İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı avukat tarafından müvekkilinden adli işlemlerde lazım geldiği gerekçesiyle hile ile alınan imzalı boş a4 kağıdını printırdan geçirmek suretiyle sahte bir bono metnine dönüştürdüğünü ve kısım kısım iki ayrı icra takibine konu edildiğini, emsal içtihat…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/266 Esas KARAR NO:2026/465 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:04/11/2025 NUMARASI:2025/116 E. - 2025/886 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı avukat tarafından müvekkilinden adli işlemlerde lazım geldiği gerekçesiyle hile ile alınan imzalı boş a4 kağıdını printırdan geçirmek suretiyle sahte bir bono metnine dönüştürdüğünü ve kısım kısım iki ayrı icra takibine konu edildiğini, emsal içtihatlar doğrultusunda uzman bir heyet marifetiyle dava konusu senedin ısıl işleme maruz kalıp kalmadığının ve imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığının, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkını belirlemek, imzayı oluşturan hatlarda toner partikül sayımı yapmak suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasını, sahte olarak sonradan oluşturulan senet yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, davalının şirket adına aldığı vekaletnameyi müteakip hiçbir adli işlem yapmadığı halde yıllarca oyalandığını, müvekkilin aranarak İcra Müdürlüğünden işlem yapılacağının ve boş bir kağıda imza atması gerektiğini, konunun acil olduğunu, imzayı arabada alıp adliyeye geçeceğini, aksi takdirde sorumluluk kabul etmeyeceğini söylediğini, vekil-müvekkil ilişkisinin yarattığı güven ve tehdit ile sağladığını, müvekkili ... tarafından adı, soyadı yazılarak imzalanmak durumunda kalınan A4 kağıdının üzerine emre muharrer senet (bono) metnini printerda basarak “715.000 USD.”lik bir kambiyo senedi haline getiren davalının, işbu sahte senedi kısmi icra takiplerine konu etmek suretiyle müvekkilinin malvarlığının tamamına haciz koydurttuğunu, bir kambiyo taahhüdünde bulunma iradesi bulunmayan müvekkilinin sahte senet nedeniyle sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun mağduru olduğunu ve çok sayıda menkul ve gayrimenkulünü bu suretle kaybetme tehdidi altına girdiğini, taraflar arasında bu tutarda bono düzenlenmesini gerektirir hiçbir hukuki iş/işlem bulunmadığını, davalının bu suretle dolandırıldığı müvekkilinin de dahil onlarca müvekkilinin ikame ettiği ceza/hukuk davalarında bonoların borç olarak verdiği tutarlar karşılığında kendisine verildiğini ileri sürdüğünü, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından çok sayıda ceza davası ve soruşturma dosyasının bulunduğunu, davalının davaya konu bonoyu da aynı şekilde sahte olarak tanzim ettiğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, avukat olan davalı hakkındaki soruşturma dosyası Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu'nun 2022/13672 B.M numaralı soruşturma dosyası derdest olduğunu, ileride telafisi güç zararların doğmaması için ihtiyati tedbir kararı ittihazını talep ettiklerini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını savunarak; müvekkilinin 715.000 USD tutarındaki işbu emre muharrer senet ve davalının bu senede dayalı başlattığı Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ..., ve .... numaralı icra takip dosyaları bakımından borçlu bulunmadığının tespitini, icra takip dosyalarına yatan paraların alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbiren durdurulmasını, takip konusu tutarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının kendi isteği ile senedi verdiğini, daha sonradan ödememek için türlü bahanelere başvurduğunu, öncelikle senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, yapılan inceleme ile imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiğini, haksız menfaat peşinde olduğunu, imza inkarı ile ilgili itirazları İstanbul Anadolu 12.İcra Hukuk Hakimliğinin 2020/589 esas ve 2020/504 esas sayılı dosyaları ile imzaya vaki itirazlarının reddolduğunu, bu kararların istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının kendisinden muhtelif zamanlarda borç para aldığını, bunları ödemediğini, senedi ödememek için türlü hilelere başvurduğunu, davacının kendisinden aldığı paralara karşılık ... şubesindeki hesaba "alınan paranın iadesi" yazmak suretiyle kendisinin hesabına muhtelif miktarlarda paralar havale ettiğini, borcu olmadan alınan paranın iadesi diye yazmak suretiyle para gönderilemeyeceğini, bu durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının 10/07/2019 tarihli 580.000,00 TL'si borçlusu ... ve alacaklısı kendisi olan senedi kendi ismini yazmak suretiyle imzaladığını ve ciro ettiğini, bu senedin İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasında olduğunu, davacının kendi şirketi olan ... Firmasına ait ... .... şubesinden verilen çek karnesi ile kendi adına düzenlediği 20/05/2018 tarihli 60.000,00 TL'si ve aynı bankadan kesilmiş 20/06/2018, 20/07/2018 ve 20/08/2019 tarihli her biri 60.000,00 TL olmak üzere 4 adet çeki kendisi ciro ederek kendisine verdiğini, daha sonra "banka çekleri geri istiyor kredi kullanacağı ve sana para vereceğim" demek suretiyle kendisini kandırarak bu çekleri aldığını, çeklerin davacı tarafından kendisine verildiğini, davacının birtakım kişilere de çekler tanzim ederek verdiğini, bu çeklerden dolayı da