İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'in diğer müvekkili ... ... Tekstil Tic.Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunu, müvekkili ... Tekstilin, tekstil sektörüne 1955 yılından beri hizmet veren ... Tekstil Tic. Ltd. Şti.'ni kardeş kuruluşu olarak, 1989…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/584 KARAR NO : 2025/1241 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 09/12/2022 NUMARASI : 2021/635 E. - 2022/288 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'in diğer müvekkili ... ... Tekstil Tic.Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunu, müvekkili ... Tekstilin, tekstil sektörüne 1955 yılından beri hizmet veren ... Tekstil Tic. Ltd. Şti.'ni kardeş kuruluşu olarak, 1989 yılında ... Tekstil Tic. ve Paz. olarak faaliyete geçtiğini, bu tarihten beri, boya ve apre konularında Avrupa'nın önde gelen şirketlerinin mümessilliğini yaptığını, 2018 yılı itibariyle firmanın unvanının ... ... Tekstil Tic.Ltd. Şti. olduğunu, müvekkili şirketin İtalya'da kurulu ... ... firmasının 1980 yılından beri Türkiye'de ticari mümessilliğini yapmakta ve taraflar arasında imzalanan mümessillik sözleşmesi gereği uzun yıllardır marka adı altında ürün satışı yaptığını, bu sebeple müvekkili şirketin "..." markasıyla haklı bir ün yaptığını, bu marka ile tanındığını, ayrıca markayı uzun yıllardır kullanmakta olduğunu, müvekkili şirketin "..." markasını kullanımının eskiye dayalı olduğunu, söz konusu marka üzerindeki tek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin yetkili mümessil sıfatıyla markayı kullanmakta iken, davalı Tuncay ... tarafından 10/01/2014 ve 03/02/2014 tarihinde "..." markası için tescil başvurusu yapıldığını, ancak yapılan itirazlar üzerine başvurunun reddedildiğini, davalı Tuncay ...'in kötüniyetli marka başvurusu üzerine "..." markasının müvekkili ... ... tarafından 25/07/2016 yılında 17.ve 35.sınıfta 2015/12340 tescil numarası ile tescillendiğini, davalı Tuncay ...'in ise müvekkilinin fikri ve sınai haklar kapsamında sahibi olduğu "..." markasını 06/05/2019 tarihinde 22. sınıfta tescil ettirdiğini, davalı Tuncay ...'in tescili kapsamına dahil olan 22.sınıftaki mal ve ürün listesinde açıkça "kauçuk olmayan" ürünler belirtilmiş olmasına rağmen müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıf kapsamına giren "kauçuktan yapılmış silindir sargı bantlarının" davalı ve davalının yetkilisi bulunduğu firma tarafından ... markası adı altında haksız olarak kullanıldığını, sergilendiğini, satışa sunulduğunu ve haksız kazanç elde edildiğini, bu hususta Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/195 d.iş dosyasında delil tespiti yapıldığını, alınan raporda; davalı Tuncay ...'in, müvekkili ... ...'in marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliği taşıdığını iddia ettikleri fiillerinin sürdürüldüğünün tespit edildiğini, açıklanan nedenlerle, davalıların, müvekkiline yönelik marka hakkına tecavüzünün ve davalıların haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, davalı firmanın 10/01/2014 tescil tarihli ticaret unvanında yer alan "..." ibareli ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine, davalıya ait www.....com.tr ve www.....com.tr alan adlarının öncelikle müvekkiline devrine, bu mümkün değilse terkinine, davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkilinin marka itibarı zedelendiğinden ve kar mahrumiyetinden dolayı 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata avans faizi ile ihlalin tespit edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ticaret unvanının, davacı markasından daha önce tescil edildiğinden, öncelik hakkının söz konusu olduğunu, davacı ile markanın sahibi olan İtalyan firma arasında markanın kullanılması adına yetki ya da herhangi bir sözleşmenin mevcut olmadığını, markanın fiilen kullanılmadığını, davacının kötüniyetli tescil sahibi olduğunu, davacı tarafça kullanıldığı iddia edilen ürünlerin 17 ve 35.sınıf kapsamında olmadığını, davacı açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğunu, davalı açısından markasal kullanımın olmadığını, ürünler üzerinde "...", "..." şeklinde ibarelerin yer almadığını, ayrıca ... ibaresinin malların kullanım amacını belirttiğini, "TEKS" ibaresinin, tekstil kelimesinin kısaltması ve TAPE ibaresinin Türkçe’de "BANT" anlamına geldiğini ve bunun tekstil sektöründe olanlar tarafından anlaşılacağını, kullanımın SMK m.7/5 kapsamında engellenemeyeceğini, davalı internet sitesi tescillerinin davacıdan daha önce