T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1651 - 2026/6 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1651 KARAR NO : 2026/6 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :09/01/2026 İlk Derece Mahkemesince geçici hukukî koruma tale…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1651 - 2026/6 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1651 KARAR NO : 2026/6 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :09/01/2026 İlk Derece Mahkemesince geçici hukukî koruma talebi hakkında verilen 18/11/2025 tarihli ek kararın istinaf incelemesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir isteyen vekili; müvekkili şirket ile karşı taraf arasında geçmişte ticari bir iş ilişkisi mevcut olup, taraflar arasında yapılan işin karşılığının karşı tarafa tamamen ödendiğini, ancak karşı tarafın yapılan ödemelere rağmen aynı alacağa dayalı olarak, 31/05/2025 tarihli e-faturayı dayanak göstererek haksız bir şekilde Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/78395 E. sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, her ne kadar takip kesinleşmiş olsa da, borcun tamamının önceden ödenmiş olması nedeniyle takip konusu borcun gerçekte mevcut olmadığını, zira müvekkili tarafından karşı tarafa 1 adet 400.000,00 TL, 1 adet 500.000,00 TL ve 1 adet 600.000,00 TL olmak üzere 3 adet çek verildiğini, ayrıca aleyhine tedbir istenen şirketin hesabına 200.000,00 TL nakit para gönderildiğini, ayriyeten davalı şirketin teklifinde adı geçen ve şirket ortağı olan ...'ün banka hesaplarına müvekkili şirket sahibi ... tarafından parça parça olmak üzere "havuz" açıklamalarıyla 349.000,00 TL para gönderildiğini, en son gönderilen 12/09/2025 tarihli 39.000,00 TL tutarlı para transferinde açıklama olarak "TOKİ havuz hesap kapanışı" olarak belirtildiğini ve karşı tarafın bütün alacaklarının ödendiğini, taraflarınca Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde menfi tespit davası açılacağını, ancak icra dosyası kapsamında müvekkili şirketin hesaplarına bloke konulmuş olup şirketin günlük ticari faaliyetleri, çek ödemeleri ve iş akışlarının durma noktasına geldiğini, bu hususun müvekkilinin ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyeceğini beyan ederek; taraflarınca açılacak menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar, Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün 2025/78395 E. sayılı dosyası kapsamında, müvekkil şirket hesaplarına konulan blokelerin kaldırılması ile tahsil ve haciz işlemlerinin geçici olarak durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep ermiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince 23/10/2025 tarihli karar ile özetle; ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, talep eden tarafından 52.000,00 TL teminatı nakit olarak mahkeme veznesine yatırdığı veya bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunu mahkemeye ibraz ettiği taktirde, İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin 2024/20217 E. sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin İİK'nun 72/3. maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına, talep eden vekilinin sair taleplerin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 23/10/2025 tarihli tashih şerhi ile, 23/10/2025 tarih ve 2025/806 D. İş, 2025/808 D. İş K. sayılı asıl kararın "ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, talep eden tarafından 99.306,46 TL teminatın nakit olarak mahkeme veznesine yatırıldığı veya bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu mahkemeye ibraz edildiği taktirde, Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2025/78395 E. sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin İİK 72/3. maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına" şeklinde 6100 sayılı HMK'nun 304. maddesi uyarınca tashihine karar verilmiştir. Söz konusu karara, aleyhine ihtiyati tedbir istenen vekili tarafından 30/10/2025 tarihli dilekçe ile itiraz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı HMK m. 394(4) hükmü uyarınca itiraz duruşmalı olarak incelenerek, 18/11/2025 tarihli duruşmada alınan ek karar ile itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 18/11/2025 tarihli ek karar ile özetle; Mahkemece 23/10/2025 tarih, 2025/806 D. İş sayılı dosyasında "İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile, talep eden tarafından 52.000,00 TL teminatı nakit olarak mahkeme veznesine yatırdığı veya bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunu mahkememize ibraz ettiği taktirde; İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin 2024/20217 E. sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin İİK 72/3. maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına" şeklinde karar verildiği ve ........ Şirketi tarafından 30/10/2025 tarihli dilekçesi ile tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiğinin görüldüğü, somut olaya bakıldığında talep eden vekilince ihtiyaten icra takibinin durdurulmasına ilişkin talep bu olduğu ancak İİK m. 72/3 uyarınca icra takibine itiraz edilmeksizin kesinleşmesi nedeniyle icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik Mahkemece ihtiyati tedbir kararı kurulmuşsa da talep edenin talep evrakına ekli ödeme dekontlarında ismi geçen şahsın karşı taraf şirketinin ortağı olmadığının anlaşılması ve ödemelerin gerçek anlamda yapılıp yapılmadığı hususunun yargılamayı gerektirmesi bu haliyle yaklaşık ispatın mümkün bulunmadığı anlaşıldığından aleyhe tedbir uygulanan şirket vekilinin itirazlarının kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 18/11/2025 tarihli ek kararına karşı, ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen vekili; aleyhine ihtiyati tedbir istenen şirket tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/78395 E. numaralı dosyasıyla müvekkili şirkete icra takibi başlatıldığını, işlerin yoğunluğundan dolayı şirket KEP adresine gelen tebligatın müvekkili tarafından gözden kaçırıldığını ve takibin kesinleştiğini, ancak müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu dayanak 2.081.414,64 TL tutarında faturanın 1.500.000,00 TL tutarının davalı şirkete verilen çeklerle, 200.000,00 TL tutarındaki miktarın ise müvekkili şirket hesabından aleyhine tedbir istenen şirketin hesabına gönderildiğini, geri kalan ödemelerin ... adlı şirket yetkilisi görünen kişiye yapıldığını, ... adlı kişiye yapılan ödemeler davalı şirket tarafından kabul edilmeyip, alacağından mahsup edilmese dahi davalı şirketçe başlatılan icra takibi miktarı 381.000,00 TL yerine 581.000,00 TL olarak başlatıldığını, haksız olarak başlatılan icra takibini tedbiren durdurmak amacıyla 99.306,46 TL'nin Diyarbakır Hukuk Mahkemeleri Veznesine depo edildiğini, şirketin ticari hayatının bitmemesi ve şirket adına olan çeklerin ödenebilmesi amacıyla (şirket hesaplarına konulan blokelerin kaldırılması amacıyla), alacaklıya ödenmemek üzere 854.919,89 TL'nin Diyarbakır İcra Dairesi veznesine depo edildiğini beyan ederek; 18/11/2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına, müvekkili şirket hesaplarına konulan blokelerin kaldırılmasına ve icra işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Talep, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılacak menfi tespit davası öncesinde icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263). İhtiyatî tedbir, 6100 sayılı HMK'nın "Geçici Hukuki Korumalar" başlıklı Onuncu Kısım, Birinci Bölümünde 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK m. 389 hükmü uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyatî tedbir kararı verilebilir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfî tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/78395 E. sayılı dosyasında, aleyhine ihtiyati tedbir istenen alacaklı . ... Ltd. Şti. tarafından ihtiyati tedbir isteyen ... Ltd. Şti. aleyhine, 31/05/2015 tarihli faturadan bakiye 581.414,64 TL asıl alacak ve 80.628,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 662.043,11 TL alacak için 19/09/2025 tarihinde ilâmsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin ihtiyati tedbir isteyen takip borçlusunda 24/09/2025 tarihinde tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, dosyada haciz işlemleri uygulandığı, eldeki dosyada ihtiyati tedbirin ise takipten sonra 22/10/2025 tarihinde talep edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; 1-) İlk Derece Mahkemesince, 23/10/2025 tarihli asıl kararında, ihtiyati tedbir talep edenin talep dilekçesinde bahsettiği icra takip dosyası ile herhangi bir ilgisi bulunmayan, İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin 2024/20217 E. sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin İİK'nun 72/3. maddesi gereğince 52.000,00 TL teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, daha sonra 23/10/2025 tarihli tashih şerhi ile, Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2025/78395 E. sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin İİK 72/3. maddesi gereğince 99.306,46 TL teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına ilişkin olarak hükmün 6100 sayılı HMK 304 madde uyarınca tashihine karar verilmiştir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince 18/11/2025 tarihli ek kararın gerekçe kısmında, talep konusu olayla herhangi bir ilgisi bulunmayan İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin 2024/20217 E. sayılı takip dosyasından bahsedilmesi hatalı olmuştur. 2-) Medenî yargılama hukukuna hâkim olan ilkelerin bir bölümü 6100 sayılı HMK’da açık olarak düzenlenmiş, 26. maddesinde ise "taleple bağlılık ilkesi"ne yer verilmiştir. Tasarruf ilkesinin bir görünümü olan taleple bağlılık ilkesi, hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. Bu ilke 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Taleple bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu (müddeabihi) davacı belirler. Mahkeme ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Mahkemece talepten daha azına karar verilebilir ise de dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler (Yargıtay HGK, 16/09/2021, E. 2017/(19)11-1644, K. 2021/1017, §§31-32). Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, istem sonucu, dava konusunu belirleyen tek ve asıl ögedir. İstem sonucu mahkemeden istenilen şey olup davanın mevzuunu teşkil eder ve mahkemenin davayı kabul etmesi halinde kararında neyi hüküm altına alacağı hususunun açıkça beyan edilmesi keyfiyeti olarak anlaşılmaktadır. Dava konusunun ne olduğu istem sonucu ile belirlenir. (Yargıtay HGK, 15/02/2017, E. 2015/7-917, K. 2017/265). Somut olayda, talep, 2004 sayılı İİK m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılacak menfî tespit davası öncesinde ihtiyatî tedbir istemine ilişkindir. İhtiyatî tedbir talep edenin talep dilekçesindeki "sonuç ve istem" kısmında "Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün 2025/78395 E. sayılı dosyası kapsamında, müvekkil şirket hesaplarına konulan blokelerin kaldırılması ile tahsil ve haciz işlemlerinin geçici olarak durdurulması" yönünde tedbir talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu talebin derdest icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi niteliğinde olduğu aşikardır. Talep dilekçesinde icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde açıkça bir talep de bulunmamaktadır. Bu iki tedbir, açılan menfî tespit davasının takipten önce ya da takip sırasında olmasına göre farklı ihtiyatî tedbir türleri olup; "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince "icra takibinin durdurulması" yönündeki tedbir talebinin "icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi" talebini de içerdiği kabul edilemez. Bu durumda ihtiyatî tedbir talep edenin talep dilekçesinde yer almadığı halde, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı HMK m. 26 hükmündeki taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek, 2004 sayılı İİK m. 72/3 hükmü uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi hatalı olmuştur (Aynı yönde bkz. Dairemizin 14/09/2023 tarih ve 2023/1957 E., 2023/1355 K. sayılı; 12/05/2022 tarih ve 2022/1488 E., 2022/1101 K. sayılı; Ankara BAM 22. HD'nin 07/05/2020 tarih ve 2020/569 E., 2020/503 K. sayılı vb. kararları). Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, ihtiyatî tedbir talebinin takibin durdurulmasına yönelik olduğu, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulamayacağı, talep dilekçesinde de "icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi" yönünde açık bir talep bulunmadığının anlaşılmasına göre, bu gerekçelerle aleyhine tedbir verilen vekilinin itirazının kabulü ihtiyati tedbirin kaldırılması yerine, dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Netice itibarıyla; İlk Derece Mahkemesince 18/11/2025 tarihli gerekçeli ek kararında doğru icra dosya numarası ve teminat bilgisi yazılarak Dairemiz kararında belirtilen gerekçelerle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kaldırılması doğru değil ise de, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ihtiyatî tedbir isteyen vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin ek kararının gerekçe yönünden 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzeni ilkesi gözetilerek re'sen kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-2 maddesi gereğince ihtiyati tedbirin Dairemiz kararında benimsenen gerekçeler ile kaldırılmasına dair yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) İhtiyati tedbir isteyen vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 18/11/2025 tarihli ek kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden REDDİNE, II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 18/11/2025 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Aleyhine ihtiyati tedbir verilen (tedbire itiraz eden) vekilinin ihtiyati tedbire itirazının KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli asıl kararı ve 23/10/2025 tarihli tashih şerhi ile verilen İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASINA, 2-) Aleyhine ihtiyati tedbir verilen (tedbire itiraz eden) kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihindeki güncel Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan 12.500,00 TL vekalet ücretinin ihtiyati tedbir isteyenden alınarak aleyhine ihtiyati tedbir verilene (tedbire itiraz edene) VERİLMESİNE, 3-) İlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin ihtiyati tedbir isteyen üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) Aleyhine ihtiyati tedbir verilen (tedbire itiraz eden) tarafından ilk derece yargılaması esnasında yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden, bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 5-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, II-) İstinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 615,40 TL karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf kanun yoluna başvurana İADESİNE, III-) İstinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kabul edildiği dikkate alınarak, istinaf başvurusu nedeniyle yapılan istinaf yargılama giderlerinin takdiren istinaf eden ihtiyati tedbir isteyen üzerinde BIRAKILMASINA, IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/01/2026 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.