T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1037 KARAR NO : 2026/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/112 KARAR NO : 2023/50 KARAR TARİHİ : 01/02/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2020 BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/520 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI; DAVA : Rücuen Tazminat(Eser …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1037 KARAR NO : 2026/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/112 KARAR NO : 2023/50 KARAR TARİHİ : 01/02/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2020 BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/520 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI; DAVA : Rücuen Tazminat(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2020 KARAR TARİHİ : 08.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 08.01.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarih ve 2020/112 Esas, 2023/50 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Asıl davada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının yapımı konulu 15.01.2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, ardından ... Projesinin ince inşaat işlerinin müvekkili şirket tarafından yapılması konusunda tarafların anlaştığını, müvekkili şirketin sözleşmeler doğrultusunda üzerine düşen edimleri süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davalının sözleşme bedelinin tamamını ödemediğini, Manisa'da yapılan işin bedelinin 950.000-TL+KDV olarak anlaşılmasına rağmen, davalının 750.000-TL+kdv'ye düşmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin önce bu talebi kabul etmesinin mümkün olmadığını bildirdiğini, davalının mailinde 750.000-TL' lik hak ediş üzerinden tevkifat ve stopaj düşülerek 222.000-TL ödeme yapılacağının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından iyi niyet göstergesi olarak 50.000-TL+KDv indirim yapılarak, 900.000-TL+KDV olarak faturanın Nisan 2019 ayına düzenleneceğinin bildirildiğini, davalının ilk teklifinde ısrar ettiğini bildirdiğini, müvekkili şirketin 30.04.2019 tarihli 900.000-TL+KDV olmak üzere toplam 1.013.400,00-TL bedelli faturayı düzenleyerek, davalı şirkete teslim ettiğini, ancak davalının kötü niyetli olarak faturayı defterlerine işlemeksizin iade ettiğini, bunun üzerine 11.06.2019 tarihli, ihtarnamenin keşide edilerek, 30.04.2019 tarihli faturadan kaynaklanan 168.900,00-TL tutarındaki bakiye borcun tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin davalı tarafa ihtar edildiğini, ihtarnamenin 13.06.2019 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, Aliağadaki ....Projesine ait işlerin yapılmış olması nedeniyle müvekkilinin 01.07.2019 tarihli 242.008,40-TL bedelli ve 01.07.2019 tarihli 29.589,68-euro bedelli iki adet fatura düzenlediğini, davalının faturaları kabul edip, bu konuda mutabık olmasına rağmen bakiye borcunu ödemediğini, her iki iş nedeniyle müvekkilinin davalıdan toplam 299.198,60-TL alacağın tahsili için İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/13489 sayılı dosyasında yaptıkları takibe davalı tarafın itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, alacağın 168.900-TL'lik bölümü yönünden davalının 11.06.2019 tarihli ihtarnamesi ile temerrüte düşürüldüğünü, bu alacak bölümü yönünden bu tarihten kalan alacak bölümü için icra takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi talebinin hukuka uygun olup davalının bu konudaki itirazının mesnetsiz olduğunu, davalının kötü niyetli olması nedeniyle icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ettiklerini bildirmiş, dava konusu alacak miktarı kadar davalının mal varlığının ihtiyaten haczine, davaya konu icra dosyasına yaptığı itirazın 299.198,60-TL asıl alacak ve 9.950,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 309.148,60-TL yönünden iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.01.2018 tarihli ... Depo Projesi’ne ilişkin ince inşaat işleri ile belirsiz tarihli .... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi yapım işi konusunda sözlü anlaşmaya varıldığını, işin ilk etabını oluşturan kısmında davalının ince inşaat işleri yapacağının kararlaştırıldığını, bu işlemlere ilişkin kararlaştırılan bedelin müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığını, taraflarca bila tarihli sözlü olarak yapılan işin ikinci etabını oluşturan sözleşme ile davalının cephe doğraması vitrifiye ve armatür, sıhhi ve elektrik tesisat işlerini 750.000 TL+KDV karşılığında yapacağını taahhüt etmesine rağmen davalının anlaşmaya uymayarak, işin yapılmasına başlanmasından sonra inşaat maliyetlerinde artış olduğu bahanesiyle işin bedelini 950.000-TL+KDV’ye yükselttiğini, müvekkili şirketin bu bedeli kabul etmemesi üzerine iyi niyet göstergesi olarak 50.000-TL indirime gidildiğini, davalı tarafça 30.04.2019 tarihli 900.000-TL+KDV olmak üzere toplamda 1.013.400,00-TL fatura tanzim edilerek müvekkiline gönderildiğini, müvekkili tarafından 27.05.2019 tarihli cevabi ihtarnameyle faturanın ticari ilişkiye uygun olmadığı ve gerçeği yansıtmadığı belirtilerek iade edildiğini, davalı tarafa işin bedeli olarak 750.000-TL+KDV ödeme yapıldığını, davalının haksız olarak yaptığı icra takibine itiraz ettiklerini, müvekkilinin borçlu olmayıp aksine alacaklı olduğunu, davalı alt işverenin her iki sözleşmede de işyeri açılışı yapmaması ve yeterli işçi sayısı bildirmemesi nedeniyle, 03.05.2019 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Şehzadeler Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 5510 Sayılı SSG 85. Madde gereği işveren sıfatına haiz müvekkiline fark prim borcu tahakkuk ettirildiğini, idari para cezasının müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, bu davadaki taleplerinin ödenen idari para cezasının davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğunu, müvekkilinin asıl işveren, 5510 ve 4857 sayılı kanunlar gereği davalının da alt işveren sıfatına haiz olduklarını, alt işverenin, asıl işverene nazaran ondan ayrı, bağımsız bir işveren olup, gerek işçilerine ve gerekse de idari makamlar ve kuruma karşı işçilerin ve sigortalıların işvereni olduğunu, yasal düzenlemeler çerçevesinde ve Yargıtay kararları gereği alt iş verenin kanunda belirtilen yükümlülükleri ihlali halinde idari para cezası ile cezalandırılmasının mümkün bulunduğunu, yasal yükümün muhatabı ve onu ihlal eden alt işverenin kendisi olduğundan, ihlal neticesinde idari para cezasının alt işverene kesilmesi ve bundan alt işverenin sorumlu tutulması ceza sorumluğunun şahsiliği ilkesi gereği olmasına rağmen her nasılsa asıl işveren olan müvekkiline kesildiğini, müvekkili tarafından ödenmesi ve kanunen sorumluluğu olamaması nedeniyle davalıya rücu ettiklerini, davalar arasında bağlantı olması nedeniyle dava dosyasının İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/112 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, müvekkili tarafından SGK'ya ödenen 38.911,67-TL idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; 15.01.2019 tarihli ... