İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ticaret unvanlı davalının, müvekkilinin tescilli markası olan "..." tarihi niteliğe haiz işletmesinin ve tanınmışlık düzeyi yüksek ürünlerinin tanınmışlığından, yarattığı güvenden ve hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/91 Esas KARAR NO:2026/378 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:06/12/2023 NUMARASI:2022/31 E. - 2023/190 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ticaret unvanlı davalının, müvekkilinin tescilli markası olan "..." tarihi niteliğe haiz işletmesinin ve tanınmışlık düzeyi yüksek ürünlerinin tanınmışlığından, yarattığı güvenden ve hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle SMK 6769 ilgili hükümleri uyarınca tecavüzün tespitine, refi ve menine karar verilmesini, haksız rekabet oluşturan fiillerin TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine, refi ve menine karar verilmesini, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil eden haksız ve hukuka aykırı fiiller işleyen davalının bu eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle müvekkilinin haklarına halel getiren davalının ticaret unvanlarının ticaret sicilinden terkinine, davalının aleyhine verilecek mahkeme kararının tirajı yüksek bir gazetede yayınlanmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle yetki yönünden itirazda bulunarak davacı tarafın ticaret unvanının "...", müvekkili davalının ticaret unvanının ise "..." olduğunu iki unvanın birbiriyle bir benzerliğinin bulunmadığını, Davacı tarafın ...'nin piyasada ... olarak bilindiğini beyan ettiğini, ancak ...'ün marka ve patent hakkının kendilerine ait olup olmadığı konusunda bir bilgi vermediğini, ... markasının herkes tarafından kullanılabilecek bir marka olduğunu, ...Markasıyla Türkiye'de açılmış birçok pastane ve profiterolcünün olduğunu, müvekkil davalının, davacı tarafa maddi ya da manevi zarar verme gibi bir kastı bulunmadığını, ... unvanını alırken ne Ticaret Sicil'de ne de Vergi Dairesi'nde kendisine bu "unvanı kullanamazsın" şeklinde bir uyarıda bulunan olmadığını, ayrıca müvekkil Davalı ...'ın 15-02-2021 Tarihinde "..." olan iş yeri unvanını "..." olarak değiştirdiğini, bu unvan değişikliği de müvekkil davalının suiniyetli olmadığının kanıtı olduğunu, müvekkilinin bu unvan nedeniyle ek bir maddi kazanç da sağlamadığını, davacı tarafın tedbir isteminin hükümsüz olduğunu, bu talebin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacıya ait “...” ve davalıya ait “...” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsurları olan “İnci” ibaresinin ortak olduğu, bu yönüyle iki markanın görsel ve işitsel yönden benzer olduğu, iki markanın da aynı mal ve hizmet sınıflarında faaliyet gösterdiği, bu yönüyle iki marka arasındaki mal ve hizmet benzerliği ile markalar arasındaki kelime unsuru benzerliği nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği ve bu durumun SMK 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturacağı, dava konusu marka kullanımın tüketici gözünde davacı ile aleyhine tespit istenenler arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği, iki marka arasındaki mal ve hizmet benzerliği ile markalar arasındaki kelime unsuru benzerliği nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunması karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, dosya kapsamına alınan usul ve denetime uygun bilirkişi raporu ile de somut olaya ve mahkemenin kanaatine uygun tespitlerin yapıldığı, bu tespitler ışığında açılan davanın kabulü ile; davalının, marka tecavüzü oluşturan fiillerinin, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespitine, ref'i ve men’ine davalının, aynı zamanda Haksız Rekabet oluşturan fiillerinin, TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine, ref’i ve men’ine mahkemece verilen 28/03/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, davacı vekili her ne kadar dava dilekçesi netice-i talep bölümünün 7. Maddesinde ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini istemi yönünde talepte bulunmuş ise de; bilirkişiler tarafından yapılan tespitte davalının ticaret sicilinin bulunmadığı tespiti yapılmış olup nitekim davalı yan da "..." unvanınını sicilden kaldırdıklarını doğrulamış anılı sebeple konusuz kalan iş bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı tarafın asıl itibariyle ...'nin sahibi olduklarını ancak piyasada ... olarak bilindiklerini beyan ettiğini,Müvekkile Davacının ise 15/02/2021 tarihinde ... isimli firmasını faaliyete geçirdiğini,Davacı tarafın ticaret ünvanının "...", Müvekkili davalının ticaret ünvanının ise "..." olduğunu, iki ünvanın birbiriyle bir benzerliği ve alakası olmadığını, -Davacı tarafın ...'nin piyasada ... olarak bilindiğini beyan ettiğini, ancak ...'ün marka ve patent hakkının kendilerine ait olup olmadığı konusunda bir bilgi vermediğini, bu bağlamda ... markasının herkes tarafından kullanılabilecek bir marka olduğunu, ... markasıyla Türkiye'de açılmış 10'larca pastane ve profiterolcü mevcut olduğunu, -müvekkili davalının, Davacı tarafa maddi ya da manevi zarar verme gibi bir kastı bulunmadığı gibi ... unvanını alırken ne Ticaret Sicil'de ne de Vergi Dairesi'nde kendisine bu "unvanı kullanamazsın" şeklinde bir uyarıda bulunan da olmadığını, müvekkili Davalı ...'