İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 29/01/2026 YAZILDIĞI TARİH: 09/02/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/247 Esas ve 2024/680 Karar sayılı ilamına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... p…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2214 KARAR NO: 2026/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/247 Esas, 2024/680 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 22/03/2022 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 29/01/2026 YAZILDIĞI TARİH: 09/02/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/247 Esas ve 2024/680 Karar sayılı ilamına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile seyir halinde iken aracının sağ tarafı ile aşırı hızlı olarak çarpması sonucu davacıların kızı, henüz 11 yaşında olan ...'ın vefat ettiğini, aşırı hızlı, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullandığı tespit edilen araç sürücüsü davalı ... hakkında Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/79 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, söz konusu kaza sonrası kaza mahallinde tutulan trafik kazası tespit tutanağında davalılardan sürücü ...'in çarpma nedeniyle aracında oluşan hasarın büyüklüğü küçüğün çarpmanın etkisiyle yaklaşık 24 metre uzağa savurulması ve davalının aşırı hızlı sayılacak şekilde araç kullandığının tespit edilmesi ve yaya geçitlerinden geçerken yavaşlamadığından bahisle 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a maddesindeki kuralı ihlal ettiğinin, vefat eden ...'in ise karşıdan karşıya geçerken yaya geçidi veya kavşak başlarını kullanmadığından bahisle 2918 sayılı Kanun'un 68/b. maddesindeki kuralları ihlal ettiğini, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün de her ne kadar küçük çocuğun ücretli servisi olmasa da çocuğu aracıyla kazadan önce okulun önüne değil de okulunun hemen karşısında yol kenarında bırakması nedeniyle KTK'nın 47/1. maddesindeki kuralı ihlal ettiğinin belirtildiği, yine kusur yönünden savcılık soruşturma dosyasından düzenlenen ... tarihli trafik bilirkişi raporunda ise davalı araç sürücüsü ...'in tali kusurlu, dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın tali kusurlu, ...'ın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, küçük çocuğun asli kusurundan söz etmenin mümkün olmadığını, kazanın davalı ...'in aşırı süratli araç kullanması nedeniyle meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle ...'in vücudunda ve kafatasında kırıkların meydana geldiğini, beyin doku harabiyeti sonucu beyin kanaması geçirerek vefat ettiğini, davalının kollukta alınan beyanlarına göre davalının gece çalışmış olduğu işyerinden ayrılarak dinlemek için evine gittiğini, davalının uykulu olması ve dikkatsiz davranmasının muhtemel olduğunu, olay yerinde araç sürücüsünün fren izinin dahi bulunmadığını, davalının frene dahi basmadığını, sol şeridin boş herhangi bir araç ve yaya olmamasına ve sol tarafa doğru manevra yapması halinde kazaya sebebiyet vermeyecekken herhangi bir manevra girişiminde bulunmayarak aracının sağ tarafı ile çocuğa çarptığını ve ölümüne sebep olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin kazaya karışan ve ölümlü kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracı, 17/11/2021 başlangıç tarihli ... numaralı ZMMS poliçesi ile sigortaladığını, davacıların dava tarihinden önce davalı ... A Ş.'ye maddi zararların karşılanması ve destekten yoksun kalma tazminatı için 15/12/2021 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu ancak başvuruya olumlu cevap alınamadığını, ara buluculuk sürecinin de anlaşmazlık ile sonuçlandığını, anne ... ve baba ...'ın evlatlarının kaybı nedeni ile destekten yoksun kaldıkları gibi ailece büyük bir manevi üzüntü ve ızdırap yaşadıklarını, ...'in hayatının yaşanan vahim kaza sonucu karardığını belirterek annesi ... için 125,000,00 TL manevi, 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, babası ... için 125,000,00 TL manevi, 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, kardeşi ... için 75,000.00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 326.000,00 TL tutarındaki maddi ve manevi tazminatın, fazlaya ilişkin her türlü dava, ıslah talep faiz vs haklar ve sorumlu bulunacak üçüncü kişilere karşı dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... şirketinin tazminat sorumluluklarının ise sadece maddi tazminatla ve poliçe teminat kapsamları ve limitleri ile sınırlı olması ve faizden sorumluluklarının hasar dosyasından tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren başlaması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmediğini, davanın reddini talep ettiğini, ... tarihinde tarihinde sevk ve iradesindeki ... plakalı araçla seyir etmekteyken yaya geçidinin bulunmadığı yolun solunda okula gitmek için servis aracından inen ve karşıya geçmeye çalışan ...'