kurulmuş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVADA DAVA Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; karşı davalı ... ...’in, karşı dava davacısı olan ... ... Termoplastik şirketinin ticaret sicile tescil edildiğini bilmekte olduğunu, ... ... Termoplastik şirketinin unvan önceliğinin söz konusu olduğunu, karşı davalı kullanımının ticaret ünvanı tecavüzü teşkil ettiğini, zira tescil edilen ünvanın karşı davalı tarafça marka olarak kullanılmakta olduğunu ve bunun TTK m.52’ye aykırı olduğunu, SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetli tescilin söz konusu olduğunu, karşı davalının tescil ettirdiği marka üzerinde gerçek hak sahibi olmadığını, bir zamanlar mümessili olduğu İtalyan firmadan onay almadan dava konusu dayanak markayı tescil ettirmiş olduğunu, karşı davalı ve İtalyan firma arasında bahsedilen sözleşmenin karşı davalıya marka üzerinde tasarruf etme hakkını vermediğini belirterek karşı davanın kabulü ile karşı davalıların, müvekkiline ait ticaret unvanına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve yasaklanmasına, karşı davalı adına tescilli "..." ve "..." isimli markalara ait ürün ve araçların imhasına, karşı davalı adına tescilli "..." ve "..." isimli markaların terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı karşı davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı-karşı davalı vekili asıl dava kapsamında cevaba cevap, karşı dava kapsamında cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının kullanılmadığı iddia edilmekte ise de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin, ilgili markayı yıllardır kullandığını, ... ... firması ile arasındaki mümessillik sözleşmesi dikkate alındığında uzun yıllardır müvekkili şirket tarafından "..." ibaresi adı altında ürün satışları yapıldığını ve sektöründe tanınmakta olduğunu, internet arşivi Wayback Machine tarafından "web.archive.org" uzantılı web sayfasında, müvekkilinin "https://www....-tekstil.com/" uzantılı internet sayfasının farklı tarihlerde arşivlenmiş olduğunu, "web.archive.org" üzerinden arşivlenen ve ilgili ürünlerin, "https://www....-tekstil.com/" uzantılı web sayfasında "..." markalı Silindir Sargı Bantlarına yer verildiği ve müvekkil tarafından satışının yapıldığına dair arşiv kayıtlarına ilişkin 25/01/2010, 29/01/2011, 08/11/2011, 09/12/2011, 31/12/2012, 25/05/2013, 28/05/2013, 27/07/2013, 30/12/2013 tarihlerinde müvekkili şirketin internet sitesine ilişkin ekran görüntülerinin ekte sunulduğunu, dolayısıyla, davalı karşı davacı yanın aksi yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ticaret unvanının, sahibine markasal bir hak tanımadığını, kaldı ki davalı karşı davacı yanın, ticaret unvanını unvan gibi değil de marka gibi kullanmakta olduğunu, bu durumun, müvekkilinin marka hakkına tecavüz anlamına geldiğini, davalı karşı davacı yanın ticaret unvanında yer verdiği "..." ibaresini marka gibi öne çıkarıp kartvizitinde ve tabelasında kullandığını, öte yandan www.hepsiburada.com uzantılı e-ticaret sitesinde müvekkilinin tescil sınıfına giren kauçuktan silindir sargı bantlarının satışını yaptığını, davalı karşı davacı Tuncay ...'in kötüniyetli marka başvuruları üzerine, "..." markasını uzun yıllardır kullanan müvekkili ... ... tarafından 13.02.2015 tarihinde "..." markasının tescili için başvuru yapılmış ve "..." marka başvurunun 25.07.2016 yılında 17. ve 35. sınıfta müvekkili ... ... adına tescillenmiş olduğunu, davalı karşı davacıların müvekkili adına tescil edilen söz konusu markaların tescil sürecinde herhangi bir itirazı olmadığını, davalı karşı davacı Tuncay ..."in müvekkilinin fikri ve sınai haklar kapsamında sahibi olduğu "..." markasını 06.05.2019 tarihinde 22. Sınıfta tescil ettirdiğini, markayı tescil ettirdikleri sınıfta bulunan ürünlerde değil, müvekkilinin tescil hakkı sahibi olduğu 17. ve 35. sınıf kapsamına giren ürünlerde kullandığını, tescilli de olsa ticaret unvanının başkalarının haklarına tecavüz oluşturur biçimde kullanılamayacağını, bu nedenle, davalı karşı davacı firmanın 10/01/2014 tescil tarihli ticaret unvanında yer alan "..." ibareli ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, alan adlarının aynı zamanda TTK m. 55/4 (Mülga TTK m. 57/5) anlamında birer işaret ve tanıtma vasıtası anlamına gelmekte olup; böyle tanıtma vasıtalarının başkasına ait işaret, unvan ve markalarla iltibas yaratacak şekilde kullanılmasının, haksız rekabet teşkil edeceğini, davalı karşı davacı Tuncay ...'e ait söz konusu web sayfalarının müvekkiline karşı haksız