İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkiller aleyhine davalı icra dosya alacaklısı tarafından İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olduğu, takibe konu senedin keşidecisi ... ... . A.Ş., senet lehtarı ...…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1722 KARAR NO : 2026/125 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 30/05/2023 NUMARASI : 2021/588 E. - 2023/430 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkiller aleyhine davalı icra dosya alacaklısı tarafından İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olduğu, takibe konu senedin keşidecisi ... ... . A.Ş., senet lehtarı ... A.Ş. Gösterilmiş olduğu, Takibe konu senette keşideci olarak ... ... . A.Ş yer almasına rağmen takip müvekkil şirkete karşı başlatılmış olduğu, davacı şirketin sisteme kayıtlı adresleri arasında senet üzerindeki adres yer almadığı, senet üzerindeki imza, şirketi münferiden temsile yetkili olan ... ve ...'ya ait olduğu, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında icra takibine konu; düzenleme tarihi 27/08/2018, vade tarihi 10/12/2018, senet bedeli 40.000 TL, senet nedeni ile davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacıların imza itirazlarını kabul etmediklerini imzaların borçlulara ait olduğunu Davaya konu 10.12.2018 vade tarihli senet ödenmemiş olduğunu, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ATK raporu bir bütün halinde incelendiğinde; davanın İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve dayanağı 27/08/2019 tanzim tarihli 10/02/2018 vade tarihli 40.000,00TL bedelli senet dolayısıyla borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu, alınan ATK raporunda dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilileri ... ve ...'ya ait olmadığının tespit edildiği dolayısıyla ilgili senetten dolayı davacıların sorumlu olamayacağı ve bu nedenle senet bedeli olan 40.000,00 TL yönünden davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, davacıya karşı yapılan takibin davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olması halinde kötü niyet tazminatına hükmedilebileceği (İİK m.72) ancak dosya kapsamında işbu yasal şartların bulunmadığı ve bu nedenle yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı müvekkili ... ... firması (Eski unvan ... A.Ş.), davacı ... ve davacının imza yetkilisi olduğu dava dışı ... ... ... A.Ş. ' den cari ve ticari ilişkiden kaynaklı alacaklı olup işbu alacak sebebiyle müvekkiline senet düzenlenerek verildiğini ancak ilgili senedin protesto edilmesi ve bedelin ödenmemesi üzere alacağını tahsili amacıyla davacı/borçlu ve dava dışı borçlu firma aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığını, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin de çeşitli tarihlerdeki kararlarında ticari nitelikteki menfi tespit davalarının dava şartı olduğunu vurguladığını, sundukları delillerde yüksek mahkeme ve istinaf dairelerinin çeşitli tarihlerdeki kararlarından huzurdaki uyuşmazlıkta olduğu gibi çeşitli tarihlerdeki kararlarında ticari anlamdaki menfi tespit davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu açıkça belirttiklerini, -davalılardan ...'nun huzurdaki davadan önce İstanbul Anadolu 17. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/563 Esas sayılı dosyasında şahsı yönünden imza itirazında bulunulduğunu ancak şirket yönünden ise imza itirazında bulunulmadığını, Davacı şirketin icra mahkemesi nezdinde imza itirazında bulunmayıp yalnızca aval durumunda ... yönünden imza itirazında bulunulması davacıların davasında haksız olduğunu ve senet üzerindeki imzaların imzaya yetkili kişi ve ticari temsilciler tarafından atıldığını gösterdiğini. Mahkeme nezdinde yapılabilecek olan uzman bilirkişi incelemesi ve yargılama esnasında toplanabilecek imza örnekleri ile bono üzerindeki imzanın borçluların ve ticari temsilci ve yetkililerin eli ürünü olduklarının ortaya çıkacağını, icra mahkemesi dosyasından gerek dilekçe içerisinde gerekse de deliller arasında hiç yer verilmemesinin davacının davasının haksız olduğunu gösterdiğini, -Davacılar, dava dilekçesinin giriş kısmında senet üzerindeki firma ile davacı firmanın farklı olduğu unvanların uyuşmadığını, adreslerin farklı olduğu gibi bir dizi iddia ile davalı müvekkili firmayla ilişkilerinin olmadığını ve imza itirazında bulunduklarını ileri sürdüğünü, dava dilekçesinin ilerleyen kısmında bu defa müvekkili şirket ile arasında 09/04/2018 tarihli alışveriş faturası düzenlendiğini ve ödeme yapıldığını ileri sürdüğünü, davacıların beyan ve iddiaları birbiriyle çelişkili olduğunu, hem müvekkili ile ticari bir ilişki içerisinde olunmadığı, bono üzerindeki ünvanların farklı olduğu gibi iddialar ile sürmüş hem de ticari alışverişi ikrar etmiş olduğunu, müvekkili ile davalı arasında çok sayıda ticari alışveriş yapıldığını, müvekkili tarafından davacı firmaya çok defa ürün ve mal verilmiş ve karşılığında da fatura kesilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacılara toplamda 515.598,61-TL bedelli mal verilmiş ve karşılığında da yine tarih, fatura ve bedelleri yazılı 22 adet faturalar kesilerek davalıya teslim edilmiş olduğunu, Davalıların müvekkili şirkete borçlu oldukları sabit olup dava dilekçelerinde de görüleceği üzere yalnızca 3.315,00-TL ödeme yaptıklarını iddia edebildiklerini, davacının tek bir fatura ile tek bir alışveriş olduğu ve ödeme yapıldığını yönündeki iddialarına itiraz ettiklerini,-Davacının ikrarında olan işlemlerin davacı şirketin İZMİT ŞUBESİ ile gerçekleştirildiğini ve bu kapsamda faturalardan da anlaşılacağı üzere