ın her ne kadar kendisine çarpmaması için manevra yapsa da aracının sağ tarafına çarptığını, kazaya ilişkin polisler tarafından düzenlenen tutanakta asli kusurlu ...'ın bulunduğunu, bunun gerekçelerine bakıldığında asli kusurlu olmasının sebebinin yaya geçidinden geçmemesi ve servis aracının okulun önünde değil yolun karşısında indirmesi ve ...'ın sağını ve solunu kontrol etmeden kontrolsüz olarak yola çıkması olduğunu, asli kusurlu olduğu bu kadar açık ve netken davacıların bu hususta itiraz etmelerinin yerinde olmadığını, ayrıca tutanakta ve bilirkişi raporunda aleyhinde olan kısımları kabul etmediğini, kendisinin kesinlikle hız limitini aşmadığını, davacıların hakkında işten eve yorgun gittiğini, araçla seyir halindeyken telefonla görüştüğünü iddia ettiğini, davacıların bu iddialarının da doğru olmadığını, iş yerinin evine beş dakika mesafede olduğunu, ayrıca davacıların hiçbir iddiasını somut delil ve kanıta dayandıramadığı gibi telefonla görüştüğüne tanıklık edecek kişileri mahkeme dosyasına bildireceklerini belirtmelerine rağmen bu hususta da delil sunamadıkları gibi tanık da bildirmediklerini, bilirkişi raporundaki kaza gerçekleştikten sonra ...'ın 24 metre savrulduğunu ve kendisinin aracının da 30 metre sonra durabildiği tespitini ve iddiasını da kabul etmediğini, kaza sonrasında ...'ın aracın hemen yanına maksimum 4 ilerisine savrulduğunu, kendisinin ise hemen yanında durduğunu, fakat yolu trafiğe kapatmamak için orada bulunan insanların uyarısı ile aracı ileri aldığını, tutulan tutanakta aracın durduğu yer değil, trafiği kapatmamak için aldığı yer baz alınarak düzenlendiğini, davacıların, ...'ın yaya geçidini yaşı itibari ile bilemeyeceğini söyleyerek yaya geçidinden geçmemesinin suçunu da kendisine attığını, okul servisinin ...'ı okulun önünde indirmesi, servis annesinin ...'a okula kadar eşlik etmesi gerektiğini, ayrıca serviste bulunan servis annesi ...'ın öz annesi olduğunu, davacıların ...'ın kendisine gerekli özeni ve dikkati göstermediğini, bu yüzden ...'ın hayatını kaybettiğini söylediğini, ancak kendisinin gerekli özeni ve dikkati gösterdiğini, gerçekte gerekli özen ve dikkati göstermeyen ...'ın kaza anında serviste bulunan servis anneliği yapan öz annesi olduğunu, davacıların dava dilekçelerindeki iddialarının büyük bir kısmının varsayım üzerine kurulduğunu, yaşanan bu kazadan dolayı ve ...'ın hayatını kaybetmesinden dolayı çok üzgün olduğunu, kazanın meydana gelmemesi için elinden geleni yaptığını ve hiçbir kusuru olmadığını, sonuç olarak, kazada hiçbir ihmalimin olmaması ve asli kusurlu taraf olmaması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davacıların KTK'nın 97. maddesinde sayılan belgeleri tamamlamadan davalıya başvurduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın, davalı şirkete 17/11/2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigortacı şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple müteveffanın ve ailesinin nüfus kayıtlarının dosyaya celp edilmesini, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay oranları dikkate alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıkları konuları öncelikli olarak belirlendiğini, toplanan delilerle beraber müteveffanın müterafik kusur durumunun incelemesi ve müterafik kusur durumu mevcut ise hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, toplanan delillerle beraber davacının müterafik kusur durumu mevcut belirlenen tazminattan, her bir müterafik kusur bakımından en az %20 indirim yapılması gerektiğini, eğer herhangi bir tazminat sorumluluğu doğacak ise, yapılacak olan bilirkişi incelemesi, ... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış olan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılması gerektiğini, bu itibarla; aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki davada da konu zarara sebebiyet veren sürücünün veya araç işleteninin ibra edilmiş olması; borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu davalı ... aynı şekilde etkileyeceğini, ceza yargılamasının da tarafı olan davacının ifade tutanakları ve uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerektiğini, bu doğrultuda ilgili şartların tespiti halinde davanın reddini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun, haksız fiilden değil sigorta sözleşmesi olan poliçeden doğan bir sorumluluk olduğunu, söz konusu sorumluluğun şartlarının da Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nda belirlendiğini, öncelikle gerçek defin giderlerinin belirlenmesi için davacı tarafından somut delillerle bu durumu ispatlaması gerektiğini, bir diğer hususun ise, sebepsiz zenginleşmeye mahal vermemek adına belediye tarafından hizmetlerin ücretsiz verilip verilmediği, belediyeden ücretli verilen hizmetlerin sorulması gerektiğini, davacının yapılan harcamalara ilişkin