İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2015 yılı Haziran ayında 1. Baskısı, 2019 yılında da 2. Baskısı yapılmış olan, atlar ve at yarışları üzerine uzun süre emek harcayarak, Kafkaslı isimli at ve jokeyi Selim Kaya'nın yaşam öyküsünden ve gerçek hayattan esinlenerek kaleme aldığı"..." kita…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1470 KARAR NO : 2025/1798 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/12/2022 NUMARASI : 2020/330 E. - 2022/220 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2015 yılı Haziran ayında 1. Baskısı, 2019 yılında da 2. Baskısı yapılmış olan, atlar ve at yarışları üzerine uzun süre emek harcayarak, Kafkaslı isimli at ve jokeyi Selim Kaya'nın yaşam öyküsünden ve gerçek hayattan esinlenerek kaleme aldığı"..." kitabından işlenmek suretiyle ... isimli filmin çekildiğini ve yayınlandığını, "..." isimli sinema filminde de at ile jokeyi arasındaki dostluk ve sevgi ilişkisinin işlenmiş olmasının tesadüf olamayacağını, filmin ana fikri ve öyküsünün, kitabın ana fikri ve öyküsü ile aynı olduğunu, aynı zamanda filmin edebi ifade ediş tarzının ve olay örgüsünün de kitaptan aynen alındığını, filmin bunlara ek olarak, bir çok sahne, ifade vs hususu da kitaptan aynen alındığını, "..." isimli sinema filminin, Davacının kaleme aldığı "..." isimli romanın gördüğü yoğun ilgi ve beğeniden hemen sonra çekilmesinin tesadüf olamayacağını, davacının FSEK kapsamındaki mali ve manevi haklarına davalılar tarafından tecavüz edildiği iddiasıyla Fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak ve ileride arttırılmak üzere şimdilik; FSEK 67’inci, 78’inci ve ilgili maddelere dayanarak ... Filmin aslı ve tedavülde bulunan kopyaları üzerinde davacının adı ile ...kitabının adına da yer verilmesine, Filmin gösterilmiş ve gösterilmekte olduğu her türlü ortamda davacının ...kitabının adına da yer verilmesine, FSEK.nun 68.md.si kapsamında şimdilik 10.000 TL ‘nin 3 kat fazlası: 30.000 TL maddi tazminatın ve FSEK.kapsamında manevi haklarının ihlâli nedeniyle 25.000 TL manevi tazminatın filmin ilk gösterime girdiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, Davacının çok yoğun acı ve elem duyması nedeniyle TBK kapsamında himaye gören kişilik haklarının ihlali nedeniyle 5.000 TL. manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, Davacının ve kitabın adına filmin künyesinde, afişlerinde ve diğer tanıtım malzemelerinde yer verilmediği için davacının daha çok bilinirliğinin önüne geçilmiş, kazanabileceklerini kazanamamış olduğu iddiasıyla FSEK.nun 70/2. fikrasının göndermesiyle TBK “haksız fiillere müteallik hükümler” uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL. maddi tazminatın, filmin ilk gösterime girdiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...” isimli Sinema Filmi’nin senaristliğini başarılı ve çok izlenen birçok dizi ve filmin senaristliğini de üstlenen, ...ve ... ‘ün gerçekleştirdiğini, davanın bu senaristlere ihbarına karar verilmesini, davacının kaleme aldığı "..." isimli romanın yayın tarihi ile müvekkili şirketin ortak yapımını üstlendiği "..." isimli sinema filminin vizyon tarihi arasında herhangi bir bağlantı söz konusu olmayıp, "..." filmi'nin ana karakterlerinden biri olan "..." isimli atın 2013 yılında jübile yapması, 2015 yılında vefat etmesi kapsamında, 2015 yılında başlayan hazırlık süreci ile beraber, yoğun bir ön