü ve HMK'nun 30. maddesindeki "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereğince usul ekonomisi ilkesine de aykırı olduğunu, ayrıca açılan ek davanın zamanaşımı süresi içerinde açılmadığını belirterek hak ve hakkaniyete aykırı açılan bu ek (ikinci) davanın iyiniyet kuralıyla bağdaşmadığından reddine, mahkeme aksi kanaatteyse ilk davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, müvekkili Bakanlığa bağlı ... Müdürlüğü'nün, ...hizmetinde kullanılmakta olan ve personel... yönetimindeki ... plakalı ambulansın, ...plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, geçici ve sürekli iş göremezliğe ilişkin olarak 10.000,00-TL maddi tazminat talebi ile iş bu ek dava açıldığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/d maddesinde, karayollarından faydalananların "Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda olduklarının" belirtildiğini, davaya karışan ... plakalı ambulansın, başka bir hastanın "acil" naklini sağlamakla görevli iken ve ambulansın sirenleri açık halinde seyir halinde iken tazminat talebine konu kazanın meydana geldiğini, ... plakalı ambulansın acil hasta nakli görevi sırasında geçiş üstünlüğüne sahipken kazaya karışan diğer araç sürücüsünün belirtilen hükümlere aykırı hareketi ile ambulansa geçiş imkanı tanımaması nedeni ile trafik kazası meydana geldiğini, olayın meydana geliş şekli ve ...plakalı diğer araç sürücüsünün Kanun'un 47/d maddesi ve diğer yasal düzenlemelere aykırı hareketi ile kazaya sebebiyet verdiği hususu göz ardı edilerek, kaza tespit tutanağında ... plakalı ambulansın sürücüsüne de kusur yüklendiğini, kaza tespit tutanağında "…...plakalı araç sürücüsü ...'nın ise KYT’nin 57/1-a (aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak) maddesini ihlal ettiği ambulans içerisindeki kameraların da incelenmesi sonucu görüş ve kanaatine varılmıştır" denildiğini, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davaya konu olayda asıl kusurlunun davacı asil olduğunu, 2918 sayılı Yasa'ya aykırı hareketi ile kazaya sebebiyet verdiğini, bu hali ile ambulans sürücüsüne kusur atfedilen kısım bakımından kaza tespit tutanağında belirlenen kusur oranının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından, kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmesinin söz konusu olmayacağı gibi, henüz miktarı ve niteliği belirlenmemiş bir alacağa dair talep hakkının borcu muaccel hale getirmesinin imkansız olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde uğradığı kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 10.000,00-TL'nın tahsilini talep ettiğini, bunun ne kadarlık kısmının geçici, ne kadarının sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu yönünde bir açıklamada bulunmadığını, mahkemenin 2017/393 Easa sayılı dosyasında yapmış oldukları itirazlarını ve dilekçelerini burada da aynen tekrar ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, bunun gibi davacının özür oranının tespitinde bildirilen arazların, davacının geçirdiği trafik kazası ile arasında nedensenlik bağı bulunmadığını, davacınında iddia olunan bu tip hastalıkların maluliyete sebep olup olmadığı kaza ile illiyet bağı blunup bulunmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasının gerektiğini, önceki davada davacı hakkında verilen maluliyet raporunun hatalı ve yanlış olduğunu, raporun özürlülük ölçütüne göre alınmış olmasına rağmen, yönetmelikte belirtilen kişiler tarafından düzenlenmediğini, bu itibarla usulüne uygun alınmış bir rapor niteliğinde olmadığını, bütün bunların dışında geçici işgöremezlik zararının sigorta kapsamı dışında olduğunu, sigorta şirketinden istenemeyeceğini, geçici işgöremezlik zararına ilişkin talebin de reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekil ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda Davanın Kısmen KABULÜ İLE; 677,56-TL geçici iş göremezlik zararı ve 1.314.084,68-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 1.314.762,24-TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş.'nin geçici iş göremezlik zararı yönünden ZMMS poliçelerinin 310.000,00-TL limitli sağlık/tedavi teminatından karşılanması, sürekli iş göremezlik zararı yönünden ise ZMMS poliçelerinin 310.000,00-TL limitli sakatlık/ölüm limiti ile sınırlı sorumlu olmaları ve bu teminat limitinden karşılanması (davalı sigorta şirketlerinin 677,56-TL geçici iş göremezlik zararı ve 310.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatından sınırlı sorumlu olmaları), davalı ...A.Ş. yönünden taleple bağlılık kuralı gereği 17/11/2017 tarihi itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 05/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları, davalılar ... ve...'un ise yukarıda yazılı toplam 1.314.762,24-TL maddi tazminatın tamamından trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren sorumlu olmaları koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, Davacının davalı ... A.