İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan kaşe ve imzalı 28/05/2016 ödeme tarihli, 2332 numaralı, 30.000,00 TL tutarlı çeki İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, bunun üzerine imzaya iti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1315 KARAR NO : 2025/1697 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2022 NUMARASI : 2017/581 E. - 2022/561 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan kaşe ve imzalı 28/05/2016 ödeme tarihli, 2332 numaralı, 30.000,00 TL tutarlı çeki İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, bunun üzerine imzaya itiraz davası açtıklarını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/21176 Soruşturma numaralı dosyası ile nitelikli dolandırıcılık yapıldığına dair suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan imza ve kaşe kullanılarak icra takibine konulan çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2016/1438 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, davacının daha sonrasında kendi rızası ile davasından feragat ettiğini, davanın dayandığı maddi olaylar ve konusu aynı olan iş bu dava için kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, davalı müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi hamil olduğunu, müvekkilinin son hamil iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olup keşidecinin imzası huzurda atılmadığı için ve imzanın keşideciye ait olup olmayacağı bilemeyeceğinden imza inkarına dair iddialarının iyiniyetli yetkili hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira müvekkilinin çek üzerinde yer alan imzaları hukuken araştırma zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin soruşturmaya konu çeki ...'ndan ticaret karşılığı aldığını, müvekkilinin ... dışında davacı firmayı ve ciro zincirinde yer alan diğer firmaları tanımamakla birlikte herhangi bir ticari faaliyette de bulunmadığını, bu haliyle de davacı firmaya ait imzaların sahte olması ihtimalinin söz konusu olması durumunda dahi bu durumun müvekkili tarafından bilinebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle müvekkili aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı işbu davadaki tüm taleplerin ve davanın reddine, alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın kabulü ile, dava konusu ... AŞ Fatih/Laleli Şubesine ait, 28/05/2016 keşide tarihli, 30.000 TL bedelli, 0002332 numaralı çeke dayalı İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı aleyhine taraflarınca müvekkilinin alacağını tahsil gayesi ile başlatılan takipte yine davacının borca ve imzaya itirazından kendi hür iradesi ile feragat etmesi kesin hüküm dışında davacının hakkın kötüye kullanması hususu nazara alınmaksızın ve hatta bu hususta hiçbir araştırma yapılmaksızın İcra Hukuk Mahkemesi’ndeki imzaya itiraz davası ile menfi tespit davasının aynı nitelikte olmadığı ve icra mahkemesinin dar yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile kesin hüküm itirazlarının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yan tarafından bahse konu çekte yer alan imzaya itiraz edildiğini ve İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2016/1438 E. Sayılı dosya ile dava açıldığını, 13.02.2017 tarihinde ise imzaya itiraz davasının incelemesi sürmekte iken de işbu davadan feragat ettiğini, huzurda görülen menfi tespit davası usul ekonomisine aykırı olarak açıldığını, aynı talep konusu aynı taraflar ve aynı uyuşmazlık bulunan davadan feragat edildiğini, ardından tekraren imzanın sahteliğine dair bir menfi tespit davası açılmasında davacı yanın hukuki yararı bulunmadığını, davacının hakkın kötüye kullanmaya çalıştığını, dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için, o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerektiğini, mahkemece hükme esas olabilecek mahiyette olmayan, birbirinin aynısı ve itirazlarının giderilmeksizin tanzim edilen bilirkişi raporları neticesinde karar verildiğini, Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu şekilde tesis edilen hükmün hukuka aykırı olduğunun sabit olduğunu, mahkemece taraflarınca ileri sürülen maddi vakıalar ve dosyada mevcut somut veriler değerlendirilmeksizin ve hatta davacının dava dilekçesinde hukuken izaha muhtaç iddialarını ispatla mükellef olduğu hususlar görmezden gelinerek müvekkilinin dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı yetkilisine ait olduğunu ispat ile yükümlü olduğunun kabul edilmesi hakkaniyet kuralları olmak üzere hukukun tüm genel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, 28/05/2016 ödeme tarihli, 2332 numaralı, 30.000 TL bedelli çekin müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan kaşe ve imza kullanılarak düzenlendiğini ve İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu belirterek; icra takibine konu edilen çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu miktarın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının aynı çekle ilgili olarak İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1438 E. sayılı dosyasında dava açtığını, ancak kendi rızasıyla feragat ettiğini, bu nedenle eldeki dava bakımından kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi hamil olduğunu belirterek davanın reddine, ayrıca alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine ... A.