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi yapımı konusunda sözleşme ve teklif özetinin müvekkil şirket yetkilileri ve bu hususta yetki verdiği kimseler tarafından imzalanmadığını, sözleşmedeki imzaya açıkça itiraz ettiklerini, yetkisiz kişi tarafından imzalanmış sözleşme ve teklif özetinin müvekkili şirket aleyhinde borç doğurmaması gerektiğini, müvekkil şirket yetkilisinin imzası bulunmayan hak edişlerin de kendilerince kabulünün mümkün bulunmadığını, imzalı sözleşme bulunmamasına rağmen davacı tarafça gönderilen teklifler olduğunu, tarafların işin bedelinin 750.000TL+KDV olduğu konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, davacının işe başladıktan sonra inşaat maliyetlerinde artış olduğu bahanesiyle işin bedelini, 950.000-TL+KDV’ye yükselttiğini, müvekkili şirketin bu bedeli kabul etmemesi üzerine iyi niyet göstergesi olarak 50.000-TL indirime gidildiğini, davacının 30.04.2019 tarihli 900.000-TL+KDV olmak üzere toplamda 1.013.400,00-TL bedelli fatura tanzim ederek müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin 27.05.2019 tarihli cevabi ihtarname ile faturayı iade edip, 750.000 TL+KDV olarak ödeme yaptığını, bu nedenle davacıya borcu bulunmadığını, davacının kötü niyetli olup, iyi niyet göstergesi olarak 50.000-TL+KDV indirime gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle bu durumun iddialarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, uzman bilirkişilerce keşif yapılarak dava konusu gerçekleştirilen imalâtın yapıldığı yıl piyasa fiyatlarıyla işin bedelinin hesaplattırılmasını talep ettiklerini, taraflar arasında Aliağa .... Projesi İnce İnşaat işlerine ilişkin sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin işveren davacının ise yüklenici sıfatına haiz olduğunu, davacının yükümlülüklerini, sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini, sözleşmenin 2(15) maddesinde eksik ve hatalı işlerin sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun kararlaştırıldığını, eksik ve hatalı işlerin giderilmesi için davacı ile defalarca görüşülmesine rağmen sonuç alınamaması nedeniyle müvekkili tarafından üçüncü kişiye yaptırılarak 24.669,13-TL+kdv ödeme yapıldığını, ayrıca bu nedenle müvekkilinin gecikme cezası ödeme tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, davacının ....şantiyesi ile ilgili işte geçici görevlendirme yapması usulüne uygun işyeri açılışı yapmamasından kaynaklı müvekkiline SGK tarafından yüklü miktarda Prime Esas Kazanç cezası yükletildiğini, bu alacağa ilişkin dava açma hakkını saklı tuttuklarını, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, asıl alacak ile birlikte işlemiş faizi ve faiz türünü kabul etmediklerini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olması ve kanıtlanamaması nedeniyle davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını bildirmiş, davanın reddine, davacının alacağın %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; ... Lojistik Depo Projesine ilişkin olarak taraflar arasında sözlü değil yazılı olarak iki adet anlaşma yapıldığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi SGK tarafından davacıya tahakkuk ettirilen fark pirim borcunun müvekkili şirketin işyeri açılışı yapmaması ve yeterli işçi sayısı bildirmemesinden kaynaklanmadığını, bu konudaki davacı iddialarının gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirketin kendi isteği üzerine, SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile sözleşme konusu işlerin yapıldığını, dava konusu ... Lojistik Depo Projesinin 1.etap işinin de, davacı tarafın isteği üzerine SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile yapılmış olup, sözleşme konusu işlerin tamamlandığını, hak edişler ve faturaların düzenlendiğini ve davacı tarafça ihtirazi kayıt olmadan ödemesinin yapıldığını, ikinci sözleşmede de, davacı şirketin isteği üzerine SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile yapıldığını, geçici görevlendirmeye ilişkin kayıtları görmeden müvekkili şirket çalışanlarının şantiyeye girmesinin mümkün olmadığını, SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasında geçici görevlendirmeler ile yapılan işlemin hukuka uygun olup, müvekkili şirket tarafından kendi dosyası adı altında yeterli sayıda çalışan bildirimi yapılıp yeterli prim ödendiğini, bu konuda müvekkiline bir sorumluluk yükletilmesinin ve müvekkili şirketin kendi isteği ile SGK'da alt taşeron dosyası açmasının hukuken mümkün olmadığını, yasal mevzuat gereği iş yeri dosyasının açılabilmesi için davacı tarafından SGK Müdürlüğüne dilekçe verilmediği gibi, işyeri teslim tutanağının da verilmediğini, bunun yanında sözleşmenin aslının da sunulmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın sözlü anlaşma olduğunu iddia ederek iddiasıyla çeliştiğini, bu durumun davacının beyan ve iddialarının gerçek dışı olduğunun en büyük kanıtı olduğunu, Aliağadaki başka bir iş için SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılması için davacı şirket tarafından evrak düzenlenmesi nedeniyle davacı şirketin alt taşeron dosyası açılması için gerekli prosedürü çok iyi bilmesine rağmen, kendi isteği ile ... şantiyesindeki işler için SGK'da alt taşeron dosyası açılmasını talep etmediğini bildirmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 01.02.2023 tarih ve 2020/112 Esas, 2023/50 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Asıl dava dosyası yönünden; yukarıda açıklanan gerekçelerle taraflar arasında yazılı sözleşmenin varlığının kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı karşısında sözlü anlaşmanın yapıldığı, sözlü anlaşma uyarınca asıl dosya davacısı şirketin sözleşmeye konu işi yaptığı ve tamamladığı, davalı tarafça, eksik ve ayıplı işler yapıldığı iddiasında bulunulmuş ise de bu konudaki iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasında sözleşme bedelinin tartışmalı olup, her iki tarafın iddia ettiği miktarla sözleşme yapıldığına ilişkin iddiasını kanıtlamadıkları, bu nedenle yapılan işin yapıldığı tarihteki rayiç değerinin belirlenmesi yoluyla uyuşmazlığın çözümü yoluna gidildiği, bu amaçla talimatla alınan bilirkişi raporu ile dava konusu Manisa 2.etap işinin yapıldığı tarihteki değerinin kdv dahil 1.001.410,07-TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalı şirkete bu işle ilgili kesilen faturanın davalı tarafça iade edildiği, mahkememizce alınan 21.11.2022 tarihli raporla işin bedelinin 844.500-TL olarak kabul edilmesi halinde icra takip tarihi itibariyle davacı defterlerine göre davacının 301.891,41-TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerine göre ise aynı bedel üzerinden davacının davalıdan 133.000,53-TL alacaklı olduğu, davaya konu icra takibinde davacı tarafça, 299.198,60-TL asıl alacak ile 16.983,62-TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda işlemiş faiz yönünden alternatifli faiz yapılmış, cari hesabın icra takibinden sonra kesilmiş olması nedeniyle davacı tarafın işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı, buna karşın 30.04.2019 ilk fatura tarihinden itibaren cari hesap borç bakiyesine faiz işletilebileceğinin kabul edilmesi halinde 16.983,62-TL işlemiş faiz talep edilebileceği bildirilmiş ise de, her iki değerlendirmenin de usul ve yasaya uygun olmadığı ancak bu konudaki değerlendirme ve kararın mahkememize ait olduğu, davacı....Şirketinin davalı ....Şirketinin icra takibinden önce temerrüte düşürülmesi halinde işlemiş faiz talebinde bulunabileceği dikkate alınarak, davalı ..Şirketi tarafından davalı ...Şirketine keşide edilen 11.06.2019 tarihli ihtarname ile davalı ....Şirketinin verilen üç günlük süre nedeniyle ihtarnamenin 13.06.