prodüksiyon, prodüksiyon ve post prodüksiyon çalışması gerçekleştirilmek suretiyle "... filmi"nin 2018 yılında vizyona girdiğini, Davacının beyanlarının aksine, "..." isimli sinema filminin Davacının kaleme aldığı "..." isimli roman ile herhangi bir bağlantısı olmadığı gibi "..." isimli sinema filminin Davacının ifadeleri ile "...'nın yoğun ilgi ve beğeni görmesinden hemen sonra" çekilmiş olmasının kesinlikle söz konusu olmadığını, gerçek yaşam öyküsü temel alınarak oluşturulan film nedeniyle herhangi bir intihalde bulunulmasının mümkün olamayacağını, zira filmde davacının iddia ettiği gibi atla jokeyi arasındaki ilişkinin değil, yarış severlerin çok iyi bildikleri ...'u büyük başarısının, ...'ın, patronu Özdemir Atman'la ilişkilerinin, Özdemir beyin kızı ...'la yaşadığı, sonu evliliğe varan büyük aşkın anlatıldığını, bu yüzden de yaşayan mirasçılardan onay alınarak senaryonun uygulamaya konulduğunu, kansere yakalanan ve sonunda bu nedenle hayatını kaybeden ...'ın verdiği mücadeleler de dikkate alınarak film için “gerçek şampiyonlar bir gün mutlaka kaybedeceğini bile bile yarışanlardır” şeklinde farklı bir ana fikir oluşturulduğunu; bununla izleyiciye en olumsuz koşullarda bile mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğine ilişkin bir mesaj verilmeye çalışıldığını, bu cümleden olarak filmde azimle verilen hayat mücadelesi esas alınırken, kitapta; atla jokeyi arasında kurulan bağın, insanoğlunun zarar veren ihtirası ve kazanma hırsının, vefasızlığının temel alındığını, yani işlenen değerler kadar, verilmek istenen meşajların da neredeyse ters olduğunu, filmde büyük bir aşk ve başarı hikayesinin anlatıldığını, dolayısıyla kitapla film arasındaki tek benzerliği ikisinde de başarılı birer at ve birer de jokey bulunmasından ibaret olduğunu, bunun dışında film ve kitap arasında ne tema, ne anlatılmak istenen hikaye ne de aktarılmak istenen duygular bakımımdan herhangi bir benzerlik olmadığını, filmin ana temasının, yan hikayelerinin, olay örgüsünün ve karakterlerinin tamamen farklı olduğunu kaldı ki, davacı kitabından önce yazılmış yaratılmış at/jokey-insan ilişkisini anlatan, şampiyonluk, vefasızlık gibi temaları işleyen pek çok eser bulunduğunu, Sinema filminde yer alan karakterlerin isimleri gerçek hayatta var olan kişilerin isimleri olup ve bizzat her birinden onay alınarak sinema filminin senaryosuna yerleştirildiğini, Davacının kaleme aldığı "..." isimli roman ile "..." sinema filminin ana fikirleri herhangi bir benzerlik taşımadığı gibi, birbirlerine taban tabana zıt mesajlar içermekte olduğunu, Salt fikirlere koruma sağlanamayacağını, iki eser arasında, her iki eserin de evrensel konuları işlemiş olmaları dışında bir ortak noktaları bulunmadığını davanın reddini talep ettikleri anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "... filmi, gerçek hayattan esinlendiği hikayesiyle, efsane jokey ...'