rekabet teşkil etmekte olup; www.....com.tr ve www.....com.tr isimli alan adlarının terkinine karar verilmesi gerektiğini, ..." markasını eskiden beri uzun yıllardır kullanan tarafın müvekkili olup, davalı karşı davacı firmanın ticaret siciline tescil edildiği dönemde de "..." markasının müvekkili tarafından kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğunu belirterek asıl davanın kabulünü karşı davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Asıl dava yönünden, Davacı, davalının, tescil sahibi olmadığı emtialarda markasal kullanımının bulunduğu iddiasındadır. Dosyaya sunulan deliller, değişik iş tespit raporu ve davalı yana ait internet adresleri üzerinde bilirkişiler vasıtasıyla yapılan incelemelerde; davacı işyerinde üzerinde "..." ibaresi bulunan herhangi bir ürün tespit edilemediği, mahallindeki zarf, kartvizitler ve tabelalardaki kullanımların markasal nitelik arzetmediği, ticaret unvanının yasal kullanımı çerçevesinde kaldığı, ....com" adresinde "..." ibaresinin kullanılmadığı, "www.....com.tr" ve "www.....com.tr" alan adlarında yine "..." ibaresinin markasal kullanımına rastlanmadığı, "www.....com" alan adında 17.sınıfta yer alan kauçuk emtiada yer alan ürünlerin tanıtımının yapıldığı ve burada "..." ibaresinin markasal kullanımının bulunduğu, söz konusu kullanımın davacının tescil kapsamında ve ayniyet içerecek benzerlikte olduğu, ancak söz konusu markasal kullanımın tarihinin 2014; dava tarihinin ise 24/12/2021 olması karşısında davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle asıl davada davacının davasının tüm talepler yönünden reddine karar verilmiştir. Karşı dava bakımından yapılan incelemede; Karşı davalı adına tescilli markanın 25/07/2016 tarihli olduğu; davacıların sunmuş oldukları faturalara göre en eski 21/02/2008 tarihinden beri ilgili ibarenin kullanıldığı, bu itibarla karşı davacının aradan geçen uzun süre sonra ticaret unvan terkini, haksız rekabetin tespiti ve hükümsüzlük talep etmesinin TMK 2.maddesi ve SMK 25/6 maddeleri çerçevesinde mümkün olmadığı, bu itibarla karşı dava yönünden tüm talepleri bakımından red kararı vermek gerekmiştir. Karşı davacının kötüniyetli tescil yönündeki iddiaları bakımından yapılan değerlendirmede ise; hukukumuzdaki genel prensiplere göre iyiniyet asıldır. Kötüniyet iddiasına dayanan bu hususu ispat külfetindedir. Kötüniyet ise sunulan bu iddia ve delillere göre her somut olayın özellikleri ışığında değerlendirilmelidir. "Kötüniyetle marka tescilinin varlığı her somut olayda değişmekle birlikte, dairemizin bazı yerleşik uygulamalarına (01/03/2021 tarih ve 2020/1726 e., 2021/1838 k.; 03/03/2021 tarih ve 2020/1913 e., 2021/1928 k.) göre, daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötüniyet sebepleri olarak görülmektedir. Bu anlamda, dosyada karşı davalının kötü niyetini ispata yarayacak derecede bir delil sunulmamış olması nedeni ile karşı davacının bu yöndeki talebinin de reddine.. " karar verilmiştir. Davacı/ Karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Mahkemece toplanan deliller, yapılan bilirkişi incelemesi neticesi düzenlenen bilirkişi raporu ile davalı/karşı davacı tarafın ... markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri olduğunun ortaya çıktığını, -Müvekkillerinin davalı tarafın tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerini öğrenir öğrenmez yasal yollara başvurduğunu, sessiz kaldığı şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, davalı tarafın tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerini müşterilerden gelen ... markalı ürünlerin kalitesiz ve kullanışsız olduğu şeklindeki şikayetler üzerine öğrendiğini, fiilleri öğrenir öğrenmez öncelikle delil tespiti olmak üzere gerekli tüm yasal yollara başvurduğunu,-Davalı tarafın kötü niyetli olduğundan müvekkillerinin hiçbir koşulda sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasının mümkün olmadığını, SMK m. 25/6 gereğince kötüniyetin, sessiz kalma suretiyle hak kaybı ilkesinin istisnası olduğunu, Müvekkili şirketin mümessilliğini yaptığı ... ... firmasının tanınır olduğunu, davalının müvekkili ve müvekkilin mümessilliğini yaptığı firmanın ününden ve bilinirliğinden haksız olarak yararlanmak ve müvekkilinin sattığı mal ve hizmetler ile kendi sattıkları mal ve hizmetler arasında iltibasa sebep olarak haksız kazanç elde etmek amacıyla, "..." ibaresiyle müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflarda satışlar yaptığını ve yine ticaret unvanında "..." ibaresine yer verdiğini, -"..." markasının sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar tarafından bilinen bir marka olduğunu bu hususta taraflarınca dosyaya sunulan, sektörde faaliyet gösteren firmalar tarafından düzenlenen belgelerde de ... markasının ülkemizde de bilinen bir marka olduğunu, markanın ülkemizdeki hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafça da bilindiğini ve kötüniyetli olduğunu ve deliller incelenmeden karar verildiğini, Davalı tarafça 17. sınıfa ilişkin tescil talebinde bulunulduğunu ve itiraz sonucu tescil talebi reddedildiğini, kötü niyetli tescil başvurularında bulunulmasının da kötüniyet iddialarını ispatladığını,-... ibaresinin ticari unvan olarak kullanılması ile marka olarak kullanılmasının aynı şey olmadığını unvan olarak kullanımın markasal kullanım konusunda haberdar olunduğu anlamına gelmeyeceğin, iki ayrı durumun birlikte değerlendirilmesinin de hatalı olduğunu, emsal lisans sözleşmesi temin edilmesini, alanında uzman bilirkişi tarafından taleplerinin hesaplanmasını akabinde asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/ Karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı/karşı davallların, ... markası üzerinde hiçbir hakka sahip olmadığını, İtalyan firma ile mümessillik sözleşmesi imzalanmış olmasının davacı tarafa marka üzerinde tasarruf etme hakkını hiçbir halükarda vermediğini, 2014 yılında müvekkiline ait ... firmasının, Tuncay ... tarafından tüm gerekli yasal işlemler yapılarak, gerekli izinler alınarak, yetkili kurumlar tarafından tescil ettirildiğini, müvekkili, şirketine ait 2013-2014 yıllarında, ....com, ....com.tr, ....com.tr alan adlarını da ilgili kurumların izni ve onayı doğrultusunda tescil ettirdiğini, 2014 yılında Tuncay ...'in, ... ve ... markalarına başvuru yaptığını, TPE benzer ya da aynı marka olup olmadığını kontrol ettiğini ve başvuruyu onayladığını, bu durumun 2014 yılında Türkiye'de sadece müvekkili firma ... şirketi olduğunu ve tek başvuru sahibi olduğunu yasal olarak ispatladığını, İtalyan firma TDF ...'nin itiraza ilişkin evraklarını davacıların tedarik ettiğini, davacıların Türkiye'de mümessillik dışında hiçbir hakkı olmadığını, müvekkili firmanın hem TDF ... hem de davacı firmalarının toplamından çok daha fazla ün ve markasal bilinirliğe sahip olduğunu, -2014 yılından öncesine dayalı olarak davacıların 17. sınıfta markasal herhangi bir kullanımı bulunmadığını, TPE'nin İtalyan firma T.D.F. ... yapmış olduğu 10/11/2014 tarihli itiraza ilişkin vermiş olduğu kararda da açıkça belli olduğunu, 21/02/2008 tarihinin baz alınmasının açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Müvekkili başvurusunun, TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ tarafından ilgili .../... silindir sargı bandı ürünlerinin 17. sınıfta tesciline ilişkin verilen red kararlarında, itirazın İtalyan T.D.F. ... firması tarafından yapıldığını, İş bu itirazın tarihi 10/11/2014 tarihi olduğunu, ilgili karar da açıkça görüleceği üzere İtalyan Firmanın 17. Sınıfa dahil ürün hakkında markasal hak sahibi olduğu ve ''...'' markalı silindir sargı bandı ürünlerini Türkiye'de de pazarlayarak ticari bir faaliyet içerisinde bulunduğu açıkça yer aldığını, başka bir firmanın ürününü kendi sitesine koyarak ilgili firmaya ait ürünü satışa sunmak ve adına kesilmiş faturada marka isminin yer alması, o ürün hakkında markasal hak sahibi olma durumunu sağlamadığını, TPE kararında da açıkça; davacıların satıcı olduğu, 2007 yılına ait distribütörlük anlaşmasından İtalyan Firmanın 17. sınıfa dahil ürün hakkında markasal hak sahibi olduğu ve ''...'' markalı silindir sargı bandı ürünlerini Türkiye'de de pazarlayarak ticari bir faaliyet içerisinde bulunduğu yer aldığını, -Müvekkili firmanın öncelikli hak sahibi olduğunu, davacı tarafın adına tescilli markaların hukuka aykırı olarak kullanıldığını, Müvekkili şirketin usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, Davacıların marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili firma kurulmadan önce davacı tarafa ... markasını kullanma hakkı veren usulüne uygun düzenlenen bir sözleşme de bulunmadığını, müvekkili firmanın kuruluş tarihi ile davacı taraf adına tescilli markaların tescil tarihlerinin TÜRKPATENT ve TTSG kayıtları ile sabit olduğunu, davacıların fiilen markayı kullanmadığını, kötüniyetli tescil sahibi olduğunu, -Müvekkili şirketin 2021/192192 başvuru numarası ile kayıtlı olan ''...'' ibareli marka tescil başvurusuna, davacılar tarafından yapılan itirazlar da haklı bulunmayarak reddedildiğini, başka bir firmanın