İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, müvekkilinin tescil edilmiş ... başvuru ve tescil numaralı "... ..." ibareli marka hakkına ve ... çekirdek unsurlu ticaret unvanına açıkça ve ısrarlı şekilde tecavüz ettiğini, davalı tarafa ait ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularına yapt…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2025/1611 KARAR NO : 2026/162 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi NUMARASI : 2024/94 E. 02/10/2025 (Ara karar) DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, müvekkilinin tescil edilmiş ... başvuru ve tescil numaralı "... ..." ibareli marka hakkına ve ... çekirdek unsurlu ticaret unvanına açıkça ve ısrarlı şekilde tecavüz ettiğini, davalı tarafa ait ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularına yaptıkları itirazlar neticesinde ekte sunmuş oldukları ... Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla davalının markasını müvekkilin markasıyla benzer bularak müvekkilinin tescilli sınıflarında reddine karar verdiğini, YİDK davalının itirazlarını ret ederek markalar arasında benzerliğin sabit olduğu yönünde karar verildiğini, ancak davalı tarafından bu kararlara rağmen müvekkilinin tescilli markası ve ... çekirdek unsurlu ticaret unvanı ile aynı olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ve ticaret unvanı ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan müvekkile ait ... ibaresini ... (https:/www.....com.tr/...) isimli dijital yayın platformunda ... ismiyle kanal ismi olarak kullanmaya devam ederek müvekkilinin markasına ve ticaret unvanına açıkça ve ısrarlı şekilde tecavüz ettiğini, müvekkiline ait ... ....LTD. ŞTİ. ticaret unvanında yer alan ... çekirdek unsurunun, davalının markasında kullanımı haksız rekabet oluşturduğunu, öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, davalının, müvekkilinin marka hakkını ve ticaret unvanını ihlal ettiğinin tespitini, müvekkilinin marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasını, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminat taleplerinin markaya tecavüz tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafça her ne kadar müvekkiline ait ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularına müvekkili tarafından yapılan itiraz neticesinde T.C. TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile müvekkilin başvurusunun kısmen reddedildiğini ve itirazları üzerine T.C. TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarıyla ile kısmi ret kararının yerinde görüldüğü ileri sürülse de bu kararlar kesin olarak verilen kararlar olmadığını, bu hukuka aykırı kararlara karşı taraflarınca 03/05/2024 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Başkanlığı'nın 09/03/2024 tarih ve ... sayılı YİDK kararının iptaline, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde ... başvuru numaralı “...” ibareli Marka Tescil Başvurunun redde konu tüm mal ve hizmet sınıfları için bütünüyle kabulü ile tesciline karar verilmesi talebiyle dava açılmış olup bu dava dosyası Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/215 Esası ile devam ettiğini, ... tescil numaralı " ..." ibareli marka ile müvekkili tarafından başvurusu gerçekleştirilen marka benzerliği ortadan kaldıran bariz ayırt edici farklılıklar bulunmakta olup halk nezdinde karıştırılma ihtimali oluşması ya da haksız rekabet meydana gelmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirketin başvurusuna konu marka ile davacının markasının benzer olduğuna karar verilebilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı açık olduğunu, müvekkilinin lacivert renkte boyanmış dikdörtgen zemin içerisine yanlamasına çizilmiş mavi renkte üçgen şekli içerisine beyaz/lacivert renkte yazılmış “...” harfi yanına beyaz renkte yazılmış “4” rakamının eklenmesi suretiyle “...” ibaresi şeklinde oluşturulduğunu, muhatabın itirazında gerekçe gösterdiği markası ise logolu renkli olarak “... ...” ibaresinin yazılması ile oluşturulduğunu, kullanılan renkler ve sembollerin tamamen farklı olduğu ilk bakışta dahi anlaşılmakta olduğunu, davacı markası ile karıştırılma durumu olmadığından davacının uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceğini, bu kapsamda müvekkiline ait marka "..." ibareli olup, itiraza konu marka ise bir bütün olarak "... ..." ibarelerinden oluştuğunu, bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca "..." ibaresi üzerinden olmadığını, muteriz markanın "..." ibaresi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının temel unsuru olan "..." ibaresi müvekkili şirket "..." ve müvekkili şirketin çatı şirketi "..."un kısaltması olan "..." ibaresinden geldiğini, müvekkilinin ... ve çatı şirketi ..., milyonlarca mobil, internet abonesi olan ve ülkemizde en çok tanınan markalardan olduğunu, bugün ortalama bir tüketicinin "..." ibaresi veya "..." ibareli mavi üçgen içeren herhangi bir markada ilk aklına gelen ... ve grup şirketleri olduğunu, müvekkili şirketin "..." ve "..." ibareli tescilli yüzlerce markası bulunduğunu, müvekkili şirketin tanınmış marka statüsü de olduğu ve muteriz markanın tanınmışlığından da söz edilemeyeceğini, yine davaya konu müvekkili şirket markasında kullanılan renkler, "..." ibaresi, mavi renkli "üçgen" sembolü ülkemizde yaşayan her tüketici nezdinde "..." markasını çağrıştırdığı dikkate alındığında başvuruya konu müvekkilinin markasının herhangi bir başka marka ile karıştırılmasının imkansız olduğunun öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddine Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/215 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak yargılamanın sonuçlanmasının beklenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı davanın reddine talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 02/10/2025 tarihli yapılan yargılama sonunda; "...Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap, ikinci cevap, TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: her ne kadar mahkememiz dosyasına sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde ihtiyati tedbir talebi yönünden davacı lehine yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu kanaatine varılabilir ise de; dava konusu markaya ilişkin Ankara 2. FSHHM'nin 2024/215 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, ilgili davada verilecek kararın mahkememiz iş bu dosyasında yapılan yargılamaya tesir edebileceği anlaşılmakla bu aşamada davacı tarafın tedbir talebinin tümüyle kabulü kararının ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2025 tarihli 2025/890 Esas - 2025/999 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında talep edilen tedbirin amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, tedbir talebi hakkında SMK 159/2-c maddesi kapsamında ters teminat tedbirine karar verilmesinin daha uygun olduğu kanaatine varılarak davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; aleyhine tedbir istenen davalı tarafça, talep eden davacı tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 350.000,00 TL tutarında teminat yatırılmasına dair karar verilmiştir.Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbire yönelik itirazlarımızı tekrar etiğini, itiraz dilekçesi kapsamında belirtmiş olduğu tüm sebepler dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Somut olay bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli şartlar sağlanmamış olup Yerel Mahkeme tarafından kurulan ara kararın hukuka aykırı olduğunu, şartların gerçekleşmediğini, yerel mahkeme tarafından 02/10/2025 tarihli ara karar ile gerekçesiz bir şekilde ve yokluklarında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, karara karşı yaptıkları itirazın da yine gerekçesiz bir biçimde reddedildiğini, ayrıca teminatın ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı tarafından değil, müvekkili şirket tarafından ödenmesine karar verildiğini, söz konusu bedelin, herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına süresi içinde müvekkili şirket tarafından ödendiğini,-davacı tarafın, mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesinde talepte bulunurken dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmediğini ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delilleri mahkemeye sunamadığını, Mahkemenin ispat koşullarının hangi deliller aracılığıyla sağlandığını, söz konusu delillerin ispat koşulu sağlamak bakımından ne denli elverişli olduğunu ve itirazlarının reddine hangi nedenle karar verildiğini somut bir biçimde gerekçelendirmediğini ve hukuki güvenilirliği zedeleyecek biçimde hüküm kurduğunu, ... tescil numaralı “... ...” ibareli marka ile müvekkili tarafından başvurusu gerçekleştirilen marka arasında benzerliği ortadan kaldıran bariz ayırt edici farklılıklar bulunmakta olup markalar bakımından halk nezdinde karıştırılma ihtimali oluşması ya da haksız rekabet meydana gelmesinin mümkün olmadığını, Müvekkili şirketin başvurusuna konu marka ile davacının markasının arasında markaların benzer olduğuna karar verilebilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığını, “... ...” ibaresini içeren markanın dosya kapsamında yer alan görseli değerlendirildiğinde de anlaşılacağı üzere; markalar arasında barındırdıkları ibareler, oluşturuluş biçimleri, sembol ve renkleri olmak üzere ayırt edici farkların mevcut olduğu ve markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacının marka hakkına herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığı ve davacının herhangi bir zararının mevcut bulunmadığını, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markanın, renk, sembol, yazı fontu olarak tamamen farklı olduğunu, ayrıca birden fazla kelimeden oluşan markaların tek tek, kelime