Ş. Laleli Şubesine ait 28/05/2016 tarihli 2332 çek nolu 30.000 TL bedelli keşidecisi ... Tektil şirketi olan çeke dayalı olarak toplam 32.652,53 TL alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatılmıştır. Davacının takip dayanağı çekin arka yüzünde 3. Ciranta olarak yer aldığı görülmektedir. Ticaret sicil kaydına göre , davacı şirket yetkililerinin ...'dür . Bilirkişi raporunda; inceleme konusu olan, ... A.Ş. Fatih/Laleli Şubesi’ne ait, keşidecisi ... Tekstil San. ve İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. olan, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 28.05.2016, bedeli 30.000 TL, numarası 0002332 olan çek üzerindeki, “....” adına atılmış üçüncü ciro imzasının şirket yetkilileri ...’e ait mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, imza alışkanlıkları, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönlerinden belirgin farklılıklar bulunduğu, bu nedenle çek üzerindeki 3. ciro imzasının şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı kanaatine varmış, bilirkişi ek raporunda da aynı bulgular doğrultusunda ilk kanaat tekrar edilmiştir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). Davacının İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1438 E. sayılı dosyasında imzaya itiraz davası açtığı ve 17.03.2017 tarihinde bu davadan feragat ettiği görülmekte ise de; kambiyo senetlerine özgü genel haciz yolunda İİK 168/4 ve 170 maddesi gereği; borçlunun ödeme emri tebliği üzerine takip müstenidi kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında ise, bu itirazını beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirmesi gerektiği düzenlenmiştir. Takibe itiraz mahiyetinde icra mahkemesinde imza itirazında bulunulması takip hukuku çerçevesinde incelenecek bir itirazdır. Borçlu takibe yönelik itirazını her zaman geri alabilir, bu durumda takibin geçici olarak durdurulması kararı verilmiş ise bu karar kalkar ve takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilir. Dolayısıyla imzaya itiraz teknik anlamda bir dava olmadığı gibi dar yetkili icra mahkemesinin takip hukuku çerçevesinde verdiği kararlar kural olarak kesin hüküm teşkil etmez. Borçlunun imzaya itiraz etmesi ve bu inceleme devam ederken aynı zamanda İİK 72. Maddesine dayalı olarak genel mahkemede menfi tespit davası açmasına yasal engel olmadığı gibi, imza itirazının icra mahkemesinde reddedilmiş olması yada somut olayda olduğu gibi borçlunun imza itirazından vazgeçmiş olması halinde de menfi tespit davası açılmasında hukuken bir engel bulunmamaktadır. İcra mahkemesindeki imzaya itirazdan feragat edilmesi takibe itirazın geri alınması niteliğinde olduğundan her hangi bir maddi hakkın özünden feragat gibi sonuç doğurmaz. Ayrıca , imzaya itiraz ve menfi tespit davası aynı maddi vakıaya dayansa bile davaların konusu ve talep sonucu farklı olduğundan bu feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Bu nedenlerle davacının eldeki davada menfi tespit talebinde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, dava takip konusu çekteki imza inkarına dayalı olarak açılmış mahkemece imza incelemesi yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun incelemenin gerektirdiği teknik ve optik cihaz ve yöntemler kullanılarak mukayeseye elverişli belgeler esas alınarak denetime elverişli ve gerekçeli düzenlendiği hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, bilirkişi raporunda ; çekin arka yüzünde davacı ... Orman Ürünleri... A.Ş. adına atılmış üçüncü ciro imzasının şirket yetkilileri ...’e ait olmadığı tespit edildiğinden , imzasının sahteliği iddiası iyiniyetli hamil dahil herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak def'ilerden olduğundan ciro imzası sahte olan çek bedelinden davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla mahkemece dava konusu çeke dayalı İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2022 tarih ve 2017/581 E., 2022/561 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.230,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 417,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.812,87 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025