İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... aleyhine davalı ... tarafından İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus haciz yolu takip ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline 14/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1089 KARAR NO : 2025/1600 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/02/2023 NUMARASI : 2022/128 E. - 2023/83 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... aleyhine davalı ... tarafından İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus haciz yolu takip ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline 14/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibine konu kambiyo senedinin alacaklısı ... olan, 01/05/2019 düzenleme tarihli, 10/01/2020 ödeme tarihli, 75.000,00 USD bedelli senet olduğunu, icra takibine konu senedin 2002 tarihinde müvekkili tarafından davalıya teminat amacıyla verildiğini, karşılığında hiçbir mal veya para alınmadığını, davalının senedi yırttığını belirterek iade etmediğini, anlaşmaya aykırı ve kötü niyetli şekilde zaman aşımının önüne geçmek amacıyla doldurulduğunu, senedin üzerinde tahrifat yapılarak takip başlatıldığını, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, senedin teminat olarak verilmesinin 20 yıl önceye dayandığını, müvekkilinin kendi işini kurması sebebiyle davalıya ait ... su adı ile müvekkil ile hurda altın işinde çalışmaya devam ettiğini, 2002 senesinde, davalıya ait Çeliktepe'deki kuyumcu dükkanında oturdukları sırada davalının, müvekkiline bir senet uzatarak ticaretlerinin devam etmesi için senedi imzalamasını istediğini, müvekkilinin de senedi imzalayarak davalıya verdiğini, senette düzenleme veya ödeme tarihi olarak herhangi bir tarihin bulunmadığını, bedelin de nakden veya malen hangi gerekçe ile ahzolunduğu kısmının boş olduğunu, müvekkilinin senedi imzalamasındaki tem gayenin ticarette güven kurulması olduğunu, müvekkilin böyle bir borcu olmadığını, müvekkilinin 2006 yılından sonra emlak ofislerinde eğitim vermeye başladığını, 2004 senesinden sonra kuyumculuk sektörü ile hiçbir ilgisi ve ilişkisi kalmadığını, müvekkilinin davalı ile 2002 yılından beri hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığını, 2019 düzenleme tarihli bir senet ile alacak iddia eden davalının hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü olduğunu ve bu durumu kanıtlaması gerektiğini, davalının açığa imzayı kötüye kullanması sebebiyle savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını, senette müvekkilin yazılı adresinin 20 sene önce oturduğu adres olduğunu, bu adresten 2007 yılında taşındığını, senette vergi numarası olarak 2002 yılındaki vergi numarasının bulunduğunu, sonrasında şahıs şirketlerinde T.C kimlik numarası vergi numarası haline geldiğinden, senette yazılı vergi numarasının geçerliliğini yitirdiğini, bu durumun da senedin yıllar önce düzenlendiği yönündeki iddiaları doğrular nitelikte olduğunu, gelişen teknoloji ve inceleme yöntemleri sonucu mürekkep yaşının tespit edilebildiğini, bilirkişi incelemesi ile bu durumun tespitinin sağlanabileceğini, bunun haricinde icra dosyasında davalının talep ettiği takip öncesi faizin de fahiş olduğunu, davalı tarafından talep edilen faizlere ve faiz oranlarına itiraz ettiklerini, ayrıca müvekkilinin adına kayıtlı herhangi bir menkul veya gayrimenkulü bulunmadığını, evini zor geçindirdiğini, bakmakla yükümlü olduğu bir eşi ve çocuğu olduğunu, senedin icraya konulmasına karşın bir menfi tespit davası ikame edecek harcın minimum 25.000,00 TL olduğunu, böyle bir parasının veya birikiminin bulunmadığını, bu nedenle de HMK 209 gereği yazı ve imzaya inkar ettiklerinden bahisle teminatsız şekilde takibin durdurulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, borçlarına karşılık bono keşide eden davacı ile vade tarihinin gelmesi üzerine görüştüğünü, borcunu ödeyeceğini söylemesi üzerine beklediğini, ancak en sonunda davacının müvekkilini oyalayarak borcunu ödememesi üzerine icra takibi başlattığını, senedin teminat senedi olduğuna dair iddiaların asılsız olduğunu, ayrıca senedin üzerinde böyle bir ibarenin bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddini, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/128 esas, 2023/83 karar sayılı, 01/02/2023 tarihli kararı ile; "Anlaşmaya aykırı şekilde senedin doldurularak takibe konulmuş olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Bu sebeple davacının senede eklenen düzenleme ve vade tarihi üzerinde imza yaşı incelemesi yapılması talebi, tanık dinletme talebi hem esasa etkili olmayacağından hem de davalının rıza göstermediğine dair açık itirazı da gözetilerek reddedilmiştir. Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmakla davacıya yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunması için üsre verilmiş, dayanmadığı takdirde sözlü tahkikata geçileceği ihtar edilmiştir. Davacı vekili, verilen sürede 18/12/2022 tarihli dilekçesi ile davalının 2018-2021 yıllarındaki defterlerinin incelenmesini talep etmiştir. İspat yükü davacıda olup, davalının 2018-2021 yıllarındaki defterlerinin incelenmesinin sonuca etkisi yoktur. Senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması halinde de davacının haklılığı ortaya konmuş olmayacaktır. Senedin düzenleme ve vade tarihleri, bononun sonradan doldurulabilir unsurlarıdır. Sonuç olarak, davacının iddiasını ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla, davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin yargılama neticesinin eksik inceleme ile ve delillerin takdirinde hataya düşerek davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin kararına gerekçe olarak davacı vekili olarak kendilerine verilen sürede 18/12/2022 tarihli dilekçesi ile davalının 2018-2021 yıllarındaki defterlerinin incelenmesini talep etmişse de; ispat yükünün davacıda olup, davalının 2018-2021 yıllarındaki defterlerinin incelenmesinin sonuca etkisi olmayacağını ve senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması halinde de davacının haklılığı ortaya konmuş olmayacağını ve yine senedin düzenleme ve vade tarihleri, bononun sonradan doldurulabilir unsurlar olduğunu gösterdiğini, söz konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin dosyada bizzat takip konusu senet metninde delil başlangıcı mahiyetinde olgular olduğu halde eksik inceleme ile hüküm tesis ettiğini, dava konusu senedin 20 sene önce tanzim edildiğini, tanzim ve vade tarihlerinin boş bırakıldığını, senedin zamanaşımına uğradığını iddia etmelerine rağmen mahkemenin dosyada bizzat takip konusu senet metninde delil başlangıcı mahiyetinde olguları nazara almayarak tanıkları dinlemeden ve bilirkişi incelemesi yatırmadan eksik inceleme ile hüküm tesis ettiğini, davalı tarafın ticaret mahkemesinin görevli olmadığına dair bir itirazda bulunmadığı gibi taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini, HMK m.222 kapsamında karşı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi istenmiş olduğu halde yerel mahkemenin hukuka aykırı olarak bilirkişi incelemesi taleplerini reddettiğini, eksik inceleme ile hukuka aykırı karar tesis ettiğini, davalı tarafın yargılama sayfahalarında ticaret mahkemesinin görevli olmadığına dair bir itirazda bulunmadığı gibi taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu yazılı ve sözlü olarak kabul ve beyan ettiğini, taraflarınca HMK m.222 kapsamında karşı taraf taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi istenmiş olduğu halde mahkemenin hukuka aykırı olarak bu talebi reddettiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek bir olgu bulunmadığını, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanmadığını, ticari defterlerin incelenmesinin sonuca bir etkisi bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; bedelsizlik iddiasına dayalı olarak icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacının anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia ettiği, imzası inkar edilmeyen 75.000 USD bedelli, 01/05/2019 düzenleme tarihli, 10/01/2020 ödeme tarihli bonoya dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunduğu, davacının keşideci, davalının lehtarı olduğu bononun davalı tarafa 2002 yılında teminat amacıyla boş olarak verildiğini, bedelsiz olduğunu, davalının sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurup icra takibine konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep ettiği görülmüştür. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada ''bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası'' olarak adlandırılmaktadır. Huzurdaki dava, bedelsizliğe dayalı olarak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup kambiyo senetleri, düzenlenme sebebini teşkil eden temel borç ilişkisinden soyut (mücerret) olma özelliğini taşıdığından dolayı, bono hamilinin ‘temel borç ilişkisini ve bu ilişki nedeniyle senet borçlusundan alacaklı olduğunu’ ispatlamasına gerek yoktur. Anılı ''mücerretlik ilkesi'' gereğince kambiyo senedine dayalı alacaklar bakımından ispat yükü yer değiştirmekte olup kambiyo senedi borçlusunun, kambiyo senedinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel borç ilişkisini ve bu ilişki kapsamında borçlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesinin atfı kapsamında bonolarda da uygulanması gereken TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, açık bono düzenlenmesi durumunda açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yönünden ispat yükünün HMK'nın 201. maddesine göre yazılı delil olmak kaydıyla davacıya ait olduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki kanuni açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, davaya konu bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurularak takibe konulduğu ve bononun bedelsiz olduğuna ilişkin davacı iddialarının ancak yazılı delille ispat edilebileceği, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, bununla birlikte dosya kapsamında bu yönde ispata elverişli yazılı bir delil bulunmadığı, kambiyo senetlerinin ticari deftere kayıt zorunluluğunun bulunmadığı, davacının HMK'nın 222/5 maddesi kapsamında münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasının sonuca etkili olmayacağı, davacının ilk derece mahkemesi tarafından hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı, bu hâli ile davacının iddiasının dosya kapsamında ispata muhtaç kaldığı, böylece davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2023 tarih ve 2022/128 E., 2023/83 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025