bilgi ve belge sunmadan cenaze gideri talep etmiş olduğu dosyalarda ilgili taleplerin reddi yönünde karar verildiğini, Yargıtay kararları da somut bir belgeyle ispatlanması gerektiğini belirttiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun da düzenlenmiş olduğu üzere sigortacının gerek bedensel, gerekse eşyaya gelen zararları ödeme yükümlülüğü, sigortacının ödeme yükümlülüğün öğrendiği tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde geçerli olduğunu, eğer bir tazminat sorumluluğu doğacak ise ancak 8 iş gününün geçmesi ile davalı şirketin temerrüde düştüğü kabul edilmesi gerektiğini, fakat somut olayda davalı şirkete müracaat gerçekleştirilmediği için davalı şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, davacının faiz isteme hakkı doğmadığını, davacının, dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerektiğini, bu itibarla davacının bu yöndeki taleplerinin de reddi gerektiğini beyan etmiş, davanın usulden reddini, davalı şirkete hiçbir şekilde başvuru yapılmadığından dolayı usulden reddini, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, kusurun oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin ve cenaze ve defin giderleri talebinin reddini, müterafik kusur araştırması yapılmasını, davalı şirket temerrüde düşmediğinden faiz talebinin reddini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, şayet tazminat sorumluluğu doğacak ise hesaplanacak tazminatta vergilendirilmiş gelirin esas alınmasını, aleyhe hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "1-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 13/05/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan 437.896,23-TL destekten yoksun kalma zararından ... A.Ş.'nin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 191.189,66-TL'lık kısmından arabuluculuk başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 20/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise 437.896,23-TL'nin tamamından vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 2-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 13/05/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi hesaplanan 546.965,50-TL destekten yoksun kalma zararından davacının talebi ile bağlı kalınarak 252.445,61 TL'nin davalı ... A.Ş.'nin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 238.810,34 TL'lik kısmından arabuluculuk başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 20/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise 252.445,61-TL'nin tamamından vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davalarının KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 80.000,00-TL, davacı ... için 80.000,00-TL, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, ..." dair karar verildiği görülmüştür. İşbu kararı davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili aleyhine verilen kararın yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda müteveffa küçük ...'ın kavşak başını kullanmadan, nizamlara aykırı bir şekilde taşıt yolunda karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada müvekkilinin aracıyla çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, müvekkili ve dava dışı servis sürücüsü ...'ın yaşanan olayda tali kusurlu, müteveffanın asli kusurlu olduklarının tespit edildiğini, müvekkili hakkındaki ceza yargılamasının halen devam ettiğini, yargılamanın devam ederken Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ... hakkında verilen ve kesinleşen hüküm gözetilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince yeterli gerekçe gösterilmeden İTÜ tarafından verilen bilirkişi raporuna üstünlük tanınmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla, alanında uzman 5 kişilik bir heyetten rapor alınması gerekirken 3 kişilik bir heyetten rapor alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacılar lehine toplamda 200.000,00 TL gibi fahiş miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kazadaki kusur durumları bakımından da müvekkili aleyhine hükmedilen tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, olayda müteveffa ile birlikte en kusurlu kişi olan ... lehine verilen manevi tazminat miktarının, hiçbir kusuru olmayan ... lehine verilen miktarla aynı olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ...'