ın 15/02/2021 Tarihinde "..." olan iş yeri unvanını "..." olarak değiştirdiğini, bu unvan değişikliğinin de müvekkil davalının suiniyetli olmadığının en büyük kanıtı olduğunu, -müvekkili davalının davaya konu unvan nedeniyle ek bir maddi bir kazanç da sağlamadığını, işbu dava da suiniyetli olarak hareket eden tamamıyla davacı taraf olduğunu, -yerel mahkeme tarafından davacı tarafın ticari sicilden silinme talebi hakkında konusuz kaldığından bahisle karar verilirken taraflarına vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın istinaf gerekçelerinin Sınai Mülkiyet Hukuku'nun genel prensipleri ile bağdaşmadığını, Davalı'nın istinaf kanun yolu başvurusunun yargılamayı uzatma amacı taşıdığını, HMK m. 351 "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma"yı düzenlediğini, Davalı ...'ın mesnetsiz ve maddi gerçeklikten yoksun iddia ve taleplerini de reddettiklerini, Davalı hakkında HMK m.351 ve HMK m.329 hükümlerinin tatbik edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmalık; marka hakkını ihlal, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men ve ref'i, tedbir, ticaret ünvanının terkini, davalının ticari defterleri incelemede ilerde açılması muhtemel tazminat davasına delil teşkil etmesi kapsamında SMK 151/2-a kapsamında davalının tecavüzü olmasaydı davacının elde edeceği gelirin tespiti, hükmün ilanına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişiler 06/03/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; iki marka arasındaki mal ve hizmet benzerliği ile markalar arasındaki kelime unsuru benzerliği nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunması karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağını, bu tespitler ışığında davacı tarafın SMK 149/1 maddesindeki talepleri ileri sürebileceğini bildirmiştir.Davacı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 19.09.1994 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı Nice 30. Sınıfa dahil “pastalar, kurabiyeler, baklavalar, börekler, çörekler ” mal ve hizmetlerinde “...” ibareli markasının tescilli olduğu ve yenilenerek koruma altında olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamına göre, davalının “...” markasını yiyecek ve içecek hizmetlerinin sunulduğu işletmesinde tabelada kullandığı, işletmede pastane ürünleri satışının yapıldığı ve 43. Sınıfta hizmet verildiğinin anlaşıldığı, davacı markasının 30. Sınıfta tescilli olduğu gibi, davacı tarafça dosyaya sunulan ... tanıtımına ilişkin tanıtım görselleri, mekan fotoğrafları, gazete haberleri, köşe yazıları, ilgili kitap imleri, internet üzerindeki paylaşımları incelendiğinde, davacı adına tescilli “...” markasının özellikle profiterol ürünüyle tanınmakta olduğu, dava tarihinde tescilsiz olarak da 43. Sınıfta önceye dayalı hak sahibi olduğu anlaşılmakla (dava tarihinden sonra 16/03/2022 başvuru tarihli 30/35/43. Sınıflarda davacı adına tescil başvurusu yapılan davacı markasının tescil edildiği) davalının tabelasında ve pastane ürünleri satışında kullandığı "..." markasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan deliller ve tanıtım evraklarından davalının kusur bulunmadığına ilişkin savunmanın dinlenemeyeceği, bu konuda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ancak davalının ticaret unvanı olmadığı, kayıtlarda ticaret unvanı tespiti bulunmadığı, kullanılan adın işletme adı olduğu, ticaret ünvanı terkini talebinin reddine karar verilmesi gerekirken konusuz kalma kararı verilmesinin yerinde olmadığı ancak davalının tabeladaki kullanımına son vererek ... olarak değiştirdiği anlaşılmakla, ref istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken tecavüzün refine de karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve davalının istinaf hakkını kullanması HMK 351 maddesine aykırılık teşkil etmemesi nedeniyle davacının disiplin cezası isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davalının tabelasını davadan önce değiştirdiğini ispata yarar dosya kapsamına delil sunulmadığından, ref isteminin dava tarihinden sonra konusuz kaldığı kanaatiyle, ref talebi yönünden de yargılama giderlerinin davalıdan tahsili gerektiği ve vekalet ücreti değerlendirmesinde, haklılık durumu yönünden davacı tarafın bu talep yönünden de haklı olduğu kanaatiyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/12/2023 tarih, 2022/31 E., 2023/190 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; - Davalının, marka tecavüzü oluşturan fiillerinin, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespitine ve men’ine - Davalının, aynı zamanda Haksız Rekabet oluşturan fiillerinin, TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine ve men’ine, -Ref istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, -Mahkemece verilen 28/03/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, -Ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini istemi yönünden açılan davanın REDDİNE, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 385,85 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.558,75 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.779,37 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz ve haksız rekabet davası için 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya(mirasçıya) verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen unvan terkini davası için 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan(mirasçıdan) tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.319,40 TL'nin davacıdan(mirasçıdan) tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026