İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK'nın 390. madde hükmü uyarınca davanın esasına girilmeden ve dilekçelerinin davalılara tebliğ edilmeden evvel davalıların ... markasını davacıya ait ... markası ile karıştırılmaya yol açacak kadar benzer kullandıklarını ve bu itibarla müvekkiline ait marka haklarına…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/40 KARAR NO:2026/358 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:05/10/2023 NUMARASI:2021/361 E. - 2023/146 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK'nın 390. madde hükmü uyarınca davanın esasına girilmeden ve dilekçelerinin davalılara tebliğ edilmeden evvel davalıların ... markasını davacıya ait ... markası ile karıştırılmaya yol açacak kadar benzer kullandıklarını ve bu itibarla müvekkiline ait marka haklarına tecavüz oluşturan ve haksız rekabet oluşturan eylemler gerçekleştirdiklerine dair, davalılara ait web sitelerinde ve sosyal medya hesaplarındaki linklerde yer alan görsellerin en az bir teknik bilirkişi ve bir marka hukuku konusunda uzman bilirkişi marifetiyle tespitini, ilgili dökümlerin alınarak mahkeme dosyasına sunulmasını, davalıların “...” markasının ve kullanıldığı mal ve hizmetlerin, davacının dünya çapında tanınmış “...” markasına ve tescile konu mal ve hizmetleri ile aynı olması ve çok büyük ölçüde benzemesi ve bu suretle açık biçimde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali doğurması sebebiyle davalıların, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, davalıların ürünlerinin her türlü kullanım, üretim, satışının, dağıtım ve tanıtımının durdurulması ve engellenmesini, davalıların, davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden ve “...” markası/logosunu içeren ürün, tabela, araç üzeri reklam, reklam, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. her türlü evrak ile bütün iş materyallerine, belgelerine ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıplara, el konulması ve imhası edilmesini, "..." ibareli ürünlerin davalılar tarafından satışının e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulması ve önlenmesine teminen e-ticaret sitelerine kararın ihbaren bildirilmesine, “..." ibareli ürünlerin davalılar tarafından ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesine teminen, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesi yönünde müzekkere yazılmasını, sosyal medya hesapları ile bunlarla sınırlı olmamak üzere “...” ibaresini içerir tüm sosyal medya hesaplarına (facebook, instagram, twitter, LinkedIn) Türkiye'den erişimin yasaklanması dahil olmak üzere engellemesine ve bu karar uygulatma üzere Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne müzekkere yazılmasını, müvekkiline ait tescilli marka haklarına tecavüz teşkil etmesi ve haksız rekabet oluşturması sebebiyle, "..." ibaresinin davalılardan ... ... Ithalat'a ait ticaret unvanından terkinine ve bu amaçla ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, mahkeme karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, ilan ücretinin peşin olarak davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin uzun yıllardan beri davaya konu markalarını tescil ettirerek çeşitli ürünlerde kullandıklarını, müvekkillerinin davaya konu markalarının tanınmış olduğunu, tarafların ticari faaliyet alanlarının farklı olduğunu, dava konusu markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, işbu davanın ikame edilmesinin hakkanivete avkırı olduğunu, müvekkillerinin markalarının tescilli olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine ile; -SMK'nın 29. ve 7. maddeleri kapsamında davalıların davacı adına tescilli "..." markasından bir harfi değiştirmek sureti '...' ibaresi ile aynı ve benzer emtia gruplarında ürün imal edip, satışa arz etme şeklindeki eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, -SMK'nın 7/3-e maddesi gereğince "..." ibaresinin davalılardan ... ... Ithalat’a ait ticaret unvanından terkinine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemesinin "..." markasının 2007 yılından bu yana süregelen yoğun kullanımını, Türkiye çapındaki davacı markasından daha tanınır olduğunu, geniş bayi ağını, bilirkişi raporuyla sabit olan yüksek ciro büyüklüğünü ve bu süreçte markanın kazandığı ayırt edici niteliği göz ardı ederek hatalı hüküm kurduğunu, 19.