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına bağlı olarak 17.06.2019 tarihi itibariyle temerrüte düşürüldüğü, bu tarihten itibaren icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulabileceği, tarafların tacir olmaları ve aralarındaki işin ticari nitelikteki iş olması nedeniyle davacı tarafın avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu, işlemiş faizin mahkememizce hesaplanabilir olması nedeniyle yalnız bu konuda bilirkişi ek raporu alınmasının dosyayı sürüncemede bırakacağı göz önünde tutularak temerrüt tarihi olan 17.06.2019 tarihinden icra takip tarihi olan 16.10.2019 tarihine kadar geçen sürenin 121 gün, icra takip tarihi itibariyle avans faiz oranının yıllık %19,50 olup, işlemiş faize konu alacak miktarının 156.910,07-TL olmasına göre işlemiş faizin; 156.910,07-TL x 121 gün x %19,50 / 365 = 10.143,27-TL olduğu, davacı tarafça takip talebinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde 16.983,62-TL işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de, dava dilekçesinde 9.950-TL'lik işlemiş faiz yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin talep edilmesi karşısında taleple bağlılık ilkesi gereği 9.950-TL işlemiş faize ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. Davacı tarafça, işleyecek faiz yönünden asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda avans faizinin talep edilmesinin yasal norma uygun olduğu dikkate alınarak bu nitelikte işleyecek faize hükmedilmiştir. Asıl dava dosyasında, davaya konu alacağın tarafların inşaat şirketi olup, basiretli tacir ilkesi gereği hesaplanabilir ve likit nitelikte olduğu dikkate alınarak davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen alacak bölümü yönünden davacı tarafın kötü niyetle takip yapmadığı, kötü niyetli olduğuna dair dosyada bir delil toplanmadığı gibi davalı tarafın bu konudaki iddiasını kanıtlayacak hiç bir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı göz önünde tutularak davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava dosyası yönünden; 21.11.2022 tarihinde sunulan ek raporda ayrıntıları ile açıklandığı üzere SGK tarafından işin maliyet bedelinin 27.150.433,60-TL, eksik işçilik bildiriminin 112.787,44-TL, eksik işçiliğe tekabül eden prim tutarının ise 38.911,67-TL olarak hesaplandığı, kurum tarafından hesaplamanın inşaatın toplam maliyeti bedeli üzerinden yapılıp, sözleşme bedelinin davacı tarafa göre 900.000-TL + KDV, davalı tarafa göre ise 750.000-TL + KDV olduğu, buna göre davalının ancak düzenlediği fatura tutarı kadar işçilik bildirimden sorumlu tutulabileceği, bilirkişiler tarafından bu tutanağa tekabül eden sigorta priminin 17.952,92-TL olarak hesaplandığı, dava konusu edilen alacağın tamamının birleşen dosyanın davalısını işçilik bildirmemesi nedeniyle oluşmadığı, birleşen dosya davacısının 20.958,75-TL fazla tahakkuk ettirilen prim birimi için yasal haklarını kullanması gerekirken bu haklarını kullanmayarak borca itiraz etmeksizin fazla ödeme yapması nedeniyle fazla ödeme bölümünden davalının sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, kalan 17.952,92-TL'lik prim bölümünden birleşen dosya davalı şirketin alt yüklenici sıfatıyla sözleşme gereği işçilik dahil olmak üzere işi üstlenmesine ve yaptığı imalatla ilgili olarak işçileri çalıştıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, SGK tarafından gönderilen 04.01.2023 tarihli yazıda sigorta prim bedelinin birleşen dosya davacısı tarafından 02.05.2019 tarihinde ödendiğinin bildirildiği dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 17.952,92-TL'lik alacağın ödeme tarihi olan 02.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 20.958,75-TL'lik alacak bölümünün reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 01.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Asıl dava yönünden istinaf başvuru nedenlerinde; -Davacı müvekkili şirket ile davalı-borçlu şirket arasında ... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının yapımı konulu 15.01.2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, sonrasında ise yine davalı şirket ile ....Projesinin ince inşaat işlerinin davacı-alacaklı müvekkili şirket tarafından yapılması konusunda tarafların anlaştığını, davacı müvekkili şirket tarafından yapılan....Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi yapım işinin bedelinin 950.000,00-TL+KDV olduğunu, ancak davalı şirketin indirim talebi üzerine müvekkili şirket tarafından jest yapılarak, işin bedelinden 50.000,00 TL indirim yapıldığını ve 900.000,00-TL+ KDV tutarında fatura düzenlendiğini, -Yerel mahkemece bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu durumun hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, taraflarınca söz konusu bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, ancak yerel mahkemece hukuka ve dosya kapsamına aykırı olacak şekilde itirazlarının reddedildiğini, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Söz konusu Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi yapım işinin, işin ana sahibi olan ...(..) Yönetimi tarafından hazırlanan ve dosyada mevcut İnşaat İşleri Birim Fiyat Tarifleri' ne göre ihale edildiğini, işin sahibi ... Yönetimi ve ihaleyi alan davalı-birleşen dosya davacısı şirket tarafından, bu şartname ve kriterlere göre malzeme kullanımı ve imalat yapılması talep edildiğini, davacı müvekkili şirket tarafından, inşaat işleri birim fiyat tariflerinde ayrıntılı bir şekilde açıklanan malzemeler kullanılarak ve tarifte belirtilen şekilde, özel imalat niteliğindeki iş kalemleri yapılarak, işin tamamlandığını, davacı müvekkili şirket tarafından, İnşaat İşleri Birim Fiyat Tarifleri' ne uygun olacak şekilde, özel malzeme kullanımı ve özel imalat yapıldığını, bu iş kalemlerinde, özel malzeme kullanımı ve özel imalat yapılması nedeniyle, söz konusu iş kalemlerinin birim fiyatı, işin yapıldığı yıl olan 2019 yılı Bayındırlık Birim Fiyatları ve piyasa fiyatlarının üzerinde olduğunu, -16.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde, müvekkili şirket tarafından kullanılan özel malzemeler ve özel imalatlar ayrıntılı olarak açıklandığını, bu dilekçelerini tekrar ettiklerini, yerel mahkemece, bilirkişi tarafından düzenlenen eksik ve hatalı rapora itibar edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve dosya kapsamına aykırı olup, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Davalı- birleşen dosya davacısı, ... (... ) ... Lojistik Depo Projesine ait 15.01.2019 tarihli sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bu konuda taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, sözlü anlaşma yapıldığını iddia etmekte ise de bu konudaki iddiaların gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, dosyada mevcut ... Lojistik Depoları İşine İlişkin İşleri Yüklenici Sözleşmesi Başlıklı 01.01.2018 tarihli sözleşme, davalı-borçlu şirketin yetki verdiği Şantiye Şefi-İnşaat Mühendisi .... tarafından davalı-birleşen dosya davacısı şirket adına imzalandığını, müvekkili şirket tarafından bu sözleşmeye konu işlerin tamamlandığını, hak edişlerin düzenlendiğini, faturaların kesildiğini ve davalı şirket tarafından müvekkili şirkete tüm ödemelerin yapıldığını, işin 2.etabı olan dava konusu 15.01.2019 tarihli ... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi Yapımı konulu Sözleşme ve eklerin de yine davalı-borçlu şirketin yetki verdiği şantiye şefi-İnşaat Mühendisi .... tarafından davalı-birleşen dosya davacısı şirket adına imzalandığını, davalı-birleşen dosya davacısı şirketin, her ne kadar taraflar arasında sözlü anlaşma olduğunu iddia etmekte ise de, işbu ikinci sözleşmenin imzası ile birlikte müvekkili şirkete sipariş avansı olarak, 600.000,00-TL tutarında 4 adet çek düzenleyerek verdiğini, söz konusu çeklerin davacı- birleşen dosya davalısı müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında mevcut olup, çeklerin müvekkili şirkete teslimine ilişkin evrakın da dosyada mevcut olduğunu, bunun yanında davalı şirket tarafından, müvekkili şirket tarafından düzenlenen hak edişlere istinaden yapılan ödemelerin de mevcut olduğunu, yine davalı şirket yetkilisi ... tarafından, dava konusu işten zarar ettikleri iddiası ile indirim talep ettiklerine dair müvekkili şirkete gönderilen e-mailin de mevcut olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davalı şirketin, sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı ve sözleşmeden haberdar olmadıkları yönündeki iddiaları gerçek dışı ve mesnetsiz olup, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davalı şirketin borcunu ödememek ve/veya alacağımızın tahsilini sürüncemede bırakmak için gerçek dışı ve mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, dava konusu olamayan ilk sözleşmenin de davalı-borçlu şirketin yetki verdiği Şantiye Şefi-İnşaat Mühendisi ... tarafından imzalandığı, dava konusu ikinci sözleşmeye istinaden, sözleşmenin imza anında davalı şirket tarafından avans olarak, 600.000-TL bedelli 4 adet çekin imzalanarak davacı müvekkili şirkete verildiği hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işin bedelinin 900.000,00-TL +KDV olduğu hususunun sabit olduğunu, ancak yerel mahkemece tüm bu hususlar göz ardı edildiğini ve eksik ve hatalı bir değerlendirme ile taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunmadığı, sözlü anlaşma yapıldığı gerekçesi ile asıl dava dosyasında kayıtlı davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu durumun hukuka ve dosya kapsamına aykırı olup, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, - Yerel Mahkemece; 9.288,00-TL' lik asıl alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlığın bedelinin 900.000,00-TL +KDV olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince, 9.288,00-TL' lik asıl alacak yönünden istemin reddine karar verilmesinin hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Yerel Mahkemece, " Asıl dava dosyasında, davaya konu alacağın tarafların inşaat şirketi olup, basiretli tacir ilkesi gereği hesaplanabilir ve likit nitelikte olduğu dikkate alınarak davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmiş," gerekçesi ile 133.000,53 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 26.600,10-TL icra inkar tazminatının asıl dosya davalısı ... Şirketinden alınarak, asıl dosya davacısı ....Şirketine verilmesine karar verilmiş ise de bu yöndeki kararın hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, usul ve yasa hükümleri gereği, yerel mahkemece itirazın iptaline karar verilen (asıl dava da talep edilen asıl alacağın kısmen reddine dair itirazlarımız saklı kalmak kaydı ile) 289.910,60-TL' nin % 20' si tutarında 57.982,12-TL icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davalı şirketin tacir olup, davaya konu alacağın basiretli tacir ilkesi gereği hesaplanabilir ve likit nitelikte olduğu dikkate alındığında, mahkemece hüküm altına alınan tüm asıl alacağın % 20' si üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, ancak yerel mahkemece kendi gerekçesi ile de çelişecek şekilde, hukuka ve dosya kapsamına aykırı olarak sadece 133.000,53-TL ' nin % 20' si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Birleşen dosya yönünden istinaf başvuru nedenleri; -Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/520 Esas Tazminat Davası Yönünden bilirkişilerin görüş ve kanaatlerinin hukuka ve dosya kapsamına uygun olup, bilirkişi raporu ile de birleşen dosyada davacı talebinin haksız ve yasal mesnetten yoksun olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen fark işçiliğe ait 38.911,67 TL tutarındaki prim tutarının, davalı şirket tarafından malzemeli işçilik içeren fatura düzenlenmesi nedeniyle alt işverenlik dosyasının açılıp açılmamasıyla doğrudan ilgisinin olmadığı, bu nedenle birleşen dosya davalısı müvekkili şirketin söz konusu primi ödeme yükümlülüğünün de bulunmadığı, davacı tarafından kendisine tebliğ edilen fark prim borcuna itiraz edilmesi halinde davalı tarafından düzenlenen fatura tutarının eksik bildirildiği tespit edilen sigorta priminden düşülmesi mümkün iken davacı tarafça bu yola da başvurulmadığı hususlarının sabit olduğunu, buna rağmen yerel mahkeme tarafından birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile, "17.952,92-TL alacağın, 02.05.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... Şirketinden alınarak, birleşen dosya davacısı ...Şirketine verilmesine," dair kararı hukuka ve dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen fark işçiliğe ait 38.911,67 TL tutarındaki prim tutarının, davalı şirket tarafından malzemeli işçilik içeren fatura düzenlenmesi nedeniyle alt işverenlik dosyasının açılıp açılmamasıyla doğrudan ilgisinin olmadığı, bu nedenle söz konusu primi ödeme yükümlülüğünün de bulunmadığı, davacı tarafından kendisine tebliğ edilen fark prim borcuna itiraz edilmesi halinde davalı tarafından düzenlenen fatura tutarının eksik bildirildiği tespit edilen sigorta priminden düşülmesi mümkün iken bu yola da başvurulmadığı, davalı ... Şti. tarafından söz konusu işin 2.4120.01.01.1637953.035 sicil sayılı İzmir SGK İl Müdürlüğünde işlem gören devamlı işyeri sigortalıları ile yapıldığı hususlarının sabit olduğunu, yine bilirkişi raporu ile; Sosyal Güvenlik Kurumunca söz konusu fatura ile ilgili inceleme yapılırken, bu işyerinden yeterli işçilik bildirimin yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenmekte ve yapılmadığının tespit edilmesi halinde ise, aradaki fark işçilik davalı işverenden tahsil edildiği ancak bu işlemin somut uyuşmazlıktaki davacı-birleşen dosya davalısı müvekkili şirket ile ilgili bir işlem olmadığı hususunun sabit olduğunu, buna rağmen yerel mahkemece, bilirkişi raporuna, hukuka ve dosya kapsamına aykırı olacak şekilde, birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -SGK tarafından davacıya tahakkuk ettirilen fark pirim borcunun, birleşen dosya davalısı müvekkili şirketin işyeri açılışı yapmaması ve yeterli işçi sayısı bildirmemesinden kaynaklanmadığını, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, birleşen dosya davacısı şirketin kendi isteği üzerine, SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile sözleşme konusu işlerin yapıldığını, dava konusu ... (... ) Lojistik Depo Projesine ilişkin taraflar arasında akdedilen ikinci sözleşmede de, birleşen dosya davacısı şirketin isteği üzerine SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile yapıldığını, bu şekildeki uygulamanın tamamen birleşen dosya davacısı şirketin isteği üzerine yapıldığını, kaldı ki geçici görevlendirmeye ilişkin kayıtları görmeden davalı müvekkili şirket çalışanlarının şantiyeye girmesinin mümkün olmadığını, iş sahibinin, geçici görevlendirmeyi görmeden müvekkili şirket çalışanlarını şantiyeye almadığını, -Yukarıda da beyan ettikleri üzere birleşen dosya davacısı şirketin isteği üzerine SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan, merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile işlem yapıldığını, bu yöndeki uygulamanın hukuka uygun olduğunu, davalı müvekkili şirket tarafından kendi dosyası adı altında yeterli sayıda çalışan bildirimi yapılmış ve yeterli prim ödendiğini, bu hususun dosyada mevcut bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, -Tüm bunların yanında davalı müvekkil şirketin kendi isteği ile SGK' da alt taşeron dosyası açmasının da hukuken mümkün olmadığını, SGK nezdinde alt taşeron dosyasının açılabilmesi için birleşen dosya davacısı şirket tarafından SGK' ya hitaben hazırlanan ve kendi SGK dosyası altında davalı müvekkili şirketin alt taşeron olarak işlem yapılması talebini içeren dilekçe verilmesi zorunlu olup, dilekçede işveren şirketin kaşe ve imzasının bulunmasının şart olduğunu, bunun yanında sözleşmenin aslının ve kaşe ve imzasına havi işyeri teslim ve işe başlana tutanağının da dilekçe ekinde SGK'ya ibrazının zorunlu olduğunu, usul ve yasa hükümleri gereği ana yüklenici tarafından düzenlenip-imzalanan bu belgeler alt yükleniciye verilmeden, alt yüklenici tarafından, kendi insiyatifi ile SGK alt taşeron dosyası açılamayacağını, bu