İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 10/09/2014 tarihinde ... Depo Lojistik İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. Adına yetkili olan ... ve ortakları ... tarafından müvekkili ... ve ...'e İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Muratbey Mah., ... parselde kayıtlı 43.200 m2 yüzölçümlü taşınmazın 49 yı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2023/862 KARAR NO : 2025/1457 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/01/2023 NUMARASI : 2021/442 E. - 2023/28 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 10/09/2014 tarihinde ... Depo Lojistik İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. Adına yetkili olan ... ve ortakları ... tarafından müvekkili ... ve ...'e İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Muratbey Mah., ... parselde kayıtlı 43.200 m2 yüzölçümlü taşınmazın 49 yıllığına, tır sahası ve lojistik depolama sahası olarak kiralama işlemini takip etmek üzere vekaletname ile yetki verildiğini, buna ilişkin olarak ... ve ... ile müvekkili eski arkadaş ve ahbap olmaları sebebiyle usulen bir sözleşme yapılmasının istendiğini, müvekkillerinin yüklenici olarak işlemin takip edilmesi hususunda yetkili olması ve sözleşme yetkisi olmadığından ve vekaletnamede vekil olduğundan dolayı bu konuda Ankara da danışmanlık veren ...'i işlemi takip edilmesi için görevlendirildiğini, danışmanlık hizmet bedeli olarak 400.000,00 TL olarak anlaşıldığını ve içinden düşülmek kaydıyla 50.000,00 TL kaparo ödenmesi kaydıyla sözleşme yapıldığını, müvekkilleri ile arkadaş olmaları ve eskiye dayanan ahbaplıktan dolayı şifahen bir sözleşme yapıldığını ve hatta bazı değişiklikler yapılacağından dolayı yazılı sözleşme metni üzerinde karşı tarafça kendi el yazılarının da mevcut olduğunu ancak sözleşmede imzanın mevcut olmadığını, bahse konu bu sözleşme yapılırken, davalının ofisinde, ... ,..., ... ve diğer ortaklarının da bulunmakta olup müvekkili ile el sıkışıldığını, sonrasında işlemin takip edilmesi için müvekkili ...'in... Bankası hesabına 10.09.2014 tarihinde ... (...) Danışmanlık için ...Bankası” n dan müvekkil hesabına 20.000,00 TL'sinin gönderildiğini, yine 12.09.2014 tarihinde müvekkili ... hesabına 30.000,00 TL'sinin havale edildiğini, Kaparo olan 50.000,00 TL'nin iki parça halinde gönderildiğini, akabinde müvekkili tarafından İstanbul ili Çatalca İlçesi Muratbey köyü ... parsel Maliye hazinesi (... Müdürlüğü) adına kayıtlı olan arazinin işlemleri için kiralama talebinde bulunulmuş olup, kiralama işlemleri zaman aldığından ve Kurumun kiralama taleplerinde öncelikli olarak diğer devlet kurumlarına sorması ve bu birimlerin öncelikli olmasından dolayı, ilgili yerlere ihtiyaç olup olmadığı sorulduğundan dolayı beklenildiğini, sonrasında bu arazi Maliye ve Ticaret Bakanlığı adına geçtiği için müvekkili tarafından tüm uğraşların boşa yapıldığını, davalı tarafından müvekkiline verilmiş hali hazırda vekaletnamesi olduğundan dolayı, tekrar müvekkilden başka bir arazi bulması için zorladıklarını ve tehdit edildiklerini, müvekkilinin buna rağmen iyi niyetli hareket ettiğini, bu kere aynı bölgede başka bir yer bulunduğunu ve bu arazinin kiralanması veya satışının yapılmasının ... ve ... tarafından istendiğini, müvekkiline "Bize burasını yapın bizden kurtulun“ denildiğini, müvekkilinin de Hazine adına kayıtlı olan ...'a ait arazinin işlemleri için yetkili kılındığı vekâletnamesi ile Çatalca ilçesi ...için dilekçe ile başvuru yapıldığını, nitekim bu parsele ilişkin yapılan başvuru sonucunda, ... Müdürlüğü tarafından ... ve ... adına satışın onaylandığını, ancak ... ve ... tarafından satış alınmadığı için müvekkilinin tüm emek ve çabaları boşa gittiğini ve müvekkili tarafından bir sürü masraf yapılmak zorunda kalındığını, bu şekilde müvekkillerinin yıllarca kullanılmış olup çalıştırılmış ve maddi harcamaları cebinden yapmak zorunda kalındığını, sonrasında müvekkillerine verilen kaparo olarak müvekkilinin hesabına gönderilen toplam 50.000.TL peşinatla ilgili olarak bir çok kez tehdit edilmiş olup, müvekkili ... ve ...'in Bakırköy de bir kafeye çağrıldığını, kafede ... ortağı ... ve kardeşi ... ile buluşulmuş ve bu