ı ve efsane at ...'u anlatmasıyla Türk sineması içindeki yerini almıştır. Dava konusu yapılan iki fikri ürün üzerinde gerek öykü, gerek ana kahramanlar ve gerekse kurgu yönünden her iki bilirkişi raporunda da yapılan karşılaştırmalarda; iki eserin konularının, öyküleme ve kurgulama yöntemlerinin birbirlerinden farklı şekilde ele alındıkları, aralarında duygusal yönden benzerliklere rastlanmakta ise de; bunların, birbirlerinden tamamen farklı iki ayrı eser oldukları tespit edilmiştir. Her ikisinde de tema olarak at sevgisi, at-insan ilişkisi işlenmiş olsa da, her iki eserin öyküsü, kurgusu ve karekterleri farklıdır. Dolaysıyla somut olayda davacının ihlal edilen FSEK kapsamında maddi ve manevi bir hakkı ile BK ve MK kapsamında ihlal edilen kişilik hakkının ve haksız rekabete konu olacak bir ihlalin bulunmadığı gözetildiğinde sübut bulmayan davanın dayanak alınan denetime uygun iki heyet raporu gözetilerek reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin araştırmacı yazar olarak sürdürdüğü hayatında yayımlanmış 13 kitabı bulunduğunu belirterek, "..." adlı kitabının işlenmesi suretiyle "..." filminin çekilip yayımlandığını, filmdeki at ile jokeyi arasındaki dostluk ve sevgi ilişkisi, filmin ana fikri ve öyküsü, edebi ifade ediş tarzı, olay örgüsü, sahne ve ifadelerin kitaptan alındığını, Türkiye'de at ile jokeyi arasındaki ilişkiyi konu edinen ilk ve tek edebi eserin kendi kitabı olduğunu ve bu kitabın yayımlanmasından sonra aynı konuyu işleyen filmin gösterime girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, filmde yer alan gerçekle örtüşmeyen at-jokey ilişkisi gibi vakaların kitaptan alınmış olmasının filmin gerçekliği bağlamında ele alınması gerektiğini ve filmin sinema olmasından değil kitap ile aynılığından kaynaklandığını, bu nedenle kitabın film ve senaryosuyla karşılaştırmalı incelenmesini, haklarının korunmasını ve tazminat ödenmesini talep ettiğini, ancak ilk bilirkişi heyetinin filmin sinematografik eser olduğunu, kitabın izinsiz işlenmesi veya intihal yoluyla vücuda getirilmediğini, gerçek yaşam öyküleri kurgulanarak hazırlanmış, orijinal bir eser olduğu yönünde kanaat bildirdiğini, davacının ise buna itiraz ederek bilirkişi heyetinin mahkemece talep edilen senaryo ve Atman ile Karataş ailelerinden alınan "sözleşme" yazılı ancak davalıların "muvafakatname" dediği belgenin içeriğini incelememesi, raporun eksik olması, kitapla ilgili olumsuz kanaat oluşturmaya yönelik ifadeler kullanılması, denetime elverişli olmayan ve anlaşılması mümkün olmayan ifadelere yer verilmesi, aynılıkların göz ardı edilip farklılıkların öne çıkarılması ve raporun bilimsellikten ve nesnellikten uzak olması nedeniyle yeni bir rapor düzenlenmesini istediğini, ikinci bilirkişi heyetinin ise kitabın ilim ve edebiyat eseri, filmin sinematografik bir eser olduğunu, kitaptaki ana konunun jokey ... ve at Bayşubar arasındaki sevgi, filmde ise ...ve ...arasındaki aşkın at ... bileşkesinde işlendiği, at ve jokey sevgisinin merkezde yer almadığı, olay örgüsü ve karakterlerin farklılık arz ettiği, ortak hususların jokey ve at isimleri olduğu, öyküleme ve karakter yapılarının farklı olduğu, filmin kitaptan esinlenmediği, intihal yapılmadığı, her iki eserin de özgün olduğu, eserlerde ayırt edilmeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, filmde gerçek kişi ve olayların konu edinildiği, FSEK kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün bulunmadığı ve tazminata gerek olmadığı yönünde kanaat bildirdiğini, Davacının da bu rapora itiraz ederek tıpkı ilk raporda olduğu gibi aynılıkların göz ardı edilip farklılıkların öne çıkarıldığını, eserdeki fikrin yaygın, anonim veya evrensel olmasından hareketle fikri hakların ihlal edilmediği sonucuna varılmaması gerektiğini, hatta bazı durumlarda detaylardaki benzerliklerden hareketle ihlal sonucuna varılması gerektiğini, rapordaki aynılık ve