İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20 yıldır tekstil-giyim sektöründe faaliyet gösteren, ulusal çapta bilinen ve sektöründe öncü müvekkil şirkete ait "..." markası, müvekkilinin izni olmadan, taklit yoluyla ve hukuka aykırı şekilde davalı işletme tarafından kullanıldığını, davalı şirket, erkek giyim sek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/320 KARAR NO:2026/674 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:29/11/2023 NUMARASI:2023/6 E. - 2023/262 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20 yıldır tekstil-giyim sektöründe faaliyet gösteren, ulusal çapta bilinen ve sektöründe öncü müvekkil şirkete ait "..." markası, müvekkilinin izni olmadan, taklit yoluyla ve hukuka aykırı şekilde davalı işletme tarafından kullanıldığını, davalı şirket, erkek giyim sektöründe bilinen ve müvekkiline ait bir marka olan ... markasını taklit etmek sureti ile ... kelimesini kullanarak farklı mecralarda ticari faaliyetler gösterdiğini, üstelik bu ticari faaliyetlere konu olan ürünlerin de, davacı müvekkilin içinde bulunduğu sektör olan erkek giyim ürünleri olduğunu, aynı sektörde hizmet veren ve aynı ürün yelpazesinde satış yapan bu şirketin ... ismini iyi niyetli şekilde kullandığını düşünmek mümkün olmadığını, davalı tarafça kurulan internet sitesinin (...) adres ve iletişim bilgileri incelendiğinde, "... Merter/İstanbul" adresi satış mağazası olarak gösterildiğini, internet sitesinde bulunan mesafeli satış sözleşmesinde satıcı sıfatı ile ... olarak gözüktüğünü, ..., ....Şti.'nin yetkilisi olduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirkete ait marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespitini, tazminat taleplerinin davalının elde ettiği net kazanç üzerinden değerlendirilmesini ve şimdilik 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi ve 1.000 TL itibari tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın evvela zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmeden açılmış olması sebebi ile usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacının davasına ve her türlü talebine karşı zamanaşımı definde bulunmakta olup, davanın zamanaşımı sebebi ile reddi gerektiğini, müvekkilin “...” ibareli markasal kullanımı; müvekkil şirket ile ortağı ... arasında yapılan 20.02.2020 tarihli lisans sözleşmesine, bu lisans sözleşmesine dayanan ... numaralı “... ...” ibareli ve ... numaralı “...” ibareli markaları kullanma hakkına dayandığını, tarafların hitap ettiği müşteri kitlesinin farklı olduğunu, müvekkil şirketin kökü 1999 yılına uzanan bir kuruluş olup, ... markası 2008 yılından beri kullanıldığını, 2014 yılı ve sonrasında ... markasını tescil ederek, tescilli marka kullanımlarını sürdürdüklerini, bu nedenlerle dava yığılmaması bulunmaması ve davanın temelinde tazminat davası olarak açılmış olması nedeniyle, huzurdaki davanın evvela zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmeden açılmış olması sebebi ile usulden reddine, müvekkilin kullanımının TPMK nezdindeki tescillere dayanması ve meşru olması, her halükarda ispat edilememesi sebebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda davalının ... instagram hesabını Aralık 2013 tarihinde oluşturduğu, hesap içeriğinde fiili markasal kullanım ve paylaşımların bulunduğu, incelenen ticari defter ve faturalarda aynı markasal kullanımın en eski 2013 tarihli tespit edildiği, davalının "..." markasının tescil başvurusunun 21/10/2014 tarihinde yapıldığı, 20/02/2020 tarihinde de "..." markasını tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu deliller ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının tecavüz teşkil edecek markasal kullanımlarını 2013 yılından beri davacı markasının tescilli olduğu sınıflarda istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü, tarafların ticari faaliyet