T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/435 KARAR NO : 2025/1663 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/250 KARAR NO : 2022/779 DAVA TARİHİ : 22.02.2018 KARAR TARİHİ : 20.09.2022 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 24.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.09.2022 tarih ve 2018/250 Esa…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/435 KARAR NO : 2025/1663 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/250 KARAR NO : 2022/779 DAVA TARİHİ : 22.02.2018 KARAR TARİHİ : 20.09.2022 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 24.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.09.2022 tarih ve 2018/250 Esas, 2022/779 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında 02.11.2016 tarihli bir sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkiline ait ... plakalı aracın üstüne 65 ton çift kırma vinç imali ile montajı üzerine anlaştıklarını, bu sözleşmeye göre toplamda 200.000,00-TL ve 45 gün teslim süresi olarak anlaştıkları ödemenin bir kısmının yapıldığını ancak vincin davalı yüklenici tarafından yapılarak davacıya teslim tarihi olan 25.12.2016 da teslim edilmediğini, davalının en kısa sürede sözleşmeye uygun olarak teslim edeceği hususundaki sözlü taahhüdü üzerine, müvekkilinin iyi niyetli olarak teslimde ödemesi gereken 100.000,00 TL'yi de 15.000,00 TL fazlasıyla 115.000,00 TL olarak davalıya birkaç seferde ödediğini, müvekkili teslim süresi geçmesine rağmen, aracı sözleşmeye uygun şekilde teslim almadığını ve tüm borcunu 15.000,00 TL fazlasıyla 215.000,00 TL olarak ödemesine rağmen davalı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmede belirtilen süre olan 45 gün içinde sözleşmeye uygun şekilde vinç sistemi yapılmadığını, yapılanların kontrol edildiğinde vincin sözleşmeye uygun yapılmadığını, yanlış yapılan ve eksik olan kısımlar için ilk sözleşmeye uygunluk bakımından taraflar arasında 02.11.2016 tarihli sözleşmenin eki niteliğinde 31.03.2017 tarihli protokol yapıldığını, fakat davalı taraf yine sözleşmeye ve eki niteliğindeki protokole uygun şekilde eksiklikleri ve yanlışlıklan yerine getirmeyerek aracı da teslim etmediğini, vincin sözleşmeye göre 25/12/2016 tarihinde sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmesi gerekirken bu tarihten yaklaşık 8 ay sonra bilirkişi tespitinin yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davalıya ödenen 198.000,00 TL 'nin davalıya havale ve ödeme tarihlerinden itibaren ayrıca 156,00 TL noter ve 2.722,00 TL mahkeme tespit masraflarının ödeme tarihlerinden itibaren uygulanacak reeskont faizleriyle birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 02.11.2016 tarihinde bir eser sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince müvekkili şirket, davacının aracı üzerine 65 ton çift kırma vinç imali ile montajını yüklenici sıfatıyla üstlendiğini ve sözleşme gereğini davacının sözleşmeyi noter ihtarnamesi ile fesih ettiği 05.05.2017 tarihine kadar tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu nedenle davacının öne sürdüğü müvekkilinin yükümlülüklerini ihlal ettiği ve süresinde yerine getirmediği hususundaki iddiaların kabul etmediklerini, müvekkili şirketin mahkemeye tespit için başvurduğunu ve İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 2017/84 D. İş sayılı dosya ile 31.05.2017 tarihinde atanan bilirkişi heyeti tarafından vincin imalatının hangi aşamada olduğu ve yapılan imalatın malzeme ve işçilik bedelinin tespit edildiğini, tespite davacı tarafın vekillerinin de katıldıklarını, bilirkişi heyeti raporunda dava konusu vincin mekanik ve hidrolik aksamının tamamlandığını, %90 oranında imalatının yapılmış olduğunu, çalışır halde teslime hazır hale getirilmesi için hidrolik hortumlarının bağlanması ve test edilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu vinç ile ilgili olarak müvekkili şirkete ödemiş olduğu ücretin 200.000,00TL