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda da ... markasının çeşit ve adet bakımından ciddi yoğun kullanımı tespit edildiğini, davacı Alman firmasının ithal ve pahalı ürünlerinin sadece profesyonel ustalara ve yapı marketlere hitap etmesine karşın müvekkilinin 11 farklı sınıfta üretim yaparak düşük maliyetli ürünlerle "..." tabir edilen mağazalar üzerinden halkın genelini kapsayan çok daha geniş ve farklı bir tüketici kitlesine ulaştığını, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkili ile davacının ürettiği mal ve hizmetler birbirinden farklı olduğunu, davacının markanın ilk tescil tarihi 2007 yılına dayandığından 14 yıl sonra dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, uzun süreli sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan dört ayrı bilirkişi raporuyla iddialarının sübuta erdiğini, davalıların sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davalıların 2019 yılındaki marka başvurusunu tespit eder etmez itiraz ettiğini ve ihtarname göndererek haklarını koruma noktasında gerekli hassasiyeti gösterdiğini, sessiz kalma ilkesinin sadece hükümsüzlük davalarına ilişkin olup marka tecavüzü eylemlerinde uygulanamayacağını, davalıların 2007 tarihli markalarını yenilemeyerek bu haktan vazgeçtiklerini ve geçerli bir tescilleri bulunmadığını, markadaki tek harf değişikliğinin ve davalılarca ikrar edilen yoğun kullanımın tecavüzün vahametini ve müvekkilinin dünya çapında tanınmış lider markası "..." üzerinden sağlanan haksız kazancı kanıtladığını, TÜRKPATENT tarafından verilen ret kararlarının kesinleştiğini ve davalıların devam eden haksız fiillerine karşı davanın süresi içerisinde açıldığını, "..." ibaresinin müvekkiline ait seri bir markaymış izlenimi yaratarak marka itibarını zedelediğini belirterek mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olması sebebiyle davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu; Davalıların “...” markasının ve kullanıldığı mal ve hizmetlerin, davacının dünya çapında tanınmış “...” markasına ve tescile konu mal ve hizmetleri ile aynı olması ve çok büyük ölçüde benzemesi ve bu suretle açık biçimde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali doğurması sebebiyle: Davalıların, Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ve "..." ibaresinin davalılardan ... ... Ithalat’a ait ticaret unvanından terkinini davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.01/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "davacı tarafından belirtilen bahsi geçen “...” alan adının güncel olarak aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 26.04.2018 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “...” olarak yazılı olduğu, bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, ilgili internet sitesi ve belirtilen siteye bağlı linkler incelendiğinde tespite konu “..." ibareleri ürünlerin tanıtım ve satışlarının yapıldığı, bahsi geçen “Instagram - ...”, “Facebook - abdulvahap.aka.7” ve “Facebook - ... İthalat”, “Facebook - .......” sosyal medya hesaplarına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğu, genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde tespit konusu “..." ibarelerinin kullanıldığı, dosyaya sunulan bahsi geçen “Instagram - .......” sosyal medya hesabın ve bu hesaba ait linklerin güncel olarak kullanımda ve aktif olmadığı, davacının markaları ile davalılarca internet sitesinde ve sosyal paylaşım sitelerinde kullanılan ... esas unsurlu ibareler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalılarca markasal olarak kullanılan ... ibaresinin davacı yanın ... esas unsurlu markaların seri markası ve/veya türev markası olduğu izlenimi vereceği, bunların kaynağının aynı işletme olduğu veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğu kanısı yaratacağı ve bu durumun iltibas ihtimali yaratacağı" belirtilmiştir. 