görüşmede müvekkile verilen 50.000.TL para istenmiş olup aradan geçen uzun zamandan dolayı senet talep edildiğini, müvekkilinin kendisine verilen işleri yaptıklarını, ilk arazi işleminin kurum sebebiyle olmadığını, kusurunun olmadığını ve 2. kez verilen arazi satış başvuru işleminin olduğunu ve satış işlemi onaylandığı halde satışı yapmadıklarını bu sebeple pek çok masraf yapmak zorunda kaldıklarını ve tüm çabalarının ve emeklerinin boşa gittiğini, dolayısıyla para ya da senet talep edemeyeceklerini belirttiğini, bunun üzerine ... ve ...'in sert bir üslupla “Ya bize başka yer yaparsınız veya bizim verdiğimiz kaparo olan 50.000.TL nin karşılığında senet verirsiniz" diyerek müvekkilinden zorla 50.000 Dolarlık teminat olarak senet alındığını, alınan bononun kesinlikle kullanmayacağı, paranın ödenmesi halinde senedin iade edileceğinin müvekkillerine taahhüt edildiğini, tüm bu olaylara ...'in de şahit olduğunu, müvekkili tarafından ödenen para ve yapılan iş ve masraflar sebebiyle alınan senedin iadesi istenmiş ancak ... ve ... tarafından senedin müvekkiline iade edilmeyerek daha fazla para istendiğini, akabinde müvekkilinden zorla alınan ve senet teminatı olarak verilmesine karşılık kötü niyetli olarak Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, bu nedenlerle öncelikle Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin durdurulması ve dosyaya ödeme olması halinde davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafından haksız olarak Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile yapılan 51.712,67 USD karşılığı 200.221,12 TL talepli takibin ve takibe mesnet 50.000 USD bedelli bononun iptali ile müvekkillerine iadesine, %40'tan aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın davacılarının öncelikle borçlu olmadıkları ve senedin zorla alındığına dair soyut ve dayanaksız iddialarla Bakırköy 5.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/1058 E. Sayılı davasını açtıklarını, bahsi geçen dava sonucunda mahkemece '' Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyası incelendiğinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak takip yapıldığı ancak borcunu ödediğine dair herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı, ileri sürmüş nedenlerin ise dar yetkili icra mahkemelerince değerlendirilemeyeceğinden davanın reddine'' karar verildiğini, hüküm yüze karşı davcıların yüzüne tehfim edilmiş, davacılarca süresi içerisinde istinaf yoluna başvurulmadığından bu kararın kesinleştiğini, davacıların Bakırköy 5.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/1058 E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarında dahi senet içeriğindeki yazı ve imzalarına itiraz etmediklerini, senedin zorla alındığından bahsedilmişse bile buna dayalı bir delil ibraz edemediği gibi, herhangi bir şekilde suç duyurusunda da bulunmadığını, hatta bahsi geçen icra hukuk mahkemesi kararını istinaf yoluna dahi götürmediklerini, Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından dosya borçluların muris babaları ...’ten intikal eden İstanbul İli Bahçelievler İlçesi Kocasinan Mah.... parsel numaralı taşınmazda bulunan miras paylarına 10.01.2020 tarihinde haciz konulduğunu, ancak haciz konulan payların elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan icra dairesince resen icrai satışının mümkün olmadığını, bu nedenle elbirliği mülkiyetinin giderilerek alacağın tahsili için taşınmazın satışının sağlanması için davacı müvekkilce 10.08.2020 tarihinde Bakırköy 12.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/394 E. Sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, huzurdaki davanın davacılarının, Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasının dayanağı olan senede dayalı borçlarını ödemedikleri gibi, alacağın tahsili için gerek icra dosyasında gerekse de ortaklığın giderilmesi davasında birçok masraf yapan müvekkilini bir kez daha mağdur etmek ve yargısal süreci uzatmak maksadıyla takibin kesinleşmesinden itibaren yaklaşık 3.5 yıl geçtikten sonra huzurdaki menfi tespit davasını açtıklarını, huzurdaki davada davacıların yine yazılı delile dayanmayan soyut iddialarla Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü’nün... E. Sayılı