İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin trekking (doğa yürüyüşü), tırmanma, macera yarışları, kayak ve snowboard dahil çeşitli sporlar için ürettiği ürünlerini 5 kıtada satışa sunduğunu, dünyada ve Avrupa’da en çok bilinen markalardan biri olduğunu, özellikle outdoor grubu ayakka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/682 Esas KARAR NO : 2025/1313 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/02/2023 NUMARASI : 2022/124 E. - 2023/26 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin trekking (doğa yürüyüşü), tırmanma, macera yarışları, kayak ve snowboard dahil çeşitli sporlar için ürettiği ürünlerini 5 kıtada satışa sunduğunu, dünyada ve Avrupa’da en çok bilinen markalardan biri olduğunu, özellikle outdoor grubu ayakkabılarda satış rekorları kırdığını, tasarımlarını ve markalarını gerek Türkiye’de gerekse WIPO nezdinde tescil ettirdiğini, ... tescil numaralı “...”, ...tescil numaralı “S” ve 2014 79110 tescil numaralı “...” markalarının TPMK nezdinde tescilli olduklarını, davalının müvekkiline ait ürünlerin taklitlerini sattığı bilgisinin alınması üzerine davalının iş yerinden bir adet müvekkiline ait marka ve logo ile satışa sunulan ayakkabının satın alınarak satış fişiyle birlikte dosyaya sunulduğunu, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız fiil teşkil ettiğini belirterek, davanın mahiyeti gereği davalıya tebligat gönderilmeksizin; davalıya ait “.... ... Sultanbeyli/İSTANBUL” adresinde yer alan “... ...” isimli/tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitine, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adetinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitine, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesine, vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikteki ürünlerin muhafaza altına alınmasına, davalının eylemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesi ve 6769 sayılı SMK”'nın, 29 ve 149/1-a, TTK’nun 55 vd. hükümleri uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 6769 sayılı SMK'nın 149/1-c hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulmasına, 6769 sayılı SMK”'nın 149/1-d hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, . ... Sultanbeyli İstanbul adresinde faaliyet gösteren Sıfır Bir ... isimli iş yerinin sahibi olup, iş yerinde ayakkabı satışı yapıldığını, satışa sunulan ayakkabıların toptancılardan toplu bir şekilde alınarak dükkanda satıldığını, toplu bir şekilde ayakkabılar geldiği için içlerinden farklı ayakkabıları ayırt etmenin de mümkün olmadığını, 3 adet "..." marka ayakkabının diğer ayakkabılar ile karışarak dükkana geldiğini ve bir tanesinin davacı tarafça satın alındığını, görüldüğü üzere ayakkabı üzerinde barkot da olmadığını, davalının bu ayakkabıyı satış iradesinin olmadığını, büyük bir dükkanda sadece 3 adet "..." marka ayakkabı bulunmasının ve tespit edilmesinin bu durumun kasten değil hata ile yapıldığını, davalının bu "..." marka ayakkabılardan haberi dahi olmadığını, personelin gerekli özeni göstermediği için sehven, hata ile bu 3 adet "..." marka ayakkabının da gelen ayakkabılar ile alındığını ve diğer ayakkabılar ile bu 3 adet ayakkabının karışmış olduğunu gösterdiğini, davalının bu durumdan açılan dava ile haberdar olduğunu, 2 adet diğer "..." marka ayakkabının davacıya teslim edilmek üzere muhafaza edildiğini, davalının kötü niyetli veya kasti bir hareketinin de olmadığını, dükkanda bugüne kadar "..." marka ayakkabı satılmadığını ve 3 adet ayakkabı tespit edilmesinin de bunun bir kanıtı olduğunu, davalının ticari defter kayıtlarına bakıldığında "..." marka ürünlerin daha önce hiç bir şekilde satılmadığının tespit edileceğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı, davalının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarihli, 2019/5189 Esas, 2022/1852 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi. 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ayakkabı ürünlerini satışa sunması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önelnemsine ilişkin talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak, Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalının iş yerinde "..." markasını taşıyan taklit ayakkabı ürünlerini satışa sunmak suretiyle davacının marka haklarına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, Tecavüzün ÖNLENMESİNE VE YASAKLANMASINA, Davaya konu taklit ürünlerin muhafaza altına alınarak, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHALARINA, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkemece marka hakkına tecavüzün tespiti açısından kısmen kabul, haksız rekabetin tespiti açısından kısmen reddine