03/03/2022 tarihli bilirkişi heyetine ait Ek raporda özetle;" Davacının markaları ile davalılarca internet sitesinde ve sosyal paylaşım sitelerinde kullanılan ... esas unsurlu ibareler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalılarca markasal olarak kullanılan ... ibaresinin davacı yanın ... esas unsurlu markaların seri markası ve/veya türev markası olduğu izlenimi vereceği, bunların kaynağının aynı işletme olduğu veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğu kanısı yaratacağı ve bu durumun iltibas ihtimali yaratacağı, ihtimalinin mevcut olduğu, sonuç olarak davalıların kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz koşullarını haiz olduğu, davalılar tarafından dava dosyasına sunulan ... ibareli işaretin uzun yıllardan itibaren kullanıldığı iddiasına ilişkin sunulan evraklar incelendiğinde, her zaman düzenebilecek mahiyetteki resmi niteliği haiz olmayan, tarih içermeyen bu nedenle ne zamana ait olduğu anlaşılmayan görsellerin, broşür, katalog, el ilanı vb tanıtım evrakının davalıların ... ibareli işareti kullandığını ispata elverişli olmadığı, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlenmiş 2008 yılına ait 10 adet fatura, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2009 yılına ait 6 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2010 yılına ait 1 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş, 2011 yılına ait 0 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2012 yılına ait 0 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2013 yılına ait 0 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2014 yılına ait 0 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2015 yılına ait 0 adet, ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlemiş 2016 yılına ait 0 adet, davalılardan.... Ve ... tarafından 2017 yılına ait 3 adedi enerji tasarruf ampulü, 1 adet yapıştırıcı ne ilişkin fatura (diğer davalı ... Ithalat ... adına düzenlenmiştir.). davalılardan.... Ve ... tarafından 2018 yılına ait 3 adedi enerji tasarruf ampulü, 1 adet yapıştırıcı ürününe ilişkin fatura (diğer davalı ... ithalat ... adına düzenlenmiştir.). davalılardan ... ithalat ... tarafından 2018 yılına ait 3 adet fatura davalılardan ... ithalat ... tarafından 2019 yılına ait 0 adet fatura, faturalarda ürünün cinsi kısmında ... markasının yazılı olduğu yukarıda belirtilen 2009-2016 yıllarına ait faturaların dava dışı ... vergi nolu Dava dışı ... tarafından düzenlendiği,, işbu faturaların davalıların dava konusu işareti kullandıklarını ispata elverişli olmadığı, davalı tarafından sunulan tanıtım filmi ve 2021 yılına ait reklam videosu faturası dava tarihinden sonraki tarihli olup, dava konusu işaretin davalılarca uzun yıllardan beri kullanmak suretiyle tanınmışlık iddiasını ispata elverişli olmadığı, arz edilenler muvacehesinde, davalılarca sunulan mezkur delillerin davalılarca ... ibareli markanın 07., 08., 09., 18. sınıflara dahil emtialarda yoğun bir şekilde kullanıldığını ispata elverişli olmadığı, bilirkişi raporumuzun 2.1. nolu bölümünde belirtildiği üzere davacı yanın Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ...nolu markası 07., 08., 09., 18. sınıflara dahil emtialarda tescilli olduğu, bu kapsamda davalıların basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü uyarınca dava konusu işareti kullandıkları emtialarda/hizmetlerde sonraki tarihli marka kullanıcısı olarak aynı sektördeki faaliyet gösteren diğer firmaların markalarını yeterli bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunduğu, dava dosyasında davacının davalıların mezkür markasal kullanımlarını bildiği, sonraki tarihli kullanıcı olan davalıların işbu faaliyetlerine sessiz kalarak güven oluşturduğuna, zımnen de olsa rıza, icazet gösterdiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı, huzurdaki davanın dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olmayacak şekilde davacı tarafından ikame edildiği, davacının markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalılardan ... ... İTHALAT ibareli ticaret unvanının kılavuz unsurunun ... ibaresi olduğu, davalılardan ... ... İTHALAT ibareli ticaret unvanının davacının markalarının esas unsurunu içermekte olduğu, ticaret unvanındaki ithalat ibaresi davalılardan ... ... İTHALAT'ın davacının markasından uzaklaştırmaya yetmeyeceği, fonetik, görsel ve kavramsal açıdan davacının tescilli markaları ile benzer olduğu, davalılardan ... ... İTHALAT'ın “...meşgalesi hırdavat malzemeleri ve el aletler alatı ihracatı toptan ticaretini yapmak,” şeklindeki iştigal alanının davacının 06, 08, 20. yer alan emtialar için benzer olduğu, söz konusu hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap ettiği, orta düzeydeki tüketici kitlesinin dikkat düzeyi göz önüne alındığında, davalının kullanımlarının orta düzeydeki tüketici kitlesinin nezdinde davalı tarafından sunulan hizmetin aynı kökenden geldiğini varsaymalarının yanında, her iki işletmenin farklı olduğunun bilincinde olmaları ancak iki işletmeyi idari/ekonomik açıdan bağlantılı görmeleri ihtimalini de kapsayarak iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğu, 6769 Sayılı SMK” nın 7. maddesinin 3. fıkrasının e bendi ve 29. maddesi uyarınca davalılardan ... ... İTHALAT” tarafından ticaret unvanında ... ibaresinin “...meşgalesi hırdavat malzemeleri ve el aletlerinin ithalatı ihracatı toptan ticaretini yapmak,” şeklindeki iştigal alanında kullanılmasının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalıların davacının markalarının benzeri olan esas unsurları ... olan işaretleri davacının markalarının tescilli olduğu emtialarda markasal olarak kullanıldığı, davalıların işbu fiilinin “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklindeki TTK'nın 55./1-a-4. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği" belirtilmiştir. Farklı bilirkişi heyetine ait 19/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle:" davalının ticari defter belge, mağaza görselleri, reyon ürün görselleri, fatura görselleri, stok listeleri vb. argumanlar incelenmiş olup, “...” markalı ürünlerin adet ve ürün çeşidi bakımından yoğun ve ciddi kullanım içerdiğinin görüldüğü, “...” markasının davacı adına 04.07.1994 tarihinden beri ... tescil numarası ile tescilli olduğu, davalı tarafça kullanılan “...” markasının aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin yüksek oranda benzerlik taşıması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği bu durumun SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz oluşturduğu, marka hakkına tecavüz oluşturan bu durumun ayrıca tüketici gözünde davacı ile davalılar arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-A-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, bu tespitler karşısında SMK 149/1 maddesinde belirtilen taleplerin ileri sürülebileceği" belirtilmiştir.Aynı bilirkişi heyetine ait ek raporda da anılı tespitlerin devam ettiği görülmüştür. Somut olayda, Davacı şirket tarafından “...” markasının 1994 yılında adlarına tescil ettirildiği, tescilli olduğu mal ve hizmetlerin ... nolu sınıflarda olduğu, davalı tarafın da “...” markasını pense ve tornavida gibi çeşitli el aletleri ile birlikte bilirkişi raporunda belirtilen fatura ve görsellerde gözüken çeşitli hırdavat ürünlerinde kullandığı, tarafların satış ve pazarlamasını yaptıkları ürünlerde ayniyet ve yüksek oranda benzerlik bulunduğu “...” markasının davacı adına 04.07.1994 tarihinden beri ... tescil numarası ile tescilli olduğu, davalı tarafça kullanılan “...” markasının aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin yüksek oranda benzerlik taşıması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği anlaşılmakla markaya tecavüzün ve ticaret unvanından terkini şartlarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır....'nın 29/07/2017 tarihli en eski kullanımı ile ticaret siciline tescil tarihinin aynı tarih olduğu, ...'nın 13/10/2018 tarihi itibarı ile fatura kullandığı,13/10/2017 tarihinde unvanı ...- ... iken unvan ve meşgalesini hırdavat malzeme ve el aletlerinin ithalat ve ihracat toptan ticaret yapmak olarak değiştirdiği, davalının sunduğu 2009-2016 yıllarına ait faturaların dava dışı ... dahili ticaret-... tarafından düzenlendiği, bu faturaların davalıların davaya konu markayı kullandığını ispatlamayacağı ve davalı ... adına tescilli ... sayılı marka müddet olduğu için müktesep hak iddiası ileri sürülemeyeceği değerlendirilmiştir. Davalı taraf “...” markasının adlarına tescilli olduğunu ileri sürmüş ise de, diğer markaların, davacı markasından sonraki tarihli olduğu, Kaldı ki davacının ... sayılı markası tescilli olup, SMK 155. maddesi “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınaî mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmünün geçerli olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2023 tarih ve 2021/361 E., 2023/146 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 305,40 TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026