T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/39 - 2025/1383 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/39 KARAR NO : 2025/1383 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/755 Esas, 2022/2362 Karar DAVA TARİHİ : 07/06/2022 DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/39 - 2025/1383 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/39 KARAR NO : 2025/1383 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/755 Esas, 2022/2362 Karar DAVA TARİHİ : 07/06/2022 DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/01/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili Kurumun 233 sayılı KHK uyarınca kurulmuş bir kamu iktisadi teşebbüsü olup bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanmasını ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden satın aldığını, ihale edilen her bir yüklenici firmanın ihale konusu hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri kendilerinin belirlediğini, söz konusu firmalarla yapılan sözleşmeler gereği işe alma ve işten çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun bu firmalara ait bulunduğunu, dava dışı...... adlı özel güvenlik işçisinin toplam hizmet süresinin 09/09/2014-31/05/2020 tarihleri arasında olup müvekkili Kurumun özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirket bünyesinde 01/10/2019-31/05/2020 tarihleri arasında çalışmakta iken çalışmış olduğu işyerinin tasfiye edilmesinden dolayı yükleniciye iadesinin yapıldığını ve yüklenici tarafından da iş akdinin sona erdirildiğini, dava dışı işçi ....... tarafından Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/311 E. sayılı dava dosyasıyla açılan davaDA verilen işe iade kararının Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2021/692 E. ve 2021/887 K. sayılı kararı ile kesinleşmiş olduğunu, kesinleşen işe iade kararına istinaden dava dışı işçinin davalı yükleniciye yapmış olduğu başvuruya rağmen dava dışı işçinin işe başlatılmaması üzerine işe iade kararında hüküm altma alınan 13.775,44 TL brüt boşta geçen süre ücreti ve 14.126,40 TL brüt işe başlatmama tazminatı toplamı olan brüt 27.901,84 TL'nin dava dışı işçinin vekiline 30/06/2021 tarihinde ödendiğini, boşta geçen süre ücretinden SGK şahıs payı düşüldükten sonra brüt rakamın belirlendiğini, dava dışı işçi vekiline net 25.605,29 TL ödendiğini, dava dışı işçi ...'ın en son akdi çalışma dönemini 01/10/2019- 31/05/2020 tarihleri arasında davalı ........ Ltd. Şti. bünyesinde geçirdiğini, müvekkili kurum tarafından ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretlerinden dava dışı işçiyi işten geçerli bir sebep olmaksızın çıkartmış olması ve verilen işe iade kararına rağmen işe başlatmamış olmasından dolayı davalı şirketin sorumluluğu olduğunu beyan ederek; dava dışı işçiye ödenen 27.901,84 TL tutarın davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava dışı işçinin ödemeye esas tüm çalışmasını farklı alt işverenler nezdinde geçirdiğini, dava dışı işçinin müvekkili şirkette 01/10/2019-31/05/2020 tarihleri arasında çalışmış olup, işçinin iş akdinin iş yerinin tasfiye edilmesi/devir sebebiyle sonlandığını, dava dışı işçinin farklı işverenler nezdindeki tüm çalışmasının davacı kamu kurumunda geçmiş olduğunu, feshe konu tasfiyenin sorumluluğunun da asıl işveren kamu kurumu olan davacıda olduğunu, müvekkilinin rücuya konu edilen işçilik alacakları ile ilgili olarak herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın dava dışı işçinin açtığı işe iade davasında lehine hükmedilen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin davacı tarafından ödenmesi üzerine bu bedelin taraflar arasında 01/10/2019- 31/12/2020 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesi kapsamında davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, dava dışı işçinin iş akdine davalı tarafından son verildiği, Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/311 E. sayılı dosyasında feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verildiği, kararın kesinleştiği ve hükmedilen tazminatların tamamının davacıdan tahsil edildiği, Diyarbakır BAM 6. Hukuk Dairesi’nin 2020/1504 E., 2022/1230 K. sayılı kararındaki ilkeler doğrultusunda hizmet alım sözleşmelerinde yüklenicinin kendi işçisinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, sözleşmede aksi düzenleme bulunmadığı sürece işverenin ödediği tüm bedelleri yükleniciye rücu edebildiği, dosyadaki SGK kayıtları ve sözleşmelerden dava dışı işçinin son işvereninin davalı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden davalının sorumlu olduğu, davacı ve davalının tacir olması nedeniyle alacağın avans faiziyle tahsiline hükmedildiği, işçinin işe iade davasında davalının da taraf olması sebebiyle ayrıca temerrüt ihtarına gerek bulunmadığı, davalının Kamu İhale Kurumuna ihbar talebinin 6100 sayılı HMK m. 61 hükmü gereği rücu ilişkisi bulunmadığından reddedildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine istinaden 27.901,84 TL’nin ödeme tarihi olan 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iş akdinin feshinin davacı kurumun iş yerini tasfiye etmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin işi ihale ile aldığını ve idari şartname ile sözleşme kapsamında hareket ettiğini, davacının planlama eksikliği sonucu oluşan tasfiye zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca kıdem tazminatından yüklenici şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, kıdem tazminatının ihale yaklaşık maliyetine dahil edilemeyeceğinin Kamu İhale Kurumu’nun kararları ve idari şartnamelerle açıkça belirlendiğini, davacı kurumun müvekkili şirketten bu alacaklar için rücu hakkının bulunmadığını, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın istinaf yoluyla kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarından davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinden; "Özel Güvenlik Hizmet Alımları" işi kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ile davalı arasında ihale sözleşmeleri akdedildiği, dava dışı işçi ...'ın 01/06/2012-31/05/2020 tarihleri arasındaki davacının asıl işverenliği altında çalıştığı, bu sürenin 01/10/2019-31/05/2020 tarihleri arasındaki döneminin davalı işverenin işçisi olarak geçriği, dava dışı işçinin iş akdinin davalı alt işveren tarafından sonlandırılması nedeniyle işbu dosyadaki davac...... Genel Müdürlüğü ile davalı yüklenici ...... Ltd. Şti. aleyhine Bismil 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2020/311 E., 2021/152 K. sayılı dosyasında işe iade istemli dava açtığı, Diyarbakır BAM 7. HD'nin 28/05/2021 tarih ve 2021/692 E., 2021/887 K. sayılı kararı ile "davanın kabulüyle; işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının davalı alt işveren.... Ltd. Şti.'ye ait işyerindeki işine iadesine, davacının kanuni sürede alt işverene işe başvurmasına rağmen, alt işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde, davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının 14.126,40 TL, davacının işe iade için alt işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer hakları olarak brüt 16.206,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine" kesin olarak karar verildiği, bu karara istinaden işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin davacı T.M.O. Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı işçinin vekiline ödendiği, bu ödenen tutarların davalı ... ... Ltd. Şti.'nden rücuan tazminin talep edildiği anlaşılmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2019/378 E., 2020/1629 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/687 E., 2021/301 K. sayılı kararları da bu yöndedir). Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da; "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünce; taraflar arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, SGK uzun vade hizmet dökümü incelendiğinde davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin 31/05/2020 tarihinde işten çıkarılması nedeniyle açtığı tespit istemli işe iade davası sonucunda işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminatların ferileriyle ödendiği dava dışı işçiye ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir. Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır. Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin tamamının alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, iş mahkemesince feshin geçersizliği ile işçinin alt işveren ... ... Ltd. Şti.'ye ait işyerindeki işine iadesine karar verildiği, yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacakları ile iş mahkemesi ilamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri gibi fer'iler ile icra takip masraf ve fer'ilerinin tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğunun gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.905,97 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 477,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.428,97 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (27.901,84 TL) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.