durumun hukuken mümkün olmadığını, oysa ki; birleşen dosya davacısı şirket tarafından ilgili SGK Müdürlüğüne verilmek üzere böyle bir dilekçe vermediği gibi, işyeri teslim tutanağı da vermediğini, bu hususun dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı ile de sabit olduğunu, kaldı ki; yukarıda da bahsettikleri gibi SGK nezdinde alt taşeron dosyasının açılabilmesi için sözleşmenin aslının da SGK'ya sunulmasının zorunlu olup, davacı tarafın dava dilekçesinde kendi iddiası ile çelişerek, taraflar arasında sözlü anlaşma olduğunu iddia ettiğini, sözlü anlaşma ile SGK nezdinde alt taşeron dosyası açmanın mümkün olmadığını, yukarıda da belirttikleri üzere davalı müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereğince kendi dosyası üzerinden yeterli çalışan sayısını SGK' ya bildirdiğini ve yeterli primi ödediğini, bu hususun dosyada mevcut bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, buna rağmen yerel mahkemece birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Kesinlikle SGK Prim borcundan müvekkili şirketin sorumlu olduğu iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydı ile; birleşen dosya dava tarihinden önce temerrüt söz konusu olmamasına rağmen, yerel mahkemece kısmen kabul edilen miktarın 02.05.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, birleşen dosya davacısı şirket tarafından dava tarihi olan 15.09.2020 tarihinden önce bu konuda yapılan bir bildirim ve keşide edilen bir ihtarname söz konusu olmayıp, alacak iddiasını kabul etmemekle birlikte temerrüt tarihi dava tarihi olan 15.09.2020 tarihi olduğunu, yerel mahkemece dava tarihinden önce temerrüt söz konusu olmamasına rağmen, temerrüt tarihinin 02.05.2019 olarak kabul edilerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, -Yerel mahkemece, birleşen dosya davası nedeniyle talep ettikleri % 20 oranındaki kötü niyet tazminatı talepleri ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, bu durum açıkça hukuka aykırı olduğunu, Tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/50 Esas sayılı dosyanda kayıtlı dava kötü niyetle ikame edildiğini, davanın kötü niyetle ikame edildiği sabit olduğundan, birleşen dosya davacısı aleyhine % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, ancak yerel mahkemece bu konudaki taleplerine ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle, asıl dosyada kayıtlı dava ve birleşen dosya davasına ilişkin istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine aykırı İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/112 E., 2023/150 K. Sayılı 01.02.2023 tarihli; Asıl dava dosyasında kayıtlı davanın Kısmen Kabulüne dair kararının istinaf İncelemesi neticesinde kaldırılarak, talepleri doğrultusunda asıl dava dosyasındaki davanın tam kabulü ile, davaya konu İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/13489 sayılı icra dosyasında asıl dosya davalısı ... Şirketinin borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına ve talep edilen asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/50 Esas sayılı dosya davasının kısmen kabulüne dair kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın reddine ve birleşen dosya davasının kötü niyetle ikame edildiği hususu sabit olduğundan, % 20' den az olmamak üzere Kötü Niyet Tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı - birleşen dosya davacısı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 05.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Yerel mahkemece davacının işbu davaya ve takibe konu ettiği 15.01.219 tarihli sözleşmesinin davalı müvekkili tarafından bağlayıcı olmadığı kanaatlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun ve yetkili kişilerle yapılmış sözleşme bulunmadığını, -Yerel mahkemece; Taraflar arasında sözlü olarak kurulan ilişkide işin bedeli konusunda usul ve yasaya aykırı değerlendirmelerde bulunduğunu, davacı lehine hesaplanan bakiye iş bedeline yönelik asıl davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, -Öncelikle davacı, dava konusu 2.etap iş bedelinin 900.000-TL+KDV olduğunu iddia etmiş ise de işbu iddialarını yasal hiçbir delille ispatlayamadığını, başka bir ifade ile davacının, müvekkili şirket tarafından ödenen bedelden daha fazla alacağı olduğunu ispatlayamadığını, dolayısıyla işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide olup eksik ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkili aleyhine alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda işin bedelinin fahiş ve hatalı hesaplandığını, itirazlarının göz ardı edildiğini, -Hükme esas alınan bilirkişi ... tarafından tanzim edilen raporda; "yüklenici kârı hariç yapılan iş bedelinin 636.489,45-TL, yüklenici karının 212.163,15-TL, kdv'nin 152.757,47-TL olmak üzere toplam iş bedelinin 1.001.410,07-TL olduğu" kanaatine karşı yaptıkları itirazlar yeterince incelenmediğini, söz konusu rapora karşı itirazlarının yeterince incelenmediği gibi itirazlarının bilimsel ve teknik verilere dayalı somut ve haklı görülecek ve belgelerle desteklenmediği gerekçesine dayandırıldığını, oysaki bilirkişi raporunda işin bedeline yönelik itirazlarında belirttikleri gibi; 2019 yılı birim fiyatlarının Organize Sanayi Bölgesi tarafından onaylanmış piyasa rayiçleri ve fiyat analizlerinin araştırılması için Bayındırlık ve İskân Bakanlığının merkez teşkilatında danışma ve denetim birimleri arasında yer alan Yüksek Fen Kurulu Başkanlığına müzekkere yazılarak yıllık rayiç ve fiyat analizlerinin yapılması için müzekkere yazılmış olsa idi itirazlarının bilimsel ve teknik verilere dayanacağını, müzekkere talepleri konusunda herhangi bir karar verilmediğini, bu hususta gerekçeli kararda hiçbir şekilde değerlendirilmemiş olmasının adil yargılanma haklarını açıkça ihlal ettiğini, -Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiğini, ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmediğini, bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularak adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğinin vurgulandığını, nitekim AİHM'in birçok kararında, gerekçeli karar hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında yer aldığının belirtildiğini, dolayısıyla gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). -Dilekçelerinde açıkladıkları gerekçeli karar hakkının işbu dosyada müvekkili şirket yönünden ihlal edildiğini, şöyle ki, yerel mahkemenin gerekçeli kararında müvekkili lehine olan ve davanın esasına etki edecek nitelikte olan işin yapıldığı, Organize Sanayi Bölgesi tarafından onaylanmış piyasa rayiçlerin 2019 yılı birim fiyatları ve analizlerinin araştırılması yapılmadığını, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının merkez teşkilatında danışma ve denetim birimleri arasında yer alan Yüksek Fen Kurulu Başkanlığına yıllık rayiç ve fiyat analizlerinin yapılması için müzekkere yazılmadığını, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ile oluşturulduğundan bahisle istinaf incelemesi neticesinde dosyanın kaldırılarak yeniden incelenmesi veya yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, söz konusu müzekkere cevapları geldiğinde de ispatlanacağı üzere davacı tarafından yapılan işin bedeli (yüklenici karı dahil) 750.000 TL+KDV olup, söz konusu bedelin de müvekkili şirket tarafından ödendiğini, asıl davaya konu müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, -Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin; davacının taleplerinden daha az olduğunu, davacının, müvekkili şirkete 900.000,00 TL+KDV fatura tanzim ettiğini, faturanın yasal süresinde müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde ve süresinde itiraz ve iade edildiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda; iş