faturalar da İzmit Şubesi'ne kesildiğini, İzmit Şubesi nezdindeki işlemlerin ve bu kapsamdaki her türlü borçlanmanın şube işlemlerinden sorumluluk ve ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluk kapsamında araştırılarak senet üzerindeki imzaların ve faturalardaki imzaların ve her iki evrak ve yine bunlarla sınırlı olamak üzere araştırma ve gerekirse bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak imzaların İzmit Şube'deki ticari temsilci ve çalışanlar tarafından imzalanıp imzalanmadığının da araştırılması gerektiğini, senedin 2018 yılında protesto edilmiş ve protestonun tebliğ alındığının ikrar edilmiş olmasına rağmen 3 yıl boyunca herhangi bir dava ikame edilmemiş olması karşısında borçlu davacıların şube işlemlerini ve aslında hukuku dolanarak borçtan kurtulmaya çalıştıklarını, TBK.m.547 ve devamı hükümleri uyarınca da inceleme yapılması gerektiğini, bu nedenle de açık veya örtülü olarak tayin edilen ticari temsilcinin tespit edilebilmesi hususunda İzmit Şube ve Genel Müdürlük nazarında İzmit ve Edirne SGK'dan 2016-2021 tarihleri arasında sigortalı çalışanlara ilişkin kayıtların celbi, İzmit ve Edirne Vergi Dairesinden iki firma arasındaki BA-BS formalarının istenilmesini, İzmit Kotko Toptancılar Sitesi Yönetimine müzekkere yazılarak, davacı şirket şubesinin kiracı veya mal sahibi olup olmadığı, kiracı ise kira kontratı örneği ile site aidatlarının kim tarafından ve ne şekilde ödendiğinin sorulmasını, Ticaret Sicil Müdürlüğünden temsil yetkisine ilişkin bilgilerin celp edilmesini talep ediyoruz. Gerekli araştırma yapıldığında Şube adına ticari temsilci, ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları sıfatıyla işlem yapan kişi veya kişiler de bu vasıtayla tespit edilebileceğini, davacılar ve şirket yetkilileri nazarında bilirkişi kurulu marifetiyle imza incelemesi yapılması gerektiğini, malen kaydı içeren dava konusu bononun da carideki borca ve teslim edilen mallara ilişkin düzenlenerek müvekkile verildiğini, davacının ikrarında olan fatura da dahil tüm faturalardan anlaşılacağı üzere işlemler davacı şirketin İzmit Kotko Toptancılar Sitesi Şubesi ile gerçekleştiğini, imza ve borca yönelik itirazları kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK.m.547 ve devamındaki ticari temsilci, ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları hakkındaki hükümler uyarınca şube ve genel müdürlük nazarında bu sıfatla işlem yapan kişi veya kişilerin için imza incelemesi yapılması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, -huzurdaki dava dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporunda imza incelemesi kriterlerine uyulmadığını, -Bilirkişi tarafından senet metnindeki yazılara yönelik ve en azından ... yazısına yönelik hiçbir inceleme yapılmadığını, bilirkişinin senet metnindeki el yazısı ile yazılan yazıların ve ... yazısının davacının Eli ürünü olup olmadığını incelemesi gerektiğini, Davacı yan kendi el yazısı ile senet metnini oluşturup genellikle kullandığı imza dışında başka bir imza da atabileceğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece imza incelemesi yapılmış ve imzaların müvekkiline ait çıkmamış olduğunu, davalıların istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve dayanağı 27/08/2019 tanzim tarihli 10/02/2018 vade tarihli 40.000,00TL bedelli senet dolayısıyla borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi ... ESAS sayılı dosyanın incelenmesinde; Davalı, davacılar aleyhine 40.000 TL asıl alacak, 146,21 TL protesto masrafı, 18.831,24 TL, faiz alacağı, toplam 57.097,45 TL tutarında icra takibi başlatılmış olduğu, takibe itiraz edilmiş takibin durduğu anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu 13/12/2022 tarih ... sayılı raporunda özetle; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu bonoda ödeyecek bölümünde atılı imza ile ... ve ...'nun mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği mütalaa edilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. İmza incelemesine esas rapor içeriğinde yapılan incelemenin gerekçeli, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, celp edilen belge asıllarından, senetlerin tanzim tarihi olan 2018 yılı öncesinde ve sonrasında ait ( 2017 ve 2019) belge asıllarının getirtilerek inceleme yaptırıldığı, uzman bilirkişi tarafından senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği bu nedenle raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmıştır.Sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup senet hamilinin temel ilişkide alacaklı olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, bu nedenle faturalara ilişkin alacak iddiasının işbu dava konusu olmadığı, İzmit Şube yetkililerine ilişkin de şirket adına bono düzenleme yetkisi bulunmaması nedeniyle inceleme yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, Davalı taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ileri sürmüş ve ticari ilişkiye ilişkin deliller sunmuş ise de, iş bu dava konusunun taraflar arasındaki ticari ilişki olmadığı, davanın kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu ve ticari ilişki nedenli alacak davasına ilişkin hususların ayrı bir yargılama gerektirdiği, dava tarihi itibariyle işbu dava konusunun ara buluculuğa tabi olmadığı, imza incelemesinin yanında yazı incelemesi yapılmasının sonuca etkili olmadığı, yazıların sonradan doldurulmasının veya başka kişilerce doldurulmasının senedin geçerliliğini etkilemediği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih ve 2021/588 E. 2023/430 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026