Ş. yönünden hükmedilen tazminata 24/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi isteminin reddine, karar verildiği görüldü. TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ve kusur tespitinin hatalı olduğunu, sigortalı aracın en fazla %25 oranında kusurlu olduğunu, %100 kusur oranını kabul etmediklerini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmasının yapılmadığını, maluliyet raporunda ki %27 oranının tespitinin de kabul edilemez olduğunu, maluliyet durumunun en fazla %2 olabileceğini, anksiyete bozukluğunun 1 yıl sürecek tedavi takip edilebileceğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinden sorumluluğunun bulunmadığını, belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Vekili İstinaf Başvuru Dilekçesinde Özetle; Davanın zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının ek dava açmasının da iyi niyetli olmadığını ve kamu zararına sebep olacağını, ... plakalı ambulansın acil hasta nakli görevi sırasında geçiş üstünlüğüne sahipken kazaya karışan diğer araç sürücüsünün belirtilen hükümlere aykırı hareketi ile ambulansa geçiş imkanı tanımaması nedeni ile trafik kazasının meydana geldiğini, kaza oluşumunun, acil hasta nakli sırasında geçiş üstünlüğüne sahipken kazaya karışan diğer araç sürücüsünün hükümlere aykırı hareketi ile ambulansa geçiş imkanı tanımaması nedeni ile trafik kazası meydana geldiğinden müvekkili idareye ait ambulansın sürücüsüne izafe edilebilecek bir kusur ve müvekkil kuruma da yüklenecek bir sorumluluğun bulunmadığını, alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, raporun hatalı ve eksik olduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili İstinaf Başvuru Dilekçesinde Özetle; Medikal firmasından alınan raporda; "Dosyada bulunan kazazedenin tetkik ve tedavilerine ait tıbbi belgeler, raporlar baz alınarak yapılan medikal değerlendirme neticesinde sağlık kurulu raporunda özür oranı bildiriminde bulunulmuş arazlar ile kazazedenin geçirdiği trafik kazası arasında illiyet/ nedensellik bağının KESİNLİKLE bulunmadığı İlliyet/ nedensellik bağının bulunduğuna yönelik olarak somut dell niteliğinde hiç bir tıbbi belge yada raporun olmadığı kanaatine varılmıştır." denildiğini, illiyet bağı, hukuki sonuç ile sonucu ortaya çıkarılan olguların arasındaki bağı belirlediğini, ortaya çıkan zarar ile failin davranışı arasındaki bağlantı olarak da tanımlandığını, kişinin sebep olmadığı bir sonuçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hukuka aykırı bir fiil işleyen kimsenin , ancak bu fiilin meydana getirdiği zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bir kimseden fiilinin yol açmadığı zararları tazmin etmesinin beklenemeyeceğini, ayrıca bir fiil ile mantiki illiyet bağı bulunan bütün zararlardan ötürü faili sorumlu tutmanın da adil olmadığını, mahkemece raporlar arasında ki çelişkinin giderilmediğini, Adli Tıp Kurumundan rapor istenmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2024 tarih 2020/540 Esas 2024/504 Karar sayılı kararı ile trafik kazasından kaynaklı, davacı... yönünden, sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatından oluşan maddi tazminat davasının ksımen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ... Aş.vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Aş.vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. A-) Davalı ... Aş.Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İnceleme; Trafik kazasında yolcu olan ve üçüncü kişi konumunda bulunan kişilere karşı ve onların doğan zararına karşı, trafik kazasının çift taraflı olması durumunda kazaya karışan her iki araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı, trafik kazasının tek taraflı olması durumunda, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan aracın sürücüsü, işleteni ve sigortacısı 6098 sayılı TBK.nun 61.maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olup, TBK.nun 163.maddesi uyarınca da zarara uğrayan üçüncü kişi konumundaki yolcu, bu zararın tazminini dilerse sürücü, işleten ve sigortacının hepsinden, dilerse yalnız birisinden isteyebilir. Ancak zararın doğmasına ya da artmasına üçüncü kişi konumundaki yolcunun müterafik kusuru etkili olmuşsa Yargıtay Yerleşik uygulamaları gereğince alacaktan azami %20 oranında kusur indirimi yapılabilecektir. Üçüncü kişi konumundaki yolcunun içerisindeki araç sürücüsünün kusurundan kaynaklı olarak, üçüncü kişi konumundaki yolcunun alacağından herhangi bir kusur indirimi yapılamaz, zira kazaya karışan her iki araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı yolcunun zararının tamamından yolcuya karşı TBK.nun 163.maddesi uyarınca müteselsilen sorumludurlar. Somut olayda, davacı..., kaza sırasında, kazaya karışın ve davacı ...’nın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın içerisindeki iken yaralanmış olduğundan, davacı...’e karşı, ...plaka sayılı araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı ile davalı...’un sevk ve idaresindeki ambulansın sürücüsü olan davalı..., araç işleteni davalı ... ve araç sigortacısı ... müteselsil sorumlu olduğundan, davacı...’in de kazanın meydana gelmesinde ya da zararın artmasında müterafik kusuru olmadığından, TBK.nun 163.maddesi uyarınca davacı...’in zararının tamamını karşılamakla yükümlü olduklarından, davalı vekilinin aktüerya bilirkişisi tarafından kusur indirimi yapılmaması suretiyle fazla tazminat hesaplanmış olduğu ve davacının emniyet kemeri takmadığı gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E - 202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. T.C. Anayasası’nın 153./6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış olup Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği sabittir. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesinin gerekmesi, 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybının, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ile tedavi giderleri bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, bakıcı giderlerinin de bu kapsamda bulunması, sürücü ve işletenin, zarar görenin bakıcı giderlerinden sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve tedavi giderleri içerisinde olan bakıcı giderleri de 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının bakıcı giderleri tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, davalı sigorta şirketinden talep edilebilir. SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık-ölüm teminatı kapsamında olduğundan bahisle, üst limitin ödenmesiyle artık SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin talep edilemeyeceği yönündeki Sigorta Genel Şartlarına atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 31/01/2022 tarih ve 2021/8288 E. 2022/1147 K. sayılı ilamı) Somut olayda, trafik kazasından kaynaklı olarak yaralanan davacı...'in geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi kapsamı içerisinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. B-) Davalı... Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İnceleme; 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, 6098 sayılı TBK'nın 72. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) 2918 sayılı KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi; “...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; trafik kazası neticesinde ceza davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü...'un cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle zamanaşamı süresinin ... tarihinden itibaren sekiz yıl olduğu, davacı tarafça davanın zamanaşımı süresi içerisinde 27/08/2020 tarihinde açılmış ve 05/04/2024 tarihinde süresi içerisinde ıslah edilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir. (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı) Somut olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla; 19/06/2021 tarihinde 31516 sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı "İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde "...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır..." hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinde 7327 kanun numaralı "İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği hususu dikkate alındığında; davalı sigorta vekilinin tazminatın PMF 1931 yaşam süresi dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Somut olayda, mahkemece davalı ...'nın harçtan muaf olması hususu dikkate alınarak, karar ve ilam harcının davalı ...dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olup, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. C-) Davalı ... Aş.Vekilinin ve Davalı... Vekilinin Ortak İstinaf Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede; 6100 sayılı HMK'nın 109.maddesinde "(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(3) dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı... tarafından Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 E. 2020/52 K.sayılı dosyasıyla geçici ve sürekli işgöremezlikten oluşan maddi tazminatın 1.000-TL'lik kısmı için dava açılmış ve bilirkişi tarafından tespit edilen tazminat miktarı dikkate alınarak o davada davacı tarafça dava ıslah edilmeksizin 1.000-TL'lik kısım yönünden karar verilmiş ve karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Davacı taraf, 6100 sayılı HMK'nın 109.maddesi uyarınca 1.000-TL'lik maddi tazminat dışında kalan tazminat için eldeki davayı kısmi dava olarak açmış olup, buna engel bir durum söz konusu olmadığından, davalı vekillerinin davacı tarafın eldeki davayı önceki dava kesinleşmeden açtığı ve davayı kısımlara bölerek fazladan vekalet ücreti kazanmaya çalıştığı yönündeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür. Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafça aynı trafik kazası nedeniyle ve aynı talepler yönünden Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 E. 2020/52 K.sayılı dosyasında, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınmış olan kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde davalı...’un %20, davacı ...’nın ise %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğu, ceza dosyasında tek kusur bilirkişisinden alınmış olan raporla eldeki davada Ankara ATK’dan alınmış olan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen kusur bilirkişisi heyetinden alınan raporda davalı...’un trafik kazasının meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, davacı ...’nın ise kusursuz olduğunun belirtilmiş olması üzerine, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından, dosyanın İTÜ öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınmış olan raporda, trafik kazasının meydana gelmesinde davalı...’un %20, davacı ...’nın ise %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğu ve mahkemece bu kusur raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğu; Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 E. 2020/52 K.sayılı kararının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 14/07/2020 tarih ve 2020/376 E. 2020/534 K.sayılı karar ilamı ile ... yönünden karar ve ilam harcının düzeltilmesi suretiyle uygun bulunduğu, kararın ... Aş. vekili ile ...vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 07/12/2022 tarih ve 2021/9891 E. 2022/16377 K.sayılı ilamıyla onanarak, kararın 07/12/2022 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar bu karar davalı ... Aş. yönünden önceki kısmi davada taraf olmaması sebebiyle bağlayıcı değil ise de, hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluş şeklini doğruladığı, davacının yolcu olması sebebiyle trafik kazasının meydana gelmesinde sürüş kurallarına ilişkin herhangi bir kusurunun olması mümkün olmamakla birlikte, zararın oluşmasına ya da artmasına sebebiyet verecek şekilde müterafik kusuru da olmadığından, davalı sigorta vekillerinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür. D-) Davalı ... Aş.Vekili-Davalı ... Aş.Vekili-Davalı ...Vekilinin Ortak İstinaf Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede; Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. HMK.nun 33.maddesindeki “Hakim, Türk Hukukunu resen uygular” düzenlemesi uyarınca hakim kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuatı resen uygulamakla yükümlü olduğundan, hakim davacının geçici ve sürekli maluliyetlerini kaza tarihinde yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” esas alınmak suretiyle tespitini sağlamalıdır. “Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmıştır. ... kaza tarihinde yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri esas alınmak suretiyle isabetli ve yöntemine uygun olarak olarak davacının geçici ve sürekli işgöremezlik maluliyetlerinin belirlenmiş olduğu, davalılar vekillerinin tek hekimden alınmış olan ... tarihli maluliyet raporu ile ... tarihli "tıbbi mütalaa" başlıklı maluliyet raporunun, maluliyet raporu verebilen uygun kuruluşlardan alınmamış olması; davacı tarafça Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 E. 2020/52 K.sayılı dosyasında alınmış maluliyet raporu esas alınmak suretiyle hükmedilen Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/393 E. 2020/52 K.sayılı kararının, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 14/07/2020 tarih ve 2020/376 E. 2020/534 K.sayılı karar ilamı ile ... yönünden karar ve ilam harcının düzeltilmesi suretiyle uygun bulunduğu, kararın ... Aş. vekili ile ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 07/12/2022 tarih ve 2021/9891 E. 2022/16377 K.sayılı ilamıyla onanarak, kararın 07/12/2022 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar bu karar davalı ... Aş. yönünden önceki kısmi davada taraf olmaması sebebiyle bağlayıcı değil ise de, hükme esas alınan maluliyet raporunun olayın oluş şeklini ve davacının maluliyet durumunu doğruladığı kanaatine varılmakla, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür. Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davalı ... Aş. vekilinin, davalı... Aş.vekilinin ve davalı... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-) Davalı davalı ... Aş. vekilinin, davalı ... Aş.vekilinin ve davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) ... A.Ş yönünden; İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 21.176,10 TL nispi istinaf karar harcından başvuru sırasında peşin yatırılan 22.453,00 TL harcın düşümü ile fazla yatırıldığı anlaşılan 1.276,90 TL harcın talep halinde kendisine iadesine, 3-) ... A.Ş yönünden; İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 21.176,10 TL nispi istinaf karar harcından başvuru sırasında peşin yatırılan 5.102,14 TL harcın düşümü ile eksik kalan 16.073,96 TL daha harcın davalı ... A.Ş'den alınarak, hazineye irat kaydına, 4-) Davalı ... yönünden kurumun harçtan muaf olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-) Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 8-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliğ işlemlerinin dairemizce yapılmasına, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/01/2026