olduğunu, davacının dava dilekçesinde bu iddiasını değiştirerek 215.000,00TL’ye çıkarttığını, küçük bir meblağ olması nedeniyle ve müşterisi ile de arası bozulmasın diye kendi şahsi hesabına 15.000TL havaleyi kabul edip para kendi şahsi hesabına gelince de çekip davacı şirket yetkilisine ödemeyi yaptığını, bu 15.000TL havaleyi davacı tarafın dava konusu vinç için yapılmış gibi göstermesi ve hatta ödemesi gerekenden dahi fazlasını ödedik demesinin doğru olmadığını, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve yersiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 20.09.2022 tarih, 2018/250 Esas, 2022/779 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Toplanan tüm delillere göre araç üstü vinç ekipmanının süresinde yapılamama sebebinin aracın davalıya geç tesliminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda araç teslim tarihi ile ilgili dava dosyası içerisinde bilgi ve belge bulunmaması, sözkonusu eserin tamamlanma miktarı veya eserin ayıp oranına ilişkin bir değerlendirme yapılamaması nedeniyle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar verilmiş, davacı tarafça 198.000-TL'nin havale ve ödeme tarihinden itibaren ayrıca 156,00-TL noter ve 2.722,00-TL mahkeme tespit masraflarının ödeme tarihlerinden itibaren uygulanacak reeskont faizleriyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep edildiğinden talep edilen alacak miktarı olan 198.000-TL üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilerek davanın reddine, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 14.12.2022 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; davalı aleyhine, TBK'nın 470 ve devamı maddelerde düzenlenen ve konusu ....plakalı aracın üzerine 65 ton çift kırma vinç yapılması işi olan eser sözleşmesinin geç ve ayıplı ifa edildiği ve sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanıldığı iddiasıyla açılmış iş bedelinin iadesi talepli alacak davası açıldığını, davacı müvekkili defalarca davalı ile görüştüğünü, aracı sözleşmeye uygun hale getirerek teslim etmesini istediğini, ancak davalı vinci tamamlamayarak davacı müvekkili sürekli olarak oyaladığını, bunun üzerine sözleşmedeki teslim tarihinden yaklaşık 5 ay geçtikten sonra, davalıya, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmesi, sözleşmeye uygun şekilde vinci yapması ve aracı tarafımıza teslim etmesi yada ödenen parayı iade etmesi için noter ihtarnamesi gönderildiğini, ancak davalının bu ihtarnameye rağmen vinci sözleşmeye uygun hale getirip teslim etmediği gibi ödenen parayı da iade etmediğini, davalı tarafça yaptırılmış olan İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasındaki bu rapor, eksik incelemeye dayanan ve teknik açıklayıcı bilgilerin yer almadığını, gerçek durumun tespit edilmediği yüzeysel bir rapor olup raporda sadece araca takılmış olan parçalar sadece uzaktan bakılarak tespit edildiğini, ancak bu parçaların sözleşmede belirtilen parçalar ve ayıplı olup olmadığının ve yine bunların vinç için uygun şekilde takılıp takılmadığının, takılmış şekliyle vincin güvenli bir şekilde çalışıp çalışmayacağının tespiti yapılmadığını, davalı tarafından yaptırılan tespitte, araca takılı parçaların bedelleri afaki ve fahiş bir şekilde belirlendiğini, yine bu tespitte bedeller konusundaki bölümde marka ve orijinal olup olmadıkları belirtilmediği gibi takılan malzemelere ilişkin yüklenici faturalarının incelenmediğini, taraflar arasındaki 02.11.2016 tarihli vinç yapım sözleşmesinde belirtilen yapılacak imalata ilişkin maddelerin tek tek açıklanmadığını, hidrolik malzemelerin ve valflerin İtalyan malzemesi olup olmadığı kısaca ayıplı malzeme olup olmadığı belirtilmediğini, davalı tarafın yaptırdığı ve İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasındaki rapora taraflarınca itiraz edildiğini, hukuki yarar nedeniyle, belirttikleri hususlar için ek rapor alınması talep edildiğini ancak bu talepleri mahkemece reddedildiğini, araç davalıdan teslim alınmadan davalı tarafın işyerinde, 8. Sulh Hukuk Mahkemesin 2017/125 D.