yönelik verilen kararın hukuka, yerleşik yargı kararlarına ve hakkaniyet ilkelerine aykırı ve hatalı olduğunu, dava dilekçesinde tespit, ref ve el koyma taleplerinin bulunduğunu, tespit, ref ve el koyma taleplerinin kanuni dayanaklarının 6769 sayılı SMK'nın 149. Maddesinin a, c ve d fıkralarında düzenlendiğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında ise marka hakkına tecavüzün varlığı ile talepleri doğrultusunda, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca tecavüzün ref'i/ durdurulması yönünde hüküm kurulması beklenirken, yerine 6769 sayılı SMK’nın 149/1-b maddesinde düzenlenen tecavüzün men'i/ önlenmesi yönünde hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, tecavüzün men'i yönünde talepleri olduğu bir an için kabul edilse dahi, hüküm fıkrasında genel bir davranış yasaklaması koyulamayacağı, belirli ve somut bir davranışa yönelik yasaklama koyulması gerektiği ve verilen kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırı bir hüküm tesis edeceğini,-Yerel Mahkeme, davalı eyleminin vekil eden marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu kanaantine varmış, haksız rekabet yönünden ise 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a-4 hükmü ve Kanun'un gerekçesinde değinilen kendi özel yasaları ile korunmakta olan markanın bir kez de TTK'nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu hususlarını dikkate alarak, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine yönelik taleplerini reddettiğini, Sınai mülkiyet hakkı ihlalinde açılabilecek davalar SMK'nın 149. maddesinde sınırlı sayıda düzenlenmiş ise de, hak sahibinin kümülatif koruma ilkesi gereğince alternatif koruma yöntemleri ile haksız rekabete dayalı dava açıp talepte bulunabilmesinin de mümkün olduğunu, dava dilekçesi ekinde fişi ile birlikte sunulan davalıya ait iş yerinden satın alınan ürün ile bilirkişi tarafından tespit edilen ürünlerin varlığı ile dosyada mevcut bilirkişi raporu; davalı tarafın, vekil edene ait markaları kullanarak haksız menfaat temin etme gayesiyle hareket etmiş olduğunun birer kanıtı olduğunu, marka hakkına tecavüzün bir haksız ve hukuka fiil olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığını, davalının hukuka ve ahlaka aykırı dava konusu edilen eyleminin, vekil edenin markalarına karşı toplumda edindiği tanınırlığı, oluşturduğu güveni ve itibarının sömürülmesine neden olduğunu,-Davalı vekiline reddedilen haksız rekabetin tespiti davası üzerinden vekalet ücreti hükmedilmesinin de hukuka, yerleşik içtihatlara ve hakkaniyete uygun bir yönü bulunmadığını, haksız rekabetin tespitine yönelik taleplerinin marka hakkına tecavüzün tespiti talepleri yanında sunulan tamamlayıcı nitelikte bir talep olup, ayrıca haksız rekabetin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, sınai mülkiyet haklarına dayalı olarak, bir sınai hak ihlalinin tespiti veya tespit sonucunda tazminat talepli davalarda, aynı zamanda başka bir fikri mülkiyt hakkına tecavüz edildiğinin ispatı ve tespiti halinde, her iki hak yönünden ayrı ayrı tazminata ve vekalet ücretine hükmedilirken, tamamlayıcı nitelikteki haksız rekabet hükümleri yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmediğini, istinaf incelemesi ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüz fiillerinin ve haksız rekabetin durdurulmasına, tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasına yönelik davalarının tümü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacı adına tescilli "..." markasını taşıyan taklit ayakkabı ürünlerinin davalı tarafça satışa sunulduğu iddiasıyla açılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi davasıdır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 13/03/1995 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 04, 06, 07, 08, 09, 12, 16, 18, 22, 25, 26, 28, 34. Sınıflarda, 04/02/2011 başvuru, 21/12/2012 tescil tarihli, 2011 28664 tescil numaralı “S” markasının 18, 25 ve 28. Sınıflarda, 19/05/2014 başvuru, 05/06/2015 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 25. sınıfta davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Davacı tarafça davalının iş yerinden alındığı bildirilen bir adet, üzerinde "..." markası bulunan ayakkabı satış kasa fişiyle birlikte dosyaya sunulmuş, incelendiğinde 220,00 TL bedelle davalıdan satın alındığı anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için marka uzmanı ...'a davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ürün üzerinde ve davalıya ait iş yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 09/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; dosyaya sunulan ürün de incelenmek suretiyle davalıya ait ".. Sultanbeyli/ İSTANBUL" adresindeki iş yerinin davalı tarafa ait olduğu, işyerinde yapılan tespitte davacı tarafın sattığı ürünler içerisinde 2 çift “...” markalı ayakkabı olduğunun görüldüğü, marka hakları davacı tarafa ait tescilli markaların davalı tarafa iş yerindeki ürünlerde kullanımının iltibas, karışıklık ve haksız kazanca sebep olacağı yönünde görüş bildirmiştir.Mahkemece haksız rekabet yönünden yapılan incelemede, kümülatif koruma olmayacağı gerekçesiyle red kararı verilmiş ise de, TTK m. 54/1.a.4 hükmüne ilişkin madde gerekçesi aynen şu şekildedir: “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibası düzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. ... "iltibas" yerine "karıştırılma"yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. "Karıştırılma", yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik "karıştırılma" kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir. 6762 sayılı Kanun hükmü, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer vermiştir. Oysa, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşulu, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ...'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez.” şeklindeki ifadeden, esasen hâlihazırda kümülatif koruma ilkesinin geçerli olduğu, ancak bu ilkenin varlığının da belirtilen cümle parçalarının maddede yer almalarını gerektirmediği anlamı çıkmaktadır. Dolayısıyla, gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması ve TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesinin, fikrȋ mülkiyet mevzuatının yanında, ondan bağımsız olarak uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Şu hususun özellikle belirtilmesi gerekir: özel hukuki düzenlemelerin korudukları konu ile haksız rekabetin koruduğu konu farklıdır. Şöyle ki, bir markanın taklit edilmesi marka hakkına zarar verebileceği gibi haksız rekabete de yol açmaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ayırtedici işaretlerin ayrı ayrı sayılmamış olması, fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerle haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. (Prof. Hamdi Yasaman – Prof Reha Poroy, Ticari İşletme Hukuku, 20. Baskı. 2024, s. 410. vd) SMK hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle TTK.nun haksız rekabet hükümleri kadük hale gelmemiştir. Aksinin kabulü aşkın yorumdur.(Prof.Arslan Kaya-Prof.Koray Demir,Rekabet ve Haksız Rekabet Hukukunun Esasları, Baskı 2024, s.122 vd) Haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku 5.Bası s.37, 2012) Sonuç olarak; Dairenin hiç değişikliğe uğramadan süre gelen görüşünde bir değişiklik yapılmasını gerektirecek hukuki bir değişiklik bulunmadığından kümülatif korumanın uygulanması gerektiği anlaşılmakla mahkemece marka yönünden haksız rekabetin tespitine refine haksız rekabetin kabulüne karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekili haksız rekabet talebi nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmişse de, aynı fiilden dolayı markaya tecavüzden kaynaklanan davada vekalet ücreti verilmekle talebin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, tecavüzün tespiti, refi ve el koyma taleplerinin bulunduğunu, men taleplerinin bulunmadığını, genel bir yasaklama hükmü kurulmasının mümkün olduğunu ileri sürdüğü, davacı vekilinin dava dilekçesinde tespit, ref ve el koyma taleplerinin bulunduğu, men talebinin bulunmadığı anlaşılmakla, men talebi yönünden istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının istinaf başvurusunun, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİnin 14/02/2023 tarih, 2022/124 E., 2023/26 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,Davalının iş yerinde "..." markasını taşıyan taklit ayakkabı ürünlerini satışa sunmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, Marka haklarına yönelik tecvazün ve haksız rekabetin durdurulmasına,Davaya konu taklit ürünlerin muhafaza altına alınarak, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhalarına, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4/b-Davacı vekiline kabul edilen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/c-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 161,40 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/ç-Davacı tarafından yapılan 81,50 TL tebligat, 2.000,00 TL müzekkere ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.081,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/d-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/e-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 102,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 594,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025