örtüşmelerin sıradan, anonim veya evrensel hususlar olarak nitelendirilmesini, kitabın satış verilerinin incelenmesinin davanın konusuyla ilgisinin kurulamamasını, filmden sonra kaleme alınan bazı değerlendirmelerin bilimsel dayanak olarak gösterilmesini, raporun objektif bir dilden ziyade bir cevap dilekçesi gibi sübjektif bir dille kaleme alınmasını ve senaryonun incelendiği belirtilmesine rağmen değerlendirme yapılmamış olmasını gerekçe göstererek yeni bir rapor düzenlenmesini talep ettiğini, ancak Mahkemenin iki raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle yeni bilirkişi raporu alınması talebini, somut olayın tanık delili ile ispat edilebilecek bir dava türü olmadığı gerekçesiyle tanık dinlenmesi talebini, reddi hakim talebini ise yargılamayı uzatmaya yönelik olması gerekçesiyle reddederek davanın reddine karar verdiğini, davacının bu kararı istinaf ettiğini, istinaf sebeplerinde ise ilk bilirkişi heyeti tarafından incelenen hususların yeterli olmadığı ve raporun bilimsellikten uzak olduğu, Mahkemenin talep etmesine rağmen senaryo incelemesi yapılmadığı, aynı durumun ikinci rapor için de geçerli olduğu, her iki raporun da bilimsellikten, nesnellikten uzak ve senaryo incelemesi yapılmadığı için eksik olduğu, eksik ve denetime elverişli olmayan raporlar üzerine hüküm kurulduğu, senaryo konusunda Mahkemece de bir değerlendirme yapılmadığı için eksik inceleme yapıldığı, dilekçelerinde ısrarla iddia ettikleri filmin gerçek olmayan kısımlarının kitaptan alınmış olduğu iddiasının önem taşıdığı, davalıların gerçekliğe dayanak olarak ileri sürdüğü "Sözleşme" başlıklı belgenin filmin gerçeğe dayandığını ispat eden bir niteliğinin bulunmadığını ve bu belgenin Mahkeme tarafından incelenmediğini, dolayısıyla bu noktanın eksik incelendiğini, ikinci bilirkişi raporunda filmden sonraki değerlendirmelerin bilimsel dayanak olarak gösterilmesinin raporu bilimsellikten ve nesnellikten uzaklaştırdığını, bilirkişi heyetine Türkiye Jokey Kulübü'nden bir kişinin dahil edilmesi talebinin ve senaryonun nasıl yazıldığını bildiğini söyleyen tanığın dinlenmesi talebinin Mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, dolayısıyla eksik inceleme yapıldığını ve özel bir durum olan at yarışları camiasına dair iki eser arasındaki aynılık iddiaları karşısında hükmün, eksik, bilimsellikten ve nesnellikten uzak bilirkişi raporları üzerinden kurulmuş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, bu mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; Davacının kaleme aldığı "..." isimli romanın intihal suretiyle davalılarca çekilen filmde (...) izinsiz kullanıldığı ve FSEK kapsamındaki mali ve manevi haklara tecavüz iddiası kapsamında FSEK.nun 68.md.si kapsamında şimdilik 10.000 TL ‘nin 3 kat fazlası: 30.000 TL maddi tazminatın ve FSEK kapsamında manevi haklarının ihlâli nedeniyle 25.000 TL manevi tazminatın keza TBK kapsamında himaye gören kişilik haklarının ihlali nedeniyle 5.000 TL. manevi tazminatın , FSEK.nun 70/2. fikrasının göndermesiyle TBK “haksız fiillere müteallik hükümler” uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL. maddi tazminatın, filmin ilk gösterime girdiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline, ... Filmin aslı ve tedavülde bulunan kopyaları üzerinde davacının adı ile ...kitabının adına da yer verilmesine, Filmin gösterilmiş ve gösterilmekte olduğu her türlü ortamda