kelime olarak değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkiline ait marka "..." ibareli olup, itiraza konu marka ise bir bütün olarak "... ..." ibarelerinden oluştuğunu, yalnızca "..." ibaresi üzerinden değil, muteriz markanın "..." ibaresi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, -müvekkili ile davacı farklı sektörlerde faaliyet göstermekte olup markalarını tamamen farklı ürün ve hizmetler üzerinde kullandığını, Müvekkili ... ANONİM ŞİRKETİ, ülkemizin en büyük telekomünikasyon şirketi olan ...'un grup şirketi olup; Telekomünikasyon - İnternet hizmetleri sunma sektöründe faaliyet yürüttüğünü, bu kapsamda milyonlarca ev/işyeri internet abonesine hizmet verdiğini, Davacı marka sahibinin ... ... ŞİRKETİ ise; Organizasyonlar, gösteri ve şovlar, konser ve festivaller, açılış törenleri, düğün ve davetler, fuar ve defilerde Ses,-Işık-Görüntü sistemleri sağlama ve prodüksiyon hizmetleri sunma sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, markanın asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresinin Türkçe karşılığı ile prodüksiyon/yapım anlamlarına gelmekte olup, markaya ilk bakışta dahi faaliyet alanı net olarak anlaşıldığını, şirketin faaliyet alanları tamamen farklı olduğu gibi, hitap ettikleri, hizmet verdikleri tüketici kitlesi de tamamen farklı olduğunu, dava konusu markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve şirketlerin farklı sektörlerde faaliyet sürdürdüğü göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi için oluşması gereken şartların mevcut olmadığını, müvekkili şirket aleyhine tesis edilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Tedbire konu. Dava konusu uyuşmazlığın; Davalının eyleminin davacının marka hakkını ve ticaret unvanını ihlal ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, SMK 151/2-c maddesine göre 1.000,00 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat, ihtiyati tedbir ve hükmün ilanına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 18/08/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalı kullanımlarının davacı markası ile aynı sınıftaki hizmetler üzerinde ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzer olması nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceği, davalı yanın kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil edeceği çerçevesinde davalı yanın kullanımlarının nihai tüketiciyi yanıltabileceği göz önünde bulundurulduğunda ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği ancak Yargıtay'ın 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 55'ince maddelerinde yer alan haksız rekabet düzenlemesinde, mülga Ticaret Kanunu'ndan farklı olarak marka, unvan, ticari ad gibi sınai mülkiyet konularının zikredilmemiş oluşu, haklarının özel yasalarda düzenlenmiş oluşunu ve uygulamada tereddütlere yol açılmasını gerekçe göstererek, marka hakkına tecavüz eylemlerinin ayrıca haksız rekabet olarak kabul edilemeyebileceği yönünde içtihat değişikliğine gitmesi nedeniyle bu husustaki nihai takdirin ancak mahkemeye ait olduğu, davacının maddi tazminata hak kazandığının kabulü halinde, tercih etmiş olduğu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151-2/c maddesi; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli” uyarınca, talep edebileceği maddi tazminat miktarının 348.346,00 TL olarak hesap edildiği, lisans seçeneğinde tarafların mali kapasitesi, elde etiği ciro 1. derecede etken ise de, tek başına lisans ücreti belirlemede bir kriter olmadığı, davacı yanca daha önce verilmiş bir lisans bulunmadığı ve lisans oranının da hem davacının cirosu üzerinden ve hem de varsayıma dayalı olarak belirlendiği dikkate alındığında, davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarı 348.346,00 TL olarak hesap edilmiş olmasına rağmen, BK m.50, ve 51 çerçevesinde belirlenmesinin ve takdirinin Mahkemeye bildirilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı markasının asli unsurunun ... ibaresi olduğu, davalı kullanımlarında da ... ibaresi bulunduğu, bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının davacı markası ile aynı sınıftaki hizmetlerde kullanıldığı tespitine yer verildiği, iş bu dava konusunun tecavüz istemli olarak açıldığı ve yaklaşık ispatın bu dava bakımından oluştuğu, taraflar arasındaki yarar dengesi ve yargılamada yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmemiş olması sebebiyle tedbir talebinin ters tedbir uygulanarak kısmen kabulüne karar verildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte irdelendiğinde, tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, tedbir talebi hakkında SMK 159/2-c maddesi kapsamında ters teminat tedbirine karar verilmesinin uygun olduğu gözetilerek mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/10/2025 tarih ve 2024/94 E. sayılı ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026