ın hakkında verilen ve kesinleşen hükmün göz ardı edilerek bilirkişi hesap raporu alınmasının hukuka aykırı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu davaya konu kazanın ... tarihinde meydana geldiğini, taleplerin olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini, bu nedenle başvurunun zamaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davacının müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, şirket tarafından dosyada inceleme yapılabilmesi için gerekli olan eksik evrakların tamamlanmadığını, usulüne aykırı yapılan başvuru neticesiyle başvurunun usulden reddinin gerektiğini, hesaplamaya esas alınan sigortalı araç sürücüsüne atfedilmiş olan %30 kusur oranını kabul etmediklerini, araç sürücüsünün kazada kusuru olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda meydana gelen kazanın oluşumundaki koşulların detaylıca incelenmeksizin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, kaza tarihinde çocuğun 11 yaşında olduğunu ve TMK ve mevzuat hükümleri gereğince anne-babanın bakım ve gözetim görevleri olduğunu, anne ve baba söz konusu bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmedikleri için çocuğun yaralandığını, başvuranın kusurlu davranışlarından kaynaklı olarak meydana gelen kazada vefat sebebiyle tazminat talep etmelerinin iyi niyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, yayanın KTK'nın 68. maddesi ve bağlı yönetmeliğin 138. maddesi uyarınca asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı yaya karşıdan karşıya geçerken dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının, rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde SGK tarafından davacıya ödenen tutarların zarardan indirilmesi gerektiğini, hesaplamalara TRH 2010 Mortalite tablosunun ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğini ve söz konusu davaya uygulanması gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinin poliçe kapsamında olmaması nedeniyle ilgili taleplerin reddinin gerektiğini, müteveffa davacının ihmali sebebiyle meydana gelen müterafik kusur durumunun kusura etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle tehiri icra taleplerinin kabulüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2024 tarih, 2022/247 Esas, 2024/680 Karar sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarihli, 2022/247 Esas ve 2024/680 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde; İstinaf incelemesine konu dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma zararına yönelik maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalı ...'in istinaf itirazlarının incelenmesinde; Davalı ... vekili müvekkili hakkında Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen mahkumiyet kararının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 2023/1068 Esas ve 2024/467 Karar sayılı karar ilamıyla bozulduğunu, bozma sonrasında Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2024/360 Esasını aldığını ve yargılamanın halen devam ettiğini belirterek ceza mahkemesindeki yargılama sonucunun beklenmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Buna göre ilk derece mahkemesinin kusur konusunda delil toplamak suretiyle davanın esası hakkında karar vermesi yargılamanın çabukluğu ve ucuzluğu ilkesine uygun olup eldeki davada ceza yargılamasının sonucunu beklemeye gerek bulunmadığından davalı ... vekilinin bu konudaki istinafı yerinde değildir. Dava dışı servis aracı sürücüsü ... hakkında Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda "müteveffanın okulunun yakınında servisten indirildiği sırada yaşı itibariyle karşıya geçişinin kontrollü bir şekilde sağlanması gerektiği halde hatır taşımacılığı için dahi olsa servisine müteveffayı yolcu olarak kabul eden sanık ...'in de müteveffayı yolun diğer tarafında indirmiş olması ve güvenli bir şekilde karşıya geçişini sağlamamış olması nedeniyle kusurlu olduğunun kabul edildiği," gerekçesiyle hakkında hüküm kurulmuş ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiş olması müteselsil sorumluluğa dayanılarak açılan eldeki tazminat davasının sonucunda etkili olmadığından davalı ... vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan ... tarihli bilirkişi raporu, Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın ...tarihli raporu, ilk derece mahkemesi tarafından alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporu ile Karayolları Fen Heyeti emekli üyelerinden oluşturulan ... tarihli bilirkişi kurulu raporu mevcut olup, kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için mahkemece İTÜ Trafik Kürsüsü'nde görevli trafik ve kusur konularında uzman öğretim üyelerinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulunan raporlar alınmış ve bu rapor benimsenerek hükme esas alınmıştır. Bu raporun mahkemenin dava dosyasındaki ve ceza mahkemesinin dosyasındaki delillerle örtüştüğü, mevzuat hükümlerine ve olaya uygun olup hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu görülmekle ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. Mahkemece çelişkileri giderici raporun üç kişilik uzman bilirkişiden oluşturulan kuruldan alınmasında bir yanlışlık olmadığı gibi bilirkişi kurulunun üç veya beş kişiden oluşturulması mahkemenin taktirinde olup sonuca etkili de değildir. Davalı ... vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. Olay tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, taraflar arasında ölümle sonuçlanan trafik kazasının oluş şekli, olay tarihi, davalı ... ile müteveffanın ve davacı ... kusur durumu, bu kaza sonucu davacılardan ... ve ...'