davacının ...kitabının adına da yer verilmesine,hükmün ilanını taleplerini ilişkindir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişiler H...., Radyo TV sinema ABD öğretim üyesi ..., ...'in 19/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davaya konu “...”' adlı filmin sinematografik eser olduğu, senaryosunun "...' adlı ilim ve edebiyat eserinin izinsiz işlenmesi veya bu eserden intihal yolu ile vücuda getirilmediği, ...ve rahmetli ...Karataş'ın gerçek yaşam öyküleri kurgulanarak hazırlanmış, çoğu gerçek kişilerden oluşan farklı karakter yapısına, öyküleme, uslüp ve mesaja sahip, orijinal bir eser olduğu" belirtilmiştir.Bilirkişiler..., ... ve ...'ın 01/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...isimli eserin ilim ve edebiyat eseri olduğu, ... isimli filmin sinematografik bir eser olduğu, ...isimli edebiyat eserinde jokey ... ve yarış atı Bayşubar arasındaki sevginin işlendiği, ... isimli sinema filminde ...ve ...arasındaki aşkın ... bileşkesinde işlendiği, ...'daki gibi doğrudan at ve jokey sevgisinin merkezde yer almadığı, olay örgüsü ve karakterlerin her iki eserde de farklılık arz ettiği, her iki eserde de ortak hususların ...ve ...'in jokey, ... ve Bayşubar'ın yarış atı olduğu, Öyküleme ve karakter yapılarının her iki eserde de farklı olduğu, FSEK kapsamında ... isimli filmin, ... isimli romanda esinlenmediği, intihal bulunmadığı, her iki eserin de FSEK kapsamında özgün eser olduğu, eserlerde ayırt edilmeyecek derecede benzerlikler bulunmadığı, ... isimli filmde gerçek kişi ve olayların konu edinildiğini, tüm bu değerlendirmeler ve bulgular çerçevesinde FSEK kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün bulunmadığını bu nedenle maddi-manevi tazminat hesabına gerek olmadığı" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından, kendisine ait "..." isimli romanın intihal suretiyle davalılarca çekilen filmde (...) izinsiz kullanıldığını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuş ise de, "..." isimli eserin ilim ve edebiyat eseri olduğu, "..." isimli filmin sinematografik bir eser olduğu, ...isimli edebiyat eserinde jokey ... ve yarış atı Bayşubar arasındaki sevginin işlendiği, ... isimli sinema filminde ...ve ... arasındaki aşkın ... bileşkesinde işlendiği, ...’daki gibi doğrudan at ve jokey sevgisinin merkezde yer almadığı, dava konusu yapılan iki fikri ürün üzerinde gerek öykü, gerek ana kahramanlar ve gerekse kurgu yönünden her iki bilirkişi raporunda da yapılan karşılaştırmalarda, iki eserin konularının, öyküleme ve kurgulama yöntemlerinin birbirlerinden farklı şekilde ele alındıkları, aralarında duygusal yönden benzerliklere rastlanmakta ise de; bunların, birbirlerinden tamamen farklı iki ayrı eser olduklarının tespit edildiği, bilirkişi raporlarının birbiri ile örtüştüğü, bilirkişi heyetine Türkiye Jokey Kulübü'nden bir kişinin dahil edilmesine gerek bulunmadığı, her iki eserde de tema olarak at sevgisi, at-insan ilişkisi işlenmiş olsa da, her iki eserin öyküsü, kurgusu ve karakterlerinin farklı olduğu, davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve 2020/330 E. 2022/220 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.110,04-TL harcın mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 494,64 TL harcın davacı tarafın isteği ve talebi halinde kendisine iadesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/12/2025