ürününü kendi sitesine koyarak ilgili firmaya ait ürünü satışa sunmanın ve adına kesilmiş faturada marka isminin yer almasının, o ürün hakkında markasal hak sahibi olma durumunu sağlamadığını,-davacıların kötüniyetinin ortaya konulduğunu, davacıların huzurdaki davayı müvekkilinin ticari hayatına engel olmak ve sekteye uğratmak adına ikame ettiğini, karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı/karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan mümessillik sözleşmesine göre"..Başka tedarikçilerin bu ürünü "..." ibaresi ile satması durumunda ...'in yasal işlem yapma konusunda hakkının olduğu..." belirtildiğini, davalı Tuncay ... tarafından 03.02.2014 tarihinde "..." markası adına 17. Sınıfta tescil başvurusu yapıldığını ve marka başvurusunun itiraz üzerine reddedildiğini, Davalı Tuncay ...'in kötüniyetli marka başvuruları üzerine, "..." markasını uzun yıllardır kullanan müvekkili ... ... tarafından 13.02.2015 tarihinde "..." markasının tescili için başvuru yapıldığını ve "..." marka başvurusunun 25.07.2016 yılında 17. ve 35. sınıfta müvekkili ... ... adına tescillendiğini, müvekkilinin "..." markasının 17. ve 35. Sınıfta markasal hak sahibi olduğunun ispat edildiğini, Davalı/Karşı Davacı tarafça her ne kadar istinaf dilekçesinde ... marka silindir sargı bandı üretilmediği ve satılmadığı iddia edilmişse de müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının bulunduğu tüm dosya mündericatı değerlendirilerek kabul edildiğini, İtalyan ... .... Firmasının Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde 14.12.1998 yılında yapılan başvuru kapsamında ... marka adı 1,2,17 nice sınıflarında tescilli olup, yapılan yenileme talebi ile 14.12.2028 tarihine dek tescilin devam ettiğini, davalının istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı/karşı davalıların, ... markası üzerinde hiçbir hakka sahip olmadıklarını, İtalyan firma ile mümessillik sözleşmesi imzalanmış olmasının davacı tarafa marka üzerinde tasarruf etme hakkını hiçbir halükarda vermediğini, 2014 yılında müvekkiline ait ... firmasının, Tuncay ... tarafından tüm gerekli yasal işlemler yapılarak, gerekli izinler alınarak, yetkili kurumlar tarafından tescil ettirildiğini, 2014 yılında Türkiye'de sadece müvekkili firma ... şirketi olduğunu ve tek başvuru sahibi olduğunu yasal olarak ispatlandığını, 2014 yılında Tuncay ...'in, ... ve ... markalarına başvuru yaptığını, TPE benzer ya da aynı marka olup olmadığını kontrol ettiğini ve başvuruyu onayladığını, bu durumun 2014 yılında Türkiye'de sadece müvekkili firma ... şirketi olduğunu ve tek başvuru sahibi olduğunu yasal olarak ispatladığını, İtalyan firma TDF ...'nin itiraza ilişkin evraklarını davacıların tedarik ettiğini, davacıların Türkiye'de mümessillik dışında hiçbir hakkı olmadığını, müvekkili firmanın hem TDF ... hem de davacı firmalarının toplamından çok daha fazla ün ve markasal bilinirliğe sahip olduğunu, 2014 yılından öncesine dayalı olarak davacıların 17. sınıfta markasal herhangi bir kullanımı bulunmadığını, TPE'nin İtalyan firma T.D.F. ... yapmış olduğu 10/11/2014 tarihli itiraza ilişkin vermiş olduğu kararda da açıkça belli olduğunu, 21/02/2008 tarihinin baz alınmasının açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Müvekkili başvurusunun, TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ tarafından ilgili .../... silindir sargı bandı ürünlerinin 17. sınıfta tesciline ilişkin verilen red kararlarında, itirazın İtalyan T.D.F. ... firması tarafından yapıldığını, İş bu itirazın tarihi 10/11/2014 tarihi olduğunu, ilgili karar da açıkça görüleceği üzere İtalyan Firmanın 17. Sınıfa dahil ürün hakkında markasal hak sahibi olduğu ve ''...'' markalı silindir sargı bandı ürünlerini Türkiye'de de pazarlayarak ticari bir faaliyet içerisinde bulunduğu açıkça yer aldığını, başka bir firmanın ürününü kendi sitesine koyarak ilgili firmaya ait ürünü satışa sunmak ve adına kesilmiş faturada marka isminin yer alması, o ürün hakkında markasal hak sahibi olma durumunu sağlamadığını, TPE kararında da açıkça; davacıların satıcı olduğu, 2007 yılına ait distribütörlük anlaşmasından İtalyan Firmanın 17. sınıfa dahil ürün hakkında markasal hak sahibi olduğu ve ''...'' markalı silindir sargı bandı ürünlerini Türkiye'de de pazarlayarak ticari bir faaliyet içerisinde bulunduğu yer aldığını, Müvekkili firmanın öncelikli hak sahibi olduğunu, davacı tarafın adına tescilli markaların hukuka aykırı olarak kullanıldığını, Müvekkili şirketin usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, Davacıların marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili firma kurulmadan önce davacı tarafa ... markasını kullanma hakkı veren usulüne uygun düzenlenen bir sözleşme de bulunmadığını, müvekkili firmanın kuruluş tarihi ile davacı taraf adına tescilli markaların tescil tarihlerinin TÜRKPATENT ve TTSG kayıtları ile sabit olduğunu, davacıların fiilen markayı kullanmadığını, kötüniyetli tescil sahibi olduğunu, Müvekkili şirketin 2021/192192 başvuru numarası ile kayıtlı olan ''...'' ibareli marka tescil başvurusuna, davacılar tarafından yapılan itirazlar da haklı bulunmayarak reddedildiğini, başka bir firmanın ürününü kendi sitesine koyarak ilgili firmaya ait ürünü satışa sunmanın ve adına kesilmiş faturada marka isminin yer almasının, o ürün hakkında markasal hak sahibi olma durumunu sağlamadığını, davacı/karşı davalıların usul ve yasaya aykırı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davada dava, davalıların, davacılara ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve kaldırılması, davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibareli ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini, davalı Tuncay ...'e ait alan adlarının davacıya devri, aksi halde terkini, maddi ve manevi tazminat talebine; karşı davada dava, karşı davalıların, karşı davacılara ait ticaret unvanına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve kaldırılması, maddi ve manevi tazminat, davalı markasının hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Davacılardan ... ... adına kayıtlı ...0 tescil numaralı "..." ibareli markanın başvuru tarihinin 13/02/2015, tescil tarihinin 25/07/2016 olduğu, davalı adına tescilli markanın ise 2018/114910 tescil numaralı, 17/12/2018 başvuru tarihli ve 06/05/2018 tescil tarihli olduğu 22. Sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı markası 17. sınıfta "Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler ( motor ve silindir contaları hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." ve 35.sınıfta "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." hizmet ve emtialarında tescilli iken davalı markası 22.sınıfta "Halatlar, ipler, ip merdivenler, hamaklar, balık ağları. Çadırlar, tenteler, brandalar, yelkenler, araç örtüleri (araç şeklini almamış olanlar). Tekstilden mamul ambalaj torbaları. Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam elyaflar." emtialarında tescillidir. Buna göre davalı markasının Kauçuk, kauçuktan mamul ya da yarı mamul sentetik malzemeler bakımından tescili bulunmamaktadır.Mahkemenin 2021/195 değişik iş sayılı dosyasında tespit sonucu bilirkişi; "Tespit talep edilen "İkitelli Sinpaş İş Modern J ... Başakşehir/İstanbul" adresinde detaylarına yer verilen kullanımların sürdürüldüğünün tespit edildiği, tespit talep edilen "İkitelli OsbAykosan San. Sitesi Altılı D Blok No:80 İkitelli/Başakşehir/İstanbul" adreste mahalin kapalı olduğu, www.....com adlı internet sitesinde yukarıda detaylarına yer verilen kullanımların sürdürüldüğünün tespit edildiği, tespit talep eden yanın dilekçesinde bildirmiş olduğu ....com.tr ve ....com.tr uzantılı alan adlarının ise yukarıda yer verdiğimiz görselleri ihtiva eden ....com uzantılı alan adına yönlenmekte olduğu, talep eden ... ... Tekstil Ticaret Limited Şirketi'nin de aleyhine tespit talebinde bulunulan ... ... ... Plast. Kauçuk ve Polimer Ürün. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin de ihtilaf konusu bakımından adlarına tescilli herhangi bir markalarının bulunmadığı, bildirildiği üzere ihtilaf konusu bakımından tespit talep eden yanın talep dilekçesinde, aleyhe tespit talep edilen yan yetkilisinin tespit mahallinde bildirdiği ve taraflarınca da Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından tespit edildiği kadarı ile; 2015/12340 kod numaralı markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 17. Sınıfında ve 35. Sınıfında dosya bakımından 3. kişi konumunda olan ... ... isimli şahıs adına tescilli olduğu, 2015/12339 kod numaralı "..." ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 17. Sınıfında ve 35. Sınıfında dosya bakımından 3. Kişi konumunda olan ... ... isimli şahıs adına tescilli olduğu, ... ... isimli şahsın tespit talep eden şirketin yetkilisi olduğu, 2018/114910 kod numaralı "..." ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 22. Sınıfında dosya bakımından 3. Kişi konumunda olan Tuncay ... adına tescilli olduğu, Tuncay ... isimli şahsın tespit talep eden şirketin yetkilisi olduğu, markalar adlarına tescilli olan ilgili şahıslar tespit talep eden ve aleyhine tespit talep olunan yanın yetkilileri iseler de, tespit talep edilen yanın ya da aleyhine tespit talep olunan yanın ilgili markalar bakımından hak sahipliklerini gösterir dosyada herhangi bir verinin bulunmadığı, tespit talep eden tarafından dosyaya arz edilmiş olmakla birlikte İngilizce bir doküman olmak ile birlikte ... .... unvanlı firmadan 01 Ocak 2009 tarihinde imza edildiği gözükmekte olan ... ... ( ACENTALIK SÖZLEŞMESİ ) başlıklı sözleşmenin de taraflarınca incelendiği, ancak ilgili sözleşmenin tespit talep eden dışındaki diğer tarafı olan ... .... unvanlı firmanın ülkemizde tescilli olan herhangi bir markasının tespit edilemediği, bu meyanda, dosya tarafı olan tarafların herhangi bir markasal hakkının dosya mündericatından tespit edilemediğinden, ihtilaf konusu bakımından taraflarınca değerlendirme yapılamadığı ve arz edilen gerekçeler ile tespit talep edilen adreslerde ve internet sitesinde yapılan tespitleri dosyaya sundukları" hususlarında raporunu dosyaya sunduğu görülmüştür.Bilirkişilerin 11/10/2022 havale tarihli raporlarında; "www.....com.tr ve www.....com.tr alan adlarının her ikisinin 14.01.2014 tarihinde tescil ettirildiği, söz konusu alan adlarının davalı ... ... ... Plastik Kauçuk ve Polimer Ürünleri Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğu, www.....com alan adının 02.11.2013 tarihinde tescil ettirildiği, söz konusu alan adının davalı ... ... ... Plastik Kauçuk ve Polimer Ürünleri Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğu, www....-tekstil.com alan adının 29.01.2004 tarihinde tescil ettirildiği, söz konusu alan adının kayıt ettiren (registrant) bölümünün boş geldiği, bu nedenle alan adının sahibinin tespit edilemediği, ancak “Administrative Contact” bölümünde davacı ... ... ibaresi yer aldığı görüldüğü, bu nedenle söz konusu alan adının davacı ... ... tarafından işletildiğinin anlaşıldığı, Davacı – karşı davalı tarafından işletildiği anlaşılan www....-tekstil.com alan adlı web sitesinde “...” ibareli görselinin markasal şekilde 17.12.2004 tarihinden itibaren kullanılageldiği, Davalı – karşı davacıya ait olduğu tespit edilen www.....com.tr, www.....com.tr ile www.....com alan adlı web sitelerinin archive.org üzerinde geçmiş tarihli sürümlerinde yapılan incelemelerde, en erken olarak 20.01.2014 tarihi itibariyle “...” ibaresinin kullanıldığı, ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Değişik İş Dosyasında, ....com internet sitesinde, www.....com.tr ve www.....com.tr alan adlarındaki kullanımlarda markaya tecavüze ilişkin şartların mevcut olmadığı ve bağlantılı olarak haksız rekabete ilişkin şartların mevcut olmadığı tespit edilmiş olmakla işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, www.....com alan adındaki kullanımlarda davalı tarafın bu eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka haklarına tecavüz oluşturacağı ve bağlantılı olarak TTK m.55/1-a-4 kapsamında haksız rekabete ilişkin şartların mevcut olacağı tespit, sonuç ve kanaatine varılmış olmakla birlikte, davanın 24/12/2021 tarihinde açılmış olduğu, Davalının tecavüze konu kullanımının ise 2014 tarihi olarak tespit edilebildiği dikkate alındığında 5 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle tecavüze konu davalı eylemleri açısından davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayacağı tespit edilmiş olmakla işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinin 10/01/2014 tarihi olduğu, unvan terkini istemiyle işbu davanın 24/12/2021 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin dolmuş olduğu tespit edilmiş olmakla işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, gerek sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerekse de markaya tecavüzün devam ettiğini gösterir 2014 yılı sonrası bir kullanımın dosyaya sunulan deliller kapsamında mevcut olmadığı dikkate alındığında alan adının devrine ilişkin şartların mevcut olmadığı tespit, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, raporun hazırlandığı tarihe kadar, emsal lisans sözleşmesi sunulmadığı, bu nedenle maddi tazminat talebi doğrultusunda hesaplama yapılamadığı, emsal lisans sözleşmesinin incelemeye sunulması halinde bu yönde ek rapor hazırlanabileceği, aksi halde davacı/karşı davalı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: Karşı Davalıların, ilgili ibarenin kullanımı açısından Karşı Davacı şirketin ticaret siciline tescili (10/01/2014) öncesinde fiili kullanımlarının olduğu (21/02/2008) tespit edilmekle, önceye dayalı kullanım sebebiyle Karşı Davacı şirketin ticaret unvanında doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin şartların mevcut olmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davacı-karşı davalı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Davacı ve ... .... unvanlı firmanın 01 Ocak 2009 tarihinde ... ... ( ACENTALIK SÖZLEŞMESİ ) başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre, başka tedarikçilerin bu ürünü "..." ibaresi ile satması durumunda ...'in yasal işlem yapma konusunda hakkının olduğunun belirtildiği buna göre dava açma ve kullanma yetkisinin davacı üzerinde bulunduğu anlaşılmıştır. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. Toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacı şirketin mümessil olarak İtalya'da faaliyet gösteren firmanın ürünlerinin Türkiye'de satışını yaptıkları, fatura ve ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, aralarında ticari ilişki bulunduğunun tespit edildiği, tespit edilen ve dosyaya bir örneği sunulan ilk faturanın 21/02/2008 tarihli olduğu, öncelik hakkı yönünden davacının öncelik hakkının bulunduğu, davacının davalıya karşı ilk olarak 2021 yılında tespit talebinde bulunduğu, www.....com.tr ve www.....com.tr alan adlarının her ikisinin 14.01.2014 tarihinde davalı adına tescil ettirildiği, söz konusu alan adlarının davalı ... ... ... Plastik Kauçuk ve Polimer Ürünleri Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğu, www.....com alan adının 02.11.2013 tarihinde tescil ettirildiği, söz konusu alan adının davalı ... ... ... Plastik Kauçuk ve Polimer Ürünleri Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğu, internet sitesinde ... ibareli markasal kullanımın bilirkişilerce arşiv kayıtlarının incelenmesinde 14/05/2014 tarihli olduğu, yine www.....com.tr alan adının da 10/01/2014 tarihli olduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ticaret siciline tescil tarihinin 10/01/2014 tarihi olduğu, bu durumda 2014 yılından itibaren dava ve tespit tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin dolmuş olduğu, her ne kadar kötüniyet halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybının uygulanamayacağı ve bu kötüniyet iddiasının davacı karşı yanca ileri sürüldüğü görülmüş ise de; iddiasının ispatla yükümlü olan davacı karşı davalının, mevcut bilgi, belge ve delillere göre bu iddiasının ispatlayamadığı, marka tescilinin, alan adı tescilinin ve ticaret unvanı tescilinin tek başına kötüniyetin varlığına delil teşkil etmeyeceği bu nedenle kötüniyetli tescil iddiasının yerinde olmadığı, dosyada davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatının bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı-karşı davacı yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacı şirketin mümessil olarak İtalya'da faaliyet gösteren firmanın ürünlerinin Türkiye'de satışını yaptıkları, fatura ve ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, aralarında ticari ilişki bulunduğunun tespit edildiği, tespit edilen ve dosyaya bir örneği sunulan ilk faturanın 21/02/2008 tarihli olduğu, davacının kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkının bulunduğu, davacı karşı davalı ... ... adına 2015/12340 sayılı tescilli markanın 13/02/2015 başvuru 25/07/2016 tescil tarihli olduğu,İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/23 Esas-2024/33 Karar sayılı ,Kullanmama nedeniyle iptal kararında da 2015 12340 sayılı ... markasının tescilli olduğu 17. Sınıfın 01. alt sınıfında bulunan “Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler” kapsamındaki “Silindir Sargı Bandı” ürününde davacı tarafından 2008 yılından itibaren ciddi bir şekilde kullanıldığının tespitinin yapıldığı, davacı Tuncay ... adına tescilli 06/05/2019 tarihli ... markasının tescil tarihinden itibaren de sessiz kalma süresinin dolduğu, mahkemece hükümsüzlük ve tecavüz yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/23 Esas-2024/33 Karar Sayılı ilamı ile karşı taraf adına TPMK Nezdinde 2015/12340 Numara ile tescilli markanın 17. sınıfta yer alan dava dışı emtialar yönünden SMK M. 9. VE 26. uyarınca kullanmama nedeni ile 26/07/2021 tarihinden itibaren iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiş ise de, iptal kararının dava konusu emtiaya ilişkin olmaması nedeniyle kesinleşmesinin beklenilmesine gerek olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/12/2022 tarih ve 2021/635 E., 2022/288 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025