bedeli =636.489,45-TL, yüklenici karı=212.163,15-TL toplamda 848.652,6 TL +KDV hesaplandığını, anılan raporun bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 848.652,6 TL +KDV toplamda 1.001.410,07-TL alacağı tespit edildiğinden davacı müvekkili defterlerine göre 750.000 TL+KDV toplamda 844.500 TL ödendiğinden aradaki farkın 156.910,07 TL olduğu ve davacının alacaklı olduğu tespitlerinin yerleşik Yargıtay kararlarına da aykırı olduğunu, -Hükme Esas alınan bilirkişi raporunda yüklenici lehine %25 kar hesabı yapılmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında yazılı sözleşme ve teklif özeti bulunmadığından işin fiyatının piyasaya uygunluğu uyuşmazlık için önemli bir husus olduğunu, bunun için; fiyatı belirlenecek kurumun, işe ya da işin bütününe giren işçilik, malzeme ve ekipman girdilerinin türlerinin ve miktarlarının gerçekçi olması, bu girdilerin birim fiyatlarının (rayiçlerinin) uygun ve güncel olması ve birim mala, hizmete veya imalata yansıyan genel giderlerin ve (yüklenici ya da tedarikçinin) kâr oranının gerçekçi olmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yüklenici karı olarak %25 hesabı gerçekçi olmamakla birlikte taraflarınca hesabın sağlaması yapıldığında da davacı lehine %25 değil, %33lere varan kar hesabı yapıldığında taraflarınca açıkça itiraz edildiğini, yerel mahkemece bu hususa ilişkin de bir inceleme yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işin yapıldığı tarihteki piyasa fiyatlarının bir an için doğru olduğu kabul edildiği düşünülse dahi KDV'nin piyasa fiyatlarına ilave edilmesinin yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas: 2014/4825 Karar: 2015/4797 Karar ve 05.10.2015 tarihli ilamına değinildiğini, ayrıca işin yapıldığı yer Organize Sanayi Bölgesindeki yer aldığından bahisle yapılan tevkifatlarda göz önünde bulundurulmamasının da açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda ayrıntıları ile açıkladıkları üzere davacının müvekkili şirketten 156.910,07 TL alacağının bulunmadığını, yerel mahkemece hükmedilen asıl alacağa ve işlemiş faize ve faiz türüne de açıkça itiraz ettiklerini, -Yerel mahkemece davacının eksik ve ayıplı işlerine ilişkin iddialarını kanıtlamadığına ilişkin kararın da istinaf incelenmesi neticesinde kaldırılmasının gerektiğini, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan Aliağa ... Projesi İnce İnşaat işlerine sözleşmeye göre davacının yükümlülükleri; sözleşme ve ekinde belirtilen yüklenici işlerini şartnameye, usul ve tekniğe uygun, belirtildiği kalitede ve özellikte yaptığını, davacının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yapılan imalatlar sonrasında müvekkilinin birçok eksik ve hatalı işle karşılaştığını, bu eksikleri/hatalı işlerin ise dilekçelerinde açık şekilde sıralandığını, bahsi geçen eksik ve hatalı uygulamaların tesliminden sonra ortaya çıktığını, ilk bakışta anlaşılamayacak mahiyette olduğunu, sözleşme ve kanun gereği davacının işin yapılmasından sonra ortaya çıkan eksik ve hatalı imalatlardan da sorumlu olacağından bahisle giderilmesi için davacı ile defalarca görüşülmüş ise de olumlu sonuç alınamadığını, davacının eksik ve hatalı imalatların giderilmesinden imtina etmesi nedeniyle tüm bu işçilikler ve imalatların müvekkili şirket tarafından dava dışı 3.kişiye 24.669,13 TL+KDV karşılığında yaptırdığını, işbu eksik ve ayıplar ilişkin iddialarının tutanaklarla, yevmiyelerle ispatlanmış olmasına rağmen yerel mahkemece eksik ve yetersiz inceleme hüküm tesis etmesinin hatalı olduğunu, anılan kararın bu nedenlerle de kaldırılmasının gerektiğini, -Yerel mahkemece, davaya konu alacağın tarafların inşaat şirketi olup, basiretli tacir ilkesi gereği hesaplanabilir ve likit nitelikte olduğu kanaatiyle müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerleşik içtihat kararlarına ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafça düzenlediği faturanın içeriğinin ve bedelinin ispata muhtaç olduğu bu durumun yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacaktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın takibe geçtiği tutar ile yerel mahkemece hükmedilen tutarın dahi değiştiğinden yerel mahkemece bu alacağı likit bir alacak olarak kabul edilmesinin ve bu sebeple icra inkar tazminatına hükmetmesinin dahi çelişki arz ettiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2022 tarihli, E. 2019/1285 K. 2022/550 sayılı ilamına değinildiğini, Birleşen davaya ilişkin istinaf nedenlerinde; -Yerel Mahkemenin birleşen dava yönünden tespit ve değerlendirmelerinin kısmen hatalı olup, reddedilen kısım yönünden istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını birleşen davanın tam kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, -Yerel mahkemece hukuki nitelendirmeler ve yorum içeren bilirkişi raporu doğrultusunda birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen tutanağa itiraz edilmeyip ödenmiş olması nedeniyle adeta müvekkili şirketi suçladığını, bununla da yetinmeyip davacı (birleşen davalının) faturasını ibraz edip kendisine tebliğ edilen borcu düşürebileceğinden bahsedildiğini, öncelikle ve önemle; davacı (birleşen davalının) faturaya konu alacağının müvekkili tarafından kabul edilmeyip iade edildiğini, anılan faturanın hem iade edilip hem de SGK'ya ibraz edilmesinin abesle iştigal olduğunu, kaldı ki SGK Prim Borcu ... ’ın sadece 2. Sözleşmesi için İşyeri açılışı yapmaması ile ilişkilendirilmiş ise de ... 'ın 1. Sözleşmesi gereği açması gereken işyerini açmadığı için de SGK Prim Borcu çıktığını, yerel mahkeme tarafından da bu hususun göz ardı edildiğini, somut olayda ... alt işveren olarak her iki sözleşmede de işyeri açılışı yapmadığını ve yeterli işçi sayısı bildirmemiş olması nedeniyle; 03.05.2019 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Şehzadeler Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 5510 Sayılı SSGSGK 85. Madde gereği işveren sıfatına haiz müvekkiline fark prim borcu tahakkuk ettirildiğini, söz konusu idari para cezasının davacı işveren müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, taraflar arasında kurulan alt işverenlik sözleşmesine dayalı ödenen idari para cezasının davalıdan rücuen tahsili mümkün iken tamamen yoruma dayalı tespit ve değerlendirmelerle müvekkilinin alacağının kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Müvekkili şirketin usulüne uygun tuttuğu defterlerine göre karşı taraftan alacaklı olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili şirketin defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle ... şirketine herhangi bir borcu olmadığı, aksine müvekkili şirketin ... şirketinden 711.499,47 TL alacaklı olduğu açıkca tespit edilmesine rağmen müvekkili şirketin borçlu olduğuna kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin davaya konu faturaya itiraz edip müvekkili şirket defterlerinde kaydedilmemesi usul ve yasaya uygun iken davalının müvekkilinin ödemiş olduğu 750.000 TL+KDV'ye ilişkin defterlere işleyip fatura düzenlememesinin aleyhine yorumlandığını, karşı tarafça düzenlenmemiş fatura nedeniyle müvekkilinin kayıtlı alacağından düşülmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, İstinafa cevaplarında; -Davacı, birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından yerel mahkemece asıl davanın kısmen reddine dair kararın kaldırılarak tam kabulüne, birleşen dava yönünden kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak tümden reddine karar verilmesi yönünde istinaf başvurusunda bulunduğunu, karşı tarafın istinaf başvuru dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiğini, yasal süresinde cevaplarını sunma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı, asıl