İş. Dosyası ile tespit yaptırıldığını, müvekkili aracının çok uzun süre davalıdan kusuru nedeniyle teslim alamadığını, gelir kaynağı olan vinç işini yapamadığını, büyük maddi kayıplara uğradığını, bu nedenle de aracı teslim alır almaz yargılama aşamasını beklemeden önceden yaptırdığı tespit raporunu açacağı davada delil olarak kullanacağından aracının başka bir yere yaptırıp Kıbrıs'a götürdüğünü, önceden yaptırılan tespitin yargılama aşamasında ilgili kanunlar gereğince hukuki yarar ve diğer şartları taşıyan yasal bir delil olduğunu, araç üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı görüşünün yerinde olmadığını, davadaki iddialarında yer alan ve yargılama aşamasında kök ve ek bilirkişi raporları ile doğruluğu tespit edilen hususları dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttiklerini, eserin ayıplı olduğu ispatlanmış olmasına rağmen eksik incelemeye dayanan ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek ayıp iddiasının ispatlanamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ret kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği; verilen kararın davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Somut olayda, davacı iş sahibi ile davalı yüklenici şirket arasında 02/11/2016 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile, davalının davacıya ait ...marka ... plakalı araç üzerine 65 ton çift kırma vinç yapılması işini üstlendiği, davacı tarafın eserin geç ve ayıplı olarak teslim edildiğini iddia ederek ödediği bedelin iadesini talebi ile eldeki davayı açtığı analaşılmaktadır. Davalı ise, aracın kendisine geç teslim edildiğinden gecikmede kusurunun bulunmadığını, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerinin tamamlanmış olmasına karşın sonradan davacının talep ettiği değişiklikler sebebiyle 285.000+KDV ödemesi gerektiği ve iş bu ek maliyetlerin karşılanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında yapılan 02/11/2016 tarihli sözleşmeye göre eserin 26/12/2016 tarihinde teslim edilmesi gerektiği, ancak taraflar arasında 31/03/2017 tarihi itibarıyla ek sözleşme yapılarak sözleşme kapsamı dışında ek imalat ve değişiklik yapılması hususunda anlaşıldığı, ek sözleşmede sözleşme süresi olarak 20/04/2017 tarihinin tespit edildiği, ancak davalı yüklenici tarafından dava konusu vincin natamam vaziyette ve ... plakalı araç çalışır vaziyette 24/08/2017 tarihli tutanak ile vincin natamam kamyonun ise çalışır vaziyette davacıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Dava sırasında görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar delil tespiti dosyasındaki tespitlerin aksini ortaya koyacak nitelikte değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112/1. maddesi "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." hükmünü içermektedir. Dosya içerisinde, İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/84 D. İş sayılı dosyası ve İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesin 2017/125 D.İş. dosyası ile alınan iki adet delil tespiti raporu bulunduğu, teslim tutanağında da vincin natamam halde teslim edildiği hususunun belirtildiği anlaşıldığından Mahkemece 3 kişilik makine mühendisi bilirkişilerden oluşacak heyete dosyanın tevdii edilerek delil tespiti dosyasında alınan raporların ve dosya kapsamında alınan raporların değerlendirilmesi suretiyle, eserin kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olup olmadığı, ayıp oranı hususlarında rapor alınması ve davacının maddi tazminata ilişkin talebi yönünden oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.09.2022 tarih ve 2018/250 Esas, 2022/779 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı vekili tarafından yatırılan 80,70-TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 6-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.