alanlarının aynı olması -ve her ne kadar davacı firmanın ticaret siciline kayıtlı olduğu yer Konya olsa da- davalının ticari faaliyetlerini sürdürdüğü ve şirket merkezinin bulunduğu İstanbul'da da davacının ticari faaliyetlerinin olduğu hususunda davacı vekilinin 29/11/2023 tarihli celsedeki açık beyanı ve tarafların her ikisinin de web sitelerinin ve pazaryeri satışlarının bulunması karşısında, bir tacir olan davacıdan davalının markasal kullanımlarından haberdar olmasının beklenebileceği ve davacının bu kullanımları "bilmesi gerektiği halde" beş yıldan uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı kanaatine ulaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin marka kullanımından haberdar olması gerektiğine dayanak olarak gösterilen sosyal medya hesabının etkileşim sayısı, 50-100 etkileşimden ibaret olduğunu, bunun dışında müvekkilinin, tecavüz teşkil eden marka kullanımından haberdar olduğuna ya da olması gerektiğine dair hiçbir somut delil olmadığını,Davalının instagram hesabında yakın tarihlerde yaptığı paylaşımlara bakıldığında beğeni sayısının 50-100 etkileşimden ibaret olduğunu, instagram hesabının etkileşim sayılarına bakıldığında, SMK 9. Maddesi kapsamında, ciddi bir marka kullanımı olmadığını, -davacı şirketin merkezinin Konya'da olmasına karşın, İstanbul'da ticari faaliyetlerinin bulunduğu, dolayısı ile İstanbul'da gerçekleşen marka tecavüzünden haberdar olmasının gerekliliğinden bahsedilmiş ise de, davacı ... Şti. 'nin İstanbul ilinde herhangi bir mağazası ya da fabrikası olmadığını,İstanbul'da ki ticari faaliyetinin, Konya üzerinden ürün satışı ile sınırlı olduğunu, tekstil sektöründe ticaret sicile kayıtlı on binlerce işletmenin bulunduğu bir şehirdeki haksız marka kullanımından müvekkilinin haberdar olmasını beklenemeyeceğini, -davalarını açmadan kısa bir süre önce gerçekleşen bir tekstil fuarı sebebi ile markalarının taklit eden ... markasından haberlerinin olduğunu, 04.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun 31. Sayfasında; Davalının İnstagram hesabında 08 Şubat 2022 tarihinde "9-11 Şubat ... fuarında biz de katılımcı olarak yerimizi alacağız." açıklamasıyla paylaşımda bulunduğu tespit edildiğini, marka tecavüzünü öğrenme tarihlerinin 11 Şubat 2022 olduğunu, -TMK 2. Maddesinden ve SMK 26/5 Maddesinden bahsederek davanın reddedilmesinin doğrudan kanuna muhalefet olduğunu, Davalının marka tescilinin ve marka kullanımının kötü niyetli olduğunu, davalı şirket sahibi ve müvekkili olan davacı şirket sahibinin; aynı şehrin aynı ilçesinin nüfusuna kayıtlı olup hemşehri olduklarını, Davalı şirket yetkilisi ... ve kardeşi ...'in nüfusta kayıtlı olduğu yer Konya ilinin Bozkır ilçesi olup, müvekkili olan davacı ... Şti. 'nin kurucusu ve hissedarları olan ... ailesi ( ..., ... ) Konya/Bozkır'lı olduğunu, hatta soy isimleri olan ... , Bozkır ilçesinin bir köyü olduğunu, ... ŞTİ.'nin Konya dışında mağazası ya da fabrikası olmamakla birlikte, müvekkilinin ... markası ile Türkiye'nin birçok şehrine ürün sattığını ve erkek giyim sektöründe tanınmış bir marka sahibi olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı ürün çeşitlerine sahip olan Davalı şirket .... Şti.'nin , müvekkili olan ...Şti.'den ve bu şirkete ait olan ... markasından haberdar olmadığını iddia etmesinin, gerçeklikten fazlası ile uzak olduığunu, -Davalı şirket sahiplerinin daha önce yaptığı 3 adet marka tescil başvurusunun reddedildiğini ancak buna rağmen taklit iradesi ile başvurularına devam ettiklerini, Davalı şirket hissedarı ...'in, 3 adet marka başvurusunun reddedilmesine rağmen, ısrarla ve kötü niyetli şekilde ... ismini kullanmak istediğini ve farklı şekillerde tescil başvurularını devam ettirdiğini, reddedilmiş bir marka tescil başvurusunun, esas unsurunu değiştirmeden tekrardan tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyet teşkil edeceğine dair Yargıtayın görüşü olduğunu, -... markasının kendine has ve hayal ürünü bir isim olup, türkçede bir anlam taşımadığını, bu marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan "..." ibaresinin tesadüfi şekilde kullanımı mümkün olmadığını, raporda da kavramsal bağlantı kurulabileceği sonucuna ulaşıldığını, çünkü ... ibaresi ayırt ediciliği yüksek bir kelime olmakla ile birlikte belirli bir anlama sahip olmadığını, -Davalı taraf marka kullanımının lisanslı kullanım olduğunu iddia etse bile , söz konusu lisanslı kullanım ticaret sicil sayfalarında mevcut olmadığını, dava konusu olan ve tecavüz teşkil eden markalar (... ..., ...) , ... adına tescilli olduğunu, ancak bu markaları fiili olarak kullanan tüzel kişi .... ŞTİ. olduğunu, .... ŞTİ. 'nin ticaret sicili incelendiğinde , söz konusu markanın kullanımına dair herhangi bir lisans işlemi görülmediğini, ancak Sınai mülkiyet kanunu madde 148/5 gereğince, markaların lisanslı kullanımının ticaret sicile kaydedilmemesi halinde , kullanım hakkı 3. Kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, -dosya kapsamında ikinci bilirkişi görevlendirilmesi gerekirken, Bilirkişi raporu ile tamamen zıt yönde bir hüküm tesis edildiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” ibareli markasal kullanımının müvekkili şirket ile ortağı ... arasında yapılan 20.02.2020 tarihli lisans sözleşmesine dayandığını, bu lisans sözleşmesi ile müvekkiline ... numaralı “... ...” ve... numaralı “...” ibareli markaları kullanma hakkı verildiğini, bu sebeple müvekkilinin ...’ in halefi olduğunu, “... ...” ve “...” ibareli markalar 2008 yılından beri fiilen müvekkil-seleflerinin kullanımında olduğunu, 2008 yılından beri gerçekleşen tescilsiz kullanım ve her halükarda ... numaralı “... ...” ibareli kullanım sebebi ile müvekkilinin hak sahibi olduğunu, Müvekkilinin kurucu ortakları zaman içerisinde kurumsallaşma sürecine girdiklerini, 2014 yılı ve sonrasında ... markasını tescil ederek, tescilli marka kullanımlarını sürdürdüklerini, müvekkilinin günümüzde erkek iç giyimi, erkek dış giyimi, ayakkabı ve daha birçok konuda faaliyet gösterdiğini, ... markasının uzun süre etkin ve yaygın biçimde kullanılması sebebi ile, iş bu marka müvekkili ile özdeş ve ayırt edici bir karaktere kavuştuğunu, Davacının alade bir kişi değil bir tacir olduğunu, basiretli davranma ve kontrol mükellefiyeti mevcut olduğunu, alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin google dahil çeşitli alanlara ilanlar verdiği, fuarlara katıldığı, internet sitesini ve sosyal medya platformlarını aktif bir biçimde kullandığı, ... gibi mağazalarda müvekkili ürünlerinin adetli ve yaygın biçimde satıldığı, müvekkilinin ciddi cirolar ve karlar elde ettiği sabit olduğunu, her halükarda ... numaralı “... ...” ibareli marka tescilinden dava tarihinde kadarki süreçte, kanunda aranan 5 yıllık hak düşürücü süre de geçtiğini, bu sebeple sessiz kalan, her halükarda 5 yıllık süre içerisinde ... numaralı “... ...” markasının hükümsüzlüğü için dava açmayan davacının gelinen aşamada açtığı davanın reddine yönelik karar hukuka uygun olduğunu, Davacının son dönemdeki kullanımlarının daha ziyade ... ibaresi ile gerçekleştiğini, ... tarafından ... anlamına gelen kullanımın farklılık oluşturduğunu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355.maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının, davacı markasından doğan haklarına tecavüzün tespiti ile maddi, manevi ve itibar tazminat talebine yöneliktir.Mahkemenin 22/05/2023 tarihli ele alma tutanağı ile davacının ticari defterleri üzerinde tazminat hesabı yapılması amacıyla Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) talimat yazılmasına karar verilmiş, bilirkişi 04/09/2023 tarihli raporu ile, "Davacı ve dava dışı aynı şirket ortaklarına ait ve ... markası üretimini yapan ... Şirketi 2020-2021-2022 Yılları Gelir Tablosu incelemesi neticesinde adet ve ciro bazında azalmaların meydana gelip gelmediği ticari defter ve sunulan belgelerden tespit etme imkanı olmadığı, davalı yan tarafın ticari defter ve belgeleri incelenerek davalının yaptığı satışlardan dolayı yoksun kaldığı karın hesaplanması gerektiğini" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Dosya, davalının davacıya ait ... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzün bulunup bulunmadığı, tecavüz var ise men ve ref'ini nasıl sağlanacağı, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa miktarı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 04/10/2023 tarihli raporu ile, "Davalı tarafın, mali tablolarında beyan edilen kazancın tamamının, dava konusu marka kullanılarak elde edildiğinin, mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde, mali tablolarında beyan edilen Genel Yönetim Gideri önce faaliyet karı tutarı üzerinden hesaplama yapılarak, davalı şirketin ticari faaliyete başladığı 03.12.2019 tarihinden, 03.01.2023 dava tarihine kadar olan hak ihlali süresi üzerinden yapılan hesaba göre, davalı tarafın elde ettiği muhtemel kazancın 3.227.980,93 TL olduğu, dava konusu markanın satışlara olan etkisi üzerinden elde edilen muhtemel kazancın 968.394,28 TL olarak hesap edildiği, davalı tarafın mali tablolarında, genel yönetim giderleri sonrası beyan edilen faaliyet karı dikkate alındığında, hesaplanan tutarın davalı tarafın mahvına sebep olabileceği, rapor içerisinde yapılan tespitler doğrultusunda, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 5i. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davalı vekilince davaya cevap dilekçesinde; davalı şirketin ortağı ... adına ... ve ... sayılı "..." ve "..." ibareli markaların tescilli olduğu, davalı ile şirketin ortağı ... arasında yapılan 20.02.2020 tarihli lisans sözleşmesine dayalı olarak markaların kullanıldığı, bu lisans sözleşmesi ile davacının markanın kullanım hakkının bulunduğunun kabulünün gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı vekilince davalının daha önceki tescil başvurularının reddedildiği bu nedenle davalının marka kullanımının kötüniyetli olduğununun ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece; davalının....official instagram hesabını Aralık 2013 tarihinde oluşturduğu, hesap içeriğinde fiili markasal kullanım ve paylaşımların bulunduğu, incelenen ticari defter ve faturalarda aynı markasal kullanımın en eski 2013 tarihli tespit edildiği, davalının "..." markasının tescil başvurusunun 21/10/2014 tarihinde yapıldığı, 20/02/2020 tarihinde de "..." markasını tescil ettirdiği, davalının tecavüz teşkil edecek markasal kullanımlarını 2013 yılından beri davacı markasının tescilli olduğu sınıflarda istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü, davacının bu kullanımları "bilmesi gerektiği halde" beş yıldan uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temelini, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korunamayacağına yönelik ilke oluşturmaktadır. Davalının bu savunmadan yararlanabilmesi için, davalı tarafın iyiniyetli olmasının ön koşul olarak değerlendirilmesi, mahkemece bu hususun araştırılması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekilinin davalının kötüniyetli olduğuna dair iddiasının değerlendirilmediği, davalı adına "..." ibareli tescilli markaların tescil kayıtlarının getirtilmediği ve incelenmediği eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmış, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/11/2023 tarih ve 2023/6 E., 2023/262 K. sayılı kararınIN 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-A-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam olunması için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026