cezalar aldığını, davacının avukatı diğer dosyalarda da aynı iddialarda bulunmak suretiyle kendisini karalamaya çalıştığını, bu şekil suçlamalarda bulunulmasının tamamen borçlarını ödememek gayesinden kaynaklandığını, bankadaki dolar hesabının celp edildiğinde bu şekil paralara ihtiyacının olmayacağının görüleceğini, davacının yüksek tahsilli ve boşa imza atmayacak kadar akıllı bir kişi olduğunu savunarak; davanın reddini, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEME KARARI;İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2025 tarihli 2025/116 E- 2025/886 K sayılı kararıyla; "Davanın KABULÜ ile, davacının İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı ve İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı takiplerine konu edilen 20/08/2018 düzenleme, 15/06/2019 vade tarihli, 715.000,00 USD bedelli bonodan kaynaklı olarak ve anılan takiplerde davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, -Davacının kötüniyet tazminatı talebinin KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu 878.750,00 TL ve İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu 1.017.900,01 TL alacağın %20'sine karşılık gelen toplam 379.330,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSU;Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemece yargısal değerlendirme yetkisinin bilirkişi raporu ile yerine getirildiğini, hakimin serbest delil taktir yetkisinin fiilen ortadan kaldırılarak yargılama faaliyetinin teknik bir görüşe indirgendiğini, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin, kesinlik içermeyen, sadece teknik ihtimal dahilinde bulgular olup bu tespitlerden borç ilişkisinin hiç doğmadığı sonucuna ulaşılmasının ispat hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın mahiyetinin ticari veya cari hesaba dayalı bir ilişkiden değil, avukat müvekkil ilişkisi çerçevesinde davalının davacıya şahsen ve müteaddit defa borç vermesinden kaynaklandığını, uyuşmazlığa konu senedin, davalının davacıya borç verdiği paraların iadesi amacıyla düzenlendiğini, yazılı ve güçlü delil niteliğinde olduğunu, imza sahibinin sonradan doğacak hukuki sonuçlara katlanması gerektiğini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de hukuken aşırı ve gereksiz bir yaptırım olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine cevabında; istinaf sebeplerinin yerinde olmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. GEREKÇE;Davacı vekilinin, davalı avukat tarafından hile ile müvekkilinden boş kağıda alınan imzanın sonradan 715.000 USD bedelli senet haline getirilerek icra takiplerine dayanak yapıldığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce istinaf incelemesinin, öncelikle HMK 355. Madde gereğince kamu düzeniyle ilgili hususlarda resen yapılması gerektiği, kamu düzeniyle ilgili bir usule aykırılık görülmesi halinde, 6100 Sayılı HMK 353/1-a maddesi gereğince; taraflarca ileri sürülen ve davanın esasına ilişkin olan istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderileceği düzenlenmiştir.Mahkemenin gerekçeli kararının incelenmesinde, kararın gerekçe kısmında, mahkemece alınan 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunun özetine yer verilmediği, bilirkişi raporunun fotoğraf görüntüsünün alınarak doğrudan kararın gerekçe kısmına yapıştırıldığı, hatta bilirkişi raporunun ilk sayfasına atılan bilirkişi imzalarının da kısmen karar gerekçesinde yer aldığı görülmüştür.6100 Sayılı HMK 297.maddesinde: “ (1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Düzenlemesi getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2.11.2011 gün ve 2011/11-567, 2011/676 sayılı kararında; " Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Hakim, hükmün gerekçesini hazırlarken içtihat ve bilimsel görüşlerden yararlanabilir..Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bulmalı ve hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve nedenlerini gerekçede açıklamalıdır. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar (Kuru Baki, Arslan Ramazan,Yılmaz Ejder,Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara 2011,22.Bası, s:472).Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince: Somut olayda, mahkemece direnme kararının gerekçe kısmında marka olarak tescili istenilen işaret ve emsal olarak alınan dava dışı markalar şekil olarak değişik boyutlarda gösterilmiştir. Hüküm kısmında ise bu duruma uygun bir fıkra bulunmamaktadır. Mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verebilirse de hükmün gerekçe kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüte neden olunmasına yol açabilecektir." denilerek mahkemenin direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, kararın gerekçe kısmında da markaların şekil unsuruna yer verilmesinin usule uygun olmadığı açıklanmıştır. Yukarıda emsal olarak dayanılan yargı kararı da gözetildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiği, bu itibarla gerekçeli kararda bilirkişi raporu fotoğrafına ve rapor içerisinde kısmen bilirkişi imzalarına yer verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olup Dairemizce resen dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 355. Madde ve 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile; 2-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2025 tarih, 2025/116 E. 2025/886 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026