dava dosyasında işin bedelin yasal delillerle ispatlayamadığı gibi yerel mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak lehine hükmedilen iş bedellerinin özel imalat olduğundan bahisle piyasa fiyatlarının üzerinde olduğunu iddia ettiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmamakla birlikte tamamen sebepsiz zenginleşmeye matuf "özel imalat" itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmamasını talep ettiklerini, yerel mahkemece yazılı sözleşme ilişkisi kurulmadığına yönelik tespit ve değerlendirmeleri usul de usul ve yasaya uygun olup davacının bu yöndeki istinaf taleplerinde reddinin gerektiğini, -Davacının icra inkar tazminatına yönelik istinaf nedenlerine de açıkça itiraz ettiklerini, davacı tarafça düzenlediği faturanın içeriğinin ve bedelinin ispata muhtaç olduğu bu durumun yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacaktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle söz konusu alacağın tümden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yine davacının birleşen davanın tümden reddini talep ettiği istinaf nedenlerinin usul ve yasaya aykırı olup, birleşen davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin 01.02.2023 tarihli 2020/112 E. 2023/50 K. sayılı ilamının asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/520 E. Sayıl dosyasından kısmen kabulüne ilişkin kararın başvuruları doğrultusunda istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak asıl davanın tümden reddine, birleşen davanın tam kabulüne, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne, SGK ya yeterli işçilik bildirmemesinden kaynaklı müvekkilce ödenen 38.911,67 TL idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren işlemiş/işleyecek faiziyle birlikte rücuen tahsiline, kötü niyetli davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, karşı tarafın istinaf dilekçesine karşı cevaplarımızın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava, eser sözleşmesine konu işler nedeniyle SGK'ya kanuna uygun bildirim yapılmaması nedeniyle kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının rücuan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın asıl davada ve birleşen davada taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı taşeron ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenici arasında ... (... ) Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının Yapımı ve Aliağa ... projesine ilişkin ince inşaat işlerinin yapımı konusunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Asıl davada taşeron vekili, ... (... ) Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının Yapımı İşi için davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında 15.01.2019 tarihli sözleşmenin yapıldığını, sözleşmeye göre iş bedelinin keşif özetine göre 950.000,00 TL + KDV olduğunu; ancak davalı yüklenicinin zarar ettiklerini belirterek iş bedelinin 750.000,00 TL + KDV olarak düşürülmesini teklif etmesi üzerine davacının iyi niyet göstergesi olarak indirim yaparak 900.000,00 TL+ KDV olarak 1.013.400,00TL bedelli faturayı düzenlediğini, ancak davalının faturayı iade ederek 750.000 TL + KDV üzerinden 844.500,00 TL ödeme yaptığını, bu ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye 168.900,00 TL alacağı bulunduğunu, bakiye bu alacağın ödenmesi için ihtarname çekildiği halde davalı tarafça ödeme yapılmadığını; yine davalının yüklenici olduğu ... Projesinin ince inşaat işlerinin yapımı için davacı taşeron ile 12.02.2019 tarihli "... Projesine İlişkin İnce İnşaat İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesinin" yapıldığını, yapılan işler nedeniyle 01.07.2019 tarihli 242.008,40 TL bedelli ve 01.07.2019 tarihli 29.589,68 € bedelli 2 adet fatura düzenlendiğini, ancak davalı yüklenici tarafından bu faturaların bakiyesinin de ödenmediğini böylece davalı yüklenicinin her 2 iki eser sözleşmesi kapsamında toplamda 290.998,60 TL bakiye alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı yüklenicinin haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Asıl davada davalı yüklenici ise, davacı taşeron ile ... (... ) Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının Yapımı işi için 15.01.2019 tarihli sözleşmeyi ve teklif özetini davalı yüklenici şirketin yetkilileri veya bu hususta yetki verdiği kişiler tarafından imzalanmadığını, sözkonusu iş için tarafların sözlü olarak anlaştığını ve iş bedelinin 750.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığını, davacı taşeronun daha sonra maliyetlerin arttığını belirterek iş bedelini 950.000,00 TL +KDV 'ye yükselttiğini, bu bedelin davalı tarafça kabul edilmemesi üzerine bu kez iş bedelinin 900.000,00 TL + KDV olduğunu belirterek 1.013.400,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, ancak sözkonusu faturanın iade edilerek davacıya 750.000 TL + KDV üzerinden 844.500,00 TL ödeme yapıldığını; davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında 12.02.2019 tarihli "... Projesine İlişkin İnce İnşaat İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesinin" yapıldığını, ancak davacının bu iş kapsamında edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiğini belirterek her iki eser sözleşmesi kapsamında davacının alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Asıl dava kapsamında taraf vekillerinin istinaf istemleri incelendiğinde; Asıl davadaki uyuşmazlığın davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında ... (... ) Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi İnşaatının Yapımı işinin 15.01.2019 tarihli eser sözleşmesi kapsamında mı yoksa tarafların sözlü anlaşmaları üzerine mi yapıldığı, bu kapsamda işin bedelinin ne kadar olduğu; diğer eser sözleşmesi olan 12.02.2019 tarihli "... Projesine İlişkin İnce İnşaat İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesi" kapsamında davacı taşeronun edimlerini eksik ve ayıplı ifa edip etmediği; her iki eser sözleşmesi kapsamında davacı taşeronun bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi 1. fıkrasında, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olunanı bağlayacağı hükmü getirilmiştir. Buna göre yetkili temsilci tarafından yapılan hukuki muamelede doğan alacak ve borçlardan, temsil olunan sorumlu olacaktır. Taraf adına hukuki muamelede bulunan kimse yetkili değilse, imzalayan şahsın şahsen sorumluluğu söz konusu olur ise de temsil edildiği taraf sorumlu tutulamayacaktır. Ancak aynı Yasa'nın 46. maddesinde bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yapması halinde, bu işlemin ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. Bu madde uyarınca bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına bir hukuki işlem yapmış ise temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde, baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. Yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme ya da sözleşmeye temsil olunan tarafından verilen onay, biçime bağlı olmayan, yönetilmesi gerekli tek yanlı bir irade bildirimi olup, açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin, 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmelidir. Mahalli piyasa rayiçleri içerisinde yüklenici kârı ve KDV olacağından bunlar ayrıca eklenmeyecektir. (Yargıtay 15. H. D.2019/2639 Esas 2020/448 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 15.H.D. 2018/180 Esas,2018/1452 Karar sayılı ilamı, Yargıtay15.H.D. 2018/4085 Esas, 2019/670 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, taraflar arasında asıl davanın konusu olmayan 01.01.2018 tarihli "... Lojistik Depoları İşine İlişkin Çelik İşleri Yüklenici Sözleşmesi" isimli sözleşmeyi davalı yüklenici şirket adına şantiye şefi ... tarafından imzalandığı, davacı taşeron tarafından bu sözleşmeye konu işlerin tamamlandığı ve davalı tarafından tüm ödemelerin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taşeron işin 2. etabına ilişkin olan dava konusu ... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi Yapımı işi konulu 15.01.2019 tarihli sözleşme ve eki keşif özetini yine davalı şirketin daha önce yetki verdiği şantiye şefi ... tarafından davalı şirket adına imzalandığını, sözleşmenin imzası ile birlikte davalının sipariş avansı olarak 600.000,00-TL tutarında 4 adet çek düzenleyerek verdiğini, davalı şirketin düzenlenen hak edişlere istinaden yaptığı ödemelerin de olduğunu, yine davalı şirket yetkilisi ...'ın dava konusu işten zarar ettikleri iddiası ile bedelde indirim talep ettiklerine ilişkin e-mail gönderdiğini iddia etmiştir. Mahkemece, dava dışı iş sahibi ... nden davalı yüklenici ile yapılan 03.09.2018 tarihli "Lojistik Depo İdari Bina ve Güvenlik kulübesi Yapım İşi" isimli sözleşme, bu sözleşmeye ilişkin tüm ödemeler, hak ediş raporları ve tüm ihale dosyası getirtilip; davacı tarafça sunulan 15.01.2019 tarihli sözleşme ve eki keşif özetinde belirtilen işlerle karşılaştırılması; sözkonusu keşif özetinde belirtilen işler nedeniyle davacı tarafça düzenlenen hak edişlere davalı tarafça itiraz edilip edilmediği ve hak edişlere istinaden davalı tarafça ne kadar ödeme yapıldığı/çek verildiği, davalı şirket yetkilisi ... 'ın davacı şirket yetkilisine dava konusu işten zarar ettikleri iddiası ile iş bedelinin 750.000,00 TL+KDV olmasını talep etmesine ilişkin davalı tarafça inkar edilmeyen e-mail de değerlendirilmek suretiyle davalı şirketin şantiye şefi ... tarafından imzalanan 15.01.2019 tarihli sözleşme ve eki keşif özetine TBK'nın 46. Maddesi uyarınca sonradan onay verip vermediği ya da yapılan sözleşme ve eki keşif özetini benimseyip benimsemediği değerlendirilerek davalı yüklenicinin 15.01.2019 tarihli sözleşme ve eki keşif özetinin geçerli ve davalıyı bağlayıcı olup olmadığının değerlendirilmelidir. Mahkemece 15.01.2019 tarihli sözleşme ve eki keşif özetinin geçerli ve davalıyı bağlayıcı olmadığının değerlendirilmesi halinde; bu kez taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip tarafların bedelde anlaşamamaları sözkonusu olduğundan davacı taşeronun gerçekleştirdiği imalât bedelinin, 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanması, mahalli piyasa rayiçleri içerisinde yüklenici kârı ve KDV olacağından bunlar ayrıca eklenmemesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususlarda inceleme yapılmadan denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlar hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan asıl davada taraf vekillerinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Asıl davada davalı yüklenici, 12.02.2019 tarihli "... Projesine İlişkin İnce İnşaat İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesi" kapsamında davacı taşeronun edimlerini ayıplı ve eksik ifa ettiğini savunmuş ise de, davalı yüklenici tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair delil sunulmaması, davaya konu işlerin tamamlanarak teslim edilmesi ve toplanan delillere göre davalı yüklenicinin "eksik ve ayıplı iş bulunduğu" savunmasına Mahkemece itibar edilmemesinde; yine tarafların tacir olması ve aralarındaki işin ticari iş olması nedeniyle davacı tarafın avans faizi talep edebileceğine yönelik Mahkemenin kabulünde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı yüklenicinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/II. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin mümkün olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Asıl davada uyuşmazlığın taraflar arasında 15.01.2019 tarihli yazılı eser sözleşmesinin yapılıp yapılmadığı, taraflar arasında iş bedelinin belirlenip belirlenmediği, eksik ve ayıplı iş bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacı taşeronun bakiye alacağının olup olmadığı konusundan kaynaklandığından ihtilafın yargılamayla belirleneceğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca alacağın likid olduğundan söz edilemeyeceğinden Mahkemece koşulları oluşmadığı halde davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan asıl davada davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür. Birleşen dava kapsamında taraf vekillerinin istinaf istemleri incelendiğinde; Birleşen davada davacı yüklenici vekili, davacı taşeronla 01.01.2018 tarihli "... Lojistik Depo Projesine" ilişkin ince inşaat işleriyle, belirsiz tarihli "... Lojistik Depoları Yeni Ofis ve Güvenlik Kulübesi Yapım İşi" konusunda sözlü olarak anlaşıldığını; işin ilk etabını oluşturan kısımda davalının ince inşaat işleri yapacağının kararlaştırıldığını, bedelin davalıya ödendiği, ancak bila tarihli sözlü olarak yapılan işin ikinci etabını oluşturan sözleşmenin bedelinin 750.000,00TL +KDV olduğu halde davalı taşeronun iş bedelinin 950.000 TL +KDV olduğunu belirttiğini, iş bedelinde uyuşmazlık çıktığını, davalı taşeronun her 2 sözleşmede de iş yeri açılışı yapmadığı ve yeterli işçi sayısını bildirmediğinden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından davacıya fark prim borcu tahakkuk ettirildiğini, davacı yüklenicinin bu idari para cezasını ödenmek zorunda kaldığını belirterek ödenen idari para cezasının davalı taşerondan rücuan tahsili talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı taşeron vekili ise, davacı yüklenicinin kendi isteği üzerine SGK nezdinde alt taşeron dosyası açılmadan merkez SGK dosyasından geçici görevlendirmeler ile sözleşme konusu işlerin yapıldığını, davalı taşeronun kendi isteği ile SGK'da alt taşeron dosyası açmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece birleşen dava kapsamında rapor alınmış ise de, düzenlenen bilirkişi raporuna yönelik davacı vekilinin itirazlarını karşılayan denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken itiraza uğrayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usule ve yasaya aykırı olduğundan birleşen davada davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. TBK'nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit duruma düşer. Somut olayda davadan önce davacı tarafça temerrüt ihtarında bulunmadığından Mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken 02.05.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan birleşen davada davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Birleşen davanın itirazın iptali davası olmayıp eser sözleşmesine konu işler nedeniyle SGK'ya kanuna uygun bildirim yapılmaması nedeniyle kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının rücuan tahsili istemine ilişkin olduğundan Mahkemece %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğinden birleşen davada davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl davada ve birleşen davada taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada ve birleşen davada taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarih ve 2020/112 Esas, 2023/50 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 306,59 TL) 486,49 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 6-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından yatırılan toplam (492,00 TL + 492,00 TL) 984,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 5.120,87 TL) 5.300,77 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl davada davalı-birleşen davada davacıya iadesine, 8-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam (492,00 TL + 492,00 TL) 984,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 9-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 08.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.