icra takibinin dayanağı olan senedin kendilerinden zorla alındığını, bahsi geçen senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiklerini, davacıların bu iddiası tamamen kötüniyetli olduğunu, davacıların bu iddialarına dayanak olacak şekilde, bahsi geçen senedin teminat senedi olduğunu gösterir hiçbir yazılı delil, delil başlangıcı dosyaya sunamadıklarını, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, davacılarca huzurdaki davanın açıldığı tarih ile senedin tanzim tarihi arasında 4 yıl bir süre bulunduğunu, davacıların iddiasının gerçek dışı olmakla birlikte bu iddiaya dayalı açtıkları huzurdaki menfi tespit davası bakımından korkutma iddiaları yönünden senedin iptalini istemek için aranan 1 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan dolduğunu, bu nedenlerle huzurdaki dava takibin kesinleşmesi, ve alacağın tahsili için açılan ortaklığın giderilmesi davaları nedeniyle müvekkilinin yasal olan alacağının tahsilini zorlaştırmak maksadıyla açılmış kötüniyetli bir dava olup, öncelikle huzurdaki davanın reddi ile davacı borçluların takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına çarptırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "davacı dava dilekçesinde Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyası kapsamın da takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle yada yazılı bir belge ile senedin teminat senedi olduğuna dayanan ve bu sebeple borçlu olmadığının tespitini talep eden davacı tarafından ispatlanması gerekir.Kambiyo senedi, hukuksal niteliğince, sebebini içermeyen bir borç ikrarı niteliğinde olup, soyut borç ikrarı içeren senedin bedelsizliğini lehtara karşı ileri süren taraf, önce bu senedin belli bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini, HMK.nun 200 ve izleyen maddeleri uyarınca yasal ve yazılı deliller ile kanıtlamak durumundadır. Davacının öncelikle sözleşme ilişkisini, sonrasında ise dava konusunu bononun davalıya bu sözleşme ilişkisi içerisinde verildiğini kesin delillerle ispat etmelidir. Davacı tarafça dava konusu edilen senedin teminat senedi olduğuna dair yazılı delillerini sunmamıştır. Davacı taraf dava ve takip konusu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edememiş olup ,takibe konu bononun baskı ve zorla imzalatıldığı iddiası yönünden davacı taraf her ne kadar takibe konu senedin kendisine baskı ile zorla imzalattırıldığı iddiasına dayanmışsa da davacının dayanmış olduğu sebepler göz önünde bulundurularak bildirmiş olduğu tanıklar dinlenilmiş , ne var ki alınan tanık beyanlarında davacıya takibe konu senedin baskı ve zorla imzalatıldığına dair görgüye dayalı bir ifadenin yer almadığı görülmüş olup davacı taraf dava konusu senedin bononun baskı ve zorla imzalatıldığı iddiasını ispat edememiş olup açıklanan nedenlerle ispatlanmadığından," davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararda delillerinin eksik toplandığını, tanık beyanlarının dinlenerek, dava konusu bono üzerindeki imza ve yazıya ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin kabul edilmeden bilirkişi raporu alınmadın eksik inceleme ile karar verildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyan içeriklerinden haklı davanın dayanakları ve iddialarının doğruluğu ispatlandığını, tanık beyanlarıyla dava dilekçesinde de iddia edildiği üzere taraflar arasındaki alacak borç doğuracak temel borç ilişkisinin neden kaynaklandığı ispat edildiğini, esas sorunun bahse konu alacak borç ilişkisinin TL mi, Dolar cinsi üzerinden yapıldığı noktasında toplandığını, davalıdan alınan 50.000,00 TL avansın banka havaleleriyle kanıtlandığını ve tanık beyanlarıyla da teyit edildiğini, taraflar arasındaki asıl borç ilişkisinin TL cinsinden olduğunu, müvekkilin kurumsal engeller ve davalının vazgeçmesi nedeniyle sonuçlanmayan işler için masraf yaptığını ve ücreti hak ettiğini, ancak davalının müvekkilleri tehdit ederek zorla ve kötü niyetle teminat senedi olarak 50.000 USD bedelli bono aldığını ve bunu icra takibine koyduğunu, senedin sonradan doldurulduğunu, senet üzerinde yazıların ve rakamların kime ait olduğu sonradan oynama olup olmadığının tespiti için senet