ın müşterek çocukları ve diğer davacı ...'ın kardeşi olan ...'ın vefat etmesi, müteveffanın ve davacıların yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının müteveffanın ve davacı ... kusur durumunu da dikkate alınarak belirlendiği, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olduğu ve bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı ...'nin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar". TBK'nın 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşamının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar". 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı Kanun'un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. İlk derece mahkemesince dava konusu edilen trafik kazasıyla ilgili Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/79 Esas sayılı dava dosyasının örneği Uyap kayıtları celp edilmiştir. Ceza mahkemesi dosyasının incelenmesinde davalı sanık ...'in hakkında taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçundan dolayı TCK'nın 85/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda sanığın üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği sabit olduğundan bahisle sanığın atılı suçtan eylemine uyan TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı araç sürücüsü davalı ...'in eylemlerinin Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle TCK'nın 68/1-d. maddesi gereğince 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunmasına (YHGK 10/10/2001 günlü, 2001/19-652 Esas ve 2001/705 Karar sayılı ilamı), trafik kaza tarihinin ..., dava tarihinin 22/02/2022 olduğu ve KTK'nın 109. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde davanın 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesi uyarınca 15 yıllık zaman aşımı süresi içinde davanın açılmış bulunmasına göre davalı ...'nin zaman aşımı süresi ile ilgili istinaf itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya kapsamı itibarı ile davalı ...'ne KTK'nın 97. maddesi kapsamında başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davalı ...'nin KTK'nın 97. maddesine ilişkin dava şartı ile ilgili istinaf itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Yukarıda değinildiği üzere dosya kapsamında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan ... tarihli bilirkişi raporu, Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın ... tarihli raporu, ilk derece mahkemesi tarafından alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporu ile Karayolları Fen Heyeti emekli üyelerinden oluşturulan ... tarihli bilirkişi kurulu raporu mevcut olup, kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için mahkemece İTÜ Trafik Kürsüsü'nde görevli trafik ve kusur konularında uzman öğretim üyelerinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulunan raporlar alınmış ve bu rapor benimsenerek hükme esas alınmıştır. Bu raporun mahkemenin dava dosyasındaki ve ceza mahkemesinin dosyasındaki delillerle örtüştüğü, mevzuat hükümlerine ve olaya uygun olup hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu görülmekle ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. Davalı ... vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince müteveffanın trafik kazasında vefatı nedeniyle davacılara rücua tabi ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış ve buna ilişkin SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısı dosya içinde mevcuttur. Dava dilekçesinde talep olmadığından dolayı cenaze ve def'in giderlerine ilişkin mahkemece bu konuda hüküm tesis edilmemiştir. Müteveffanın kazanın oluşumuna etki eden kusuru dışında somut olayda mütefarik kusur indirimini gerektirici bir durum bulunmamaktadır. Mahkemece hakkında hüküm verilenler dışında müteveffanın başka desteği olmadığı dosyadaki nüfus kayıtlarında açıktır. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı). İlk derece mahkemesince buna uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi ile hesap yapılan raporu benimsemiş olup, aktüer hesabında 1,8 teknik faizin dikkate alınmaması da yerindedir. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı dikkate alındığında 7327 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin davalı ... şirketinin istinaf itirazı da yersizdir. Davacılar tarafından davadan önce eksik belgeyle sigorta şirketine başvurulmuş olması nedeniyle davalı ... şirketinin temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilen maddi tazminattan sorumlu olduğuna ilişkin mahkemenin değerlendirmesi isabetlidir. Hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden sigorta poliçesi teminat limiti de dikkate alınarak vekalet ücreti taktirinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Dolayısı ile davalı ... vekilinin bu konulardaki istinafı yerinde görülmemiştir. Ancak kamu düzeni yönünden yapılan incelemede maddi tazminat yönünden kabul edilen miktarın 984.861,73 TL olduğu, dolayısıyla alınması gereken harcın 67.275,90 TL olması gerekirken ilk derece mahkemesince hükmün 4. maddesinde sehven 47.157,25 TL olarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla ve bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği bu yönden düzeltilmesi yoluna gidilmiştir. Bu durumda dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, kamu düzeni yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-)Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B-)Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/247 Esas, 2024/680 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE, 1-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 13/05/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan 437.896,23 TL destekten yoksun kalma zararından ... A.Ş.'nin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 191.189,66 TL'lik kısmından arabuluculuk başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 20/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise 437.896,23-TL'nin tamamından vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' a verilmesine, 2-Davacı ...'ın davalılar ... ve ... A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 13/05/2024 ibraz tarihli aktüer bilirkişi hesaplanan 546.965,50-TL destekten yoksun kalma zararından davacının talebi ile bağlı kalınarak 252.445,61 TL'nin davalı ... A.Ş.'nin sakatlık/ölüm teminat limiti üzerinden yapılan garame hesabına göre 238.810,34 TL'lik kısmından arabuluculuk başvurusu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 20/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise 252.445,61 TL'nin tamamından vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları koşulu ile adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davalarının KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 80.000,00 TL, davacı ... için 80.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 08/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen maddi tazminat yönünden alınması gereken 67.275,90 TL nisbi karar ve ilam harcından davacılardan peşin olarak alınan 1.113,46 TL peşin dava harcı ile 2.354,45 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.467,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 63.807,99 TL karar ve ilam harcının (davalı ... A.Ş.'nin 27.213,21 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 13.662,00 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.640,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) (davalı ... A.Ş.'nin 1.021,52 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise 1.640,00 TL'nin tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı tarafça yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.113,46 TL peşin harç, 2.354,45 TL ıslah harcı, 133,00 TL tedbir harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Davacı tarafça yapılan tebligat gideri ve posta masrafı 1.892,10 TL, bilirkişi ücreti 13.500,00 TL ve ATK faturası 1.928,00 TL olmak üzere toplam 17.320,10 TL yargılama harç ve giderinin kabul ve red oranına göre hesap edilen 15.187,80 TL'sinin (davalı ... A.Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 9.460,17 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, diğer davalı ...'in ise 15.187,80 TL'nin tamamından sorumlu olmaları koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nın 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 67.305,47 TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.'nin 30.590,35 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 11-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 39.866,84 TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.'nin 37.821,55 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, 12-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, 13-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, 14-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, 15-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, C-)Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla; 1-)Alınması gereken 80.937,90 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 15.205,00 TL harcın mahsubu ve davalı ... tarafından yatırılan 7.743,33 TL harcın mahsubu ile ile eksik kalan 57.989,57 TL harcın karar ve ilam harcının (davalı ... A.Ş.'nin 27.213,21 TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ...'in ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-)Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, D-)1-)İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatıranlara iadesine, Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/01/2026