aslının celbi talep edildiğini ancak Yerel Mahkeme tarafından kabul edilmediğini, davalı alacaklının 50.000.USD miktarında bir parayı elinde bulundurma ve herhangi birine borç olarak verebilecek mali durumu olmadığına, verdiği vekaletname ile işlerini şirketi adına ve ortağı adına takip ettiren davalının işi takip edilirken borç olarak para verdiği iddiası da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu senedin tarafların ekonomik durumlarına, hayatın olağan akışına aykırı olması, senetteki rakamla yazılan bedelin Türk Lirası Cinsinden olduğu ve taraflar arasındaki yapılan havaleler ve sözleşmede kararlaştırılan kaporanın müvekkillerinin iddiasını teyit ettiğini, taraflar arasındaki TL cinsinden yapılan havalelere rağmen borca dayanak 50.000.USD bedelli bir borç ilişkisini ve para ödendiğini ispat edecek herhangi bir ödeme kaydı söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından her türlü vekalet görevi yerine getirildiğini, iddialarının tanık ifadeleriyle de ispat edildiğini, davalı İsticvabı talep edildiğini ancak Mahkeme tarafından kabul edilmediğini beyanla, Bakırköy 3 .İcra Müdürlüğü’nün... Esas nolu dosyası ile yapılan İcra takibinin durdurulmasını ve dosyaya ödeme olması halinde davalıya ödenmemesi için İhtiyati Tedbir kararı verilmesini, mahkemenin eksik inceleme ile davanın reddine dair verdiği kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, davalı tarafından haksız olarak Bakırköy 3 .İcra Müdürlüğü’nün... Esas nolu dosyası ile yapılan (51.712.67.USD) karşılığı 200.221.12.TL talepli takibin ve takibe mesnet 50.000.USD bedelli bononun iptali ile müvekkillerine iadesine, % 40 tan aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkillerine verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Bakırköy 3. İcra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine 08/05/2017 tanzim tarihli, 12/07/2017 ödeme tarihli 50.000,00 usd bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davacılar vekili dava dilekçesi ile; Müvekkillerinin kendisine verilen işleri yaptıklarını ,ilk arazi işleminin kurum sebebiyle olmadığını kusurunun olmadığını ve 2 .kez verilen arazi satış başvuru işleminin olduğunu ve satış işlemi onaylandığı halde satışı yapmadıklarını bu sebeple pek çok masraf yapmak zorunda kaldıklarını ve tüm çabalarının ve emeklerinin boşa gittiğini belirtmiştir. Dolayısıyla para ya da senet talep edemeyeceklerini belirtmiştir. Bunun üzerine ... ve ... sert bir üslupla “* Ya bize başka yer yaparsınız veya bizim verdiğimiz kaparo olan 50.000.TL nin karşılığında senet verirsiniz ,diyerek müvekkilden zorla 50.000.DOLAR lık teminat olarak senet alınmıştır. Alınan bononun kesinlikle kullanmayacağı, paranın ödenmesi halinde senedin iade edileceği müvekkillere taahhüt edildiğini alınan 50.000 TL kapora bedelinin davalıya iki parça halinde 44.000, TL olarak ödendiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, takip kesinleştikten 3,5 yıl sonra dava açıldığını, Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini (HGK’nın 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E., 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’nın 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları) Oysaki davacı tarafça bu hususta bir yazılı delil yahut sözleşme dosyaya sunulamadığını, senedin kendilerinden zorla alındığını iddiasına ilişkin herhangi bir suç duyurusunda bulunulmadığını, bu iddiayı ilk kez huzurdaki menfi tespit davası ile sürdüklerini, ve korkutma iddiası yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükü, genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından icra takibine konu bononun davalıya teminat amaçlı ve korkutma ve baskı altında verildiğini ileri sürdüğü, teminat iddiasının yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği mahkemece tanıklar dinlenmiş ise de ispata yeterli olmadığı, ve dava konusu senedin baskı altında alındığına dair herhangi bir C.başsavcılığı' na ait soruşturma bulunmadığından davacılar tarafından iddiaları ispat edilemediğinden sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2023 tarih ve 2021/442 E. 2023/28 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025